Nis 25


1.

Türkçede cümleler, yapılarına, yüklemlerin türüne, anlamlarına, yüklemlerinin yerine göre sınıflandırılır. Bu sınıflandırma, şematik olarak şöyle gösterilebilir:

CÜMLE TÜRLERİ

Yüklemin Anlamlarına Yüklemin
Türüne Göre Göre Yeri Bakımından

Ad cümlesi Olumlu Cümle Kurallı Cümle
Eylem cümlesi Olumsuz Cümle Devrik Cümle
Soru Cümlesi

Yapılarına
Göre

Basit Cümle
Bağlı Cümle

Sıralı Cümle Birleşik Cümle Biçimce Bağlı Cümle
Anlamca Bağlı Cümle
Koşullu Birleşik Cümle
Ki’li Birleşik Cümle
Girişik Cümle
İç İçe Birleşik (Kaynaşık) Cümle

A. YAPILARINA GÖRE CÜMLELER

1.BASİT CÜMLE

HAZIRLIK ÇALIŞMASI

Cemal bey Neriman’a köşkünün bahçesindeki beş odalı küçük köşkü verdi.
(Halide Edip Adıvar)

Batıda zengin bir hatıralar edebiyatı vardır.
(Yusuf Ziya Ortaç, Porteler)

Bu hanım sizin valideniz midir?
(Ahmet Rasim)

KISA AÇIKLAMALAR

“Hazırlık Çalışması” için alınan cümlelerin birincisi, kurallı eylem cümlesi; ikinci ve üçüncüsü, kurallı ad cümlesidir. Tek yükleme dayanan bu cümlelerde birer bağımsız yargı anlatılıyor.
İşte, bağımsız bir yargı anlatan cümleye basit cümle denir. Basit cümle, tek yüklem üzerine kurulur; tek bir temel yargı bildirir.
Basit cümlede yan cümle ya da cümlecik oluşturan ögeler (eylemsi vb.) bulunmaz.
Basit cümle, karmaşık düşüncelerin, olayların anlatımına elverişli değildir. Bu tür cümle ile, ancak yalın bir yargı bildirilebilir.
Basit cümle, başka açılara göre olumlu, olumsuz, kurallı, devrik olabilir.

Sizden hiç ummazdım. Gücendirdiniz beni.

DEĞERLENDİRME

1. Basit cümle ne demektir? Basit cümleyi, sıralı ve bağlı cümlelerden ayıran başlıca yapı özelliği nedir? Açıklayınız.
2. “Maviyle sanat, karayla para demek istiyorum. Neden derseniz, acımtırak olacağını önceden bildiğim bu yazının adında olsun biraz renk olması hoşuma gidiyor. Her rengin kendine göre bir güzelliği vardır: Kırmızının, sarının, yeşilin her birine ayrı bir destan yazılabilir. Her üç renk nice şair ve ressamlarda insan düşüncesini coşturan anlamlar kazanmış…” (Sabahattin Eyuboğlu)
“Mavi ve Kara” denemesinden alınan bu parçadaki basit cümleleri gösteriniz.

3. SIRALI VE BAĞLI CÜMLELER

HAZIRLIK ÇALIŞMASI

Kiremitler değişti, / kafes tamiri yapıldı, / duvarlar badanalandı, / kapılar, tavanlar boyandı.
(Halide Edip Adıvar, Mor Salkımlı Ev)

Sabahı severiz, / çünkü gündüzün başlangıcıdır.
(Cenap Şahabettin, Tiryaki Sözleri)

Birinci cümlede kaç yargı var? Bunlar nasıl anlatılmıştır?
İkinci cümleyi oluşturan bağımsız cümleler arasında belirgin bir anlam ilgisi var mı? Sabahı sevmemizin, gündüzün başlangıcı ile ilgisi nedir?

KISA AÇIKLAMALAR

1.SIRALI CÜMLE

“Hazırlık Çalışması” için alınan birinci cümlede virgülle bağlanıp sıralanmış dört ayrı cümle var. Bağımsız bir yapı gösteren bu cümlelerden her biri, yargıyı başlı başına ortaya koyuyor.
İşte, başlı başına yargı bildirir nitelikte cümlelerin sıralanmasıyla oluşan çok yargılı anlatıma sıralı cümle denir.

Bağımsız sıralı cümle
Sıralı cümlelerde kuruluşça bağımsız olan yargı öbeklerinin her birine bağımsız cümle adı verilir. Bağımsız cümlelerin sıralanmasıyla oluşan cümleye de bağımsız sıralı cümle denir.

Nihayet eve ulaştılar, / kapıyı ihtiyar hanım açtı, / evde gergin bir hava vardı.
1. bağımsız cümle 2. bağımsız cümle 3. bağımsız cümle
(Halide Edip Adıvar, Sinekli Bakkal)

Bahçeler bozuldu; / yuvalar dağıldı; / yollar silindi; / cihan viran oldu.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Erenlerin Bağından)

Bu bağımsız sıralı cümleleri oluşturan bağımsız cümleler arasında belirli bir anlam ilgisi yok. Burada bağımsız cümlelerin virgül ya da noktalı virgülle bağlanıp sıralanmasındaki başlıca amaç, anlatıma canlılık, kıvraklık kazandırmaktır.
Bu tür sıralı cümlelerde bağımsız cümlelerin genellikle ortak kurucu ögesi olmaz. Ancak, “güçlendirme” ya da “olasılık” anlatan koşaç eki (-dir), öykü eki (-di) gibi ögeler, bağımsız cümleleri birbirine bağlayabilir.

Çakallar çığlık çığlık burnumuzun dibine sokulur, / şoseden vızır vızır otomobiller geçerdi.
(Atilla İlhan)

Anası kaybolup gittikten sonra hayat, yarım bir ışık içinde geçmiş / ve bir zaman için hafızası hiçbir sahne kaydetmemiştir.
(Halide Edip Adıvar, Mor Salkımlı Ev)

Bağımlı sıralı cümle
Aralarında anlam ilgisi bulunan bağımsız cümlelerin bağlanıp sıralanmasıyla oluşan bağımlı cümleye bağımlı sıralı cümle denir.
Bağımlı sıralı cümlelerin özneleri, nesneleri, tümleçleri ya da yüklemleri ortak olabilir;

Orhan koltuğa iyice yaslandı ve başını duvara dayadı.
(Peyami Safa, Biz İnsanlar)

Bunları uzun uzun dilinden düşürmez, rast geldiğine söyler, her uğradığı yerde tekrarlardı.
(Ömer Asım Aksoy)

Bir geçitten çok toplantı yeri: Mahalleli orada muhabbet eder, konuşur, eğlenir.
(Halide Edip Adıvar, Sinekli Bakkal)

Denizin kimi durgun halini sever, kimi hırçınlığını.
Bağımlı sıralı cümle, “de”, “ama” gibi bağlaçlarla da kurulur:
Gördü de söylemedi. Çalıştı ama başaramadı.
Şairlerin kusurlarını hoşgörürler de nesir yazarlarınınkini bağışlamazlar.
(Nurullah Ataç)

2.BAĞLI CÜMLE

Aralarında oldukça belirgin bir anlam ilgisi bulunan bağımsız cümlelerin bağlanıp sıralanmasıyla oluşan cümleye bağlı cümle denir.
Bağlı cümle oluşturan bağımsız cümleler arasında oldukça belirgin bir anlam bağlı bulunur. Bu bap, çoğu kez, bir bağlaç ya da ortak öge ile belirtilir:

Yarı kapalı gözleri kapı tarafına doğru bakıyor, / fakat kendisine doğru yürüyen Orhan’la doktorun hareketlerini takip etmiyordu.
(Peyami Safa, Biz İnsanlar)

İyiliği yalnız iyiler anlar, / fenalığı herkes.
(Cenap Şahabettin, Tiryaki Sözleri)

Biçimine bağlı cümle – anlamca bağlı cümle
Birinci cümlede iki bağımsız cümle var: İlk bağımsız cümle ile ikinci bağımsız cümle arasında anlamca karşıtlık ilişkisi var. Bu anlam özelliği, fakat bağlacıyla belirtiliyor. Bu tür bağlı cümlelere biçimce bağlı cümle denir.
İkinci bağlı cümleyi oluşturan cümleler arasında da karşıtlık ilişkisi var; ama bu anlam ilişkisi, gerekli bağlaçla (fakat) belirtilmemiş. Bu nitelikteki bağlı cümlelere anlamca bağlı cümle adı verilir.
Bağlı cümleler, bağımsız cümleleri arasındaki anlam ilgisinin niteliğine göre karşıtlık cümlesi, sebep cümlesi, sonuç cümlesi gibi türlere de ayrılabilir. Bu durum, biçimce bağlı cümlelerde, kullanılan bağlaçtan da anlaşılabilir.
Yukarıda incelediğimiz cümlelerin ikisi de karşıtlık ilişkisi üzerine kurulmuştur.

İnsan vatanını sever; / çünkü Tanrı vergilerinin en değerlisi olan hayat, vatan havasını teneffüsle başlar.
(Namık Kemal, Vatan makalesi)

İlk ay, başlangıç giderlerinin ödenmesine karşın kazanç olmuştu; / bundan dolayı geçinme yönünden nefes almıştım.
(Refik Halit Karay, Yer Altında Dünya Var)

Ya gel bana ya oraya beni çek /
Gözüm nuru oğulcuğum, Nijad’ım!
(Recaizade M. Ekrem, Ah Nijat)

Bu bağlı cümlelerden birincisi sebep, ikincisi sonuç, üçüncüsü karşılaştırma ilişkisi üzerine kurulmuştur.

DEĞERLENDİRME

1. Sıralı cümle ne demektir? Bağımsız cümleler, hangi nedenlerle birbirine bağlanıp sıralanır? Örnekler üzerinde açıklayınız.
2. “Gök gürler gibi konuşur, kılıç şakırdar gibi yazardı.” (Yusuf Ziya Ortaç) cümlesi, hangi tür cümlelerdendir? Nedenleriyle belirtiniz.
3. “Bakıyor, gömüyordu.” Cümlesini oluşturan bağımsız cümleler arasında ne tür bir anlam ilişkisi vardır? Bu ilişki, hangi bağlaçla belirtilmelidir? Cümle üzerinde gösteriniz.
4. “Bunları uzun zaman dilinden düşürmez, rast geldiğine söyler, her uğradığı yerde anlatırdı.” (Ömer Asım Aksoy)
Bu cümlenin;
a. Türünü,
b. Bağımsız cümleleri arasındaki ortak kurucu ögeyi ve kip ekini belirtiniz.
5. Kimi sıralı cümleler, küçük bir yapı değişikliği ile birleşik cümleye dönüştürülebilir:
“Öğle yaklaşıyor, / sıcak artıyordu.” (Reşat Nuri) / “Öğle yaklaştıkça / sıcak artıyordu.”
Bu iki cümleyi, yargı aktarma ve anlatım yönlerinden karşılaştırıp değerlendiriniz.
6. Siz de “Korktular da kaçtılar.” cümlesini birleşik cümleye çeviriniz.

3. BİRLEŞİK CÜMLE

HAZIRLIK ÇALIŞMASI

Şimdi, o evrensel olma hırsını da bir tarafa bırakalım. Diyelim ki / şair kendi milletinin insanlarına hitap etmekte yetiniyor. Yine, anlaşılmasını, beğenilmesini isteyecektir. Belki o zaman dil meselesi geride kalır da ortaya sanat meseleleri, toplum meseleleri çıkar. Türlü yönlerden ele alınabilecek olan bu konuda şimdilik pek yayılmak istemiyorum. Yalnız, küçük bir noktaya dokunmadan geçemeyeceğim. Kimi adamlar derler ki / halk şiirden anlamaz. Ama bundan halk mı sorumludur? Halk okutulmuş, şiirden anlayacak, hoşlanacak seviyeye getirilmiş midir? Halkın şiirden anlamayacağını halkı okuttuktan sonra söyleyebilirsek / sözümüzün belki bir değeri olur…
(Orhan Veli Kanık, Denize Doğru)

1. Yazar, bu parçada neden söz ediyor?
2. Altı çizili cümlelerde yargılar nasıl anlatılmıştır? Sıralı ve bağlı cümlelerle karşılaştırarak belirtiniz.

KISA AÇIKLAMALAR

Yukarıdaki parçada altı çizili cümlelerden ilki, (biz) diyelim ve şairin milletinin insanlarına seslenmekle yetinmesi yargılarından oluşuyor. İkincisi ise Kimi adamlar derler ve halk şiirinden anlamaz yargılarından meydana geliyor. Bu yargılar, ki bağlacıyla birleştiriliyor.
Altı çizili üçüncü cümlede de iki yargı var: Halkın şiirden anlamayacağını halkı okuttuktan sonra söylemek ve sözümüzden bir değeri olması.
Bir de şu cümleye bakalım: Ona sık sık, “Ben öğretmen olacağım.” Derdim.
Bu cümle, bir bağımsız cümlenin, başka bir cümleye kurucu öge olarak katılmasıyla meydana gelmiş.
Söz konusu cümlelerin hepsinde yargılar görevce birbirine bağlanıp bir bütünlük içinde anlatılmıştır.
İşte, birbirine görevce bağlı yargıları belli bir bütünlük içinde anlatan cümleye birleşik cümle adı verilir.

Temel cümle – yan cümle
Her cümle, bir temel yargıya dayanır. Birleşik cümlede temel yargıyı bildiren sözcük öbeğine temel cümle denir.
Temel cümle, eylem yüklemi ile de ad yüklemi ile de kullanılabilir:

Yola erken çıkarsanız / güneş batmadan varırsınız.

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa / vatandır.
(Mithat Cemal Kuntay, On Beş Yılı Karşılarken)

Birleşik cümlede, bağımlı bir yargıyı anlatan yardımcı cümleye yan cümle adı verilir. Yan cümleler de eylem ve ad yüklemleriyle kurulurlar:

Tarihini kendin yazıyorsan / eserindir.
(Mithat Cemal Kuntay, On Beş Yılı Karşılarken)

Eğer sobanız yoksa / bir tane de siz alın.

UYARI!
Türkçede eylemsiler de özne, nesne, dolaylı tümleç alarak yan cümle işleyişinde sözcük öbekleri oluşturur:

Ameliyat sonrası işe yaya gidip gelmek / onu epey yordu.

Bu yılki ÖSS sınavına girmeyen / öğrenciler o haktan yararlanamıyor.

Gazete mektubu yayımlayınca / konu aydınlandı.

Eylemsiler ile kurulan bir yan cümlecik, temel cümleye özne, nesne, tümleç olarak bağlanabilir; bu cümlenin ögelerinden birinin sıfatı ya da tamlayanı olabilir.
İşte bu niteliklerden en az birini taşıyan birleşik cümleye girişik cümle adı verilir.
“Burada içecek / su bulamayacağımızı / zannetmek / ayıp olurdu.” Cümlesi, girişik cümledir.
Ancak eylemsilere dayanan bu sözcük öbekleri, söz içindeki işlevlerine göre, ad – eylem öbeği, ortaç öbeği, ulaç öbeği olarak da değerlendirilir.

DEĞERLENDİRME

1. Birleşik cümle ne demektir? Birleşik cümleyi, sıralı ve bağlı cümlelerden ayıran başlıca farklar nelerdir? Örnek üzerinde açıklayınız.
2. “Bilirdik ki, Mualla Hanım yarım saat daha otursa, saat on ikiyi geçse de elektrikler sönmez. Yalnız Halit Ustanın işaretleri sıklaşır, bazen bir dakikadan fazla elektrikler sönük kalır, tekrar yanardı.” (Necati Cumalı)
a. Bu parçadaki cümleleri, yapılarına göre, ayrı ayrı değerlendiriniz.
b. Parçanın birinci c]
]>

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Nis 25

Gelelim öneminin gerçek yanına… “Bırak onu da başkaları söylesin.” Diyeceksiniz. Doğru, bir kişinin değerini başkaları daha iyi ölçer. Kendisi büyültür gözünde, yapamadıklarını, başaramadıklarını da olmuş bitmiş sanır. Küçülttüğü de olur, ulaşmak istediğine de ulaşamamıştır, bunu anlar da büsbütün sarsılır kendine güveni, ortaya koyabildiklerini de görmez olur, boşuna yaşamış sayar kendini. Bilirim bunu, gene de değerimi, önemimin gerçek yanını kendim söylemeye çalışacağım.
Başkalarının söyleyeceğinden, söyleyebileceğinden umudum yok da onun için. Bakıyorum benim için yazılanlara, övenler de oldu beni yerenler de. Daha da oluyor. Ama övenler de yerenler de belirtmesi gereken asıl yerler üzerinde durmuyor, kendileri de görmüyor onları. Yerenleri bırakalım şimdi, övenlerden yakınayım. Bir övme vardır bizde, birer erdem olduğuna inanılmış niteliklerin hepsini övülen kişide görmek. Yazdıklarını okumayacaksınız, yaptıklarını incelemeyeceksiniz, alacaksınız elinize kalemi, “üstat” diye, “dahi” diye döktüreceksiniz.
(Nurullah Ataç, Diyelim – Söz Arasında)
1. Bu parçadaki cümlelerin;
a. Başlıca kurucu ögelerini,
b. Cümle dışı ögelerini gösteriniz.
2. Söz konusu cümleleri;
a. Özne – yüklem uyumu,
b. Nesne – yüklem uyumu,
Tümleç – yüklem uyumu yönlerinden inceleyip değerlendiriniz

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Nis 25


ZARF (BELİRTEÇ) TÜMLECİ

HAZIRLIK ÇALIŞMASI

Sabahleyin kahvelerini karısıyla karşı karşıya içtiler.
(Refik Halit Karay, Bugünün Saraylısı)

Biraz sonra dışarı çıkıyorum.
(Reşat Nuri Güntekin)

Ben bu rengi pek çok severim.
(Aşık Veysel Şatıroğlu)

Bu cümlelerde altı çizilerek belirtilen ögelerden her biri, bağlandığı yüklemin anlamını hangi bakımdan tümlüyor? Belirtiniz.

KISA AÇIKLAMALAR

Cümlede yüklemin anlamını zaman, yön, nitelik, nicelik, bakımlarından tümleyen öğelere belirteç tümleci denir.
Belirteçler, genel olarak çekimsiz öğelerdir; yükleme doğrudan bağlanırlar. Bu yüzden, doğrudan belirteç sayılan sözcükler de durum eki alınca dolaylı tümleç olarak değerlendirilir.

Karşılaştırınız:

İçeri girdi. İçeriye girdi. İçeriden seslendi.
Be. T. Dl. T. Dl. T.

Aynı türden olup eş görevle sıralanan belirteçler bir öbek oluşturur:

Onların gözü önünde günlerce, haftalarca, aylarca emsalsiz zaferin şenliklerini yapmıştır. Be. T. Öb.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

Anadolu’yu böyle adım adım, uzun uzun, kendi malım gibi gördüm.
Be. T. Öb.
(Refik Halit Karay, Anadolu’yu Gördüm)

Aynı türden olup değişik görevle kullanılan belirteçler öbek oluşturmaz.

BELİRTEÇ TÜRLERİ

Belirteçler, kavram özellikleri ile kullanışlarına göre çeşitlendirilir:

A.ZAMAN BELİRTEÇLERİ

Cümlede, yüklemle bildirilen eylemin zamanını gösteren belirteç tümlecine zaman belirteci tümleci (Za. Be. T.) denir.
Cümlede zaman belirteçleri, yüklemle bildirilen eylemin zamanını, başlangıç, süre, süreklilik, bitiş ilgileriyle belirtilir.

Örnekler:

İki sanat zihniyeti ta Tanzimat’tan beri memleketimizde karşı karşıyadır.
(Ahmet Hamdi Tanpınar)

Bu geçtiğimiz yolu iki saatte iner, / üç saatte çıkarmış.

Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım.
(Behçet Kemal Çağlar)

Sabahleyin kahvelerini karısıyla karşı karşıya içtiler.
(Refik Halit Karay)

Başlama, bitirme, eş zaman, vakit, öncelik, sonralık kavramı taşıyan ulaç öbekleri zaman belirteci göreviyle kullanılır.

Buraya varıncaya dek / kaç defa düşüp kalktım.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Erenlerin Bağından)

Cümlede zaman belirtecini bulmak için “ne zaman?, ne zamandan beri?, ne zamana dek?” gibi sorular kullanılır.

Dün bir gölge gibi geçti yanımdan,
Oydu, bir bakışta tanıdım onu:
(Ahmet Muhip Dıranas)

- Ne zaman geçti?
- Dün : Za. Be. T.

B. YÖN BELİRTEÇLERİ

Cümlede, yüklemle bildirilen eylemin yönünü gösteren belirteçlere yön belirteci tümleci (yön. be. t.) denir.

Gönül ne gezersin sarp kayalarda
İniver aşağı yola gidelim
(Karacaoğlan, Koşma)

Ağır ağır evlerine doğru yürüdüler.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

Cümlede yer yön belirtecini bulmak için “nereye?, nereye doğru?, nereye karşı?” sorularından yararlanılır:
- Nereye iniver ?
- Aşağı : yön be. t.
- Nereye doğru yürüdüler?
- Evlerine doğru : yön be. t.
- Nereye karşı oturdular?
- Denize karşı : yön be. t.

C. NİTELİK (DURUM) BELİRTEÇLERİ

Cümlede, yüklemle bildirilen eylemin türlü nitelik ya da görünüşlerini belirten belirteçlere nitelik belirteci tümleci (Nit. Be. T.) denir.

Ama, bütün ömrünce yüreğini çalıştıran, çabuk, kaba, sert karar verme / alışkanlığı, etrafta uçuşan son tipi taneleri gibi, kuşlarını da dağıtıverdi.

Keşke bütün memurlarımız sizin gibi olsalar…
(Peyami Safa, Biz insanlar)

Durum ve karşılaştırma ulaçlarıyla kurulan ulaç öbekleri, nitelik belirteci işleyişindedir.
Cümlede nitelik belirtecini bulmak için “nasıl? , nice? , gerçek mi? , olur mu?” sorularından yararlanılır:

Arabacı beygirlerine arkadaşça baktı.
(Kemal Tahir)

Bunlar elbette anılarının üzerine eğilen inceleyicileri çokça şaşırtır.
(Salah Birsel)
- Nasıl baktı?
- Arkadaşça : nit. Be. t.
- Olur mu?
- Elbette : nit. Be. t.
Ç. NİCELİK (AZLIK – ÇOKLUK) BELİRTEÇLERİ

Cümlede, yüklemin anlamını sayı, oran, sıra, derece, azlık – çokluk yönlerinden belirtip berkiten belirteçlere nicelik belirteci tümleci (Nic. Be. T.) denir.

Dedi: – Yandım bu işe, daha pek çok yanarım.
(Faruk Nafiz Çamlıbel)

Cümlede nicelik belirtecini bulmak için “ne derece? , kaç tane? , ne kadar? , kaçıncı?” sorularından yararlanılır:
- Ne derece yanarım?
- Daha pek çok : Nic. Be. t.)

D. SORU BELİRTECİ

Cümlede yüklemin anlamını soru ilgisiyle tümleyen belirteçlere soru belirteci tümleci denir:
“Buraya nasıl geldin? Ne diye yollara düştünüz? Bahçelerde ne vakit güller açtı?” örnekleri gibi.

DEĞERLENDİRME

1. “Her pazartesi köşke gelecek, / Çarşamba sabahına kadar kalacak, / gündüzleri meşk verecek, / geceleri Kanarya ve Efendi ile oturacak.” (Halide Edip) cümlesindeki belirteç tümleçlerini gösteriniz.
2. “Koşup yüzükoyun yattım / ve bunlardan birinin dayanılamayacak kadar soğuk suyunu dinlene dinlene içtim.” (Sabahattin Ali) cümlesindeki belirteç tümleçlerini türleriyle birlikte gösteriniz.
3. “Fakat çocuk içeri gireceği yerde sokağa fırlıyor.” (Reşat Nuri) cümlesindeki yön belirteci tümlecini belirtiniz.
4. “Bu sahnedeki şahıslar, modern Türk edebiyatının en çok tanıdığımız ve ihmal en sevdiğimiz çehreleridir.” (Halit Fahri) cümlesinde belirteç tümleci var mı? Varsa, türü nedir?
5. “Kumandamın harap Anadolu topraklarını gördükçe:
- Keşke vazifem buralarda olsaydı, diyor.” (Falih Rıfkı) cümlesindeki belirteç tümleçlerini gösteriniz.
6. Belirteçler için siz de başka örnekler bulunuz.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Nis 25

HAZIRLIK ÇALIŞMASI

Bahçelerde sevdalılar ne zaman kol kola dolaştı?
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Erenlerin Bağından)

Kimi, gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
Giriyor, birbiri ardınca, ilahi yapıya.
(Yahya Kemal Beyatlı, Süleymaniye’de Bayram Sabahı)

Altı çizilerek belirtilen ögeler, bağlandıkları yüklemleri nasıl bir ilgiyle tamamlıyor? Her kapıya üşüşmek, ilahi yapıya girmek; bahçelerde dolaşmak; gökten, yerden üşüşmek… örneklerine dayanarak belirtiniz.

KISA AÇIKLAMALAR

Cümlede yüklemle bildirilen eylemi yaklaşma, bulunma, ayrılma ilgileriyle tamamlayan kurucu ögelere dolaylı tümleç (Dl. T.) denir.
Cümlede yüklemin bildirdiği eylem, varlıkları doğrudan ya da dolaylı etkileyebilir. Eylemin doğrudan etkilediği varlığın adı, nesne; dolaylı etkilediği varlığın adı, dolaylı tümleç olur.

Böyle söyleyerek mektupları çekmeceye yerleştiriyordu.
(Refik Halit Karay)

Yerleştirmek eyleminin doğrudan etkisi “mektuplar” a, dolaylı etkisi “çekmece” ye geçiyor. Bundan dolayı, cümlede mektupları sözcüğü, belirtili nesne; çekmeceye sözcüğü, dolaylı tümleçtir.
Bir dil biriminin dolaylı tümleç olabilmesi için –e, -de, -den durum eklerinden birini alması gerekir. Demek ki dolaylı tümleç, yaklaşma, bulunma, ayrılma durumlarındaki sözcüklerin cümledeki görev adıdır.
Bir cümlede aynı türden iki ya da daha çok dolaylı tümleç bulunursa bunlar, birlikte işleme alınır:

Anadolu, demir yoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip çömelmiş, oğlunu arıyor. –e” li Dl. T. Öb.
(Falih Rıfkı Atay, Zeytinyağı)

Dolaylı tümleçler, girdikleri duruma göre yönelmeli tümleç, kalmalı tümleç, çıkmalı tümleç türlerine ayrılır.

Yüzünü göğe kaldırdı. Kuşlara baktı. Denize baktı. Dönüp şüpheyle bana baktı.
(Sait Faik Abasıyanık, Hişt Hişt!…)

Atatürk burada, üzeri halı döşeli bir masaya çıkmıştır.
(Ceyhun Atuf Tepeden)

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
(Yahya Kemal Beyatlı, Bir Tepeden)

Sakarya’da ebedilik sırrına eren / Kahramanlar arasından geçiyor tren.
(Kemalettin Kamu)

Vagonlar, arabalar, kamyonlar, hepsi, ondan, Anadolu’dan utanır gibi, … gizli ve çabuk geçiyor.
(Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı)

Yukarıdaki cümlelerde bulunan dolaylı tümleçleri bulmak için; “kime? , neye? , nereye? ; kimde? , nede? , nerede? ; kimden? , neden? , nereden?” sorularından yararlanırız.

Ben Güneydoğu Anadolu’nun küçük bir kasabasında doğdum.
(Cahit Tanyol)

Doğdum : y.
- Kim doğdu?
- Ben : ö.
- Ben nerede doğdum?
- Güneydoğu Anadolu’nun küçük bir kasabasında : Dl. T.

DEĞERLENDİRME

1. “ Hamit, bu mektubunda Kemal’e Vaveyla hakkındaki düşüncelerinden de söz açtı.”
a. Fevziye Abdullah Tansel’den alınan bu cümlede kaç tür dolaylı tümleç vardır? Gösteriniz.
b. Bu tümleçler içinde eylemin etkisini doğrudan alan var mı? Belirtiniz.
2. “Ahırın avlusunda oynarken aşağıda, gümüş söğütler altında görünmeyen derenin hazin şırıltısını işitirdik… Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, … Bizim hoşumuza giderdi.”
Ömer Seyfettin’in “Kaşağı” öyküsünden alınan bu cümlelerdeki dolaylı tümleçleri gösteriniz.
3. “Bir gün nehirler gibi çağlayarak derinden
Dağlardan, ormanlardan sana akacak mıyım?”
Ömer Bedrettin Uşaklı’dan alınan bu dizelerdeki dolaylı tümleçleri belirtiniz.

6. CÜMLE DIŞI ÖĞELER

HAZIRLIK ÇALIŞMASI

Mensup olduğum millet, istiklalini tarihin en asil ve zor bir ateş imtihanından sonra kazanmıştı. Fakat, diğer bir ideale de kavuşması gerekti.
(Halide Edip Adıvar, Türk’ün Ateşle İmtihanı)

Ey talih! Ölümden de beterdir bu karanlık;
(Yahya Kemal Beyatlı, Vuslat)

Altı çizili ögeler, cümlede kurucu öge olarak bir görev alıyor mu? Belirtiniz.

KISA AÇIKLAMALAR

“Hazırlık Çalışması” için alınan örneklerde altı çizilen ögeler ilgili cümlelerde kurucu öge olarak görev almıyor. İşte, cümlede yargıyla doğrudan ilgili bulunmayan bu ögeler, cümle dışı ögeler olarak adlandırılır.
Cümle dışı ögelerin başlıcaları; çağrı durumundaki adlar, seslenmelerde kullanılan ünlem öbekleri, cümle başında kullanılan bağlaçlar (ancak vb.) bir de bile, dahi, ise ilgeçleridir.

Ey büyük ırmak, Anadolu’nun şerefi, şöhreti, bayrağı olan Kızılırmak! Senin manzaran ise bana daima heybetli göründü.
(Refik Halit Karay)

Ama ben, asıl Celal Sahir’i, ilk kitabını okuduktan dört yıl sonra gördüm ve onun güzel, iyi, insan tarafını her gün biraz daha tadınım.
(Yusuf Ziya Ortaç, Porteler)

Fakat ona edebi bir form kazandırdıktan sonra epik bir mahsul meydana geliyor ki o da edebiyat demektir.
(Ahmet Kutsi Tecer)

Toplantıya o da katıldı.

DEĞERLENDİRME

1. “Akşamüstleri bütün başaklar yetim boyunlarını büküyorlar ve hazin hazin köklerine bakıyorlar.” (Yakup Kadri) cümlesinde cümle dışı öge var mı?
2. “Burada en olmayacak saatlerde bile bir yolcu bulunur.” (Oktay Rıfat) cümlesindeki cümle dışı ögeyi gösteriniz.

TÜMLEÇ – YÜKLEM UYUMU

Cümlede bir yüklemin ancak gerektirdiği tümleçle / tümleçlerle kullanılması özelliğine tümleç – yüklem uyumu denir.
Bir yüklemin gerektirdiği tümleçle kullanılmaması ya da gerektirmediği tümleçle kullanılması, tümleç – yüklem uyuşmazlığına yol açar.
Öte yandan bir cümle ya da cümlecikte yüklemin gerektirdiği tümlecin bulunmaması, aynı zamanda, tümleç eksikliği olarak değerlendirilir. Bu durum, çoğu kez, bağlama yanlışlığı sonucu ortaya çıkar.

Onlar bizi yakından çevirirler, / yardım ederler, / her şeyimizle ilgilenirler.

Bu sıralı cümlede, ortak özneli üç bağımsız cümle var. Birinci bağımsız cümlenin yüklemi, nesne; ikinci bağımsız cümlenin yüklemi, dolaylı tümleç; üçüncü bağımsız cümlenin yüklemi ise araçlı tümleç (be. t.) gerektiriyor. Bu öğeleri ortaya çıkaracak uygun sorular şunlardır:

- Kimi, neyi çevirirler?
- Kime, neye yardım ederler?
- Kimle, ne ile ilgilenirler?

Cümlede birinci ve üçüncü soruların karşılığı olan tümleçler var (:bizi ve her şeyimizle); ikinci sorunun karşılığı olacak tümleç ise yok. Bunun nedeni,

yazarın, birinci ve ikinci bağımsız cümleleri ortak tümleçli olarak düşünmesidir. Oysa birinci bağımsız cümlenin yüklemi belirtili nesne, ikinci bağımsız cümlenin yüklemi ise –e’li dolaylı tümleç gerektiriyor: Bize yardım ederler.

Sahte bir tavır takınmadan, köyü ve köylüyü anlamak, sevmek ve birçok noktada anlaşmak, beraber hareket etmek mümkündür.
(Mehmet Kaplan, Türk Yurdu)

Anlaşmak ve hareket etmek ad – eylemleri, araç bildiren tümleç ister:
- Kimle / kiminle anlaşmak, hareket etmek?
- Onunla.

Yukarıdaki cümlenin düzelmesi için, “birçok” sıfatının önüne onunla tümlecinin getirilmesi gerekir: “… ve onunla birçok noktada anlaşmak…”

DEĞERLENDİRME

1. “Ayşen’le tramvaylara, otomobillere binilmiyor.” (Refik Halit) cümlesinin yüklemini çatı bakımından değerlendiriniz.
2. “Söz ediliyor” eylemi, çatı özelliğine göre ne tür özne gerektirir, niçin? Bir cümlede kullanarak gösteriniz.
3. “Şayeste ile, bir kapısı bahçeye, öbür kapısı selamlığa açılan taşlıkla oynuyorduk.”
a. Bu cümlede kaç kurucu öge vardır? Cümle üzerinde gösteriniz.
b. “Şayeste ile” tümleci, yükleme nasıl bir ilgi kuruyor? Belirtiniz.
4. “Yıllar geçti. Mevsimler birbirini kovaladı. Elleri titriyor.” Cümlelerinde çoğul öznelerin tekil yüklemle kullanılmasını nasıl açıklarsınız? Bu konuda başlıca kuralları söyleyiniz.
5. “Onunla sürekli yazışıyorum.” Cümlesindeki kişice uyum var mı? Belirtiniz.
6. “Onu bir giydir, kuşat, salıver ortaya…” cümlesinde nesne kaç eylemin etkisine giriyor? Bu tür nesnelere ne ad verilir? Belirtiniz.
7. “O resimde Atatürk’e, ulusuna güç dağıtan insana bu açıdan bakmalı.” (Ceyhun Atuf Kansu) cümlesindeki dolaylı tümleçleri gösteriniz.
8. “Cahit Sıtkı doğduğunda Hüseyin Cahit adı verilir.” Cümlesinde ne tür bir anlatım bozukluğu var? Bunu gidermek için hangi ögeyi tümleç durumuna getirmek gerekir? Gösteriniz.
9. “Gündüzün sen uyursun, biz bekleriz.” Cümlesindeki belirteç tümlecini;
a. Kavram özelliğine,
b. Kullanılışına göre değerlendiriniz.
10. “Akşam yaklaştığı için / aşağıdan doğru derenin uğultusu daha çok duyuluyordu.”
a. Bu cümlede kaç tür belirteç tümleci var? Gösteriniz.
b. Bu tümleçleri yapıca değerlendiriniz.
11. “Bu merdivenlerden Timur’un aksayarak çıktığını düşünmek kişiye ürpertici bir tarih tadı veriyor.” (Melih Cevdet Anday) cümlesinin ögelerini gösteriniz.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Nis 25

NESNE

HAZIRLIK ÇALIŞMASI

Özne ile yüklem, bir yargının bildirilmesi için çok kez yeterli olmaz. Özellikle dışa dönük anlam bildiren yüklemler doğrudan etkileyecek öge gerektirir: “Çocuk kapıyı açtı.” / “Kamyonlar kavun taşır.” / “Deli eder insanı bu dünya.” Vb.

“Çocuk kapıyı açtı.” Cümlesinde açtı yükleminin bildirdiği eylemin etkisini hangi öge alıyor? Belirtiniz.

KISA AÇIKLAMALAR

Cümlede eylemin etkisini doğrudan alan ögeye nesne denir.

Nesne, geçişli etken eylemle kurulan cümlelerde bulunur. Geçişli edilgen eylem yüklemiyle kurulan cümleler, bir bakıma, nesnesizdir. Çünkü bu tür cümlelerde nesne, özne işlevine kaydırılıyor:

Çocuk kapıyı açtı. Kapı açıldı.

Ö. N. etken y. sözde ö. edilgen y.

Biz biliriz bizim işlerimizi

Ö. etken y. n.

İşimiz kimseden sorulmamıştır.

sözde edilgen y.

(Cahit Külebi, Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda)

Geçişsiz eylem cümleleri ile ad cümlelerinde nesne bulunmaz.

NESNE TÜRLERİ

Cümlede nesne işlevindeki öğe, yalın durumda olabileceği gibi yükleme (-i) durumunda da bulunabilir. Bu, o öğenin yansıttığı kavramın genel ya da özel olmasına bağlıdır. Öte yandan, nesne işlevindeki öğe, birden çok eylemin etkisine girecek biçimde kullanılabilir.

Çekim durumlarıyla kullanışlarına göre başlıca şu nesne türleri ayırt edilir:

a.BELİRTİSİZ NESNE

Cümlede, yükleme yalın olarak bağlanan nesneye belirtisiz nesne (bs. n.) denir:

“Ben kitap aldım. Çocuk iki gündür yemek yemiyor.” örneklerindeki gibi.

Cümlede belirtisiz nesneyi bulmak için “ne?” adılından yararlanılır.


Ama beyefendi, geçen hafta Kümbet’in önünde de bir çakma bulmuştuk.

(Refik Halit Karay, Yer Altında Dünya Var)

bulmuştuk : y.

- Bulan kim?

- (Biz) : gizli ö.

-

le="font-size:100%;">Bulunan ne?

- Bir çakmak : bs. n.

Bir çakmak; ama kimin çakmağı, hangi çakmak?… Belli değil.

Cümlede belirtisiz nesne, yalın durumunda kullanılması nedeniyle belirtisiz, genel bir varlığı gösterir.

b. BELİRTİLİ NESNE

Cümlede yükleme (-i) durum ekiyle bağlanan nesneye belirtili nesne (bl. n.) denir: “Siz Ali’yi de yanınıza alın. Burada bizi istemiyorlar.” örneklerindeki gibi.

Cümlede belirtili nesneyi bulmak için “kimi? , neyi? , nereyi?” adıllarından yararlanılır. Bu sözler, genel olarak özne ile yüklem arasında kullanılır.

Suat, ölmeden evvel bu konçertoyu dinlemişti.

(Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

dinlemişti: y.

- Kim dinlemişti?

- Suat: ö.

- Suat neyi dinlemişti?

- Bu konçertoyu: bl. n.

Belirtili nesne, yükleme –i yükleme eki ile bağlandığı için belirtili, özel bir varlığı gösterir. Bu demektir ki belirtili nesnenin gösterdiği varlık, ilgililerce bilinir.

Bir Alman’dı. Ali’yi çok severdi.

severdi : y.

- Seven kim?

- (O) : ö.

- O, kimi severdi?

- Ali’yi : bl. n.

O yaz Avrupa’yı baştan başa dolaştık.

Dolaştık : y.

- Kim dolaştı?

- (Biz) : ö.

- Biz nereyi dolaştık?

- Avrupa’yı : bl. n.

Araştırılan nesne bir birlikse, ilgili soru çoğullanabilir:

… beygirler yolları, caddeleri aşar, uçar, uçar.

aşar: y.

- Aşan ne?

- Beygirler : ö.

- Beygirler nereleri aşar?

- Yolları, caddeleri : bl. n.

Belirtili nesnede –i yükleme eki düşürülmüş olabilir:

Yar yatağın düşman almaz, giderim.

(Mehmet Emin Yurdakul, Cenge Giderken)

Yatağı-n-(ı)

UYARI!

Özel adlar, birinci ve ikinci kişi adılları, işaret adılları, belirtili ad tamlamaları, gösterme kavramı taşıyan sıfat tamlamaları; cümle ve cümleciklerde ancak belirtili nesne olabilir. Bunun nedeni, anılan dil öğelerinden her birinin belirli, özel bir varlığı göstermesidir.

Gerçekten özel adlar, belirli varlıkları / kavramları gösterir. Bu özellik, birinci ve ikinci kişi adıllarıyla işaret adıllarında da vardır. Belirtili ad tamlamalarında da tamlamanın

gösterdiği kavram belirlidir. Aynı özellik, işaret sıfatlarının belirttiği adlarda da görülür. İşte bu nedenle söz konusu birimler, belirtisiz nesne olamıyor:

Dil, belirli bir kavramı belirsiz biçime sokmuyor.

Nitekim, konuşmada da yazıda da, “Sen Ankara gezdin. Biz Orhan bekliyoruz. Ben siz çağırdım. Ben bu istedim. Ben masanın örtüsü aldım. Bu kapı açtım.” denilemiyor. Bu cümlelerin altısında da nesnelerin belirtili olması gerekiyor.

Sevim o geceyi rahat geçirdi.

Korkma, evvel Allah seni üşütmeyiz.

(Reşat Nuri Güntekin, Anadolu Notları)

Küçük kız, o günlerde onun siyah yeldirme ve beyaz baş örtüsü ile sokaktan gelişini / hiç unutmaz.

(Halide Edip Adıvar, Mor Salkımlı Ev)


NESNENİN YERİ

Kurallı düz yazı cümlesinde nesne, yüklemin önünde yer alır:

O zaman, nadiren, bu divanlardan birini açar / ve beş on satır okurum.

(Refik Halit Karay)

Bu sıralanış, belirtisiz nesne için kesindir. Belirtili nesne, sıra değişmelerine bağlı olarak, yüklemin önünden ayrılabilir:

Fikret’in öldüğünü biz Çanakkale’de öğrendik.

(Ahmet Haşim)

NESNE – YÜKLEM UYUMU

Yüklemin soyuna, çatı özelliğine göre, kimi cümlelerde nesne bulunur, kimilerinde bulunmaz. Söz gelimi, kırmak, okumak, yazmak, eylemleri üzerine kurulan cümlelerde nesne bulunur: Hizmetçi tabağı kırdı. İkinci kitabınızı da okudum. Yarın oğluna mektup yazacak.

Büyümek, kalkmak, ölmek eylemleri üzerine kurulan cümlelerde ise nesneye yer yoktur: Fidanlar günden güne büyüyor. Çocuk birdenbire ayağa kalktı. Babası geçen yıl ölmüş.

İşte cümlede nesne gerektiren yüklemin nesne ile, nesne gerektirmeyen yüklemin nesnesiz kullanılması özelliğine nesne – yüklem uyumu denir.

Konunun başında da belirtildiği gibi nesne, geçişli etken yüklemle kurulan eylem cümlelerinde bulunur. Geçişsiz etken ve geçişsiz / geçişli edilgen yüklemlerle kurulan eylem cümleleri ile ad cümlelerinde nesne yer almaz.

Cümlede nesne gerektiren yüklemin nesnesiz, nesne gerektirmeyen yüklemin nesne ile kullanılması uyumsuzluğa, dolayısıyla da nesne eksikliği / artıklığı olaylarına yol açar. Bu anlatım pürüzü, daha çok, ortaçların yer aldığı cümlelerde sıralanan cümlecikler arasında, bağlama yanlışlığı sonucu ortaya çıkar.

Ancak kimseye yan baktığı / yahut takip ettiği / veya söz attığı / da işitilmemiştir.

(Memduh Şevket Esendal)

Bu cümlede takip ettiği ortacı, öge bakımından boşlukta görünüyor: Gerektirdiği nesne yok; önceki ortacın tümlecine ise bağlanamıyor. Cümle, ancak şöyle kurulursa anlatımca düzelir:

Ancak kimseye yan baktığı veya söz attığı yahut (kimseyi) takip ettiği de işitilmemiştir.

Bir toprak parçasının varlığını sürdürebilmesi için, o toprak üzerinde yaşayan halkın, kendi kültürüne bağlı kalması / ve koruması gerekir.

Bağlı kalmak” ve “korumak” eylemleri, aynı dolaylı tümlece bağlanamaz: bir şeye bağlı kalmak fakat bir şeyi korumak…

Sonuç: Cümlede, koruması yükleminin önüne “onu” nesnesini koymak gerekir:

(ve onu koruması).

Bu kısa geçmişi, daha gerilerde sultan çevresinde tek tük birkaç gösteri denemesiyle biraz daha uzatılabilir.

Edilgen yükleme belirtili nesne bağlanamaz.

Tabanı geçişli olan edilgen eylemin belirtisiz nesnesi olabilir; ancak bu nesne, sözde özne olarak değerlendirilir.

Yukarıdaki cümlenin yüklemi, edilgen çatılı bir eylem olduğuna göre sözde özne gerektirir. Bu nedenle cümlenin başındaki öğe, bu kısa geçmişi değil, bu kısa geçmiş olacak.

DEĞERLENDİRME

1. Nesne ne demektir? Belirtili nesne ile belirtisiz nesne arasında biçim ve anlam yönlerinden ne gibi ayrılıklar vardır? Örneklerle belirtiniz.

2. “Orada yaşayan erlerin içi

Bir tasta yoğurur derdi, sevici”

a. Faruk Nafiz Çamlıbel’den alınan bu nazım cümlesinde özne ve nesneyi gösteriniz.

b. Gösterdiğiniz nesnenin türünü belirtiniz.

3. “Tevfik bunu çok çabuk anladı.” (Halide Edip) cümlesindeki belirtili nesne, belirtisiz de kullanılabilir mi? Niçin? Açıklayınız.

4. “Mademki ister istemez iki gün kalıyoruz, / şu Bodrum’u, dört bin yıllık Halikarnas’ı gezip göreyim, dedi.”

a. Sabahattin Ali’den alınan bu cümlede altı çizilerek belirtilen nesnenin türü nedir? Açıklayınız.

b. Aynı birimlerin, neden belirtisiz nesne olarak kullanılamayacağını belirtiniz.

5. Kitapları aldı, birer birer okudu, inceledi; sonra da götürüp geri verdi.” cümlesindeki nesneyi, çekim durumuna ve bağlandığı yüklemlere göre değerlendiriniz.



Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Mar 02

Anlamlarına Göre Cümle Çeşitleri
Yüklem anlamların göre cümleler beşe ayrılır.
1. Olumlu Cümle : Eylemin yapıldığı ya da işin olduğunu bildiren cümlelerdir.
Güneş akşamları erken batıyor.
2. Olumsuz Cümle : İşin ve eylemin yapılmadığını bildiren cümlelerdir. Olumsuz cümle, fiil cümlelerindeki yüklemin sonuna “-me” olumsuzluk eki şimdiki zaman kipinin sonuna geldiğinde daralır. “-mi, -mı, -mu, -mü” halini alır.
Hoca efendi hiç şaşmaz. Aysel kibar değildir.
3. Ünlem Cümlesi : Sevinç, korku, hayret ve üzüntü gibi duyguları anlatan cümlelerdir.
Vah vah, çok üzüldüm. Aa, sen ne yapıyorsun?
4. Soru Cümlesi : Bir işin, eylemin olup olmadığını soran, içeriğini araştıran cümlelerdir.
Sana kim baktı? Hangi oyuncuyu gördün?
5. Şart Cümlesi : Bir işin yapılmasını, bir başka işin yapılması şartına bağlı kılan cümlelerdir.
Parayı alırsam, doğru eve döneceğim.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Mar 02

Yüklemlerine Göre Cümle Çeşitleri
Yüklemlerin göre cümleler ikiye ayrılır:

a. Fiil Cümlesi : Yüklemi fiil olan cümlelerdir.
Sincap ağaca tırmandı.

b. İsim Cümlesi : Yüklemi isim soyundan olan cümlelerdir.
İstanbul güzel bir şehirdir.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler: