SERVET-İ FÜNÜN EDEBİYATINDA EDEBİ TÜRLER
SERVET-İ FÜNÜN DÖNEMİNDE TÜRK ŞİİRİ
Servet-i Fünün şiiri;dil,şekil ve anlayış bakımından Tanzimat şiirinden tamamen farklıdır.Servet-i Fünün şiirinde her şeyden önce güçlü bir musiki vardır.Bu musiki özelliği,şekil kusursuzluğu bakımından daha çok Teyfik Fikret’in manzumelerinde görülür.İç musukiye oldukça ileri bir söyleyişle Cenap Şahabattin’in şiirlerinde ulaşılmıştır.Servet-i Fünün şiirine kadar Türkçe aruz ölüsüne uydurulurken,bu dönemde aruz Tükçeye uydurulmaya başlanmıştır.Muallin Naci,Teyfik Fikret,Cenap Şahabettin daha sonra Yahya Kemal ve Faruk Nazif Çamlıbel aruz ölçüsünü başarıyla uygulayanlardır.Aruz ölçüsünde ısrar eden Servet-i Fünün şairleri hece ölçüsünü tercih etmemişlerdir.
Servet-i Fünün şiirinde şairin iç dünyasındaki çalkantılar,Sevinçler,üzüntüler,bulanımlar ağırlıklı olarak işlendi.Servet-i Fünuncular toplumsal konular üzerinde durmadılar;ancak zamanla dış dünyanın güzelliklerini görmeye daha iyi tasvir etmeye başladılar.Cenap,şiir ile doğa arasında ahenkli bir denge kurmayı başardı.
Şairler,duygu ve düşüncelerini daha kolay anlatabilecek dile sahip oldular.Mısra ve beyit esasına uymak zorunluluğundan kurtuldukları için daha serbest yazdılar.Servet-i Fünün şairleri nazım şekillerini serbestçe kullandıklarından Türk şiiri,iç ve dış unsurlar bakımından gelişme gösterdi.Servet-i Fünün Dönemini Türk şiirinin olgunlaştığı bir dönem olarak kabul etmek gerekir.
Batıedebiyatının klasik şekillerinden sayılan soneyi ilk kullanan Süleyman Nesipise bu türün en olgun örneklerini Teyfik Fikret ve Cenap Şehabettin vermiştir.Divan şiirindeki müstezat şekli geliştirilmiş,Teyfik Fikret ve Cenap Şehabettin serbest müstezat şeklinin en güzel örneklerini yazmıştır.Bütün bu şekillerde uyak anlayışı,göz için değil kulak içindir.
Anlamın bir mısrada tamamlanmaması onu tamamlayacak sözcüklerin diğer mısraya bırakılması şeklindeki söyleyişin (Anjanbman-ulantı)ilk ve başarılı örnekleri Servet-i Fünün şiirinde görülür.Teyfik Fikret, bu söyleyiş özelliği ile nazmı ,nesre yakınlaştırmıştır.Aynı zamanda bu söyleyiş,şiirin bütününde güzellik anlayışına bir açıklık getirmişir.
Şiirde konu zenginliği,Tazimat döneminde Abdülhak Hamit’le başlamıştır.ancak asıl konu zenginliği,Servet-i Fünün şiirinde görülür.
Bu dönemin şiir dilini kuran Tevfik Fikret’tir.Cenap Şahabettin ‘in Fransız sembolistlerin etkisi ile yazdığı şiirinde mecazlı ve istiareli söyleyişler dikkat çekecek ölçüdedir.Çünkü Cenap Şahabettin ,Aprupada eğitim görmüştür.Teyfik Fikret ise divan ve Tanzimat kültürlerinin izlerini her zaman taşımıştır.
Servet-i Fünün Edebiyatının önemli özelliklerinden biride dilinin oldukça ağır,anlaşılması zor olmasıdır.Bu dönemin sanatçıları,eserlerinde süslü cümleler;zarif,ahenkli fakat duyulmamış sözcük ve terkibleri kullanmak yolunda sanki birbiriyle yarışmışlardır.Arapça ve Farsçadan seçtikleri sözcükleri ilk defa kullanmış olmakla adeta övünmüşlerdir.Servet-i Fünün sanatçıları kendilerine özgü bir dil yaratmışlardır,denilebilir.
Arapça ve Farsçanın zor anlaşılan sözcüklerini seçip kullanmayı hüner sayan bu anlayış Türkçenin sadeleşmesi çalışmarına da oldukça zarar vermiştir.
TEVFİK FİKRET (1867-1915)
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
1.Promete, eski Yunan mitolojisinde yan tanrılardan biridir. İnanışa göre insanlar ateş yakmayı bilmez ve soğuktan titreşirken ateş yakmak, gökteki tanrıların hakkıydı. Promete bu durumu doğru bulmadı, gökyüzünden ateşi çalıp insanlara verdi. Tanrılar bu hareketi küstahlık saydılar. Zeus, Promete’yi Kafkas dağlarında bir sarp kayaya bağlattı. Her sabah bir kartal gelip ciğerlerini yiyordu. Bu zalim işkence devam ederken, Herkül (Herakles) gelir, insanlık için ateş ve ışık veren, Promete’yi kurtarır.
2.Bugün bu tür kahramanlara ihtiyaç var mıdır? Niçin?
3.Türk destanlarında da bugünkü gençlere örnek olacak kahramanlar var mıdır? Araştırınız.
4.Çağdaş insanının özellikleri neler olmalıdır?
24 Aralık 1867’de İstanbul’da doğdu. Akka Mutasarrıfı olan Çankırılı Hüseyin Efendinin oğludur. Galatasaray Lisesinde okumuştur. Küçük memurluklarda bulunmuş, Fransızca ve Türkçe öğretmenliği yapmıştır. Galatasaray Lisesi Müdürü olmuştur. Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanan sanatçı grubunun en dikkat çeken şairidir. Edebiyatımızı şekil ve ruh bakımından yenileştiren Tevfik Fikret, 19 Ağustos 1915’te İstanbul’da ölmüştür.
Tevfik Fikret, Servet-i Fünun Dönemi sanatçılarını kendi sanat anlayışı doğrultusunda etkilemiştir. Tanzimat Döneminde yenilik hareketlerine başlayanların en güçlüsü olan Namık Kemal ölmüş, yeri boşalmıştır. Abdülhak Hamit’le Recaizade Mahmut Ekrem de en olgun eserlerini vermişlerdi. Böyle bir ortamda Muallim Naci ile Hamit’i taklit eden manzumeler yazan Tevfik Fikret, 1891’den sonra kendine özgü bir dil ve uslup yakalamıştır. Bu oluşumda etkili olan şair ise parnasizm akımının temsilcilerinden Coppee’dir.
İnsan hayatının bazı dönemlerinde ruhi yönden değişmeler olabilir. Fikret’in hayatında da böyle bir değişme olmuştur. Çok iyimser olan şair 1896-1897 yıllarından sonra dünyayı kötümser bir gözle değerlendirmeye başlamıştır.
7 Şubat 1896’da çıkan 256. sayısından itibaren Fikret, Servet-i Fünun dergisinin sorumlu yazı işleri müdürü olmuştur. Bu dergide yayımladığı ilk şiirlerinde açık bir dil kullanmakla kalmamış, aruzun kalıplaşmış şeklini bozarak şiiri nesre yakınlaştırmıştır. Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatının kesin olarak yerleşmesini sağlamıştır. 1901’e kadar kişisel konuları işleyen şair, bu yıldan sonra sosyal konuları işleyen şiirler yazmıştır. Şiirlerinde noktalama işaretlerine önem vermiştir. Bunun nedeni kendi okuyuş tarzını tamamıyla yazıya aktarabilme düşüncesindendir. Çocuklar için yazdığı Şermin isimli şiir kitabında hece ölçüsü kullanmıştır.
Başlıca Eseleri:
Rübab-ı Şikeste (1899), Haluk’un Defteri (1911), Şermin (1914).
Cevaplar Alttadır.



Yorumlarınızdan…