NESNE
HAZIRLIK ÇALIŞMASI
Özne ile yüklem, bir yargının bildirilmesi için çok kez yeterli olmaz. Özellikle dışa dönük anlam bildiren yüklemler doğrudan etkileyecek öge gerektirir: “Çocuk kapıyı açtı.” / “Kamyonlar kavun taşır.” / “Deli eder insanı bu dünya.” Vb.
“Çocuk kapıyı açtı.” Cümlesinde açtı yükleminin bildirdiği eylemin etkisini hangi öge alıyor? Belirtiniz.
KISA AÇIKLAMALAR
Cümlede eylemin etkisini doğrudan alan ögeye nesne denir.
Nesne, geçişli etken eylemle kurulan cümlelerde bulunur. Geçişli edilgen eylem yüklemiyle kurulan cümleler, bir bakıma, nesnesizdir. Çünkü bu tür cümlelerde nesne, özne işlevine kaydırılıyor:
Çocuk kapıyı açtı. Kapı açıldı.
Ö. N. etken y. sözde ö. edilgen y.
Biz biliriz bizim işlerimizi
Ö. etken y. n.
İşimiz kimseden sorulmamıştır.
sözde edilgen y.
(Cahit Külebi, Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda)
Geçişsiz eylem cümleleri ile ad cümlelerinde nesne bulunmaz.
NESNE TÜRLERİ
Cümlede nesne işlevindeki öğe, yalın durumda olabileceği gibi yükleme (-i) durumunda da bulunabilir. Bu, o öğenin yansıttığı kavramın genel ya da özel olmasına bağlıdır. Öte yandan, nesne işlevindeki öğe, birden çok eylemin etkisine girecek biçimde kullanılabilir.
Çekim durumlarıyla kullanışlarına göre başlıca şu nesne türleri ayırt edilir:
a.BELİRTİSİZ NESNE
Cümlede, yükleme yalın olarak bağlanan nesneye belirtisiz nesne (bs. n.) denir:
“Ben kitap aldım. Çocuk iki gündür yemek yemiyor.” örneklerindeki gibi.
Cümlede belirtisiz nesneyi bulmak için “ne?” adılından yararlanılır.
Ama beyefendi, geçen hafta Kümbet’in önünde de bir çakma bulmuştuk.
(Refik Halit Karay, Yer Altında Dünya Var)
bulmuştuk : y.
- Bulan kim?
- (Biz) : gizli ö.
-
le="font-size:100%;">Bulunan ne?
- Bir çakmak : bs. n.
Bir çakmak; ama kimin çakmağı, hangi çakmak?… Belli değil.
Cümlede belirtisiz nesne, yalın durumunda kullanılması nedeniyle belirtisiz, genel bir varlığı gösterir.
b. BELİRTİLİ NESNE
Cümlede yükleme (-i) durum ekiyle bağlanan nesneye belirtili nesne (bl. n.) denir: “Siz Ali’yi de yanınıza alın. Burada bizi istemiyorlar.” örneklerindeki gibi.
Cümlede belirtili nesneyi bulmak için “kimi? , neyi? , nereyi?” adıllarından yararlanılır. Bu sözler, genel olarak özne ile yüklem arasında kullanılır.
Suat, ölmeden evvel bu konçertoyu dinlemişti.
(Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)
dinlemişti: y.
- Kim dinlemişti?
- Suat: ö.
- Suat neyi dinlemişti?
- Bu konçertoyu: bl. n.
Belirtili nesne, yükleme –i yükleme eki ile bağlandığı için belirtili, özel bir varlığı gösterir. Bu demektir ki belirtili nesnenin gösterdiği varlık, ilgililerce bilinir.
Bir Alman’dı. Ali’yi çok severdi.
severdi : y.
- Seven kim?
- (O) : ö.
- O, kimi severdi?
- Ali’yi : bl. n.
O yaz Avrupa’yı baştan başa dolaştık.
Dolaştık : y.
- Kim dolaştı?
- (Biz) : ö.
- Biz nereyi dolaştık?
- Avrupa’yı : bl. n.
Araştırılan nesne bir birlikse, ilgili soru çoğullanabilir:
… beygirler yolları, caddeleri aşar, uçar, uçar.
aşar: y.
- Aşan ne?
- Beygirler : ö.
- Beygirler nereleri aşar?
- Yolları, caddeleri : bl. n.
Belirtili nesnede –i yükleme eki düşürülmüş olabilir:
Yar yatağın düşman almaz, giderim.
(Mehmet Emin Yurdakul, Cenge Giderken)
Yatağı-n-(ı)
UYARI!
Özel adlar, birinci ve ikinci kişi adılları, işaret adılları, belirtili ad tamlamaları, gösterme kavramı taşıyan sıfat tamlamaları; cümle ve cümleciklerde ancak belirtili nesne olabilir. Bunun nedeni, anılan dil öğelerinden her birinin belirli, özel bir varlığı göstermesidir.
Gerçekten özel adlar, belirli varlıkları / kavramları gösterir. Bu özellik, birinci ve ikinci kişi adıllarıyla işaret adıllarında da vardır. Belirtili ad tamlamalarında da tamlamanın
gösterdiği kavram belirlidir. Aynı özellik, işaret sıfatlarının belirttiği adlarda da görülür. İşte bu nedenle söz konusu birimler, belirtisiz nesne olamıyor:
Dil, belirli bir kavramı belirsiz biçime sokmuyor.
Nitekim, konuşmada da yazıda da, “Sen Ankara gezdin. Biz Orhan bekliyoruz. Ben siz çağırdım. Ben bu istedim. Ben masanın örtüsü aldım. Bu kapı açtım.” denilemiyor. Bu cümlelerin altısında da nesnelerin belirtili olması gerekiyor.
Sevim o geceyi rahat geçirdi.
Korkma, evvel Allah seni üşütmeyiz.
(Reşat Nuri Güntekin, Anadolu Notları)
Küçük kız, o günlerde onun siyah yeldirme ve beyaz baş örtüsü ile sokaktan gelişini / hiç unutmaz.
(Halide Edip Adıvar, Mor Salkımlı Ev)
NESNENİN YERİ
Kurallı düz yazı cümlesinde nesne, yüklemin önünde yer alır:
O zaman, nadiren, bu divanlardan birini açar / ve beş on satır okurum.
(Refik Halit Karay)
Bu sıralanış, belirtisiz nesne için kesindir. Belirtili nesne, sıra değişmelerine bağlı olarak, yüklemin önünden ayrılabilir:
Fikret’in öldüğünü biz Çanakkale’de öğrendik.
(Ahmet Haşim)
NESNE – YÜKLEM UYUMU
Yüklemin soyuna, çatı özelliğine göre, kimi cümlelerde nesne bulunur, kimilerinde bulunmaz. Söz gelimi, kırmak, okumak, yazmak, eylemleri üzerine kurulan cümlelerde nesne bulunur: Hizmetçi tabağı kırdı. İkinci kitabınızı da okudum. Yarın oğluna mektup yazacak.
Büyümek, kalkmak, ölmek eylemleri üzerine kurulan cümlelerde ise nesneye yer yoktur: Fidanlar günden güne büyüyor. Çocuk birdenbire ayağa kalktı. Babası geçen yıl ölmüş.
İşte cümlede nesne gerektiren yüklemin nesne ile, nesne gerektirmeyen yüklemin nesnesiz kullanılması özelliğine nesne – yüklem uyumu denir.
Konunun başında da belirtildiği gibi nesne, geçişli etken yüklemle kurulan eylem cümlelerinde bulunur. Geçişsiz etken ve geçişsiz / geçişli edilgen yüklemlerle kurulan eylem cümleleri ile ad cümlelerinde nesne yer almaz.
Cümlede nesne gerektiren yüklemin nesnesiz, nesne gerektirmeyen yüklemin nesne ile kullanılması uyumsuzluğa, dolayısıyla da nesne eksikliği / artıklığı olaylarına yol açar. Bu anlatım pürüzü, daha çok, ortaçların yer aldığı cümlelerde sıralanan cümlecikler arasında, bağlama yanlışlığı sonucu ortaya çıkar.
Ancak kimseye yan baktığı / yahut takip ettiği / veya söz attığı / da işitilmemiştir.
(Memduh Şevket Esendal)
Bu cümlede takip ettiği ortacı, öge bakımından boşlukta görünüyor: Gerektirdiği nesne yok; önceki ortacın tümlecine ise bağlanamıyor. Cümle, ancak şöyle kurulursa anlatımca düzelir:
Ancak kimseye yan baktığı veya söz attığı yahut (kimseyi) takip ettiği de işitilmemiştir.
Bir toprak parçasının varlığını sürdürebilmesi için, o toprak üzerinde yaşayan halkın, kendi kültürüne bağlı kalması / ve koruması gerekir.
“Bağlı kalmak” ve “korumak” eylemleri, aynı dolaylı tümlece bağlanamaz: bir şeye bağlı kalmak fakat bir şeyi korumak…
Sonuç: Cümlede, koruması yükleminin önüne “onu” nesnesini koymak gerekir:
(ve onu koruması).
Bu kısa geçmişi, daha gerilerde sultan çevresinde tek tük birkaç gösteri denemesiyle biraz daha uzatılabilir.
Edilgen yükleme belirtili nesne bağlanamaz.
Tabanı geçişli olan edilgen eylemin belirtisiz nesnesi olabilir; ancak bu nesne, sözde özne olarak değerlendirilir.
Yukarıdaki cümlenin yüklemi, edilgen çatılı bir eylem olduğuna göre sözde özne gerektirir. Bu nedenle cümlenin başındaki öğe, bu kısa geçmişi değil, bu kısa geçmiş olacak.
DEĞERLENDİRME
1. Nesne ne demektir? Belirtili nesne ile belirtisiz nesne arasında biçim ve anlam yönlerinden ne gibi ayrılıklar vardır? Örneklerle belirtiniz.
2. “Orada yaşayan erlerin içi
Bir tasta yoğurur derdi, sevici”
a. Faruk Nafiz Çamlıbel’den alınan bu nazım cümlesinde özne ve nesneyi gösteriniz.
b. Gösterdiğiniz nesnenin türünü belirtiniz.
3. “Tevfik bunu çok çabuk anladı.” (Halide Edip) cümlesindeki belirtili nesne, belirtisiz de kullanılabilir mi? Niçin? Açıklayınız.
4. “Mademki ister istemez iki gün kalıyoruz, / şu Bodrum’u, dört bin yıllık Halikarnas’ı gezip göreyim, dedi.”
a. Sabahattin Ali’den alınan bu cümlede altı çizilerek belirtilen nesnenin türü nedir? Açıklayınız.
b. Aynı birimlerin, neden belirtisiz nesne olarak kullanılamayacağını belirtiniz.
5. “Kitapları aldı, birer birer okudu, inceledi; sonra da götürüp geri verdi.” cümlesindeki nesneyi, çekim durumuna ve bağlandığı yüklemlere göre değerlendiriniz.

Yorumlarınızdan…