Kas 08

Kahvaltısını yaparak okula giden çocuklar ile kahvaltısını yapmadan okula giden çocuklarda ciddi derecede okul başarı oranı farklılığı yaşanıyor.

Uzmanlar, çocukların okula gitmeden önce mutlaka kahvaltı yapması gerektiğini belirtiyor.

Bartın Sağlık Müdürlüğü Sağlık Eğitim Şube Müdürü Yasemin Güven, okul çağındaki çocukların mutlaka kahvaltı yaparak okula gitmesi gerektiğini belirtti. Kahvaltı yapan çocukların okulda, kahvaltı yapmayan öğrencilere oranla daha başarılı olduğunu belirten Güven, “Beslenmenin okul çağı çocuklarına önemi fazla. Yetersiz beslenen çocuklarda oluşan bazı hastalıkların görülmesi mümkün. Özellikle okul çağında, ana sınıfı da dahil olmak üzere tüm okul çağı çocuklarda dengeli beslenme çok önemlidir. Kahvaltı yaparak güne başlamak gerekir. Uyuduğunda aç kalınıyor. Çocuklar, uyandığında kaybedilen kaloriyi alamazsa, okullarda başarısızlık söz konusu olabilir” dedi. Mutlaka kahvaltı yapmak gerektiğini anlatan Güven, şöyle konuştu: “Sevdikleri şeylerle güne başlatılabilir. Süt veya sevmiyorsa yerine meyve suyu. Yumurta, 4 adet zeytin, kızarmış ekmek, meyve, tahin-pekmez, tahin helvası, ceviz içi, bir bardak süt, bir dilim ekmek veya fındık ezmesi oldukça iyi bir öğün olabiliyor. Mercimek veya tarhana çorbası
yiyerek okula gidilirse, çocukların okul dönemlerini sağlıklı bir şekilde geçirmiş olmasına katkı sağlamış oluruz.”

KAHVALTIDA GAZLI İÇMEYİN

Yasemin Güven, okul kantinlerinde gazlı içecek ve cipsler tüketilerek yapılan kahvaltıların çocukların dengeli beslenmesine engel olduğunu söyledi. Çocukların kahvaltı yapmadan okula gönderilmemesini isteyen Güven, “Kahvaltı dışında kolalı, gazlı içecekler ve cipsler çok fazla tüketilen şeyler. Bunlar çocukların sevdiği yiyecek ve içeceklerdi. Bunlar dengeli beslenmeyi bozuyor. Onun yerine taze sıkılmış meyve suyu veya havuç olabilir. Bunlara önem göstermekte fayda var. Enfeksiyon hastalıklarının önlenmesinden tutun da dengesiz beslenmeler şişmanlık ve obeziteye zemin hazırlayabiliyor. Çocukların ileriki dönemlerine de yansıyor. Şişmanlıklar ileride yüksek tansiyon, kan yağlarında artma, kalp damar ve şeker hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor. Bunun üzerinde çok önemle durması gerekiyor.”

Bartın Sağlık Müdürlüğü Sağlık Eğitim Şube Müdürü Yasemin Güven, okullarda beslenmeler üzerine eğitim düzenlendiğini, 21 bin öğrenciye, 20 bin veliye ve bin 100 öğretmene mektup gönderdiğini sözlerine ekledi.

Yaziyi gonderen admin

Kas 08
KIR ZİNCİRLERİNİ

Geçmişe dönüp bakıyorum, neler yaşadığıma, nelerden ödün verdiğime… Şimdiye kadar ailem tarafından nasıl yönlendirildiğime… Benim ne düşündüğüm önemli değil mi? Benim hayallerim, benim isteklerim ve en önemlisi benim geleceğim…

Bunca zaman “Ben en iyi olmalıyım. Yaptığım her şey mükemmel olmalı. Asla hata yapmamalıyım” diye düşündüm ve bu şekilde büyüdüm, yetiştirildim. Hayat benim için hep bir kurallar yığınıydı, önceliğim her zaman derslerimdi… Arkadaşlar mı? Onlara hiçbir zaman yeterince vakit ayıramadım ki…

Şimdi ise ÖSS ile başım dertte. Gerçi ben sınavlara alışkınım. Bunun öncesinde de lise son sınıfa gelene kadar yarış atı gibi birçok sınava katıldım durdum. Şimdi yine bir sınavla karşı karşıyayım, sadece bu olsa iyi. Bir yandan ailemin istekleri, bir yandan kimlik bunalımı ve kargaşası, bir yanda da kendi geleceğim, umutlarım, hayallerim. Ne yapmalıydım, nasıl davranmalıydım, tüm bunların üstesinden nasıl gelmeliydim.

Annem ve babam benimle ilgili olmadık hayaller kuruyorlar “Neden bir doktor da bizim aileden çıkmasın” ya da “Benim oğlum dünyaca ünlü bir mühendis olacak, adımızı her yerde duyuracak, televizyonlara çıkacak” vs. birde kendi aralarında çekişmeleri, kendi tutarsızlıkları… Bunların altında kendi istekleri, özlemleri ve hayalleri var. Ya benimkiler… Kendileri, gerçekleştiremedikleri geleceklerini benim gerçekleştirmemi istiyorlar, bunun ne kadar doğru olduğunu hiç düşündüler mi bilmiyorum…

Şimdiye kadar hep onların istekleri ön plandaydı, hep mükemmel olmamı istediler, hep onların kuralları… Ama artık ben geleceğimle ilgili kendi kararlarımı kendim vermek istiyorum. Ben doktorluk ya da sizin istediğiniz başka bir mesleği seçmek istemiyorum. Kendi isteklerimle, hayallerimle, benliğimle özdeşleşecek bir mesleğim olsun istiyorum.

“Şu hayat koşullarında çok iyi bir geleceğe sahip olmak için doğru mesleği seçmelisin” diyorlar, “İyi para kazanabileceğin, geleceğini garanti altına alabileceğin bir meslek olmalı seçtiğin. Kariyer yapmalısın, ideallerin olmalı, hep daha iyi olmalıyım ve daha çok kazanabilirim demelisin. Yükselmelisin, bulunduğun konumda da kalmamalısın”. Hep daha yüksek, hep daha iyisi, hep daha ilerisi… Ve bu hırs neyin nesiydi, neden böyle olmalı ki, başka bir yolu yok muydu? Seçtiğin meslekte mutlu olmak bu seçimin neresindeydi? İşini severek yapmak, yaptığın işten keyif almak zor olan şu hayat koşullarında bunun hiçbir değeri yok muydu? Sadece bunlar mıydı meslek seçimi yaparken karar verilmesi gereken değerler…

Şunu biliyorum, benim için her zaman en mükemmelini, en iyisini istediniz, hep yanımdaydınız. Geleceğimle ilgili bu önemli kararı almam sırasında da benim kadar sizde en iyisi olsun istiyorsunuz, bunu biliyorum; fakat geleceğime, kendi fikirlerim doğrultusunda karar vermek istiyorum. Sadece bana para ya da kariyer kazandıracak bir meslek değil, mutlu olduğum, sevdiğim, çalışırken keyif aldığım ve bunlar doğrultusunda bana kariyer kazandıran bir mesleğim olsun istiyorum.

Bunun için ÖSS gibi bir sınavı çok çalışarak yenebileceğimi düşünüyorum, ya sizi? İşte bunu bilemiyorum.

Lütfen ‘Ben’ olmama izin verin, ben artık bir bireyim. Bırakın kendi hayallerim, kendi isteklerim olsun. Sizin başaramadıklarınızı ben telafi etmeyeyim…

Kültür Akademi Rehberlik Uzmanı

Sonay AYDIN

Yaziyi gonderen admin

Kas 08

Köpekbalığını bilirsiniz, denizlerin hâkimidir; peki karada ne yapabilir? Sevimli bir süs köpeği kadar bir yetenek sergileyebilir mi? Peki ya göklerin hâkimi kartal, uçmasını bırakın yürümekte bile zorlanan penguenle deniz altında yarışabilir mi? Çin’in sembolü olan pandalar muhteşem güçlü hayvanlardır. Ama şempanzeler gibi ağaçları tepelerinde daldan dala atlayamazlar. Timsahlar muhteşem güçlü canlılardır; ama yavrularının çoğunu daha yumurta aşamasında iken monitör kertenkelesine ve kuşlara kaptırır. Pek az canlı bu kadar çok kayıp verir. Leoparlar, jaguarlar genellikle yalnız yaşarlar; çünkü avlanmada başarılarını gizliliğe borçludurlar. Buna karşılık aslanlar, sırtlanlar ekip çalışması yaparlar, gerekirse kendilerini göstere göstere avlanırlar. Her birinin başarısı kendi doğalarına uygun davranmalarına bağlıdır. Hatasız teşbih olmaz bilirsiniz; önemli olan kastettiğimiz anlamdır. Şimdi gelelim bu benzetmenin bizi ilgilendiren tarafına.

Klasik görüş yalnızca iki zekâ türü tanımlamaktadır; bunlar Dilsel/Sözel Zekâ ve Mantıksal/Matematiksel Zekâ’dır. Mevcut eğitim sistemi klasik görüş üzerine kurulu olduğu için dilsel ve matematiksel alanın dışındaki zekâları deyim yerindeyse adeta harcamaktadır. Bir penguenden kartallar gibi uçması, bir pandadan şempanzeler gibi ağaçların tepelerinde dolaşması, bir köpekbalığından köpekler gibi koşmasını istemek saçmadır. Bu nedenle Çoklu Zekâ Teorisi herkesin kendi zekâ türüne göre öğrenmesi gerektiğini savunmaktadır.

Çoklu Zekâ Sistemi ise sekiz ayrı zekâ türünü hesaba katmaktadır. Her zekâ türünün öğrenme stratejileri birbirinden farklıdır. Öyleyse yapmanız gereken ilk şey öncelikle zekânızı keşfetmektir. Zekânızı keşfetmek eş deyişle hangi zekâ türlerinde daha iyi olduğunuzu saptamanız için size özel “Çoklu Zekâ Envanteri” hazırladık. Çoklu Zekâ Envanteri’ni sitemizde kendinize uygulayıp zekâ profilinizi çıkarabilirsiniz. Ardından baskın zekâ türlerinize özgü öğrenme stratejilerini bu bölümden hazmederek okuyun. Hangi stratejileri pratik olarak kullanabileceğinizi belirleyin. Ve kullanın.

Çoklu zekâ stratejilerinin bir tür teknoloji olduğunu unutmayın. Eğitimde sıkı rekabet ortamında ileri teknoloji sahibi olan öğrenciler hiç kuşkusuz çok daha avantajlı olacaktır. Yeni öğrenme stratejilerinizi kullanırken bazı alışkanlıklarınız size ayak bağı olabilir. Alışkanlıkları değiştirmek çaba ister. Ama inanın buna değer.

Çoklu Zekâ Kılavuzu iki yıllık kapsamlı bir çalışmayla hazırladık. Ecza dolabında duran hiçbir ilaç hiçbir hastalığı iyileştirmez. İlacı alıp doktorun verdiği reçeteye göre kullanacaksınız ki derdinize derman olsun.

Keyifli bir çalışma süreci umut dolu bir gelecek dileğiyle.

Yaziyi gonderen admin

May 24

Üstün Zekalılar Eğitimi Lisans Programı

Üstün Zekalılar Eğitimi Lisans Programı


2002-2003 öğretim yılında, İstanbul Üniversitesi, HAYEF, Özel Eğitim Bölümü, Üstün Zekalılar Eğitimi Anabilim Dalı eğitim ve öğretim faaliyetlerine başlamıştır.

Bu dalda okumakta olan öğretmen adaylarmız geleceğin bilim adamlarını, sanatçılarını, sporcularını ve yöneticilerini yetiştirmek üzere, Beyazıt İlköğretim Okulu’nda ugulama yapma fırsatı bulmaktadırlar. Proje kapsamındaki öğrencilerin eğitimlerine aktif olarak katılmakta olan üniversite öğrencilerimize, haftalık grup toplantıları ile süpervizyon verilmektedir.Böylece, öğrencilerimiz kazandıkları teorik bilgileri birebir etkileşim içinde uygulamaya dönüştürebilmektedirler.

Milli Eğitim Bakanlığı ile İstanbul Üniversitesi El Ele

Üstün Zekâlı Çocuklara Eğitim Projesi

T.C. Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi arasında 30 Haziran 2002 tarihinde imzalanan protokol gereğince. Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi (HAYEF), Özel Eğitim Bölümü Üstün Zekâlılar Eğitimi Anabilim Dalı’nın katkılarıyla, Beyazıt ilköğretim Okulu’nda Üstün Zekâlı çocuklarımızın eğitimine başlanmıştır.

Böyle bir modelde üstün zekâlı öğrencilerin eğitimini normal yaşıtlarından ayırmadan gerçekleştirilmektedir. Sadece aritmetik ve fen bilgisi derslerinde, üstün öğrencilerin kendi hızlarına göre ilerlemelerine fırsat yaratmak için, günün bir bölümünde normal yaşıtlarından ayrı bir sınıfta destek eğitimi almalarına imkân tanınmaktadır. Milli Eğitim Sistemimizin müfredat programının içeriği, hem normal hem de üstün zekâ düzeyindeki öğrenciler için temelde olduğu gibi korunmaktadır. Ek olarak, öğrencilerin ilgi, yetenek, ve öğrenme hızlarına göre hazırlanmış farklılaştırılmış dinamik bir program uygulaması için imkân yaratılmıştır. Yaratıcılığın ve sistemli düşünme becerilerinin geliştirilmesine; duyuşsal ve sosyal gereksinimlerinin karşılanmasına çalışılmaktadır. Ayrıca, Fakültemiz Yabancı Diller Eğitimi Bölümü’nün öğretim elemanlarının katkılarıyla birinci sınıftan itibaren haftada 2 saat kulüp faaliyeti şeklinde yaban cı dil eğitimine yer verilmektedir.

Projeye Katılım ve Etkinliklerimiz

Üstün Zekâlı çocuklarımız, ilçe Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde zekâ testleri uygulandıktan sonra Proje ekibimiz tarafından son bir incelemeye alınmakta ve başarı sıralamasına göre seçilen çocuklarımızın 1. sınıfa kayıtları yapılmaktadır. Proje kapsamındaki öğrencilerin sınıf öğretmenlerine ve rehber
öğretmenlere yıl boyunca hizmet içi eğitim, velilere yönelik ise eğitim seminerleri düzenlenmektedir.

Geleceğin mimarları olacak üstün zekâlı çocuklarımızın en iyi şekilde eğitilmeleri için, projemize ve Beyazıt İlköğretim Okuluna maddi ve manevi her türlü desteğinizi bekliyoruz.

BEYAZIT İLKÖĞRETİM OKULU’NDA ÜSTÜN ZEKÂLI ÖĞRENCİLER İÇİN PROJE KAPSAMINDA GELİŞTİRİLEN MODEL

Öğretmen adayı öğrencilerin yetiştirilmesinde kurama olduğu kadar uygulamaya da önem verdiğimiz ve üstün zekâlı öğrencilerin hiç değilse bir kısmına gereksinim duydukları farklılaştırılmış eğitimi sağlama amacında olduğumuz için, bir uygulama okuluna gereksinim duyulduğu ilgili makamlara bildirilmiştir. Bu girişimler sonucunda, 30 Haziran, 2002′de Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi arasında imzalanan protokol uyarınca, Beyazıt İlköğretim Okulu uygulama okulu olarak projemize tahsis edilmiş bulunmaktadır.

Cumhuriyet öncesinde Enderun okulları ile başlayan üstün bireylerin eğitimi (Enç, 1979), cumhuriyet sonrasında ülkemizde hızını yitirmiş olmasına karşın, örgün eğitimde gerek devlet tarafından gerekse özel teşebbüsler aracılığıyla üstünlerin eğitimi konusunda ara ara değişik uygulamalara rastlanmıştır. Örneğin, 1960′lı yıllarda özel sınıflar ve türdeş yetenek sınıfları denemeleri, 9O’lı yılların başında orta okul ve lise düzeyindeki üstün zekâlı öğrencilere yönelik İnanç Lisesi (Akarsu, 2001) ve okulöncesi düzeyden başlayarak, zekâca normalin üzerindeki öğrencilere hizmet vermek üzere kurulmuş olan Yeni Ufuklar Koleji(Davaslıgil, 1999) özel sektörün girişimiyle gerçekleşmiş iki özel okul denemesi ve ayrıca Gazi Üniversitesi, Özel Eğitim Bölümü tarafından Renzulli’nin Üçlü-Dönen Kapı Programı ve Gardner’ın Çoklu Zekâ Kuramına dayalı olarak ilköğretim için geliştirilmiş bir model (Ataman, 1999) bu uygulamalar arasında sayılabilir. Zaman içinde çeşitli nedenlerle İnanç Lisesi’nin dışındaki uygulamalara son verilmiştir. inanç Lisesi de kuruluş amacından uzaklaşarak, sadece lise düzeyinde hizmet veren bir Anadolu Lisesi niteliğine bürünmüştür.

Yukarıda sözü edilen protokol gereğince, 2002-2003 öğretim yılında bir devlet okulu olan Beyazıt ilköğretim Okulu’nda üstün öğrencilerin zihinsel, duyuşsal ve sosyal gereksinmelerini karşılamak üzere başlatılan farklılaştırılmış bir program uygulaması ise, üstün zekâlı öğrencileri normal zekâ düzeyindeki yaşıtlarından ayırmadan gerçekleştirilmektedir. Bu açıdan önceki uygulamalardan farklılık göstermektedir. Zekâ düzeyi yüksek olan öğrencilerin hem sosyal uvumlarının sağlıklı olması hem de benlik saygılarını desteklemek amacıyla Kısmi karma eğitim uygulanmakta ve normal yaşıtlarından tamamen soyutlanmaları engellenmektedir.. Böyle bir kararın alınmasında, sadece normalin üzerinde zeka düzeyine sahip öğrencilere hizmet veren bir özel okulda Davaslıgil(1999) tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre , öğrencilerin ortalama benlik saygısı puanının özel ve devlet okullarındaki benzer zekâ düzeyindeki yaşıtlarınınkinden daha düşük bulunmasının etkisi büyüktür.

Her yıl projeye dahil edilen öğrenciler, Rehberlik Araştırma Merkezlerince yapılan zekâ testi sonucunda, üstün zekâlı oldukları belirlenen ve proje ile ilgili Yürütme Kurulu’nun Bilim Komisyonu tarafından onaylanan, İstanbul’un çeşitli ilçelerinden gelen birinci sınıf çocuklarıdır. Her sınıfta 2 şube bulunmakta ve her şubeye 24 öğrenci alınmaktadır. Sadece ilk yıl 30 öğrenci alınmıştır. Bu öğrencilerin 12′si üstün zekâlı olduğu belirlenen seçilmiş öğrenciler, diğer 12′si ise zekâ testine tâbi tutulmadan alınan öğrencilerdir. 2004-2005 öğretim yılında proje kapsamında 1., 2. ve 3. sınıflar olacaktır.

Okuldaki eğitim-öğretim, beyin araştırmalarındaki öğrenmeyle ilgili son bulgular ve yüksek zekâ düzeyine sahip öğrencilerin özellikleri temel alınarak düzenlenmektedir. Tomlinson (2001) ileri sürdüğü gibi, derslerin işlenişinde içerik, süreç ve ürünler öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyleri ve ilgileri dikkate alınarak düzenlenmekte ve böylece eğitim-öğretim programında farklılaştırma sağlanmaktadır. Aritmetik ve fen bilgisi dersleri gibi öğrenme hızının öne çıktığı derslerde, üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin kendi hızlarına göre ilerlemelerine, potansiyelleri oranında daha kapsamlı ve derinleştirilmiş bir program izlemelerine fırsat yaratmak için, günün bir bölümünde normal yaşıtlarından ayrı bir sınıfta destek eğitimi almalarına imkân tanınmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda 1. ve 2. sınıflarda matematik dersinde farklı düzeylerde 3 grup oluşturulmuş ve matematik dersi saatlerinde her öğrenci dahil olduğu grupla birlikte bu dersi ayrı bir sınıfta işlemiştir. Hem normal hem de üstün zekâ sınırları içinde olan öğrencilerin başarılarında ilerleme Veya gerileme olması halinde gruplar arasında geçişlere izin verilmektedir. Sadece birinci sınıfın güz yarıyılında daha önceden okumayı öğrenmiş olan üstün gruptaki öğrenciler Türkçe derslerinde de ayrılmaktadır. İkinci dönemde sınıfın tamamı okumayı öğrenince, bu dersin de birlikte okutulması söz konusudur. Ayrıca ikinci yarıyılda her iki gruptaki birinci sınıf öğrencileri resim, müzik vb. gibi alanlarda taramaya tâbi tutularak, yetenekli olanlara, klüp faaliyeti şeklinde daha ileri düzeyde eğitim verilmesi ve müzikte çok üstün başarı gösterenler için, ek konservatuar eğitimi imkânlarının yaratılması planlanmaktadır .

Büyük Resim Büyük Resim

Milli Eğitim Sistemimizin müfredat programının içeriği hem normal hem üstün zekâ düzeyindeki öğrenciler için temelde olduğu gibi korunmakta, gerektiğinde zenginleştirilmekte, derinleştirilmekte ve özellikle de derslerin işlenip de yöntem acısından farklılaşma getirilmektedir. Hem normal hem de üstün zekâ düzeyindeki öğrencilere dersler Gardner’ın Çoklu Zekâ kuramına dayalı olarak ve uygulama, analiz, sentez, değerlendirme gibi yüksek düşünce süreç harekete geçirtilerek işlenmekte, ileriye yönelik kestirimler yapmaları, yani kendi düzeylerinde hipotezler ileri sürme çalışmaları yaptırarak bilimsel düşünme becerileri ve bilgileri üretken bir şekilde kullanmaları sağlanarak yaratıcılıkları geliştirilmektedir. Böylece normal zekâ düzeyindeki öğrencilere de aynı çağdaş teknik ve strateji uygulanarak, onların da yaratıcı ve sistemli düşünme becerileri geliştirilmektedir.

Yaziyi gonderen admin

May 24

Öğretmen/Branş Dersliği Uygulaması

Öğretmen/Branş Dersliği Uygulaması

Öğrenci, öğretmenin ayağına gidince
okulda başarı katlandı

Fen Lisesi’nde uygulanan “kabinet sistemi”yle okuldaki başarı gözle görünür bir seviyede artış gösterdi.

Öğrencinin öğretmenin ayağına gittiği sistemle öğrenci bilgiyi bekleyen değil, bilgiyi talep eden konumuna geçiyor. İlk defa Rusya’da uygulanan ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın fiziki yapısı uygun okullara önerdiği kabine (branş dersliği) sistemiyle öğrenciler daha başarılı oluyor.

Öğrenciyi pasif konumdan aktif hale getirmeyi amaç edinen branş dersliği uygulaması, okuldaki başarıyı da artırıyor. Uygulamaya göre öğretmen, öğrencinin sınıfına değil, öğrenci öğretmenin sınıfına gidiyor. Her ders sıra arkadaşı değişen öğrenci, farklı bir sınıfla karşılaşıyor.

Talim Terbiye Kurulu’nun derslik sayısı uygun okullara tavsiye ettiği sistemi uygulayan Tekirdağ Milli Piyango Fen Lisesi, uygulamadan olumlu sonuçlar aldı. Öğrenciyi aktif hale getiren uygulama ile öğrencilerin başarısının arttığını ifade eden lise müdürü Feyyaz Yüksel, yapılan sınavlarda bunu açık olarak gördüklerini belirtti.

Okulda 14 sınıfta kabinet sitemi ile eğitim verdiklerini anlatan Yüksel, her öğretmenin kendi sınıfının bulunduğunu söyledi. Okulda aynı dersi almak isteyen öğrencilerin öğretmenin sınıfına gittiğini kaydeden Yüksel, öğrenci derslikte misafir konumunda olduğu için dersi kaynatma olayının ortadan kalktığını ifade etti.

Öğrencinin her derste yanında farklı birini bulduğunu söyleyen Yüksel, şiddeti tetikleyecek ortamın bu sayede kaybolduğunu dile getirdi. Sistemle birlikte yapılan sınavlarda öğrencilerin başarısının arttığını açıklayan Yüksel, uygulamayla ilgili velilerden de olumlu tepkiler aldıkları bilgisini verdi.


Branş dersliğiyle eğitimdeki verimin artırıldığını dile getiren Yüksel, “Öğrenciler, öğretmenlerden sürekli bir şeyler istiyor. Birileri bilgiyi öğrencinin ayağına getirmiyor. Öğrenci gidip kaynağından bilgiyi alıyor. Bu da çocuklarımızı hazırcılıktan kurtarıp, araştırmacı kılıyor.” dedi. Öğretmenlerin daha huzurlu ve gürültüsüz bir ortamda ders işleme imkanı yakaladığını söyleyen Yüksel, “Eskiden öğretmen dünya haritası ve yerküre ile sınıftan sınıfa gezerdi. Şimdi ise ders materyalleri öğretmenin sınıfında bulunuyor. Böylelikle öğrencilerin görsel olarak konuyu öğrenmesi amaçlanıyor.” ifadesini kullandı.

BRANŞ SINIFLARI OLUŞTURULACAK

Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda ‘matematik, tarih veya edebiyat sınıfı’ gibi ‘öğretmen sınıfları’ kurmak için yeni bir kampanya başlatıyor.

Sınıfların, öğretmenin kişiliğini yansıtacak şekilde düzenlenmesi ve dersle ilgili malzemelerin bulundurulması hedefleniyor.

Öğretmenlerin sınıf sınıf dolaştığı mevcut sistem yerine öğretmenin sınıfta sabit kalıp öğrencinin gezdiği sisteme geçmek isteyen bakanlık, sınıfların dizaynı için hayırsever kişi ve kuruluşların yardımını isteyecek. Tarih sınıfı için tarihle ilgili vakıf ve derneklere, matematik veya kimya için bu alanlarda faaliyet gösteren kuruluşlara başvurmayı düşünen bakanlık, imkanı olan tüm okulların hemen, olmayanların ise zaman içinde ‘öğretmen sınıfı’ sistemine geçmesini istiyor.

Bakanlık, sabit derslik uygulaması yerine fizikî kapasite ve öğretmen imkanı uygun olan ilköğretim ve liselerde her bir ders için özel düzenlenmiş öğretmen/branş dersliği uygulamasına geçilmesi talimatı verdi. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan tarafından illere gönderilen genelgede, öğretmen dersliği uygulamasına ilk defa geçecek okullarda uygulamanın bir veya iki derslik ile sınırlı tutulması, ulaşılan sonuçların başarılı bulunması halinde uygulamanın yaygınlaştırılması istendi.

Bu kapsamda Ankara’da öğretmen sınıfı uygulamasını birkaç yıldır sürdüren Emin Sağlamer İlköğretim Okulu’nu ziyaret eden Kurul Başkanı İrfan Erdoğan, yeni sistemin öğrencinin motivasyonunu, buna paralel olarak da başarıyı artıracağını belirtti. Sınıfların öğretmenin kişiliğini de yansıtır bir şekilde serbestçe düzenlenmesini isteyen Erdoğan, şunları söyledi: “Bu sınıfları öğretmen, benim sınıfım diye sahipleniyor. Çiçek getirip dikiyor. Bilgisayar zimmetlenebiliyorsa, sınıflar da zimmetlenebilir.” Tarihle ilgili araç gereçlerin olacağı sınıfta tarih dersinin daha zevkli işleneceğini belirten İrfan Erdoğan, “Mevcut durumda öğrenciler sabahtan akşama aynı sınıfta, aynı mekandalar, bu durum da sıkılmalarına neden oluyor. Birkaç derste bir sınıf değiştirmeleri eğitimi de dinamik hale getirecektir. Batı ülkelerinde bu sistem çok uygulanıyor.” dedi.

Eğitime bağış kampanyalarının öğretmen sınıfları için yönlendirilebileceğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: “Bir kişi veya kurum okul yaptıramayabilir; ama bin tane edebiyat sınıfı, bin tane tarih sınıfı donatabilir.”

TTK 17.08.2006 tarih ve 8738 sayılı yazısını okumak için tıklayınız

Öğrencilerden Avrupai Sisteme Tepki


Şanlıurfa Mehmet Güneş Anadolu Öğretmen Lisesi, 2007-2008 Eğitim-öğretim Yılına Branş Dersliği Sistemiyle Başladı Ancak Öğrenciler Uygulamadan Pek Memnun Kalmadı.

Şanlıurfa Mehmet Güneş Anadolu Öğretmen Lisesi, 2007-2008 eğitim-öğretim yılına branş dersliği sistemiyle başladı ancak öğrenciler uygulamadan pek memnun kalmadı.

Türkiye Avrupa Birliği’ne (AB) girmeden, Mehmet Güneş Anadolu Öğretmen Lisesi AB’ye göre öğretmen branş ders sistemine geçti. 420 öğrencisi bulunan okul, öğrencilerini sınıflara yerleştirmek yerine okuldaki 26 sınıfı branşlara göre ayarlayarak öğretmenlere dağıttı.

Okul idaresinin öğretmenlere verdiği sınıfların kapılarının yanına öğretmenleri adları ve branşları yazıldı. Öğrenciler, görecekleri derslere göre sınıf değiştiriyor. Teneffüs zilinin çalmasıyla birlikte öğrenciler çantalarını alarak bir sonraki dersin işleneceği sınıfa hareket ediyor.

Okul idaresinin uygulamaya soktuğu branş dersliği uygulamasına öğrencilerin çoğunluğu tepki gösteriyor. Mehmet Güneş Anadolu Lisesi öğrencileri, “Okulumuzda her öğretmenin bir sınıfı var. Geçen yıl bizim sınıfımız vardı, bu yıl yok. Eskiden öğretmen sınıflarımızı dolaşıyordu. Şimdi 30 öğrenci sınıf sınıf dolaşıyor. Ders bitiminde öğretmen kapıyı kilitliyor. Avrupa’da yaygın olan bu yeni sistemden memnun değiliz.

Burada da faydalı olacağı söyleniyor ama Avrupa sisteminde olanaklar fazla, öğrencilerin
kendi kişisel dolapları var. Bizde olanaklar az. Ders bittiğinde ve teneffüslerde çantalarımızı yanımıza alıyoruz. Tuvalete gittiğimizde bile çantalarımızı yanımızda götürüyoruz. Boş zamanlarımızda ders çalışacak yerimiz yok” dedi.

Yaziyi gonderen admin

Oca 03

Türkçe’nin Uluslararası Şiir Şöleni – 7 / Üsküp

Katılımcılar

Türkiye

A. Ali URAL
Adem TURAN
Adem YAZICI
Ahmet MURAT
Ali GÜNVAR
Arif DÜLGER
Bahaattin KARAKOÇ
Turan Korkmaz (Cafer TURAÇ)
Cahit KOYTAK
Cevdet KARAL
Mehmet AYCI
Nilay ÖZER
Nurettin DURMAN
Osman KONUK
Osman ÖZBAHÇE
Ahmet MERCAN
A. Vahap AKBAŞ
Ali K. METİN
Ali AYÇİL
Müştehir KARAKAYA
M. Atilla MARAŞ
M. Önal MENGÜŞOĞLU
M. Ruhi ŞİRİN
Makedonya

Fahri KAYA
İlhami EMİN
Avni ENGÜLLÜ
Fahri ALİ
Esad BAYRAM
Sabahattin SEZAİR
Oktay AHMET
Muharrem YAHYA
Leyla ŞERİF
Nusret Dişo ÜLKÜ

Kosova

İbrahim ARSLAN
İskender MUZBEG
Zeynel BEKSAÇ
Tamer GÜÇLÜTÜRK
Rezan ZİBORÇA
Osman BAYMAK

Diğer ülkeler

Rüstem BEHRUDİ (Azerbaycan)
Ramiz RÖVŞEN (Azerbaycan)
Fevzi Ekrem TERZİ (Irak)
Atamurat ATABAY (Türkmenistan)
Şehribostan GELDİMEMEDOVA (Türkmenistan)
Nazira MATYAKUBOVA TOHTABOYEVNA (Karakalpakistan)
İlya IVANOV (Çuvaşistan)
Azamet YOLDAŞBEYEV (Başkurdistan)
Nasır FEYZ (İran)
Hasan ŞEYDAYİ (Şehram Şeydayi) (İran)
Mahmud DESTPİŞ (İran)
Halil MUSTAFA (Yunanistan)
Rahmi ALİ (Yunanistan)
Sarsekov YARAS (Kazakistan)
Baurcan YAKUP (Kazakistan)
Kamil TOPÇU (Bulgaristan)
Hüseyin Kerim ECE (Hollanda)
Fatih OKUMUŞ (Hollanda)
Emel EMİN (Romanya)
Fazlitdinov Behzod KURBANBAYEVİC (Özbekistan)
Mir Aziz AZAM (Özbekistan)
Dilaver OSMANOV (Kırım)(İstanbul üzerinden)
Zakir KURTNEZİROF (Kırım) (İstanbul üzerinden)
Cırgalbek KASABOLOTOV (Kırgızistan)
Rusu VASİLİSA (Gagavuzya-Moldova)
Staev NİNA (Gagavuzya-Moldova)
Harid FEDAİ (Kuzey Kıbrıs)
Firuze MÜSLİMOVA (Tataristan)
Cemaleddin Latiç (Bosna)

Yaziyi gonderen admin

Oca 03

2006 Diğer Yıllar 2007 2006 2005 2004 2003 2002 2001 2000 1999 1998 1997 1996 1995 1994 1993 1992 1991 1990 1989 1988 1987 1986 1985 1984 1983 1982 1981
ÖDÜL DALI ÖDÜL SAHİBİ ESER
Araştırma-İnceleme Dr. Bayram Nazır Osmanlıya Sığınanlar
Basın / Fikir Mümtaz’er Türköne Zaman Gazetesi’ndeki yazıları ile
Basın / Karikatür Salih Memecan Karikatürleri ile
Biyografi İhsan Safi Altın Suyuna Batırılmış Hayat
Çocuk Edebiyatı Mustafa Özçelik Çocuk kitapları ile
Deneme M. Fatih Andı Hayata Edebiyatla Bakmak
Dergi İslâmiyat
Edebi Tenkit Baki Asiltürk 1980 Kuşağı Türk Şiirinin Poetikası
Fikir Erol Göka Türk Grup Davranışı
Geleneksel Sanatlar Ülker Erke Âlem Dönüyor, Minyatürlerle Mevlevîhâneler
Gezi Cihan Okuyucu Göz Gördü Kalem Yazdı
Hatıra Lütfi Filiz Evveli Nokta Ahiri Nokta
Hikaye Nazar Bekiroğlu Cam Irmağı, Taş Gemi
İnceleme Münevver Okur Meriç Cem Sultan
Radyo Programı Kahraman Tazeoğlu Mavi Ada (Radyo 7)
Roman Nuriye Akman Örtü
Şehir Kitapları Kadir Üredi Bir Şehrin Beş Hali
Şiir Osman Konuk Tehlikeli Belki
Tercüme Ekrem Demirli Fütûhât-ı Mekkiyye 1-2-3 (Muhyiddin İbn Arabî’den)
TV / Belgesel Veysel Karani Gümüşdereli (Yapımcı) Abide Şahsiyetler (STV)
TV / Kültür Yapımcı Emel Uygur Okudukça (TRT 2)
TV / Müzik Yapımcı ve YönetmenTahsin Yıldız Dem Bu Dem (TRT 2)
Üstün Hizmet Prof. Dr. Oktay Aslanapa Sanat Tarihi alanındaki çalışma ve yayınları ile
Üstün Hizmet Prof. Dr. Semavi Eyice Kültür Tarihi alanındaki yayınları ve hizmetleri ile
Yayıncılık / Kamu Odunpazarı Belediyesi
Yayıncılık / Özel Sütun Yayınları

ÖDÜL DALI ÖDÜL SAHİBİ ESER
Araştırma Prof.Dr. İdris Bostan Osmanlı Gemileri
Basın / Fıkra Emre Aköz Sabah
Basın / Fikir İbrahim Karagül Yeni Şafak
Biyografi M.Nuri Yardım Kayıp İstasyon
Çocuk Yayıncılığı Ebe Sobe Dergisi
Deneme Dr.Cengiz Aydoğdu Bize Velvele Düştü
Dergi Anlayış
Dil İlhan Ayverdi Misalli Türkçe Sözlük
Edebi Tenkit İlhan Genç Leyla ile Mecnunun iki Şairi : Fuzuli ve Sezai Karakoç
Elektronik Yayıncılık KİBO-Elektronik Kitap Katoloğu
Fikir Prof.Dr. S. Hayri Bolay Osmanlılarda Düşünce Hayatı ve Felsefe
Hatıra Selim İleri İstanbul’un Sandık Odası
Hikaye Necip Tosun Otuzüçüncü Peron
İnceleme Doç.Dr.Ahmet Özdemir Moğol İstilası
Karikatür Cem Kızıltuğ Zaman Gazetesi
Klasik Sanatlar Nusret Çolpan Minyatür çalışmaları ile
Müzik Zara Bülbül-î Şeyda
Radyo Programı Ömer Madran İncir Çekirdeği Açık Radyo
Roman Metin Savaş Zemheri Kuyusu
Sinema Çağan Irmak Babam ve Oğlum
Şehir Kitapları Dr. Kamil Uğurlu Konya Şehrengizi
Şiir Celâl Fedaî Parmak ile Boyanmış
Tercüme Nilüfer Epçeli Osmanlı Tarihi (Nicolae Jorga’dan)
TV / Belgesel Muharrem Togrul Bir Yol Ayrımı Hikayesi-Kemal Tahir (TV 5)
TV / Kültür Serdar Tuncer Gecede Bir Gün (Kanal A)
TV / Program Banu Avar Sınırlar Arasında(TRT)
Üstün Hizmet İsmet Özel
Üstün Hizmet Prof.Dr. Kemal Karpat
Üstün Hizmet Niyazi Sayın
Yayıncılık / Kamu Konya İl Kültür Müdürlüğü Yıl içindeki yayınları ile
Yayıncılık / Özel Kaknüs

2004 Diğer Yıllar 2007 2006 2005 2004 2003 2002 2001 2000 1999 1998 1997 1996 1995 1994 1993 1992 1991 1990 1989 1988 1987 1986 1985 1984 1983 1982 1981
ÖDÜL DALI ÖDÜL SAHİBİ ESER
Araştırma M. Sait POLAT Selçuklu Göçerlerinin Dünyası
Basın / Fikir Umur TALU Sabah
Basın / Röportaj Zekai ÖZÇINAR Aksiyon Dergisi’ndeki röportajları ile
Biyografi Altan DELİORMAN Işıklı Hayatlar
Çocuk Edebiyatı Ayşe SEVİM Güneşe Yolculuk
Çocuk Yayıncılığı Zambak Yayınları
Deneme Nurdan GÜRBİLEK Kör Ayna Kayıp Şark
Dergi Yedi İklim
Dil İbrahim KARDEŞ Yeni Şafak’daki Dil yazılarıyla
Edebi Tenkit Abdullah UÇMAN Rıza Tevfik’in Şiirleri ve Edebî Makaleleri Üzerine Bir Araştırma
Fikir Ayhan BIÇAK Tarih Düşüncesi
Hikaye Nihan KAYA Çatı Katı
İnceleme M. Erol KILIÇ Sufî ve Şiir
Karikatür Kemal GÜLER Vakit
Müzik İrfan GÜRDAL Devlet Ankara Türk Dünyası Müzik Topluluğu
Radyo / Kültür Göksel DURNA TRT Ankara Radyosu On sekizden Yirmiye
Roman Y. Hakan ERDEM Kitab-ı Duvduvani
Sinema Reis ÇELİK İnat Hikayeleri
Şehir Kitapları Sücaattin ERDEM Arapgir Hasreti
Şiir Kâmil Eşfak BERKİ Çocuğun Miracı
Tercüme A. Salih AYKUT İbn-i Battuta Seyahatnâmesi
Tiyatro Turgay NAR Can Ateşinde Mevlâna
TV / Kültür TRT Ramazan Sevinci
TV / Müzik Necati VAR / TRT Bergüzar
Üstün Hizmet M.Fahrettin Kırzıoğlu
Üstün Hizmet Turan Engin
Üstün Hizmet Ahmet Yakupoğlu
Yayıncılık / Kamu Türk Dil Kurumu Yıl içindeki yayınları ile
Yayıncılık / Özel Küre Yayınları

Yaziyi gonderen admin