Eki 22

BALAD-ORNEKLERI

Genel Yorum Yaz


BALAD:

Batı şiirinde efsanemsi, masalımsı, çoğu zaman acıklı, kimi zaman gülünç olayları, söylenti niteliğindeki eski hikâyeleri işleyen; 3 uzun 1 kısa bentten oluşan bir nazım biçimi ve türü.

Balad, Ortaçağ�da danslara eşlik eden öykülü kısa lirik şiirlerdi. 18. Yüzyıldan bu yana, geleneksel biçimini aldı, masal ve efsane niteliğindeki konuları işleyen kısa anlatı şiiri olarak kullanıldı. Çağdaş edebiyatta geleneksel balad�ın biçimi ve özü değiştirilerek; hikâyenin yanında, kimi zaman düşsel, kimi zaman duygusal (lirik) yönü ağır basan modern baladlar yazıldı. (Msl.Atilla İlhan�ın �İhtiyarlar Baladı�; Oscar Wilde�nin �Reading Zindanı Baladı� gibi.)

Türk edebiyatında balad biçimi kullanılmamıştır. İkinci Meşrutiyet döneminde, Yahya Kemal�in Nazar ve Mehlika sultan adlı şiirleri konu bakımından balad özelliği göstermektedir. Cumhuriyet dönemi edebiyatımızda, kimi şairler, modern balad yazmaktadırlar.

Balad, nazım biçimi olarak 3 uzun, 1 kısa bentten oluşur. Sondaki kısa bent Tanrı�ya, Prense, beye vb. seslenen �sunu� bendidir. Bentlerin son dizeleri bir çeşit kavuştak (nakarat) gibidir, hiç değişmeden tekrarlanır.

Uzun bendlerin dize sayısı çeşitli olabilir (7,8,9….20 vb.); ancak, ilk bentte kaç dize varsa, öteki bentlerde de o kadar dize bulunması gerekir; Sunu bendi, genellikle 4-5 dize olur.

Balad�da kafiye düzeni, şairin tutumuna göre çeşitlilik göstermekle beraber genellikle çapraz kafiye kullanılmıştır.

Örnek: ASILMIŞLARIN BALADI

Olmayın bu kadar katı yürekli
Ey dünyada kalan insan kardeşler;
Allah da sizden razı olur belki
Sizler acırsanız bizlere eğer;
Şurada asılmışız üçer beşer;
Kuş sütüyle beslenen şu bedene
Bir bakın, dağılmada günden güne;
Bakın kül olan kemiklerimize,
Gülmeyin, dostlar, bu hale düşene;
Tanrı�dan mağfiret dileyin bize.

Kanun namına öldürüldük diye
Hor görmeyin bizleri, kardeş bilin;
Dünyada herkes akıllı olmaz ya,
Madem alnımıza yazılmış ölüm,
İsa Peygambere dua edinde
Yanmaktan cehennem ateşlerinde
Esirgesin bizi, acısın bize.
Etmeyin, işte ölmüşüz bir kere;
Tanrı�dan mağfiyet dileyin bize.
Görmedik bir gün olsun rahat yüzü;
Yağmur sularında yıkandık yunduk;
Kurda,kuşa yedirdik kaşı, gözü;
Gün ışıklarında karardık, yandık;
Kuş gagalarıyla kalbura döndük;
Durmadan kah şu yana, kah bu yana
Esen rüzgâra sallana sallana…
Kargalar geldi kondu üstümüze.
Sakın siz katılmayın bu kervana.
Tanrı�dan mağfiret dileyin bize.

SUNU
Büyük İsa, cümlenin efendisi
Cehennem ateşinden koru bizi;
Koru bizi, acı da halimize.
Dostlar, görüyorsunuz halimizi;
Tanrı�dan mağfiret dileyin bize. (Villon, çeviri: Orhan Veli Kanık)

(Kaynak:Edebiyat Terimleri Sözlüğü- Murat AKINCI)

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:


Yorum Yaz