Nis 08

Tanzimat şair ve yazalarının hepsi batıcı, yenilikçi, ilim ve fen taraflısı aydınlardı. Batı hayranlardı, ama bunun yanında Türk haklının manevi değerlerine önem verirler. Hepsi millyetçitdi ama mason localarına bağlanmış olmalarına rağmen İslamiyete saygılıydılar. Neredeyse hepsi Fransız kültürüyle yetişti. Onlar için Avrupa, Fransa demekti. Düzenli bir okul eğitimi görmediler. Fransızcayu derinlemesine bilmedikleri için daha çok romantik edebiyatla ilgilenmişlerdi.

Sanatta çok fikir ve ülkü peşindeydiler. Bu nedenle Fransız edebiyatında Montesquieu, J.J. Rousseau ve Voltaire gibi devrimci düşünürlere bağlandılar. Onlar gibi mücadelecilerdi. Edebiyat yolu ile milleti yükseltmeye, dertlere öare bulmaya çalıştılar. Yeni fikirler içinde bir yeni nesil yetiştirmek istiyorlardı. Geniş bir kitleye ulaşmak için en basit dilde yazdılar.
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , , , , , ,

Nis 08

ANADOLU TÜRK EDEBİYATI

Türklerin Anadolu’ya gelmeden önceki edebiyatları iki gruba ayrılmıştı. Arapçayı ve Farsçayı çok iyi bilen aydınların oluşturduğu “Yüksek Zümre Edebiyatı” ve İslam öncesinden gelen sözlü bir “Halk Edebiyatı.”

Anadolu’ya göç eden Türkler arasında aynı ayrım devam etti. Medrese eğitimi gören aydın kesim Arap ve Fars edebiyatları tesirini sürdürürken halk yine saz şairleri aracılığıyla Halk edebiyatını devam ettirdi. Öyleyse biz Anadolu Türk Edebiyatını iki grupta incelemeliyiz.
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nis 08

Anadolu’da doğrudan doğruya Türk büyükleri için ve daha XII. asırda söylenmeye başlanan İslamî Türk Destanları’nın XIII. asırda yazıya geçirilmiş bir örneği Dânişmendnâme’dir.
Dânişmendnâme önce Selçuk Sultanı II. İzeddin Keykâvus’un emriyle ve onun yazıcılarından İbni Alâ tarafından derlenmiştir. İbni Alâ bu eseri, halk içinde yaşayan rivayetlerin doğrularını toplayarak hükümdarın emri gereğince Türk diliyle yazmıştır.
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , , , , , , , ,

Nis 08

Gazel divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimidir. Önceleri Arap edebiyatında kasidenin tegaüzzül adı verilen bir bölümü iken sonra ayrı bir biçim halinde gelişmiştir. Gazelin beyit sayısı 5-15 arasında değişir.
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , ,

Nis 08

İsim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların yüklem olmasını sağlayan, ek hâlindeki fiildir.
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: ,

Nis 08

Kasideler, daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlerdir. Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir. Çok katı bir kalıpla yazılan kasideler, 6 bölümden oluşur

Kasidenin Bölümleri
• Birinci bölüm 15-20 beyitliktir. Bu ilk bölüme, aşıkane duygular yer alıyorsa “nesib”, bahar, doğa, bayram gibi konulara değiniliyorsa “teşbib” adı verilir.
• İkinci bölüm girizgah ya da girizdir. Genellikle tek beyitten oluşur ve burada şair medhiyeye (övgüye) geçeceğini bildirir. Girizgah konuya uygun ve nükteli olmalıdır.
• Üçüncü bölüm medhiyedir. Bu bölümde asıl konu anlatılır. Beyit sayısı konuya ve şaire göre değişen medhiye bölümü kasidenin en sanatlı beyitlerini içerir.

Kasidenin dördüncü bölümü tegazzüldür. Tegazzül, 5-12 beyit arasında değişir. Kasidenin başında ya da sonunda yer alabilir. Bu bölüm her kasidede bulunmayabilir.
• Beşinci bölüm fahriyedir. Şair bu bölümde de kendisini över.
• Kasidenin son bölümü duadır. Bu bölümde önceki beyitlerde övgüsü yapılan kişi için dua edilir.

Kasideler, nesib bölümünde ele alınan konuya göre göre kaside-i bahariyye, kaside-i ramazaniyye, kaside-i hammamiyye olarak adlandırılır. Uyaklarına göre r harfi ile bitiyorsa kaside-i raiyye, l harfiyle bitiyorsa kaside-i lamiyye, m harfiyle bitiyorsa kaside-i mimiyye diye anlandırılır. Rediflerine göre de, tevhid, münacaat, methiye diye bölümlenir. Kasidenin en güzel beyiti “beyt-ül kaside”dir. Şairin adının geçtiği beyite ise “tac beyit” denir.

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , , ,

Nis 08

İslâm medeniyeti çağlarında, Türk aydınlarının, Divan şiirini meydana getiren dil ve sanat anlayışlarıyla meydana koydukları genel edebiyat akımına verilen ad. Bu edebiyata, ‘Klâsik Türk Edebiyatı’ ve ‘yüksek zümre edebiyatı’ adları da verilir. Bu edebiyat islâmlığın kabul edilmesinden sonra, türkler arasında yetişen aydınların edebiyatıdır. Bu bakımdan Divan edebiyatı bütün Türk edebiyatı ölçüsünde bir yüksek zümre edebiyatı olarak tanımak doğrudur. Divan edebiyatının, bütün bu adların dışında, genel olarak ‘Divan edebiyatı’ adı ile bilinmesinin sebebi, şairlerin hazırladıkları manzume dergilerine ‘divan’ adı vermeleridir.
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , , , , , , , , ,