Mar 02

CÜMLE

Cümle : Maksadımızı tam olarak anlatan söz dizilerine CÜMLE diyoruz..
Cümle özellikleri :
§ Cümleye büyük harfle başlanır.
§ Cümlelerin sonuna nokta, soru işareti veya ünlem işareti konur.
§ Bu işaretlerden sonra gelen cümlelerin baş harfleri büyük yazılır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 20



CÜMLE BİLGİSİ

Cümle bir duyguyu, bir düşünceyi, bir dileği, bir yargıyı tam olarak anlatan sözcük ya da sözcük öbeğidir.

Bir cümlenin her okuyan ya da dinleyen tarafından farklı anlaşılması cümle yorumu demek değildir. Tam tersine bir cümlenin herkes tarafından aynı şekilde anlaşılması gerekir.

Cümleyi okuyanın veya dinleyenin kültür düzeyi, düşünce yapısı nedeniyle bir cümleden farklı anlamlar çıkaracağını söylemek anlam bilgisiyle bağdaşmaz.

Bir cümlede göreceli kavramların egemen olduğu bir anlatım varsa bu anlatıma “öznel anlatım” denir. Buna karşılık cümledeki anlatım herkes için geçerli olan değer yargılarını içeriyorsa bu cümlede “nesnel anlatım” vardır.

* Sonbahar insanları olumsuz etkiler(Öznel)
* Sonbaharda yapraklar sararır (nesnel)

Cümle Vurgusu:

Bir cümlede asıl verilmek istenen, yükleme en yakın sözcük veya sözcük öbeği ile verilir. Eylem cümlelerinde vurgu yükleme en yakın ögedir.

* Bu yıl sizi sınava biz hazırlayacağız.
* Bu yıl biz sizi sınava hazırlayacağız.
* Bu yıl biz sınava sizi hazırlayacağız.
* Biz sizi sınava bu yıl hazırlayacağız.

İsim cümlelerinde ise vurgu yüklemdedir.

* Komşumuz terbiyelidir.
* Bugün hava çok güzeldir.

UYARI: Devrik cümlelerde vurguyu bulmak için kurallı duruma getirmek doğru olur. Cümle vurgusunun temeli “sözcük vurgusu” na dayanır. Çok heceli sözcüklerde genellikle son hece vurgulu söylenir, buna sözcük vurgusu denir.

Cümlede Anlam Farklılıkları:

1- Kınama anlamı: Kınama, yapılan işi değer yargıları açısından değerlendirip doğru bulmayarak ayıplamaktır.

* Nasıl olur da küçücük bir çocuğun parasını alırsın.
* Böyle nur yüzlü bir ihtiyara bakılmaz mı hiç.

2- Alay anlamı: Bir kişinin veya bir durumun yetersiz, kusurlu, gülünç yönlerini küçümseyerek eleştirmek, alay etmek demektir.

* O kadar zeki ki liseyi altı yılda bitirdi.
* Dili çok iyi kullanır, ne de olsa sakatatçı çocuğu!
* Ne anlarsın ya resimden!

3- Yergi anlamı: Eksiklerin,sakıncalı durumların küçümsenmesi, eleştirilmesi yergidir.

* Böyle ders çalışırsanız tabii başaramazsınız.
* Baba kendi yapmadığını çocuğundan nasıl ister ki!
* Borcunu ödemez, sözünü tutmaz, nasıl biri bu!

4- Küçümseme anlamı: Değer vermemek, önemsememek, küçük görmektir.

* Bu soruyu ilkokul öğrencileri bile çözer.
* Üç yıl bekledin de bu arabayı mı aldın!
* Adam olacak da ailesine bakacak!…

5- Beğenme anlamı: Yapılan bir işin, oluşan bir durumun veya kişinin değerli bulunması, değerlere uygun bulunması beğenmedir.

* Yediğim yemek nefisti.
* Verilen işi mükemmel yapardı.
* Ne giydiyse kendine yakıştırır.

6- Azımsama anlamı: Bir şeyin umulandan az bulunması, yetersiz görülmesi, azımsamadır.

* Üç kez koşmakla koşucu olunmaz.
* Haftada bir saat sporla zayıflayamazsınız.
* Bu paraya asla çalışmam.

7- Yetersizlik, gücü yetmeme, başarısızlık anlamı:
* Birkaç soru daha çözebilseydi, sınavı kazanırdı.
* Yağmur yağınca sel baskınlarını önleyemiyor belediye.
* Konu oldukça iyi ama anlatım hiç de başarılı değil.

8- Övgü, övünme anlamı: Kişinin, durumun, nesnenin, kavramın, üstün yönlerini de alıp değerlerini arttırmak, övmektir. Bunu kişi kendisi veya topluluğu için yaparsa övünme olur.

Övme: * Onu bir de bilgisayarın başında gör!
* O boy, o gözler, o burun… sanki taşbebek.
* Böyle uyumlu bir aile görmemişsinizdir.

Övünme: * Biz adamı böyle mat ederiz.
* Ben olmasaydım siz zor çıkardınız buradan.
* Ben sizin yaşınızdayken…

9- Yakınma anlamı: Bir kişinin sözündeki, davranışındaki veya çevresindeki yanlışlıklardan, eksiklerden duyulan rahatsızlığı, kırgınlığı üçüncü bir kişiye yakınarak anlatmak, şikayette bulunmak bir yakınmadır.

* Bir de aldığı borçlarını ödeyebilse.
* Yememiş, içmemiş, söylediklerimi öğretmene yetiştirmiş.
* Benden habersiz akşam yemeğine konuk çağırmış.

10- Sitem anlamı: Bir kişiyle ilgili alınganlık, üzüntü, kızgınlık gibi duyguların biraz da iğneleyici bir dille ortaya konulması sitemdir.

* Parti vermişsiniz de en yakın komşunuzu, bizi, çağırmamışsınız.
* Senin bu sözleri söyleyeceğini hiç sanmazdım.
* Aşkolsun bana da mı böyle davranıyorsun!

11- Uyarma: Bir kişiye yanlış bir iş yapmamasını, yanlış bir davranışta bulunmamasını söylemek, uyarmaktır.

* Biraz daha sessiz olabilir misiniz?
* Derslerinizi günü gününe yapmalısınız.
* Bütün seçenekleri okumadan yanıtınızı işaretlemeyin.

12- Şaşma anlamı: Beklenmedik bir durumla karşılaşıldığında duygu ve düşüncelerin ortaya konması şaşırmadır.

* Nasıl kesebildin bunca odunu!
* Aa! Siz de mi bu sitede oturuyorsunuz!
* Köşeyi dönünce köpekle karşılaşmayayım mı!

13- Tehdit, korkutma anlamı: Birini kaygılandırmak, korkutmak, göz dağı vermek, tehdit etmektir.

* Bir daha seni bu evde görmeyeceğim!
* Hele bir geç kal da!…
* Bunu ne duymuş olayım ne de görmüş!

14- İkilem (tereddüt) anlamı: Kararsızlığın ortaya konulması ikilemdir.

* Biz de sizinle gelsek mi ki!…
* Acaba biz de alsak mı ki bu arabalardan?
* Yarın sinemaya gideyim mi, gitmeyeyim mi!

15- Varsayım anlamı: Bir şeyin kanıtlanmadan geçici olarak benimsenmesi önerisi, tahminde bulunma, öyle kabul etme varsayımdır.

* Diyelim ki enflasyon % 10′a düştü.
* Tut ki ülkedeki işsizlik sona erdi.
* Bizim görmediğimizi say.

16- Yanılgı anlamı: Düşünülen, varsayılan bir durumun gerçekleşmemesi, yanılmayı ortaya çıkarır.

* Seni çok çalışkan biri sanırdım.
* Körfez savaşında kazançlı çıkacağımızı sanmıştık.
* Avrupa her şeyi kolaylıkla kabul edeceğimizi düşünmüş.

17- Aşamalı gelişme: Zaman içinde durumun değişip azalması veya artması aşamalı bir gelişmeyi anlatır.

* Son yıllarda çok daha güzel yaşıyordu.
* Her yıl biraz daha güzelleşiyorsunuz.
* Damlaya damlaya göl olur.

18- Acıma anlamı: Bir kişinin ya da canlının içine düştüğü olumsuz durumdan üzüntü duymak, acımaktır.

* Depremden kurtulanların hali yürekler acısıydı.
* Tanrı kimseyi bu durumlara düşürmesin.

/>* Zavallı her gün eriyip gidiyordu.

19- Koşul (şart) anlamı: Bir olgunun gerçekleşmesi için bir başka etmenin gerekmesi, koşuldur.

* Derslerinize çalışırsanız kazanırsınız.
* Ekonomik sorunlarımızı çözelim de kalkınmış olalım.
* Düşünen kişiler çoğalırsa demokrasi gelişir.

20- Sebep (neden) anlamı: Bir durum diğer bir durumun oluşmasına yol açıyorsa buna yeni durumun sebebi denir.

* Parası yetmediği için uçakla gelememiş.
* Sözlerinizi dinlemediğinden hata yapıyor.
* Mutluluktan uçacaktı.

21- Amaç anlamı: Bir eylemi hedeflenen bir başka eylem için yapmak amaç gütmektir.

* Yeni bir elbise almak için çok çalışıyor.
* Gelecek kuşaklara güzel bir dünya bırakmak için çalışalım.
* Sınavı kazanayım diye gece gündüz çalışıyor.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 20

CÜMLENİN ÖĞELERİ

1. Yüklem

2. Özne.

3. Nesne

4. Dolaylı Tümleç

5. Zarf Tümleci

Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle

CÜMLE

Bir duyguyu, düşünceyi, isteği, haberi, durumu, olayı vb. ifade etmek için kurulan ve kendi içinde anlam ve yargı bütünlüğü olan sözcüğe veya söz dizisine cümle denir.

Bugün hava ne kadar güzel!
Senin de benim gibi, otobüste, çalan cep telefonun uzun süre açmayanlara, “Şehir magandaları!” diye bağırasın geldi mi hiç?

Özellikleri

]Her cümle bir yüklem ve varsa ona bağlı diğer öğelerden oluşur.
]Cümlede yargı bildiren unsur yüklemdir. Cümle yüklem üzerine kurulur. İhtiyaca göre başka öğelerle desteklenir.

Geldim.
Ben geldim.
Ben buraya geldim.
Ben evden buraya geldim.
Ben evden buraya koşarak geldim.
Ben evden buraya kadar koşarak geldim.
Ben seni görmek için evden buraya kadar koşarak geldim.

]Bir cümle anlam ve yargı bildiren, ek-fiille çekimlenmiş bir tek isimden (yüklem) veya zamana ve şahsa göre çekimlenmiş bir tek fiilden (yüklem) de oluşabilir, yüklemi ve birbirini anlam bakımından bütünleyen birden fazla kelime ya da kelime grubundan da. Yani en küçük cümle tek kelimeden oluşabilir.

Öğretmenim.
Öğretiyorum.
Biz sizinde gelmeyeceğiz.
Sokaklarda, caddelerde, kaldırımlara park eden otolar yüzünden, yayaların rahatça yürüme imkânı kalmadı artık.

Karşılıklı konuşmalarda tek kelimeden oluşan cevap cümleleri önceki kelimelerle tamamlanmaya bırakılmıştır.

¦İnsanın elini yakmaz mı?
¦Yakmaz.
¦Sen çok güzel Türkçe biliyorsun.
¦Biliyorum.

CÜMLENİN ÖĞELERİ

Öğe:Cümleyi oluşturan bölümlerin her birine öğe denir. Anlamlı ve doğru cümleler kurmaya yarayan bölümleridir.

Bugün / alış veriş yapmak için / çarşıya / çıkacağım.

]Anlam bozulmayacak şekilde birbirlerinden ayrılabilirler.

çıkacağım.

çarşıya / çıkacağım.

alış veriş yapmak için / çarşıya / çıkacağım.

Bugün / alış veriş yapmak için / çarşıya / çıkacağım.

]Her öğe görev ve anlam yönünden bir tek öğeye eşlik eder; onu tamamlar. Bu öğe de yüklemdir.

­Birinci derecede önem taşıyan öğe yüklemdir.

çarşıya / çıkacağım.

alış veriş yapmak için / çıkacağım.

bugün / çıkacağım.

Bugün alış veriş yapmak için çarşıya çıkacağım.

zaman amaç yer yapılacak

bakımından bakımından bakımından iş

­İkinci derecede önemli öğe öznedir. Sadece yüklemden oluşan cümlelerde bile öznenin varlığı, yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır.

Beğendi-k “-k” eki “biz”i karşılıyor.

­Sonra tümleçler gelir ki bunlar zarf tümleci, dolaylı tümleç, edat tümleci ve nesnedir.

Hiçbir zaman kader bizi senden ayırmasın.
Zarf tüml. Özne nesne d.lı tüml. yüklem

]Bazı cümlelerde bazı öğeler hiç bulunmaz.

­Yüklemi geçişsiz fiilden oluşan cümleler nesne almazlar.
Tarlanın sınırına gelince dinlenmek üzere oturduk.

­İsim cümlelerinde tümleçler pek sık görülmez.
Ben / de / bir varisin olmakla / bugün / mağrurum.
Edat tüml. Zarf tüml.

]Öğelerin tamamı kelime veya kelime grubu hâlinde olabilir.
Yağız atlar / kişnedi, meşin kırbaç / şakladı.
Bir dakika / araba / yerinde / durakları.
Giden geminin arkasından / bakakaldı.

]Yüklem genellikle en sondadır. Diğer öğelerin yerleri anlama, anlatıma göre değişebilir. Genellikle vurgulanmak istenen unsur yüklemin önündedir.

“Bu şehrin çilesini ben çekerim yıllardır,
Hasretini ben duyarım.”

]Cümle vurgusu yüklem üzerindedir. Vurgu, gerektiğinde özellikle belirtilmek istenen öğe üzerine çekilebilir, ya da o öğe yükleme yaklaştırılır.

Ben Ankara’ya yerleştim.
Ben Ankara’ya yerleştim.
Ankara’ya en geç ben yerleştim.

]Asıl yargının bulunduğu cümleler gibi, ona bağlı olan yan cümleler de öğelerden oluşur. Öğelerden oluşan bir cümle başka bir cümlenin öğesi de olabilir.

Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar. (amaç)

]Öğeler bulunurken,

­Önce yüklem, sonra özne ve sonra tümleçler aranır.
­Sorular yükleme sorulup alınan cevaplar yüklemle birlikte tekrar edilmelidir.
­Öğeler bulunurken tamlamalar ve diğer kelime grupları bölünmez.
­Bağlaçlar öğe sayılmamalıdır.

Bugün alış veriş yapmak için çarşıya çıkacağım.
Kelime kelime grubu kelime kelime

Semt belediyesine bağlı bir sağlık ocağında dolaylı tüml.

fazla iş özne

olmaz. yüklem

Basit muayenelerin ve müdahalelerin dışında, zarf tüml.

ya bağlaç

hastahaneye dolaylı tüml.

hasta belirtisiz nesne

sevk ederler, yüklem

ya bağlaç

ölüler için edat tüml.

defin ruhsatnamesi belirtisiz nesne

verirler. yüklem

Masasında dolaylı tüml.

bir de bağlaç

bunların koçanları özne

olurdu. yüklem

O koçanlardan kopardığım sayfaların arka yüzüne dolaylı t.

resimler belirtisiz n.

yapar, yüklem

otomobil modelleri belirtisiz n.

çizer yük

ya da bağ

ilerde keşfetmeyi umduğum makineler b.siz n.

uydurur, yük

bir de bağ

tanıdığım artistlerin, ünlülerin listesini b.li n.

çıkarırdım. yük

Az sonra zarf t.

annem özne

gelir, yük

koçandan , dol. t.

temiz bir sayfa b.li n.

koparır, yük

ön yüzünü b.li n.

doldurur, yük

gelenin işini b.li n.

görür, yük

defin ruhsatnamesinde yukarıya dol. t.

ölenin adını b.li n.

yazar, yük

en altta dol. T.

da bağl.

hep zarf t.

kendi kaşesi ve imzası özne

olurdu. yüklem

Benim gözümde anneme ölüm karşısında üstünlük sağlayan bir şeydi yüklem

bu. özne

Ölümü belirtili nesne

başka adreslere dolaylı tümleç

gönderirdi. Yüklem.

(Murathan Mungan, Pamukçuklar)

Şimdi bu cümle öğelerini tek tek inceleyelim:

1. Yüklem

İş, kılış, oluş, hareket, durum bildiren; haber veren; cümleyi bir yargıya bağlayan çekimli öğedir.

Araba kalabalığı şehri yaşanmaz hâle getirdi.

Şehri bu hâle getiren bir olumsuzluk da insanların birbirlerini sevip saymamalarıdır.

Özellikleri

]Cümlenin temel öğesidir. Cümle yargı bildiren bir söz; yüklem de yargıyı üstlenen öğe olduğuna göre yüklemsiz bir cümle olamaz.

Araba kalabalığı şehri yaşanmaz hâle ………?………… cümle değil

Şehri bu hâle getiren bir olumsuzluk da ……….?………… cümle değil

]Yüklem, tek kelimeden de oluşabilir bir kelime grubundan da.

Yaşlılara saygı, topumun geçmişine olan saygısını gösterir.
İnsanlar birbirlerinin hakkına riayet etmeliler.

] Cümle oluşturmaya yeterli olan tek öğe yüklemdir.
Öğretmenim.
Geliyorum.

]Diğer unsurlar, yüklemin anlamını desteklemek üzere cümlede bulunur.

Yeri

]Türkçede asıl öğe en sonda bulunduğu, yardımcı öğeler daha önce geldiği için Türkçe söz dizimine göre yüklem cümlenin en sonundadır. Bütün öğeler sıralanır, sonra bunlarla hazırlanan haber veya yargı yükleme yüklenir.

Gökyüzünün başka rengi de varmış.
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı.

]Şiirde, atasözlerinde ve günlük konuşma dilinde yüklem cümlenin sonunda değil de herhangi bir yerinde olabilir.

“Uzar gider bir sessizlik içinde
Bir uçtan bir uza Türkistan toprakları.”
Birden kapandı birbiri ardınca perdeler.
Sakla samanı, gelir zamanı.

Türü

]Fiil cümlesinin, yani iş, oluş, kılış, hareket, durum bildiren cümlelerin yüklemi çekimli bir fiildir. Bu fiil, basit, türemiş ya da birleşik olabilir.

Fiile ait zaman ve şahıs kavramları yüklemde ek hâlinde bulunur. Ayrıca öğe olarak da bulunabilir.

Bir ipte iki cambaz oynamaz. Hiçbir zaman
Yarın buraya gelecekler. Onlar

]İsim cümlesinin, yani iş, oluş, kılış, hareket, durum bildirmeyen cümlelerin yüklemi de ek-fiille çekimlenmiş bir isimdir. Bu, isim soylu herhangi bir kelime (sıfat, zamir, zarf, edat) olabilir.

Ben bir Türküm; dinim cinsim uludur.
Yeniden doğmuş gibiyim.
Tabiattaki en iç açıcı renk yeşildir.
Çık hızlısın.

*Bu ek-fiiller bazen düşebilir.
İçimde en güzel duygular saklı.

*Ek-fiile ait zaman ve şahıs kavramları yüklemde ek hâlinde bulunur. Ayrıca öğe olarak da bulunabilir.
Gökyüzünün başka rengi de varmış.

Sayısı

Bir cümlede birden fazla özne, zarf tümleci, dolaylı tümleç, nesne bulunabilir, ama yüklem tektir. Bir söz dizisi içindeki yüklem sayısı cümle sayısını gösterir.

“Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.”
“Yol onun, varlık onun,
Gerisi hep angarya.”

Yüklemdeki Kelime S

ayısı

Yüklem tek kelimeden oluşabileceği gibi bir kelime grubu da olabilir.

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir / bu.
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir / bu.
Dönülmez akşamın ufkundayız.
Güzel yüzü, geniş bir gülümseyişle / ışıl ışıldı.

Yüklemsiz Cümleler (Eksiltili Cümle)

]Yüklemi söylenmeyen cümlelere eksiltili (kesik) cümle denir. Yüklemin söylenmemiş olması cümlenin anlamında eksiklik meydana getirmez. Dinleyici ya da okuyucu cümlenin söylenmemiş kısmını ya kendisi tamamlar ya da zaten bilinmektedir.

Kıratın yanında duran ya huyundan ya suyundan.
Az veren candan, çok verev maldan.
Dalgalandığın yerde ne korku ne keder.

“Seni istikbal için önce gelmek cihana,
Ve başkasından almak sonra geliş müjdeni,
Bir nefes dinlenmeden yıllarca koşmak sana,
Aramak her tarafta, bulmamak asla seni. (Han Duvarları)

*Bazı kesik cümleler önceki cümlenin yardımıyla tamamlanır.
Bilmiyorum aradan ne kadar zaman geçti. Belki altı ay… Belki bir yıl.
Buralarda hiç yol yoktur. Hatta keçi yolu bile…

¦Nerede çalışıyordun?
¦Türk Dil Kurumunda. (çalışıyorum)

¦Kardeşin kaçıncı sınıfta okuyor?
¦İkinci sınıfta.

2. Özne

Tanımı
Yüklemde bildirilen işi, oluşu, hareketi, durumu, kılışı yerine getiren; hakkında bilgi ve haber verilen öğedir. Yani yapanı veya olanı karşılayan unsurdur.

Çocuklar bahçede oyun oynuyorlar.
Elimdeki defter yere düştü.

Özne, yükleme sorulan “ne?, kim?” sorularının cevabıdır.

Göçmen kuşlar yine yolculuğa başladı.
¦Kim? / Kim başladı? / Başlayan kim?
¦Göçmen kuşlar

Kitaplar raflara rastgele dizilmişti.
¦Ne? / Ne dizilmişti? / Dizilen ne?
¦Kitaplar

Özellikleri

Özne olan kelime(ler) cümlede hiçbir hâl eki almadan kullanılırlar. Herhangi bir hâl eki alırlarsa özne değil, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci olurlar.Ama çoğul ekini ve iyelik eklerini alabilir.

Ankara halkı kaldırımlarda yürüyememekten rahatsız değil galiba.
Depremzedeler hâlâ vaat edilenlerin gerçekleştirilmesini bekliyorlar.

Durumu

Özne; yüklemi isim olan cümlelerde pasif (edilgen); fiil olan cümlelerde aktif (olan veya yapan)tir.

Hava durgundu. Özne, olan

Muayene odasının kapısı açılır. Özne, olan, yapılan

Cevdet Bey, bahçeyi suluyordu. Özne, yapan

Genç kız, her geçen gün biraz daha iyileşiyordu. Özne, olan

Türü

İsimler, adlaşmış sıfatlar, isim ve sıfat tamlamaları, fiilimsiler, zamirler, soru kelimeleri, gerçek ya da sözde özne olabilir:

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı.
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…
Dakikalar ilerledikçe yangın daha da şiddetleniyordu.
İhtiyar, çocukların kendisine neden yer vermediğini bir türlü anlayamıyordu.
Kapı tokmağı hızlı hızlı vuruluyordu.
Okumak bir erdemdir; doğru şeyler okunduğu müddetçe.
O, benim can dostumdur.
Kim bu işleri bir saatte bitirebilir?
Köprü altında balık tutanlar, bezgin değildi.
Türklerin bu yalçın kayalar üzerine ne zaman konduğu bilinmez.

Çeşitleri:Sözde ve gerçek özne

Sayısı:Bir cümlede birden fazla özne bulunabilir.

Her saz, her ot, her kanat çırpınışı, bütün kenarlar ve renkler gibi gümüş bit parıltı içinde erir.
Güneş, yer, gök, deniz iç içe kaynaşır.

*Bazı cümlelerde özneden hemen sonra öznenin açıklayıcısı gelir.
Etrafa hoş ve olgun bir koku, yeni kesilmiş geçkince bir karpuz kokusu yayıldı.

*Bazı cümlelerde birkaç özne sıralandıktan sonra, tümü yeniden “hepsi” zamiriyle ifade edilir.
Tarih, sanat eserleri, gelenekler, hepsi, cemiyetin süreklilik şuurudur.

Öznesiz Cümleler

Özne, anlamdan çıkarılabileceği ve tekrardan dolayı anlatımda bozukluk yaratabileceği için söylenmeyebilir. Özne söylenmediği zaman gizli özne dadını alır. Gizli özne yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır. Yüklemin taşıdığı şahıs ekinin gösterdiği zamir öznedir.

*Gizli özne bir özne çeşidi değildir.

Dün beni aramışsın. Sen: gizli özne
Karanlığın, yağmurun, rüzgârın içinde dört nala uzaklaştı.
Geniş merdivenlerden yukarı kata çıktı.

*Sözde ya da gerçek öznesi olmayan cümlelerin yüklemleri, edilgen ve geçişsiz fiillerdendir.

Bu sıcakta uyunmaz.
Bu söze gülünür.
Yarın pikniğe gidilecek.
Burada kalınacak.
Dışarı çıkıp bir şişe süt almalı.

Özne-yüklem Uyumu

Özne ile yüklem olumluluk-olumsuzluk ve tekillik-çoğulluk yönlerinden uyum göstermelidir.

a. Olumluluk-olumsuzluk Uyumu

Özne olumlu ise yüklem de olumlu; öznede olumsuzluk anlamı varsa yüklem olumsuzdur.

Yarın herkes dersten önce kütüphanede toplansın.
Hepsi burada toplanacak.

*Öznenin olumlu olduğu hâllerde yüklem bazen olumsuz da olabilir.
Akşam yemeğine herkes katılmadı.
Yağmur yağdığı için öğrencilerin tamamı gelmedi.

*Özne “kimse, hiçbiri, hiç kimse” kelimelerinden oluşuyorsa yüklem olumsuz olur.
Üç günden beri kimse uğramadı buraya.
Hiç kimse bu paraya bu işi yapmaz.
Hiçbiri anlatılanlara inanmadı.

*“ne….ne” olumsuzluk bağlacı kullanılan cümlenin yüklemi olumludur.
Ne baş ağrısı yapar, ne de bünyeye zarar verir.
Ne ölenlere ne de kalanlara yer bulunabildi.

b. Tekillik-çoğulluk Uyumu
Özne tekilse yüklem de tekil; özne çoğulsa yüklem de çoğul olur.

Köylüler birer birer pazar yerine geliyorlar.
Çocuk annesini çağırdı.
Ali’yle Yusuf yarın Ankara’ya gelecekler.

*Bitki, hayvan, cansız varlık, vücudun organları, soyut kavramlar, isim-fiiller, zaman isimleri, topluluk isimleri özne olduğunda yüklem genellikle tekil olur. Bitki ve hayvan isimleri bazen çoğul yükleme bağlanır.

Bu erikler çok tatlıdır.
Otlar kurudu.
Aradan uzun yıllar geçti.
G

özlerim yaşardı.
Fikirler baskıyla benimsetilmez.
Dışarıdan bağrışmalar duyuluyordu.
Sıfatlar çekim eki almaz.
Ordu yola çıktı.
Martılar bağrışıyorlar.

*Özne insan cinsinden ve çoğul ise yüklem tekil de olabilir çoğu da.

Çocuklar erken uyur.
Öğrenciler teneffüse çıkmış.
Memurlar hak aradı.
Askerler eğitim alanında toplandı.
Öğrenciler birer ikişer gelmeye başladılar.

*Özneyi tekil veya çoğul “1. ve 2.”, “1. ve 3.” , “1., 2., ve 3.” şahıs zamirleri oluşturuyorsa yüklem birinci çoğul şahıs eki alır.

Ahmet’le ben yarın gideceğiz.
Ben ve o, beraberce içeri girdik.
Bu işi sen ve ben yapmalıyız.
Ben, o çocuk ve sen burada hazır bulunacağız.
Biz, siz ve onlar, birbirimize daima destek olmalıyız.

*Öznesi tekil veya çoğul 2. ve 3. şahıslar olan cümlenin yüklemi 2. çoğul şahsa göre çekimlenir.
Sen ve o, bu işi yapmalısınız.
Siz ve onlar, bu eşyaları taşıyacaksınız.

*Öznenin üçüncü tekil şahıs olduğu bazı durumlarda saygı ya da alay anlamı katmak için yüklem çoğul yapılır.

Sayın Vali, madalyaları elleriyle taktılar.
Cumhurbaşkanı, okulumuzu ziyaret edecekler.
Küçük bey henüz uğramamışlar.

*Öznesi sayı sıfatlarıyla veya “birkaç, birçok” gibi belgisiz sıfatlarla kurulmuş bir sıfat tamlaması tekil yükleme bağlanır.

İki çocuk içeri girdi.
Birçok insan böyle davranışlara tepki gösterir.

3. Nesne

Tanımı
Yüklemde bildirilen ve öznenin yaptığı işten doğrudan etkilenen öğe nesnedir.

*Dolayısıyla sadece fiil cümlelerinden yüklemi geçişli fiil olanlar nesne alır. Az da olsa isim cümleleri de nesne alabilir.

*Düz tümleç de denir.

*Yükleme sorulan “ne?, neyi?, kimi?” sorularının cevabıdır.

Burada son fırtına son dalı kırıyordu.
Bütün bu yalılar, eski Boğaziçi hatıralarını sayıklar.
Türk halkı bağımsızlığını, Ulu Önder’e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur.

Türü

]İsimler, zamirler, adlaşmış sıfatlar, tamlamalar, fiilimsiler, soru kelimeleri, kısaca özne olabilen bütün kelimeler, kelime grupları ve iç cümleler nesne olabilir.

Babam gazetesini okuyor; annem de yemek kitabından öğrendiği tarifleri kendi hükümdarlığında uyguluyordu.
İyilik eden iyilik bulur.
Ayıkla pirincin taşını.
Bugün bana ne getirdin?
Siz bunlardan hangisini istersiniz?
Çocuk sevinçle, “Bitirdim!” dedi.
Atalarımız, “Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.” demişler.
Sabahları odadan odaya gezinerek düşünmeyi severim.

Çeşitleri
Belirtili ve belirtisiz olmak üzere ikiye ayrılır.

Belirtme hâl eki alanlara belirtili; yalın hâlde olanlara da belirtisiz nesne denir.

Her gün gazete okuyorum.
Gazeteyi her gün okuyorum.

]Belirtisiz nesnenin kullanılması ile belirtili nesneninki arasında belirgin anlam farkı vardır. Nesnenin yeri de önemlidir. Belirtili nesnenin cümle içinde belirli bir yeri yoktur. Kullanıldığı yere göre cümleye değişik anlamlar katar.

Bunu bana bir çocuk anlatı. Vurgulanan: herhangi bir çocuk
Bir çocuk bana bunu anlattı. Vurgulanan: bu
Her hafta bir kitabı okurum. Belirli kitaplardan birini
Bir kitabı her hafta okurum. Belirli bir tek kitabı

]Belirtisiz nesne daima yüklemden hemen önce gelir. Yüklemle belirtisiz nesne arasına “de, dahi, bile” edatlarından başka bir kelime giremez.
Her hafta bir kitap okurum.
Bu günlerde herkes böyle şeyler anlatıyordu.
Gezi sırasında sincap bile gördük.

*Bazı nesneler belirtme hâl eki almadıkları hâlde anlamca belirtili nesnedir.
“Küçük bir çırak tutmalıyız.” derdi.
Gaz lâmbası ışığında Ömer Seyfettin okurduk.

Sayısı
Bir cümlede birden fazla nesne bulunabilir. Ancak bu nesneler belirtili veya belirtisiz olma bakımından aynı özelliği taşımalıdır.

“Gurbette duyduğum sonu gelmez hüzünleri,
Yaprakların döküldüğü hicranlı günleri,
Andım birer birer, acıdım kendi hâlime.” (YKB)
Dağılmış eşyaları, titreyen çocukları, oraya buraya şaşkın koşuşan kadınları buğulu buğulu gördü.
Uçurtmalar biraz gök, açık hava, rüzgâr ister.

*Bazı cümlelerde ikinci nesne, birincinin açıklayıcısıdır.
Surların önünde, kemerlerinden hâlâ o ilk girişten bir akis saklayan kapılara bakarak, Türk tarihinin en güzel ve en büyük iklimlerinden biri olan o “Mayıs günü”nü, bize bu şehri ve onun emsalsiz güzelliklerini hediye eden günü beraberce yaşardık. (AHT)

4. Dolaylı Tümleç

Tanımı

“-E, -dE, -dEn” eklerini alarak cümlenin, dolayısıyla yüklemin anlamını, “fiilin, çıkma (uzaklaşma), bulunma ve yönelme (yaklaşma) bakımlarından ilgili olduğu yer” yönünden tamamlayan öğedir.

Yer tamlayıcısı da denir.

Biz yazları köye gideriz; sahil lüksümüz yok bizim.
Nice tarihî eserler sular altında bırakılıyor.
Buğdayı çiftçiden hep ucuza alırlar.
Baş ucumdaki lâmbayı yakıp saate baktım.
Büyük bir boşlukta bozuldu büyü.
Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu.
Başımız üstünden yorgun bulutlar geçer.

*Yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer tamlayıcıları isim cümlelerinde çok az bulunur. Bulunma ekli yer tamlayıcıları ise her cümlede bulunabilir.
-Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.
- Hâlbuki bu sergilerin getireceği sanat ve güzellik terbiyesine bilhassa biz muhtacız.

]Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereye?, nerede?, nereden?, kime?, kimde?, kimden?, neye?, nede?, neden?” sorularının cevabıdır.

Bunları babana sormalısın. Kime?
Aradığınız kitapları sahafta bulursunuz. Nerede?
Tebeşir kireçten yapılır. Neden?

Türü
]İsim cinsinden bütün kelimeler ve kelime grupları dolaylı tümleç olabilir.

Kuleye çıkınca, sabah güneşinin henüz dağılmadığı hafif sislerle örtülü ufka dikkatle baktı.
Konak, çam

urlu ve bozuk bir yolun sağında kurulmuştu.
Ayağını toprağa basmaktan ürküyordu.

]Yer soran soru kelimeleri de dolaylı tümleçtir?
Bu elbiseyi nereden aldınız?
Benim kalemim kimde kalmış?

Sayısı

Bir cümlede birden fazla aynı veya farklı cinsten yer tamlayıcısı bulunabilir.

Ormanlardan, derelerden, köprülerden, tepelerden, uçurumlardan şimşek gibi geçti.
Gökalp ve arkadaşları, hem edebî eserlerinde, hem de Türkçeyi sadeleştirmek için ortaya koydukları prensiplerde halka yöneldiler.

*Bazı yer tamlayıcıları kendinden önceki yer tamlayıcısının açıklayıcısıdır.
Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.

5. Zarf Tümleci

Tanımı

Yüklemin anlamını zaman, durum, yön, miktar, tarz, vasıta, şart, sebep, birliktelik yönlerinden tamamlayan kelimeler ve kelime gruplarıdır.

*Edat tümleci (edatlı tümleç) olarak adlandırılan tümleçler de birer zarf tümlecidir.

Akşama kadar çalıştık.
Toprak derin derin ürperdi.
Bu şiir yağmur yağarken yazdım.
Ben resim çekmeyi de çok seviyorum.
Akşama doğru eve varırız.
Aşağı inmişti.
İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
Bu hastahanede aylarca kalırsa, üç beş ameliyata dayanırsa, kurtarmaya çalışırız.
On beş yaşına dek evinden uzun süreli ayrılmadı.
Anlatılanları korkuyla dinledik.

Hastayı ambulânsla getirmediler; taksiyle getirdiler. vasıta
Yağmur yağdığı için sular kesilmiş. sebep
Düşüncelerinizi bir kompozisyonla açılayın. araç
Bazı öğrenciler anneleriyle gelmişlerdi. birliktelik

]Zarf tümlecini bulmak için yükleme “nasıl?, ne zaman?, ne kadar?, nereye?” ve “kiminle?, neyle?, niçin?, neden?, niye?”soruları sorulur.

Sağa sola bakmadan içeri girdi. Nasıl? Nereye?
İki arkadaş gece boyunca uzun uzun konuştular. Ne zaman? Nasıl?
Biz , akşamki trenle gideriz. Neyle?
Raşit’i son gördüğümde Hüseyin’le geziyordu. Kiminle?
Çocuk korkudan konuşmuyordu. Neden?
Onu görmek için beklemiştik. Niçin?

Türü
İsimler eksiz veya yön, vasıta, eşitlik ve bazı hâl ekleriyle, fiiller de zarf-fiil ekleriyle zarf görevi yapar.

Kurduğun devlet asırlarca muzaffer yürüdü.
Ankara, uzun tarihinin şaşırtıcı birleşimleriyle doludur.
Ayağa kalktı ve kardeşiyle beraber dışarı çıktı.
Hana sağ indi, ölü çıktı geçende.
Kulak verdin mi yürekten kavala saza.
Zaten yarı aç yarı tok ve bitkin bir hâlde olduğundan ayakta fazla duramadı.
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

*Yön, zaman, tarz, sebep, vasıta, miktar ve şart bildiren bütün kelimeler ve kelime grupları zarf tümleci olarak kullanılabilir.
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir.
Ankara’ya yaklaştıkça heyecanım artardı.
Yavru kedi, hiç de iyileşecek gibi görünmüyordu.
Tenha sokakta kaldım oruçsuz ve neşesiz.
Cephaneleri bitince süngülerini taktılar ve düşmana doğru yürüdüler.
Dört saatlik yolu, iki saatte, köpeklerden korktuğum için tarlaların arasından geçerek yürüyüverdim.
Sırtınızdan para kazanmaya çalışırlar, bir kez uğradınız mı depreme.

*Tek kelimelik bazı zarflar ek aldıklarında zarf olmaktan çıkar, zarf tümleci oluşturmazlar.
Yarın benimle gelir misin? zarf
Yarını bekleyemem. İsim
İçeri›içeriye, dışarı›dışarıya, aşağı›aşağıya

*Edatlarla kurulanlar (edat tümleçleri ya da edatlı tümleçler)

“ile”

Ankara’ya uçakla giderler. (vasıta)
Bizi boş vaatlerle kandırdılar. (araç)
Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu. (beraberlik)
Arabanın gürültüsüyle irkildi. (neden)
Öfkeyle kalkan zararla oturur. (nasıl, öfkeli ve zararlı)
Sevinçle boynuma sarıldı. (nasıl, sevinçli bir hâlde)

“-E kadar”

Dershaneye kadar gidelim.
Akşama kadar çalıştık.

“için”

Çalışmak için başvurdu. (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)
Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir. (sınavı kazanmanın şartı)
Sıkıldığı için dışarı çıktı. (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)
Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgülük)
Bu iş için kaç lira ödedin? (karşılık)
Senin için sorun yok tabi. (görelik)
Bizim için ne diyorlar? (hakkımızda)
Sizin için üç kişilik yer ayrıldı. (aitlik)

“üzere, üzre”

Sorunu halletmek üzere gidiyorum. (amaç, için)
On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı. (için, amaç)

“-E göre”

Başbakana göre enflâsyon düşük. (açısından)
Ayağını yorganına göre uzat. (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)
Allah dağına göre kış verir. (uygunluk)
Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş. (bakılırsa, yönünden)
Siz bana göre daha gençsiniz. (karşılaştırma)
Kemal, Hasan’a göre daha uzundu. (karşılaştırma)
Bana göre ayakkabınız var mı? (uygunluk)

“karşı”

Edebiyata karşı ilgim vardı. (hakkında, yönelik)
Denize karşı bir balkonu var. (yönelik)

“diye”

Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)
Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden)

“doğru”
Ormana doğru yürüdük.
Bana doğru bakıyor.

“dolayı, ötürü”
Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.
Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.

“-den” ekiyle de aynı anlam sağlanır.
Sıkıldığımdan dışarı çıktım.

“karşın, rağmen “

Çok uğraşmama karşın başaramadım.
Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu.

“beri”
Dün akşamdan beri görülmedi.
Okuldan beri hiç susmadı.
Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar

.
Kar, sabahtan beri yağıyor.

“yalnız”
Cebinde yalnız yol parası vardı. (sadece, edat)
Beni yalnız sen anlarsın. (sadece, bir tek)

“ancak”
Seni ancak ebediyyetler eder istiab (sadece)
Onu ancak para ilgilendirir. (sadece, bir tek);
Bu işten ancak Hasan Usta anlar. (sadece)
Bu kömür ancak üç ay yeter. (en fazla, olsa olsa)
Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler. (belki, ihtimal)

Sayısı

Bir cümlede aynı veya farkı türden birkaç tane zarf tümleci bulunabilir. Zaman zarfı genellikle diğer zarf çeşitlerinin önünde, miktar zarfı da yüklemden önce kullanılır.

Kızılay’a indiğim zaman, kalabalığa takılmamak için insanlar arasından hızla ilerlerim.
“Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şîrâz’ı hayal ettiren ahengiyle.” (YKB)
Çocukları ilk gördüğünde çok sevinmişti.

Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle

Cümlenin kuruluşuna katılmayan, yani öğe olmayan ve dolaylı olarak cümlenin anlamına yardımcı olan unsurlardır.

Bağlaçlar, ünlemler, ünlem grupları, hitaplar, ara sözler cümle kuruluşunun dışında kalan unsurlardır.

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor.
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.
Şair, sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın.
Ulu mabet, seni ancak bu sabah anlıyorum.
Neden böyle düşman görünürsünüz
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar.

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul.
Varsın sonunda bizzat yarattığımız bu eser bizi inkâr etsin.
Bahçeye indim, fakat çiçeklerin eski kokusunu alamadım.

*Yardımcı ve açıklayıcı bir öğe olarak cümlenin içine giren ve çıkarılması cümlenin anlamında eksiklik ya da bozulma meydana getirmeyen sözlere ara söz denir. Ara söz bir kelime, kelime grubu veya cümle hâlinde olabilir.

Bu konuda kararlı olduktan sonra –geç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.
Dün Ali amcalara, eski komşumuza, gittik.

]Ara söz, iki virgül arasında, parantez içinde ya da iki kısa çizgi arasında verilir. “ki” ile de bağlanabilir.
Başımın ağrısı yazları –sıcaklardan olmalı- daha da artar.
Arka sıradakilerden biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu.
Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar –geçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.
Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini –ki bu seviyeye hâlâ çok uzağız- Mustafa Kemal hedef olarak göstermişti bize.

]Cümlede herhangi bir öğenin açıklayıcısı ve açıkladığı öğe ile aynı görevde olabilir.
Arka sıradakilerden biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu. Özneyi
Dün Ali amcalara, eski komşumuza, gittik. Dolaylı tümleci
Doğup, büyüdüğü yerleri, memleketini, çok özlemişti. Nesneyi
Onu dün akşama doğru, saat beş gibi, Kızılay’da gördüm. Zarf tümlecini

]Cümlenin herhangi bir öğesi olmaksızın da kullanılabilir.
Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini –inanılacak gibi değil- söylüyorlar.
Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.

]Cümlenin herhangi bir yerinde bulunabilirler.
Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli
Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi
Evet, her şey bende gizli bir düğüm.


Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 20

YAPI BAKIMINDAN CÜMLELER

1. Basit Cümle
2. Birleşik Cümle
a. Girişik Birleşik Cümle
b. İç İçe Birleşik Cümle
c. İlgi Cümlesi
d. Şartlı Birleşik Cümle

3. Sıralı Cümleler

4. Bağlı Cümle
1. “ki”li Bağlı Cümleler
2. Diğer Bağlaçlarla Kurulanlar

Sonuç

Cümleler, bildirdikleri yargı sayısına ve öğelerin yüklemle olan ilişkisine göre çeşitlere ayrılırlar.

Cümlede bir ya da birden fazla yargı vardır. Başka bir deyişle birden fazla cümle bir araya gelip bir cümleymiş gibi görünebilir.

Bir ceylan gibi ürktü. Tek yargı
Sevincinden ne yapacağını şaşırmıştı. İki yargı
Bu tür cümlelerde bazı öğeler ortak olduğu gibi öğelerin tamamı farklı da olabilir. Bu cümleler birbirlerine bazı bağlaçlar yardımıyla bağlanabildiği gibi anlam bakımından da bağlanabilirler.

Saatine baktı ve otobüsü kaçırdığını anladı.
Cümleler yapı bakımından çeşitlere ayrılırken içlerindeki kelime sayısı değil yüklem, fiil veya yargı sayısı dikkate alınır.

Yapı bakımından cümleler; basit, birleşik, bağlı ve sıralı olmak üzere dörde ayrılır.

1. Basit Cümle

İçerisinde tek yargı, tek fiil, dolayısıyla isim veya fiil cinsinden tek yüklem bulunan cümledir.

Başka bir cümleye bağlanmaz, yani bağımsız bir cümledir. Tamamladığı ya da onu tamamlayan bir cümlecik yoktur.

Yarın akşam maç yapacaklar.
Zayıf kolları kirli tunç rengindeydi. Tekrar başını kaldırdı.
Gökle denizin birleştiği dumandan çizgiye baktı.
Sıcak yaz aylarını geçirmek için deniz kenarlarına, kırlara tepelere kaçanlar, şimdi birer birer kışlıklarına dönüyorlar.

*Bazı dil bilimcilere göre içerisinde yüklemin dışında isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil bulunan cümleler de basit cümledir; bu kelimeler ve kelime grupları yargı bildirmezler.
Rüzgâr, denizin yüzünü pürüzlendirerek küçük savaşlar yaratıyordu.
Birden köşe başından, iki karayağız atın çektiği bir fayton peyda oldu.

2. Birleşik Cümle

Bir temel cümle ile onun anlamını tamamlayan en az bir yan cümlecikten meydana gelen cümlelerdir.Yani yapısında birden fazla cümle bulunduran cümlelerdir.

Temel cümleyle yan cümlenin bir araya geliş şekillerine göre birleşik cümleler çeşitlere ayrılır.

a. Girişik Birleşik Cümle
Bu tür cümlelerde yan cümlecik temel cümleciğin herhangi bir öğesi olabildiği gibi, bir öğenin parçası da olabilir.

Girişik birleşik cümleler, fiilimsilerle ve çekimli fiillerle kurulur.

Havaların ısınması / tatil düşkünlerini sevindirdi. Özne
Çadırları çalanlar / bulunamadı. Sözde özne
Evlerin ne zaman biteceğini / bilmiyoruz. Nesne
Yarın / bir tanıdığa / gideceğiz. Dolaylı tüml.
Babasını karşısında görünce / çok sevindi. Zarf tüml.
Havalar soğuduğundan / artık dışarı çıkmıyor. Edat tüml.
Ellerim takılırken / rüzgarların saçına
Asıldı arabamız bir dağın yamacına,

b. İç İçe Birleşik Cümle
Bir temel cümleyle, herhangi bir sebeple onun içinde kullanılan bir yardımcı cümleden oluşan cümlelerdir.
Yardımcı cümle de temel cümle gibi bağımsız bir cümle yapısındadır.
Asıl yargı sonda bulunur.

]Yardımcı cümle nesne olarak kullanılabilir. Alıntı hâlindedir.
Adam, / “Kartınız geçerli değil.” / demez mi?
Şark için “Ölümün sırrına sahiptir.” derler.

]Yardımcı cümlenin yüklemi “de, zannet-, san-, bil- gör-, görün-, farzet-, düşü-“ fiillerinin çekimli şekli olabilir.
“Seni göremedim diye bu bahar
İçimde bin türlü duygunun isyanı var.”
Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan
“Savaşı önce kendime karşı kazanmalıyım.” diye düşündü.

]Yardımcı cümle ana cümle içinde bir isim tamlamasının tamlayanı olarak bulunabilir.
Iraklardan bir dondurmacının “Vişnelim var, kaymaklım” nidası titreyerek dağılıyordu.
Artık “Ev alma komşu al.” atasözünün hükmünün kalmadığına inanıyorum.

]Yardımcı cümle edat grubu olabilir.
Gönül Anadolu’da Yunus Emre’nin “Taştın yine deli gönül / Sular gibi çağlar mısın” gibi mısralarıyla şahlanır.

c. İlgi Cümlesi
Temel cümlenin herhangi bir öğesi olan veya bir öğenin açıklayıcısı olan yan cümleciğin, bağlı bulunduğu veya açıkladığı öğeye “ki” bağlacıyla bağlanması sonucu ortaya çıkan cümleye ilgi cümlesi denir.
Bu cümlelerde ki atılarak yan cümleciğin hangi öğeye bağlı olduğu görülür.

Muhsin, / ki öğrencilerimizdendir, / böyle bir şey yapmaz.
Öğrencilerimizden olan Muhsin…
Dün gece, / ki oradaki son gecemizdi, / çok eğlendik.
Oradaki son gecemiz olan dün gece…

d. Şartlı Birleşik Cümle
Bir temel cümle ve onun şartı olan bir cümleden oluşan birleşik cümlelerdir.
Şart cümlesi tek başına yargı bildirmez; ana cümleyi zaman, şart, sebep ve benzetme yönlerinden tamamlar. Onun zarfı olarak kullanılır.

Hava güzel olursa / yarın pikniğe gideriz.
Çanakkale’yi de gezerdik, / vaktimiz olsaydı.
Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun.
“Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yarim kara topraktır.”
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

*Bazı kalıplaşmış şart cümleleri özne veya nesne de olabilir.
Ne yapsa faydasız.

*İstek bildiren şart eki bağımsız cümle kurar. Ancak istek ifadesinde de yargının kuvvetli olmadığı sezilmektedir.
Bir gün çıkıp gelsen, vursan kapıma
Atılsan boynuma kollarını açarak
Otursan dizlerime yaramaz bakışlarla
Konuşsan yine öyle yarım yamalak. (YBB)

3. Sıralı Cümleler

Bağımsız cümlelerin, aralarındaki anlam ilgisinden dolayı virgülle veya noktalı virgülle birbiri ardına sıralanmasıyla oluşan cümleler topluluğudur.
En az iki cümleden oluşur.

“Yağız atlar kişnedi, / meşin kırbaç şakladı, /
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, /
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…”
“Gök sarı, / toprak sarı, / çıplak ağaçlar sarı…
Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,”
“Başını

kaldırarak boşluğu dinliyordu, /
Gökler bulutlanıyor, / rüzgar serinliyordu.”
Sarı çiçeğin saçları yolunmuş, kana bulanmıştı.
Bu, asırlardan beri böyle olagelmişti, asırlarca da böyle dürüp gidecekti.

* Sıralı cümlelerin bütün öğeleri ayrı olabildiği gibi bazıları ortak da olabilir.
Otobüs her zamanki gibi yine geç geldi; / biz de derse geç kaldık.
Mart kapıdan baktırır; kazma kürek yaktırır. Özne ortak.
Mallarımızı önce çaldılar, sonra geri bize sattılar. Özne ve nesne ortak.
Merdivenleri kardeşin yıkasın, sen de sil. Nesne ortak.
İnatçı adama dil döküyor, sürekli yalvarıyordu. Özne ve dolaylı tüml.

4. Bağlı Cümle

Aralarındaki ilgiden dolayı birbirlerine bir bağlaçla bağlanan cümlelerdir.
Bağlaçlar cümle öğesi değildir.

İkiye ayrılır.

1. “ki”li Bağlı Cümleler

Farsça “ki” bağlacıyla birbirine bağlanan bağımsız cümlelerden oluşur.
Yardımcı cümle ana cümleyi genellikle nesne ve zarf göreviyle tamamlar.
Ana cümle başta, yardımcı cümle sonra bulunur. Bu sıralanış, Türkçe cümle yapısına aykırıdır.

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.
“Gönlüm isterdi ki mazini dirilten sanat
Sana tarihini her lâhza hayal ettirsin.”
(Gönlüm, mazini dirilten sanatın sana tarihini her lâhza hayal ettirmesini isterdi.)

]Yardımcı cümlenin başta, ana cümlenin sonda kullanıldığı cümleler de vardır. Burada da yardımcı cümle zarf görevindedir.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi.
(Büyük olduğun için kanın tevhidi kurtarıyor.)
Kırk elli adım uzaklaşmıştı ki iki iri kanadın havada çarpışmasından çıkan boğuk bir gürültü işitti.
(İki iri kanadın havada çarpışmasından çıkan boğuk bir gürültü işittiğinde kırk elli adım uzaklaşmıştı.)

]Bu tür cümlelerde “ki” bazen düşebilir. Cümle, okuyanın, dinleyenin muhayyilesine bırakılır.
Darıldı diye o kadar korktum ki… (anlatamam)

Not: ”ki” edatının şüphe kattığı cümleler bağlı cümle değildir.
Düşler mi ki şu burcu burcu kokan havada
Renk mi ki üzerimde akaduran bu nehir?

2. Diğer Bağlaçlarla Kurulanlar

“ve, veya, ya da, da, fakat, ama, lâkin, hâlbuki, ne…..ne, meğer…” edatlarıyla birbirine bağlanan bağımsız cümleler topluluğudur.

Hava bulutlu ve durduğumuz tepe rüzgârlı idi.
Çocukluk günlerini hatırladı ve gözlerinde iki damla yaş belirdi.
Okumayı bilmiyor veya numara yapıyor.
Ne doğan güne hükmim geçer
Ne hâlden anlayan bulunur.”
Bu ev güzel, temiz, her şeyi yerinde bir ev; / ama / Şinasi Bey’in istediği ev değil.
“Yatsam, acaba uyuyabilir miyim?” diye düşündü, yatıp da uyuyamamaktan korktu; / ama / korktuğu başına gelmedi. Sabaha kadar yattı, hem de uyudu.
Burnu biraz basıkça, / fakat / gözleri derin ve güzel; alnı küçük ve dar, / fakat / saçları altından bir duman gibi yumuşak ve seyyal; dişleri biraz eğri, / fakat / dudakları çilek gibi küçük, toplu ve yuvarlak… Güzel değilse bile çirkin hiç değil.
Onun bu sözlerinin samimî olduğuna hiç şüphe etmediler / ve / bir çocuk ruhu kadar temiz ruhundan gelen nutuklarını sessizce dinlediler.
Dün resim yapmadı / da / maça gitti.
Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde.

]Bağlı cümlelerin bir kısmında yüklemin kipi ve şahsı aynı, bir kısmında farklıdır.
Hava bulutlu ve durduğumuz tepe rüzgârlı idi.
Ayakkabılarını ayağına geçirdi ve kendini sokağa attı.
İstediğiniz evrakları getireceğim, fakat okuyabileceğinizi sanmıyorum.
Ben saatinde gelmiştim, ama o henüz ortalıkta yoktu.

]Unsurların biri veya birkaçı ortak olan bağlı cümleler de vardır.
Ya okumayı bilmiyor ya numara yapıyor.

Sonuç

Bir cümle, yapı bakımından basit, birleşik, bağlı, sıralı cümlelerden ancak birine dahil olabilir. Birleşik, bağlı ve sıralı cümleleri oluşturan cümleler de ayrı ayrı basit, birleşik, sıralı veya bağlı olabilir.

Gündüzleri onların sesleriyle o kadar dolmuş olurdum / ki / rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım ve hep bunları tefsir etmek isterdim.
Çeşidi: “ki”li bağlı cümle
Yardımcı cümle: basit:

Gündüzleri onların sesleriyle o kadar dolmuş olurdum
Ana cümle: bağlı:

rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım / ve / hep bunları tefsir etmek isterdim.
Ana cümleyi oluşturan cümlelerin her biri: basit:
rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım
hep bunları tefsir etmek isterdim.

Örnekler
Öğle yemeğinden sonra sinirlerim uyuştu, ufak bir uyku kestireyim diye kompartımanda uzandım.
Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana
Medeniyet öyle kuvvetli bir ışıktır ki ona bigâne olanları yakar, mahveder

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 20

Öğelerinin Dizilişine Göre Cümle Türleri

Türkçe cümle yapısında öğe dizilişi şöyledir:

Özne + tümleçler + yüklem.

Yüklem sonda bulunur. Ama meselâ şiirde yüklem cümlenin herhangi bir yerinde olabilir.

Diğer öğelerin yeri önem sırasına göre değişebilir.

Yüklemin cümle sonunda olup olmamasına göre cümleler ikiye ayrılır:

1. Kurallı (Düz) Cümle

Yüklemi sonda bulunan cümledir. Dilimizin söz dizim özelliğine göre asıl öğe sonda, yardımcı öğeler de başta bulunur.

Kapalıçarşı’da birkaç istikametten düdük sesleri gelmeye başladı. Bu, her akşam üzeri çarşı bekçilerinin verdiği bir işarettir ki, kapanma saatinin geldiğini ve dükkanını kapamaya geç kalanların acele etmesini ilân eder. O saatte Sahaflar Çarşısı tarafındaki büyük kapıdan içeri bir göz atmak korkunçtur. Çarşı, kimi kapanmış, kimi kapatılmaya uğraşılan iki sıra dükkanın çizdiği, karanlık ve nerede bittiği belirsiz bir dehliz halinde uzar. Ayrıca kepengi olmayan bazı vitrinli mağazaların camekânlarındaki eşya, bütün gün üzerine serpilen elektrik ziyasından ayrı düşünce, korkularından büzülürler ve camdan, çarşının tenhalaşmış yolunu görmemek için gözlerini yumarlar.

2. Devrik Cümle


Yüklemi sonda değil, herhangi bir yerinde bulunan cümlelerdir.

Görmüyor musun sana doğru geldiğini?

Bendim dün gece evinizin önünden geçen.


*Şiirde ve günlük konuşmalarda çok kullanılır.

Çok insan anlayamaz eski musikimizden

Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden.

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…

Sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,

Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

]Atasözleri de kafiye amaçlı devrik yapılabilir:

Gülme komşuna, gelir başına.
Sakla samanı, gelir zamanı.
Besle kargayı, oysun gözünü.

]Ünlem cümleleri de devrik olabilir.
Gel buraya!
Git başımdan!

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 20

İşin, oluşun, hareketin, durumun, kılışın yüklemde nasıl anlatıldığına göre cümleler çeşitlere ayrılır.

Burada işin yapılıp yapılmadığı, durumun varlığı yokluğu, işin istenildiği ya da emredildiği, bildirildiği ya da sorulduğu önemlidir.

Cümlede anlatılan işin, oluşun, hareketin olup olmadığını veya sözü edilenin var olup olmadığını bildiren cümlelere haber cümlesi; bir isteği, dileği, emri, tasarıyı, şartı bildiren cümlelere de dilek cümlesi denir.

Bunlar da olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Olumlu Cümle

Fiil cümlesinde işin, oluşun yapıldığını veya olduğunu; isim cümlesinde ise sözü edilen kavramın bulunduğunu, var olduğunu, bahsedilen şekilde olduğunu bildiren cümlelerdir.

Bursa bu mevsimde soğuktur.
Yarın daha erken gelmelisin.
Bu binanın yerinde şeftali bahçesi vardı.
Vapur rıhtımdan kalkıp ta Marmara’ya doğru uzaklaşmaya başlayınca, yolcuyu geçirmeye gelenler, üzerlerinden ağır bir yük kalkmış gibi ferahladılar:
¦Çocukcağız Arabistan’da rahat eder.
dediler, hayırlı bir iş yaptıklarına herkesi inandırmış olanların uydurma neşesiyle, fakat gönülleri isli, evlerine döndüler.
Zaten babadan yetim kalan küçük Hasan, anası da ölünce uzak akrabaları ve konu komşunun yardımıyla halasının yanına, Filistin’in ücra bir kasabasına gönderiliyordu.
Hasan vapurda eğlendi; gırıl gırıl işleyen vinçlere, üstleri yazılı cankurtaran simitlerine, kurutulacak çamaşırlar gibi iplere asılı sandallara, vardiya değiştirilirken çalınan kampanaya bakarak çok eğlendi. Beş yaşında idi; peltek, şirin konuşmalarıyla da güverte yolcularını epeyce eğlendirmişti.

2. Olumsuz Cümle

Fiil cümlesinde işin, oluşun yapılmadığını, yapılmayacağını veya olmadığını; isim cümlesinde ise sözü edilen kavramın bulunmadığını, var olmadığını, bahsedilen şekilde olmadığını bildiren cümlelerdir.

Fiil cümleleri, olumsuzluk ekiyle ve “ne…..ne” bağlacıyla; isim cümleleri de “yok, değil” kelimeleriyle, “ne….ne” bağlacıyla ve “-sİz” olumsuzluk ekiyle kurulur.

Yarın daha erken gelmemelisin.
Buraları daha önce hiç görmemiştim.
Ateşle oyun olmaz.
Bursa bu mevsimde soğuk değildir.
Bu binanın yerinde şeftali bahçesi yoktu.
Sokakta ne araba ne de insan var.
Ankara bugün hem elektriksiz hem susuz.
Bazı cümleler yapı bakımından olumsuz olduğu hâlde anlamca olumlu olabilir.
Çocuklarının okumasını istemiyor değildi. İstiyordu.
Cezaya çarptırılanlar suçsuz değildiler. Suçluydular.
Yangından korkmayan yoktur.
Beni sevindiren onun iyi haberlerini almaktan başka bir şey değildi.
Soru eki, olumsuz çekimlenmiş bir fiille birlikte anlamca olumlu cümle; olumlu çekimlenmiş bir fiille birlikte anlamca olumsuz cümle yapabilir:
Senin ne kadar zorluğa katlandığını bilmez miyim? Bilirim.
Anlattıklarına inanmaz olur muyum? İnanırım.
Sen çağırırsında o gelmez mi? Gelir.
Mazisi yıkık milletin atisi olur mu? Olmaz
İnsanları kendine inandırmak kolay mı? Kolay değil
Bu kadar eşyayı almaya para mı yeter? Yetmez.
O küçücük çocuğa bu ağır işler yaptırılır mı? Yaptırılmaz.
Yeşilden daha güzel renk olur mu? Olmaz.
Bir cümle aynı anlamı verecek şekilde hem olumlu hem de olumsuz kullanılabilir:
Uygarlığın başlıca özelliği bilime dayanması ve bilimle beslenmek zorunda olmasıdır. › Uygarlığın bilime dayanmaması ve bilimle beslenmemesi düşünülemez.
Diğer cümle türleri de şunlardır ki bu cümleler ya olumlu ya da olumsuz olacaklardır.

3. Soru Cümlesi

İçinde soru anlamı bulunan; bir konuda bilgi edinmek, şüpheleri gidermek ve düşünceleri onaylatmak için kurulan cümlelere soru cümlesi denir.
Cümlenin öğelerini bulmaya yönelik tüm soru kelimeleriyle soru cümleleri yapılabilir.

Elimdekinin ne olduğunu kim söyleyecek? Özne
Babası çocuğa ne getirmiş? nesne
Yarın kimi göreceksiniz? nesne
Ankara’ya ne zaman yerleştiniz? Zarf tüml.
Burayı nasıl buldunuz? Zarf tüml.
Daha sonra nereye gidecekler? Dolaylı tüml.
Cümlelerde soru anlamı soru sıfatları, soru zarfları, soru zamirleri, soru edatları, soru eki ve tonlama yoluyla sağlanır.

]“mİ” soru ekiyle:
Soru eki sadece yüklemin değil, diğer öğelerin ve unsurların da sorusunu hazırlar.
Son sözünüz bu mu anneciğim?
Alt üst ?
Hiç mi anlatacak bir şeyin yok?
Tarlamı bana zorla mı sattıracaksınız?
Sular mı yandı, neden tunca benziyor mermer?
Acaba yanlış mı aklımda kaldı?

­Soru eki değişik anlamlar katabilir:
Beni biraz dinler misiniz? İstek, rica
Sessiz olabilir miyiz? uyarı
Bu su da içilir mi? beğenmeme
Bütün bunları ben mi söylemişim? İnkâr, kabullenmeme

­Soru eki her zaman cevap almaya yönelik değildir. Bazen cevap sorunun içinde de olabilir.
Senin ne kadar zorluğa katlandığını bilmez miyim? Bilirim.
Anlattıklarına inanmaz olur muyum? İnanırım.
Sen çağırırsında o gelmez mi? Gelir.
Mazisi yıkık milletin atisi olur mu? Olmaz
İnsanları kendine inandırmak kolay mı? Kolay değil
Bu kadar eşyayı almaya para mı yeter? Yetmez.
O küçücük çocuğa bu ağır işler yaptırılır mı? Yaptırılmaz.
Yeşilden daha güzel renk olur mu? Olmaz.

]Soru sıfatlarıyla:
Nasıl kitaplardan hoşlanırsın?
Kaç gün sonra geleceksin?
Eve giderken hangi otobüse bineceğiz?
Kaçıncı sınıfta okuyor?
Ne gün geleceğini söyledi mi?
Kaçar kişilik gruplar hâlinde gideceğiz?
Kaçta kaç hisse istersin?
Ne gün geleceksin?
Ne iş yapıyordunuz?
]Soru zarflarıyla
Neden coşkun suların sesi gittikçe dindi?
Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
Bu sonbahar sabahının donuk ince rengini nasıl anlatabilirim?
Daha ne kadar bekleyeceğiz?

]Soru zamirleriyle:
Yanında ne getirdin?
Bunları sana kim anlattı?
Hangisi sizinle geldi?
Soruların kaçı cevaplandı?
Buraya nereden geldiniz?
Nereden gelip nereye gidiyoruz?
Burada kimi bekliyorsun?
Bu masa neden yapılmış? (¦tahtadan)
Kimin yanında bozuk para var?
Bu da neyin nesi?
Bizim neyimiz eksik?
Nereden buldun bunu?
Kim attı bu resimleri?
Çocuklarını alıp buraya gelsen de neyle geçineceğiz biz ikimiz?

]Tonlama yoluyla
¦Bu mektup sana.
¦Bana mı? Kimden?
¦Evden olacak.
¦Evden? Ne münasebet! Evden mi?

4. Emir Cümlesi

Yüklemi emir kipiyle çekimlenmiş veya anlamca emir özelliği taşıyan cümlelerdir.
Fiilin yapıl

masını emir biçiminde bildirir.
Oraya otur ve yerinden kalkma.
Bu raporu akşama kadar yetiştir.
On dakika sonra hazır ol!
Gürültü etme!

*Emir kipiyle çekimlenmediği hâlde anlamca emir ifade eden cümleler de vardır.
Bu yazıyı arşive götüreceksin!
Yarın herkes burada olmalı.
Burayı hemen boşaltalım!

*Bazen dilek, istek anlamları ve başka anlamlar da taşır.
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak temin etme
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! istek
Kahraman ırkıma bir gül… istek
Her şey gönlünüzce olsun dilek, dua.
Allah’ım bizi affet! yakarma
Peki, öyle olsun. Razı olma
Zannetme ki bunları unuturum. Uyarma
Gayret edin; başaracaksınız. Teşvik
Hele bir kere sözümü dinlemesin… korkutma
Bizi arayan Selim olmasın? Olabilirlik
Şu adamın yaptıklarına bak. Şikâyet.

5. Ünlem Cümlesi

Sevgi, korku, şaşma, hayret, seslenme, coşkunluk, heyecan ve sitem ifade eden cümlelere ünlem cümlesi denir.

Ünlem cümleleri, ünlemlerle, bazı sıfatlarla, emir kipiyle, “ki” bağlacıyla, haykırmalarla ve ses tonuyla kurulur.

Yapma!
Öyle yorgunum ki!..
İşte şimdi yandık!..
Ne güzel tesadüf!
Hişt! Buraya gel!
Şşt! Sus bakayım!
Ee, yeter artık!
Ah, ne yaptım!
Hah, şimdi oldu!
Eyvah! Geç kaldım!
İmdat! Boğuluyorum!
Çok ilginç!
Ne kadar güzel!
Çabuk eve git!
Ne olur yardım et!
Çık dışarı!

*Ünlem ifade eden sözler her zaman cümle hâlinde değildir:
Ey Türk Gençliği!
Hemşehrilerim!
Tanrım!
Mehmet!
Ay, elim!
Hay Allah!
Vah zavallı!
Vay sersem!
Aman dikkat!
Komşular!
Babacığım!
Simitçi!

6. Şart Cümlesi

İçinde şart ve koşul anlamı bulunan cümlelere şart cümlesi denir. Şart cümlelerinin yüklemleri şart kipine göre çekimlenmiştir ve yardımcı cümle oluşturmuştur. Yani bir cümleyi şart çekimiyle bir yardımcı cümle yapabiliriz.

Eve geldiyse bizi beklesin.
Ankara’ya gidersen Kızılay’dan bana kaset al.
Beni arayan Dursun ise gelmediğimi söyleyin.

*“ise”, bazen istek anlamı katar; bu durumda yardımcı cümle ve şart cümlesi olmaz:
Kar yağsa da kartopu oynasak.
Önümüzdeki iki ayı bir geçirebilsek.
Onu bir bulsam..

*Cümlelerde şart anlamı bazı kelime ve eklerle de yapılabilir:
Kursa devam etti mi kazanır.
Büyüklerin yanında oturacaksın, ama konuşmadan.
Seni gördükçe onu hatırlıyorum.
Yarın geri vermek üzere alabilirsin.

7. İstek Cümlesi

Gerçekleşmesi mümkün olan veya olmayan dileği, arzuyu, isteği bildiren cümlelere istek cümlesi denir.

İstek cümlesi istek ve dilek-şart kipleriyle yapılır; bu kiplerle birlikte “bari, tek, n’olaydı, keşke” kelimeleri de kullanılabilir.

Çıkıp biraz dolaşalım.
Dirilip kalksa da yapılanları bir görse.
Bari doğru cevap verseydi.
Her yere gitmeye razıyım, tek onu bulayım.
N’olaydı bugünleri görmeyeydim.
Keşke deprem olmasaydı.
Bari insanlarımız dürüst olsaydı.

Sonuç

*Her cümle bu yedi cümle türünden en az birine dahildir.
*Bir kere bütün cümleler ya olumludur ya olumsuz.
¦Ah, bilsen biz senin ıstırabını ne iyi anlıyoruz! ›Ünlem, olumlu, istek
Biz ki her şeyi görür ve anlarız. ›Olumlu
Düşün, bir elbiseyle bir vücut arasındaki esrarlı rabıtayı düşün. ›Emir, olumlu
Vücudun sonsuz hareketleri içinde bize düşmeyen pay hangisidir? ›Olumlu, soru
Fakat o göz kimde vardır? ›Olumlu, soru
Kimsede… ›Eksiltili cümle
Yalnız bizde… ›Eksiltili cümle
Bize artık hikâyeni anlatma!… ›Ünlem, emir, olumsuz
Ne lüzum var? ›Anlamca olumsuz, soru
“niçin” ile karıştırılmasın.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 20

A. YÜKLEMİN TÜRÜNE GÖRE CÜMLELER
1. Fiil Cümlesi
2. İsim Cümlesi

B. ÖĞELERİN DİZİLİŞİNE GÖRE CÜMLELER
1. Kurallı (Düz) Cümle
2. Devrik Cümle

C. ANLAM YÖNÜNDEN CÜMLELER
1. Olumlu Cümle
2. Olumsuz Cümle
3. Soru Cümlesi
4. Emir Cümlesi
5. Ünlem Cümlesi
6. Şart Cümlesi
7. İstek Cümlesi
Sonuç

D. YAPI BAKIMINDAN CÜMLELER
1. Basit Cümle

2. Birleşik Cümle
a. Girişik Birleşik Cümle
b. İç İçe Birleşik Cümle
c. İlgi Cümlesi
d. Şartlı Birleşik Cümle

3. Sıralı Cümleler

4. Bağlı Cümle
1. “ki”li Bağlı Cümleler
2. Diğer Bağlaçlarla Kurulanlar

Sonuç

A. Yüklemine Göre Cümleler

Bir cümlenin yüklemi ya çekimli bir fiil ya da ek-fiille çekimlenmiş bir isi olabilir.
Buna göre yüklemin türü bakımından cümleler ikiye ayrılır:

1. Fiil Cümlesi

Yüklemi çekimli bir fiil olan cümlelerdir.
Bu fiil şahıs ve kip eki alarak çekimlenir.
Türkçede (başka dillerde de) fiil cümlesi isim cümlesinden daha çok kullanılır.
Annem dün sessizce odama girdi. Beni yine, yorgun gözlerimin önünden hiç ayrılmayan, bir gün bile elimden düşmeyen, parmaklarımın arasında ezilip büzülen kitabımın karşısında okumaktan gözlerimin feri kaçmış, düşünmekten alnımı kırışmış gördü. En ziyade düşman olduğu bu cansız arkadaşıma kinli bir nazar attıktan sonra bir iskemle çekti, karşıma oturdu, bol bir nefes aldı. Belli ki mühim bir şey, çok düşünülen ve az söylenen endişelerden, aile üzüntülerinden birini bana açmak istiyordu. Bunu ben onun bir iğne izi kadar ince iki gölge ile, belirsizce çatılan kaşlarından anlamıştım, hatta bu keşfimde o kadar ileri gittim ki, bana, artık bu sefer katî bir tarzda, izdivaç meselesini açacağına bile hükmettim. İzdivaç meselesi… Hakikaten de hiç yanılmamıştım. “Kızım!” diye resmî, ciddî, yüksekten, kalın bir ses perdesiyle başladı, bir çok defalar dinlediğim fikirleri, sebepleri, delilleri, mukayeseleri kendine mahsus muntazam bir mantık zincirine bağlayarak, sakin, heyecansız ve soğukkanlı, söyledi, söyledi, son hükmünü de verdi:
-Sen ilkbahara kadar, mutlaka evleneceksin! (P. Safa, Gençliğimiz)

2. İsim Cümlesi

Yüklemi isim soylu bir kelime olup, ek-fiilin zamanlarından biri ile çekimlenmiş olan cümlelerdir.

Uzun bir yolculuktan sonra İncesu’daydık.
Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık.
İçinde kaybolup gittiğini sandığı bu kalabalık şehirde bir tek tanıdığı bile yoktu. Ama şimdi sevgili öğrencileri, vefalı arkadaşları, dostları var.
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı
Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,
İsim cümleleri genellikle iki unsurdan, özne ve yüklemden meydana gelir.
İnsan, üç beş damla kan, ırmak, üç beş damla su
Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu
Mehmet Emin Yurdakul, Cenge Giderken
Ben bir Türk’üm; dinim, cinsim uludur;
Sinem, özüm ateş ile doludur.
İnsan olan vatanının kuludur.
Türk evladı evde durmaz giderim.
Bu topraklar ecdadımın ocağı;
Evim, köyüm hep bu yerin bucağı;
İşte vatan, işte Tanrı kucağı.
Ata yurdun, evlât bozmaz, giderim.
Tanrım şahit, duracağım sözümde;
Milletimin sevgileri özümde;
Vatanımdan başka şey yok gözümde.
Yâr yatağın düşman almaz, giderim.

]İsim cümlelerinde zarf ve bulunma ekli yer tamlayıcıları da kullanılır.
Anadolu’da dağların ve köylerin sonsuz bir biteviyeliği var.
Geyik, dağdan dağa atlarken güzel.
Bu sabah hava berrak.
Bahar geleli kargalar sınırsız bir neşe içinde.

]İsim cümlelerinde nesneyle yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer tamlayıcıcı az kullanılır.
Türk halkı bağımsızlığını, Ulu Önder’e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur.
Ek-fiil, isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların yüklem olmasını sağlayan, ek hâlindeki fiildir. “imek” fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.

Şu üç kipe göre çekimlendiğinde yüklem olur.

1. Geniş zaman
İsim soylu kelimelere kişi ekleri getirilerek yapılır. Bunlar geniş zaman eklerinin yerini tutar. Üçüncü kişilere “-dİr” eki getirilir.
“insanım, insansın, insan(dır), insanız, insansınız, insan(dır)lar”
“yorgun değilim, yorgun değilsin, yorgun değil, yorgun değiliz, yorgun değilsiniz, yorgun değiller”
Ben bir küçük kelebeğim.
Üstümüze doğan bir güneşsin sen.
Her taraf bugün bir başka güzel(dir).

2. -di’li geçmiş zaman
Ek-fiilin bilinen geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların bilinen geçmişteki durumuna şahit olunduğunu gösterir.
“sevinçli idim, sevinçli idin, sevinçli idi, sevinçli idik, sevinçli idiniz, sevinçli idiler”
“sevinçli değildim, sevinçli değildin, sevinçli değildi, sevinçli değildik, sevinçli değildiniz, sevinçli değildiler (değillerdi)”
Bir güzelin hayranıydım. ‹hayranı i-di-m
Dün daha heyecanlıydın. ‹heyecanlı i-di-n
Merhametli biriydi. ‹biri i-di

3. -miş’li geçmiş zaman
Ek-fiilin bilinmeyen (öğrenilen) geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların öğrenilen geçmişteki durumunun başkasından duyulduğunu anlatır.
“küçük imişim, küçük imişsin, küçük imiş, küçük imişiz, küçük imişsiniz, küçük imişler”
“küçük değilmişim, küçük değilmişsin, küçük değilmiş, küçük değilmişiiz küçük değilmişsiniz küçük değilmişler (değillermiş)”
Suçlanan ben-miş-im. ‹ ben imişim
Meğer sen ne çalışkan-mış-sın. ‹ çalışkan imişsin
Adam yirmi yıldır evine hasret-miş. ‹ hasret imiş

Dikkat
Ben iyi bir okurum. Ek-fiilin geniş zamanı
Hep iyi kitaplar okurum. Şahıs eki
Benim okurum anlayışlıdır. İlgi eki ve iyelik eki

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler: