İş Organizasyonu Çalışma ortamlarında yapılacak işlerin tasarımında iş tasarımı iş ölçümü iş analizi ve iş değerleme kavram ve tekniklerinden yararlanılır. Yazinin devamini oku »
İletişimde bulunması gereken ögeler
İletişimde gönderici ve ileti ilişkisi
Gönderici ve alıcı ilişkisinde göstergenin önemi
İletişimde bağlamın önemi Yazinin devamini oku »
Dünya ve Türk Tarihindeki Olayları Kategorilendirirsek ilk 10 olay arasındaki seçmelerimizi şu şekilde sıralaya biliriz.. Yazinin devamini oku »
18 Mart Çanakkale Zaferi, Çanakkale Destanı ve Çanakkale Zaferinin Tarihimizdeki yeri ve Ulusal Yaşantımızdaki rolü
3 Kasım 1914 ve 18 Mart 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı’nda cereyan eden bir seri deniz savaşlarıyla Gelibolu Yarımadası’nda 25 Nisan 1915 – 8/9 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları, Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran birer zafer destanıdır.
Yazinin devamini oku »
Gökalp Ziya 1876-1924
Hayatı:
Gökalp Ziya , 1876 da diyarbakrıda doğdu.asıl adı mehmet ziyadır.küçk yaştayken babasını kaybetti,amcasının yanında yetişti,erken yaşta islam bilim adamlarının eserlerini okumaya başladı.arapca ve farsca öğrendi.ortaöğrenimini diyarbakırda tamamlayıp yükseköğrenim için istanbula geldi.yüksek baytar mektebi son sınıfında okurken abdülhamit yönetimine karşı faaliyet gösteren bir derneğe üye olduğu için tutuklandı.9 ay hapiste kaldıktan sonra diyarbakıra sürgün edildi.meşrutiyette Gökalp Ziya , Selanik’te ömer seyfettin ile birlikte genç kalemler dergisine yazılar yazıyodu.bu sırada istanbulda toplanan ittihat ve terrakki fırkasının büyük kongresini diyarbakır temsilcisi oldu.
Gökalp Ziya , balkan savaşı çıkınca selaniktren istanbula geldi.darülfünun da sosyoloji dersleri verdi.yeni mecmua adında bir dergi çıkardı.1920 de maltaya sürgüne gönderildi.sürgün dönüşü diyarbakırda küçük mecmua isimli dergiyi çıkardı.1923 de diyarbakırdan milletvekili seçildi1924 de öldü.
Sanatı:
Gökalp Ziya 20. y.y başlarında ülkemizde gelişen milliyetcilik ve milli edebiat akımlarının önde gelen fikir adamıdır.o kalemini sanat için değil fikirlerini yaymak için kullanmıştır.hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerindede herhangi bir sanat amacı güdmemiştir.
dil ve anlatım konusunda halk dili ve halk anlatımı kullanmıştır.halk edebiyatı geleneğinin batı edebiyatıyla kaynaştırılmasıyla ulusal bir edebiyat doğacağına inanır.Gökalp Ziya meydana getirilecek kültür birliğiyle ulusal birliğinde sağlanacağına inanmıştır.tüm yazma çabası, bunlara benzer firkierlerini anlatmaya , açıklamaya yöneliktir.bu çabası, günümüz sanatının ve toplum yaşayışının biçimlenmesinde etkili olmuştur.
Başlıca Eserleri:
Şiirleri:
kızıl elma,yeni hayat,altın ışık,şiirler ve halk masalları.
Düz yazıları:
türkleşmek,islamlaşmak,muasırlaşmak,türkçülüğün esasları,türk medeniyeti tarihi ,limni ve malta mektupları.
AŞIK PAŞA
Aşık Paşa,Kırşehirde doğmuş ve orda ölmüştür.(1272-1333)Ünlü bir soydan gelir.Cengizin ordularından kaçarak Horasandan Anadoluya gelen,sonrada Kırşehire
yerleşen ünlü gizemci (mutasavvuf) Baba İlyasın torunudur.Baba İlyasın Selçukluların parçalanması sırasında Konyada emirlik yaptığı,siyasal olaylara karıştığı Birinci
Osmana hizmet ettiği söylenir.
Aşık Paşanın babasıda din uluslarından sayılan Muhlis Paşadır.Aşık Paşanın asıl adı Alidir.Takma adı “Aşık”tır,”paşa”lıkta bu sözcüğün “ilk çocuk” anlamına gelmesinden verilmiştir.Eldeki bilgilere göre, Aşık Paşa Türk ulusculuğunun bilincinde,Türkçenin önemli, zengin bir dil olduğuna inanan, bu uğurda çalışan bir kişidir.
Onun,
Türk diline kimseler bakmaz idi
Türklere her giz gönül akmaz idi
Türk dahi bilmez idi bu dilleri
İnce yolu ol ulu menzilleri
dizelerinin bundan yaklaşık 7yüzyıl önce söylenmiş olması, Aşık Paşanın Türklük bilincini, Türkçecilik açısından yaklaşımını açıkça ortaya koymaktadır.
Aşık Paşa, “din uluları”yetiştiren bir aileden gelmiş olduğu için,aldığı ailesel eğitimin, görgünün,geleneğin doğal sonucu olarak gizemci bir ozan olmuştur.Gizemciliğin (tasavvufun) Anadolu’da yayılması konusunda etkin çalışmalar yaptığı anlaşılıyor.Kimi kaynaklar, Aşık Paşa’nın küçük yaşta Hacı Bektaş’ı da tanımış olabileceği üzerinde duruyorlar.
Aşık Paşa hece ölçüsünün yanısıra aruz ölçüsünü de kullanmıştır. Ama gizemciliği savunan şiirlerinin büyük çoğunluğunu hece ölçüsüyle,Türkçeye özen göstererek
yazdığı anlaşılıyor.
Aşık Paşanın en ünlü yapıtı ‘Garipname’dir.1329 yılında yazılmıştır.Aşık Paşa bu yapıtında, Anadolu Türklerine gizemciliği öğretmek amacını gütmüştür.Aruz ölçüsüyledir.
On iki bin ‘beyit’lik bir yapıttır.Yapıtın öğreticilik yanı ağır bastığı için, bir sanat yapıtı olmaktan çok, bir öğretici yapıt olarak değendirilmelidir.Ayrıca ‘Garipnama’nin, Süleyman
Çelebi’nin “Mevlid”adlı yapıtını etkilediğinide belirtmek gerekir.
Aşık Paşanın şiirlerinde Yunus Emrenin açık etkilerini görme olanağıda vardır.Abdülbaki Gülpınarlı 67 şiirini derlemiş ve 1961 de yayımlanan “Yunus Emre ve Tasavvuf” kitabını almıştır.
Aşık Paşanın, Fakr-name, Vasf-ı Hal, Hikaye ve Kimya Risalesi adlı 4 mesnevisinide Agah Sırrı Levent yayımlamıştır.(1953-1954)
HER KİM BANA AĞYAR İSE
Her kim bana ağyar ise
Hak Tanrı yar olsun ona
Her kancaru varır ise
Bağ u bahar olsun ona.
Bana ağu sunan kişi
Şehd ü şeker olsun işi
Kolay gele müşkül işi
Eli erer olsun ona.
Acı dirliğim isteyen
Tatlı dirilsin dünyada
Kim ölümüm ister ise
Bin yıl ömür olsun ona.
Her kim diler ben har olam
Düşman elinde zar olam
Dostlar şad u düşmanı
Dost maşuk yar olsun ona.
Ardımca taşlar atanı
Hak tahta ağdırsın onu
Önüne kuyu kazanı
Güller nisar olsun ona.
Her kim diler ise benim
Ol dostumdan ayrıldığım
Gözlerinden hicap gitsin
Dizar ıyan olsun ona.
Bu Muhlis oğlu Paşa’nın
Güldüğün istemiyenin
Ağladığım istiyenin
Gözüm pınar olsun ona.
FUZULİ 1495-1556
HAYATI
Fuzulinin 1495 de ker belada doğduğu sanılıyor.asıl adı mehmet dir.küçük yaşta arapça ve farsça öğrenmiş,çok iyi bir öğretimle yetişmiştir.ıraktan dışarı çıkmadan bağdat,kerberla ,necef ,hille kentlerinde yaşadı.oğuz boylarından bayat boyuna bağlı bir soydan olan fuzuli bağdatı eline geçiren şah ismaile benkü bade mesnevisini sunarak bağdat valisi ibrahim han tarafından korundu.kanuni süleyman bağdatı alınca ona ve paşalarınada kasideler sundu.kendisini 9 akcelik bir maaş bağlandı.meşhur şikayetname adlı mektubunu bu maaşı uzun süre alamaması üzerine yazdı.
Fuzuli , yaşadığı sırada gereken ilgiyi göremedi.Hz.Ali türbesinde bakıcı olarak çalıştı.yaşamının son yıllar ıyoksulluk içinde geçti.1556 da öldü mezarı kerbeladadır.
Sanatı:
fuzuli ,azeri diyeliğiyle divan edebiyatımızın en güzel aşk şiirlerini meydana getirmiş bir şairimizdir.kendi ifadesine göre çocuk denecek yaşta şiire başlamıştır.en çok gazel türünü sevmiştir.fuzuliye göre insanı olgunlaştıran ıstıraptır.ıstıraplarında en yücesi aşk ıstırabıdır.bu yüzden şiirlerinin ana duygusu “ısdıraptan hoşnukluk” duygusudur.
Fuzuli şiirlerinde tanrısal bir aşk ile dile getirmiştir.bu aşk ve onun verdiği acılarla mutlu olmuştur.
Fuzuli söyleyiş ve içtenlik bakımından kendinden sonraki birçok halk şairi etkilemiştir.şiirleri söz sanatlarıyla yüklü olsada sözcükler bakımından sade bir türkçeyle dile getirilmiştir.arapca ve farscayıad şiir yazıcak kadar iyi bilen şairin 3 dilde birer divanı vardır.
En güzel türkçe divanıdır
Eserleri:
Fuzuli divanı , leyla vü mecnun beng-ü bade hadikat-üs süeda , rint u zait ,sıhat-u maras,çağatayca-farsça manzum lugat.Enis-ül-kalb,sohbet-ül esmar, terceme i hadisi-i erbain , risali-i mevlana-i fuzuli.


Yorumlarınızdan…