2.Sınıf İşletme Bölümü İktisat Teorisi Geçmiş yıl soruları ve cevapları bunlara ait ders notları ve İktisat Teorisi Püf Noktaları İktisat teorisine çalışma yöntemleri Ara sınav Final ve Bütünleme sınavlarından geçme taktikleri Yazinin devamini oku »
Dil Nedir?
Bir sesli işaretler sistemi olan dil, aynı toplulukta yaşayan veya aynı milletten olan insanların anlaşabilmelerini sağlayan en gelişmiş iletişim aracıdır. Dilin kaynağı çok eskilere dayanır ve dilin kendinden doğma kuralları vardır. Dil, toplumun ortaklaşa meydana getirdiği ve kullandığı canlı bir varlık, sosyal bir kurumdur.
Ana dil
Bugün ses yapısı, şekil ve anlam bakımından birbirinden az ya da çok farklılaşmış bulunan dil veya lehçelerin, kök bakımından bilinmeyen bir tarihte birleştikleri ortak dil: Ana Türkçe, Ana Moğolca, Ana Altayca, Lâtince vb.
Ana dili
İnsanın doğup büyüdüğü aile ve soyca bağlı bulunduğu toplum çevresinden öğrendiği, bilinç altına inen ve kişilerle toplum arasındaki ilişkilerde en güçlü bağı oluşturan dil.
Lehçe
Bir ana dilin tarihî, siyasî, sosyal ve kültürel sebeplerle değişik bölgelerde, zamanla ses yapısı, şekil ve kelime hazinesi bakımından önemli farklılıklarla birbirinden ayrılan ve bu ayrılma zamanları yazılı metinlerle takip edilemeyen kollarıdır. Türkçenin Çuvaşça ve Yakutça gibi iki uzak lehçesi vardır.
Şive:
Ana dilden yazılı metinlerle takip edilebilen zamanlarda ayrılmış olan, ses ve şekil farklılıkları gösteren, ama lehçe kadar anlaşılmaz olmayan kollarına şive denir. Şiveler, milletin değişik boyları tarafından kullanılır. Türkçenin Anadolu, Azeri, Özbek, Kazak, Kırgız, Türkmen vb. şiveleri vardır ki bunlara bazı dil bilimciler yakın lehçeler de derler.
Ağız
Bir ana dilin herhangi bir lehçesi ve ya şivesi içinde var olan ve sadece ses (telâffuz) farklılıklarına dayanan söyleyiş şekli. Gramer ve kelime farklılığı göstermez, yazı dili aynıdır. Ancak bazı sesler, değişik şekilde söylenir. Rumeli ağzı, Karadeniz ağzı vb.
Dilin Önemi
Dil, sadece iletişim kurmakla kalmaz, aynı zamanda bu iletişim sonucu doğan kültür unsurlarının da nesilden nesle aktarılmasını sağlar.
Dilin Özellikleri
1. Dil canlı bir varlıktır: Bunu, dilimizdeki bazı kelimelerin zamanla yok olmasıyla (budun), bazı kelimelerin anlam değişikliğine uğramasıyla (yavuz: kötügyiğit), başka dillerden kelimeler alınmasıyla (misafir), sonradan türetme yoluyla yeni kelimeler oluşturulmasıyla (bilgisayar) açıklayabiliriz. Öyle ki, artık Türkçenin lehçeleri arasındaki ortaklıklar fark edilemeyecek kadar azalmış, Türkçenin kolları anlaşılmaz derecede büyük değişikliklere uğramıştır.
2. Dil sosyal bir kurumdur: Sosyaldir, çünkü milletin veya halkın ortak varlığıdır. O halk, dilindeki kelimeler ve anlamları üzerinde anlaşmıştır. Dil, sosyal yapıdaki değişmeleri yansıtır. Kurumdur, çünkü temel kuralları vardır.
3. Dil, düşüncenin göstergesidir. Bir insanın düşünce dünyasını konuşmasından anlayabiliriz; biz de konuşmalarımızı düşünce dünyamızın el verdiği ölçüde ayarlayabiliriz.
Dilin Millet Hayatındaki Yeri ve Önemi
Dil, ulusal birliği kuran en önemli ögedir. Dil, milletin kültürünü ve tarihini gelecek nesillere aktararak tarih bilinci oluşturur. Dil sayesinde toplumu derinden etkileyen acı olaylar kalıcılaştırılır. Milletin özellikleri dil kullanılarak yeni nesillere öğretilir. Sanat (özellikle edebiyat) eserleri dille oluşturulur ve milletin estetik anlayışını ortaya kor. Dil kendi canlılığı ve sosyal oluşu ile milleti de canlı ve bir arada tutar.
Dil : İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir.
dfdfd
Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kuralları inceleyen bir bilimdir.
Dünya Dilleri Arasında Türkçe’nin Yeri : Yeryüzünde iki binden fazla dil incelenmiştir. Buna göre Diller üç gruba ayrılır
Tek Heceli Diller
Bu dillerde bütün kelimeler tek hecelidir. Kelimelerin çekimli haller yoktur. (Çince, Tibetçe bu gruba girer)
Bitişken (Eklemeli) Diller
Kelime kökleri değişmez. Kelime köklerine çeşitli ekler getirilerek türetmeler yapılır. Kelimeler cümle içinde kullanılırken çeşitli çekim ekleri alırlar. ( Türkçe, Macarca bu dil grubuna girer)
Bükümlü (Çekimli) diller
Bu dillerde tek ve çok heceli kökler ve ekler vardır. Kelime türetmelerinde ve çekim esnasında köklerde değişiklik olur. (Arapça ve bütün Hint – Avrupa dilleri bu gruba girer)
Dillerin Çeşitlenmeleri
A. Şive : Bir dilin değişik kültür düzeylerine göre uğradığı değişime ŞİVE denir. Yazı diline yansımaz.
B. Ağız : Kentler veya köyler arasında rastlanan az çok değişik konuşmalara AĞIZ denir. Gonya, Gayseri vb.
C. Lehçe : Ağız ayrılığı daha geniş ve belirgin şekilde ortaya çıkar. Konuşma dilinde beliren farklılık yazı dilinde de kendini gösterir: Kıpçakça ve Çağatayca gibi.
Tükçe’nin Kaynağı: Türklerin anayurdu Orta Asya olup dilimizin kaynağı buradan gelir. Türkçe’yi konuşanların sayısı 120 milyon civarındadır. Türkler arasındaki ağız farklılığı sürekli yeni lehçelerin türemesine yol açmış, yeni birer dil durumuna gelmiştir: Yakutça ve Çavuşça gibi.
Bu dillerin hepsine birden Ural – Altay dilleri denir………………………….
Soydaş Diller
Birkaç eski anadilin değişikliğe uğramasıyla yeni diller oluşmuştur. Bu ana dilden geldikleri anlaşılan bir soydan sayılır. Buna göre soydaş diller :
Hint – Avrupa Dilleri
Hami – Sami Dilleri
Çin Tibet Dilleri
Bantu Dilleri
Ural – Altay Dilleri
Hint, İran … gibi Asya dilleri ve bütün Avrupa dilleri.
İbranice ve Arapça gibi
Çince, Tibetçe
Afrika Dilleri
Ural kolu, Macar ve Samoyet dilleri. Altay kolu, Türkçe ve Moğolca…
Ana Türkçe’den gelen dillerin hepsine birden Türk dilleri denir.
EDEBİ AKIMLAR
| EDEBİ AKIMLAR |
|
EDEBÎ AKIMLAR Bu bölümde Rönesans’tan sonra Batı edebiyatlarında ortaya çıkan edebî akımlar ve bu akımların temsilcileri üzerinde durulacaktır. KLÂSİSİZM 17. yy.da ROMANTİZM Klâsisizme tepki olarak, REALİZM 19. yy.ın ikinci yarısında PARNASİZM 19. yy.ın sonlarında, NATÜRALİZM 19. yy.ın ilk yarısında SEMBOLİZM 19. yüzyılın sonlarında, EMPRESYONİZM İzlenimcilik. KÜBİZM 20. yy.ın başında EKSPRESYONİZM İzlenimciliğe tepki olarak doğan bu akım bir bakıma romantizmin değişik bir yorumudur. DADAİZM Kişiyi aklın tutsaklığından ve aklın kurduğu düzenden; sanatı dil, vezin, kafiye, biçim, anlam kaygılarından kurtarmak; kelimeleri bilinen anlamları ve alışılmış estetik kurallaı dışında bir düzenle birleştirmek; kalıplaşmış bütün sistemleri, kuralları, gelenekleri inkâr etmek, yıkmak; kuralsızlığı kural olarak benimsemek temeli üzerine kurulmuştur. SÜRREALİZM Gerçeküstücülük. EGZİSTANSİYALİZM (VAROLUŞÇULUK) Bir felsefe sistemidir. FÜTÜRİZM |
| BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ? |
|
Edebiyatımızda noktalama işaretini, ilk kez Şinasi ‘Şair Evlenmesi’nde kullanmıştır. Edebiyatımızda ilk çeviri roman, Kamil Paşa’nın yaptığı Telemak’tır. Edebiyatımızda ilk roman, Taaşşuk-u Talat-ı Fitnat’tır. Edebiyatımızda ilk köy romanı, Nabizade Nazım’ın “Karabibik” adlı eseridir. Edebiyatımızdaki ilk realist romancı Recaizade Mahmut Ekrem’dir. Edebiyatımızdaki ilk realist roman Araba Sevdası’dır yazarı Recaizade Mahmut Ekrem’dir. Edebiyatımızda ilk edebi roman, Namık Kemal’in “İntibah” adlı eseridir. Edebiyatımızda ilk psikolojik roman,Eylül’dür(Mehmet Rauf) Edebiyatımızda ilk tarihi roman,Namık Kemal’in “Cezmi” adlı eseridir. Edebiyatımızda ilk kadın romancı Fatma Aliye’dir. Edebiyatımızda ilk makaleyi Şinasi yazmıştır.(Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi) İlk tiyatro Şinasi’nin Şair Evlenmesi’dir. Edebiyatımızdaki ilk pastoral şiir A.Hamit Tarhan’ın Sahra adlı şiiridir. Edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman denemesi Nabizade Nazım’ın Zehra adlı eseridir. Edebiyatımızda çocuklar üzerine yazılmış ilk eserler Nabi’nin Hayriye’si ve Sümbülzade Vehbi’nin Lütfiye’ sidir. Edebiyatımızdaki ilk eleştirmen Namık Kemal’dir. İlk çocuk yayınımız ise Eftal ve Mümeyyizdir.(1869) Türk Edebiyatı’nda bilinen ilk çocuk gazetesi Çocuklar İçin Mümeyyiz’dir. Âşık Veysel ilk olarak A.Kutsi Tecer tarafından Türk halkına tanıtılmıştır. Hazine-i Evrak ilk edebiyat dergimizdir. Türk Edebiyatı’nda iç monolog tarzı yazılmış ilk roman Bir Düğün Gecesi’dir.(A.Ağaoğlu) Türk Edebiyatı’nda yayınlanmış ilk öykü kitabı Emin Nihat Tarlan’ın Müsameratname’dir.(1872) Türk Edebiyatı’nda mensur şiir yazımı ilk defa Halit Ziya ile başlar. Türk Edebiyatı’nda post-modern tarzda eser veren ilk yazarımız Oğuz Atay’dır.(Tutunamayanlar) Türk Edebiyatı’nda batıdan yapılan ilk fabl çevirisi Şinasi tarafından yapılmıştır. Türk Edebiyatı’nda yazıya geçirilen ilk masallar Billur Köşk Masalları’dır. Türk masalları ilk defa yurt dışında 16.Lui döneminde Fransa’da yayınlanmıştır. Türk masallarını ilk defa derleyen İ.Kunoş adlı Macar bilim adamıdır. Divan Edebiyatı’nın ilk şairi Hoca Dehhani, son şairi ise Şeyh Galip’dir. İlk yerli çizgi roman, Türk Kahramanı Köroğlu’dur.(1953) Ülkemizde ilk çocuk çizgi roman türü Kara Maske’dir.(1943) Dünyada ilk özgün çizgi roman New Fund’dur.(1935) Dünyada ilk özgün çizgi macera hikayesi Dick Tracy’dir.(Chester Gould) Dünyada ilk kez resimle yazıyı birleştiren, konuşma balonları hazırlayan ressam William Hogarth’tır.(1697–1908) Beyanname ile yayın hayatına giren ilk edebiyat topluluğu Fecr-i Ati’dir. Cumhuriyet sonrası ilk beyanname yayınlayan edebi topluluk Yedi Meşaleciler’dir. Yahya Kemal bütün şiirlerini aruzla yazmıştır, yalnız Ok şiiri hece vezni ile yazmıştır. Kutatgu Bilik ilk Türk dünyası ansiklopedisisidir. İlk yerli çizgi roman Türk Kahramanı Köroğlu’dur. Ülkemizdeki ilk çocuk çizgi roman türü Kara Maske’dir. Batılı tekniğe uygun ilk ilk roman Aşk-ı memnu’dur. Aruzla yazılan ilk manzum tiyatro eseri Eşber’dir.(A.Hamit Tarhan ) Heceyle yazılan ilk manzum tiyatro eseri Binnaz’dır.(Y.Ziya Ortaç) İlk bibliyoğrafya Keşfiz-Zünun’dur.(K.Çelebi) İlk hatıra kitabı Babürname’dir.(Babürşah) İlk hamse yazarı Ali Şir Nevai’dir. Edebiyatımızdaki ilk antoloji Harabat’tır.(Z.Paşa) Edebiyatımızdaki ilk atasözleri kitabı Durub-ı Emsal-i Osmaniye’dir.(Şinasi) İlk mizah dergisi Diyojen’dir.(Teodor Kasap) Edebiyatımızdaki ilk hikaya kitabı Letafet-i Rivayet’tir.(A.Mithat) Basılan ilk küçük hikaye kitabı Küçük Şeyler’dir.(S.Sezai,ilk gerçekçi hikaye) Edebiyatımızdaki ilk fıkra yazarı Ahmet Rasim’dir. Bilinen ilk Türk yazarı Yollug Tigin’dir. İlk siyasetname eseri Kutadgu Bilig’tir. İlk mensur şiir yazarı R.Mahmut Ekrem’dir. İlk sözlük kitabımız Divan-i Lügatit Türk’tür.(K.Mahmut) İlk sosyolog Ziya Gökalp’tir. İlk edebi tartışma Ziya Paşa ile Namık Kemal arasında olmuştur. Ülkemizdeki ilk müslüman kadın tiyatrocu Afife Jale’dir. Edebiyatımızdaki ilk çağdaş roman Mai ve Siyah’tır.(Halit Ziya) Dünyada bilinen en eski destan Gılgamış’tır. Dünyadaki ilk kadın romancı Afraben’dir(Afrahat) Dünya edebiyatındaki ilk realist roman Madama Bovary’dir. Türk Edebiyatı’ndaki ilk deneme yazarı Nurullah Ataç’tır. İlk tezkiremiz Mecalis’ün Nefais’tir.(A.Şir Nevai’dir) İlk mizah gazetemiz Diyojen’dir.(N.Kemal) İlk matbaada basılan ilk kitabımız Vankulu Lügati’dir. Türkler’in kullandığı ilk alfabe Göktürk Alfabesi’dir. İlk edebi topluluk Servet-i Fünun’dur. İlk divan sahibi sanatçımız Yunus Emre’dir. Türk şiirinin en eski lirik şiir örneği Aprın Çar Tigin’dir. Nobel edebiyat ödülünü il kez İsviçre kazandı. Türkçe’nin ilk gramer kitabını Baskakov yazmıştır. Aydınlar arasında heceyi ilk kez deneyen sanatçı M.Emin Yurdakul’dur. Şiirde ilk defa Türk kelimesini kullanan sanatçımız M.Emin Yurdakul’dur. Serbest müstezatı aruzla deneyen ilk şairimiz Tevfik Fikret’tir. Şiirde noktalam işaretini ilk kez kullanan Servet-i Fünun sanatçısı Tevfik Fikret’tir. Divan Edebiyatı’nın Sebk-i Hindi tarzını ilk temsilcisi Naili’dir. Edebiyatımızda serbest vezni ilk kez Nazım Hikmet kullanmıştır.(1929) Edebiyatımızda anjabmanı ilk kez Tevfik Fikret kullanmıştır. İlk Türkçe gazete 1831′de kurulan Takvim-i Vaka’dır. İlk Türkçe özel gazete 1860′da kurulan Tercüman-ı Ahval’dır. İlk Nobel Edebiyat Ödülü alan ilk Müslüman yazar Necip Mahfuz’dur.(Kayra) Dünyada bilinen en uzun destan Kırgızlar’ın Manas Destanı’dır. En uzun ömürlü edbiyet dergimiz 1933 yılında çıkmaya başlayan Varlık Dergisi’dir. Türkiye’de lügat sözlük hakkında yazılan ilk lügat Bir Lügt Bulamadım’dır.(M.Doğan) Amerikan Kız Koleji’nde okuyan ilk Türk Halide Edip Adıvar’dır. Hayat hikayesini İngilizce yazan ilk yazarımız Halide Edip Adıvar’dır. Milli Mücadele’de bulunan ilk kadınlarımızdan biri Halide Edip Adıvar’dır. Türkiye’de kurulan ilk kadın derneği kurucularından biri Halide Edip Adıvar’dır. Atatürk’e muhalefet olan ilk kadınlarımızdan biri Halide Edip Adıvar’dır. Sürgüne gönderilen ilk kadınlarımızdan biri Halide Edip Adıvar’dır. |
ETİMOLOJİ NOTLARI
ETİMOLOJİ NOTLARI
Kaplıca sözcüğü kaplı ve ılıca sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur.
*ılıman sözcüğü sanıldığı gibi ılı- f ilinden değil ;liman isminden gelmektedir. Ancak sözcüğün ılıman hale gelişinde ılı- fiilinin bir baskısı olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.
*çirkef sözcüğü Farsça çirk (pis) ab(su) sözcüklerinin birleşiminden gelmektedir.
*Hoşaf sözcüğü hoş ab sözcüğünden gelmektedir.
*Seksen ve doksan sözcükleri sekiz on ve dokuz on sözcüklerinin birleşiminden gelmektedir.
*altmış ve yetmiş sözcükleri de altı ve yedi sözcüklerinin üzerine miş yani on anlamına gelen kelimenin eklenmesi suretiyle oluşmuş birleşik bir sözcüktür.
*oğlak sözcüğünün kökü oğuldur.
*Avrupalılar yoğurt ve ayranı Türklerden öğrenmişlerdir.Bu kavramlara karşılık kullandıkları sözcükler de Türkçedir.
*Bilezik sözcüğü bilek ve yüzük sözcüklerinin birleşiminden gelmektedir.
*böyle şöyle sözcükleri ve şu sözcüklerinin üzerine ile edatının eklenmesi suretiyle oluşmuş birleşik bir kelimedir.
*çeyrek sözcüğü aslen Farsça bir sözcüktür.Aslen Farsça çahar(dört)yek (bir) sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur.Sözcüğün anlamı da zaten dörtte bir demektir.
*cıncık& sözcüğü, aslen inci sözcüğünün başına ‘c’ sesi getirilmesi ve inci boncuk deyimindeki boncuk sözcüğünün sonundaki ‘k’ ünsüzünün de inci sözcüğüne eklenmesi suretiyle oluşmuştur
*Domates sözcüğü aslen Meksika dillerinden olan Aztekçeye ait bir sözcüktür.orijinali de tomatı biçimindedir.
*Zerdali sözcüğü aslen Farsça bir sözcüktür, orijinali zerd-i alu (sarı erik) dir.
*Şeftali de aslen Farsça bir sözcüktür.Orijinali şeft-i alu biçimindedir.Anlamı ise etli erik demektir.
*Panjur sözcüğü abajur kelimesinin bozulmuş biçimidir.
*Salatalık kelimesi İtalyanca insalata kelimesinden gelmektedir. Anlamı ise tuzlu demektir. Salatalığın da sının sudan oluşması ilginçtir.
*Milli kelimesi aslen Arapça bir kelimedir ve anlamı şeriata ilişkin, şerri anlamındadır.Türkçede ise milli kelimesi ulusal anlamındadır.
*Aslen Türkçe bir kelime olan savcı ilk olarak söz getirip götüren anlamında kullanılmış, İslamiyet’e geçince peygamber anlamında kullanılmıştır.Günümüzde ise bir hukuk terimi olarak kullanılmaktadır.
*Türkçedeki yıldız kelimesinin sinema sanatçısı olarak kullanılması Fransızcanın etkisiyle olmuştur.
*Fransızcada tulipe İngilizcede tulip İtalyancada tulipa Portekizcede tulipa Almancada Tulpe sözcükleri lale anlamına gelmektedir.Bu sözcüğün de şöyle bir hikayesi vardır:Hollandalı A.G. Busneck , 16. yy ortalarında Edirnede gördüğü laleye (anlamından dolayı olsa gerek) tülbent (eşarp) demiştir ve tüm Avrupada adı bu şekilde yayılmıştır.Kullanmakta olduğumuz bu sözcük de aslen Farsça bir kelimedir.Orijinali dil-bent dir. Asıl anlamı ise gönül bağlayandır.
*Amerikan Para birimi dolar, Alman özel adıdır.da Almanyada Joachimstal maden ocağından çıkarılan gümüşten döktürülen bir sikke joachimstaler adıyla anılmıştır.Dolar da adını buradan almıştır.
*İzmir Güzelyalının ilk adı Kokaryalıdır.
*Giresun şehrinin asıl orijinal biçimi Kerasos (kirazlık) tır.Daha sonra Kerasos~ Kerasonde~Kerasunt~ Giresun biçiminde bir gelişim izlemiştir.
*Doğu Karadenizdeki Tirebolunun orijinal biçimi Tripolistir. Üç şehir anlamına gelmektedir.
*İstanbulun orijinal biçimi Eis ten polin Yunanca şehre doğru anlamındadır.Her ne kadar Evliya Çelebi İslam bola dayandırsa da bu doğru değildir.
*Bolunun orijinal biçimi polis dir.Polis Yunancada şehir demekti.
*Denizlinin çevresinde hiç deniz yokken bu şehre neden bu isim verilmiştir hiç merak ettiniz mi? Aslen 14. 15. yüzyıllarda bu şehre Tonuzlu(domuzlu) deniyordu.Daha sonraları halkın bu ismi pek estetik bulmamasından olacak şehrin ismi Denizli biçimine çevrilmiştir
Türkçeye benzeyen ama gerçekte başka dilden gelmiş olan sözcükler:
Bu bölümde işlenen sözcükler, başka dillerden dilimize girmiş ama Türkçe kök ya da sözcüklerden türemişe benzer bir hale sokularak (o türkçe sözcüğün anlamını taşımasa bile) kullanılagelmiş sözcüklerdir. Bunların çoğu, geniş bir kesim tarafından Türkçe sanılmakta; hatta bir bölümü de Türkçede çağrıştırdığı anlamda – hatalı biçimde – kullanılmaktadır. Benim bu sözcükleri araştırmamdaki ana dürtüler de zaten sözcüklerle uyumsuz olan Türkçe anlamlardı. Bunlar arasında, son dönemlerde birçok komşudan duyduğum “kardolabı” lafı (gardrop demek istemişler), bu işin bazen ne kadar abartıldığına çok ilginç bir örnek!.. Daha sık kullanılan diğer sözcükleri aşağıda veriyorum. Bunların yanına, geldiği dilden dolayı şaşırtıcı olan yabancı kökenli bazı diğer sözcükler ekliyorum:
1- metelik: Sondaki -lik eki, türkçe sözcük çağrışımı yapıyor; “yemeklik yağ”daki gibi… Aslı ise batı dillerinden geliyor: İngilizce’de, metallic; yani metal para… Biz kullanırken baştaki bölümü de bir türk ismiyle (mete) değiştirip kullanagelmişiz.
2- isterik: Biliyorum ki birçok kişi bu hatalı biçimiyle kullanmıyordur bu sözcüğü. “Histeri” nöbetlerine tutulan kişinin aldığı sıfattır ve ingilizcede “histerical” denir. Başarısızlığa ve bir şeyi elde edememeye dayanamama ve aşırı sinirlenme gibi (ruhbilimci değilim) etkileri olan bir ruh hastalığı olan kişi “histerik” olarak anılır. Oysa Türkçe’de “isteme” ile bağ kurulması ve “bir şeyi çok isteyen” anlamında kullanılması da çok yaygındır. Hatta bazen, “isterik kadın” lafı oldukça aşağılayıcı bir mantıkla kullanılır.
3- bendeniz: Bu sözcüğün ne “ben” adılıyla, ne de “deniz”le bir ilgisi vardır; ancak sondaki “-niz” eki Türkçe’dir. “Bende”, Farsça’da, “kul, tutsak” demektir. Yani kişi kendini sunarken – eski dönemlerin aşırı nezaketiyle -, “Ben kulunuz X kişi,” diye sunar ya; bu da öyle konuşmalarla geçmişten günümüze gelmiş. Bu açıklama gösteriyor ki, “Ben bendeniz X kişi,” demek doğru olur ve yalnız kendimizi değil başkalarını da, “Bu da naçizane bendeniz Y,” diye sunabiliriz (tabii Y’nin affına sığınarak). Neyse, bu sözcüğe bu kadar açıklama fazla bile…
4- kaldırım: Bunun “kaldırmak” ile bir ilgisi var gibi görünse de (otoyolun yükseğinde olması açısından), asıl kökeni Rumca’dır. Rumca’da “kali”, “iyi” anlamındadır (kalimera: günaydın, iyi günler). “Dromos” (sondaki “s” genelde okunmaz) ise “yol” anlamını taşır. Yani kali-dromos: iyi-yol; yani yürümeye elverişli, taşsız, tozsuz, çamursuz yol…
5- sütyen: Genelde ilişki kurulmasa da, bu sözcük “süt-meme” ilişkisini çağrıştıracak bir yapıda kullanılmaktadır. İtiraf etmeliyim ki ben küçükken bu iç çamaşırının – isminden dolayı – sütün dış giysiye sızmasını engellemeye yaradığını sanıyordum. Asıl kökeni Fransızca’daki “sous tien”dir (“aşağıdan tutan” anlamında). Okunuşu: sutien.
6- lahmacun: Bu sözcüğün “macun”la ilgisi dolaylıdır. Arapça’da “acin” yoğrulmuş (macun o kökten gelir), “lahm” ise “et” demektir. Lahm-i acin: yoğrulmuş et…
7- boğa yılanı: Bu yılan, avını boğarak öldürmesi ve belki de boğa gibi iri ve güçlü olmasından dolayı, ismi Türkçe sanılmaya oldukça yatkın olan ilginç bir örnektir. Oysa aslı, şimdi kesinlikle hatırlayamayacağım bir Afrika dilinden geliyor: boa… Sondaki “yılanı” sözcüğü gereksiz… Kobra, piton der gibi, boa!..
8- vapur: İngilizce “vapour” (buhar) sözcüğünden geliyor. Önceleri buharlı gemilere verilen ingilizce isimden… Aslında, dilimizde batı dillerinden uyarladığımız sözcüklerin genelde fransızca okunuşunu kullandığımızdan bunu da “vapor”dan uyarlamışız.
9- anahtar: Bu sözcüğün kökü, yunanca “anihto” (açmak) eylemidir. “Anihtiri” ise “açmaya yarayan” anlamındadır; yani “anahtar”… Yunanca kökenli sözcükler aslında dilimize Anadolu’da konuşulan (“konuşulmuş olan,” demek daha doğru olur sanırım) Rumca’dan geçmiştir. Gerçekte iki dil biririne çok benzese de, Rumca’daki birçok sözcük Yunanlar’ca bilinmez. Bu yüzden bu sayfalardaki birçok grekçe sözcüğe “Yunanca kökenli” demek yerine “Rumca kökenli” demeyi yeğleyeceğim. Bu durumda ise “Anadolu Rumları’nın dili” anlaşılmalıdır.
10 – kilit: Yine Rumca’daki “kleo” (kapatmak) eyleminden türeyen “kleidi” (“klidi” diye okunur; “kapamaya, kilitlemeye yarayan” anlamında…) sözcüğünden gelmektedir.
11. safsata: Yunanca’daki “sophistes” bilgili, bilgisi olan anlamına geliyor. Türkçe ve Arapça’da ise “gereksiz söz” anlamında kullanılıyor.
12. entel: Tabii ki bu sözcük batı dillerindeki “intellectual” sözcüğünden bozularak “toplumdan tümüyle kopuk, bilgisini yalnızca biliyor görünmek için edinen kişi” anlamında kullanılıyor. Gerçek anlamı ise, “birçok konuda bilgili olan”dır (sıfat).
13. kapuska: Slavca’da “lahana” demektir. Bizde ise “kıymalı lahana” yemeğine denmektedir.
14. karyola: Bizde genelde yatağın üzerine serildiği, genelde metalden yapılan ayaklı mobilya anlamına geliyor. Oysa gerçek anlamı “el arabası”dır (carriola: İtalyanca). İtalyan gemicilerden bizim kullanımımıza geçti; gemicilerin kullandığı taşınabilir tekerlekli yataklara denir;kökü “taşımak”tır (carri).
15. ameliyat: Arapça’daki “amel” (iş, eylem) sözcüğünden geliyor. Gerçek anlamı, “işlemler, eylemler”dir. Bizde ise, “yetkili uzmanın hastaya uyguladığı işlem” (genelde cerrahi) olarak anlaşılır.
16. serbest: Gerçek anlamı “başı bağlı”dır (ser:baş, best:bağlı). Ancak sanırım bizde yanlış olarak kullanılıyor; gerçeği “serbes” (başıboş) olsa gerektir. Yine de bizdeki anlamı tam karşılamıyor. Biraz karışık bir durum yani…
17. puşt: Farsça’da “arka, kıç” anlamına geliyor. Pek masum bir laf…
18. gebermek: Türkçe’de eski anlamı “şişmek” idi. Şimdi ise ölmenin kaba bir tabiri oldu. Ölüp beklemiş hayvanların şişmesinden geliyor olsa gerek. (Gebe ve göbek sözcükleri de aynı kökten geliyor)
19. pezevenk: Farsça’daki “pejavend” (kapı tokmağı, sürgü) sözcüğünden “pezevenk (kapı arkasında bekleyen; anlam genişlemesiyle, kadın alışverişi yapan)…
20. sıpa: Abazaca’da “spau” “çocuk, yavru” demektir. Bizde ise eşek yavrusu… Arapça’da da benzer biçimde “sabi, sibyan” “çocuk” anlamındadır.
21. kaltak: Türkçe’de “alta konup üzerine oturulan” anlamına geliyor. Eyer için de bu sözcük kullanılır. “Önüne gelenin altına yatan kadın” anlamında aşağılama sözcüğü olarak kullanılması ilginç…
22. sosyete: Bizim kullandığımız söyleniş Fransızca’dan alıntı… Anlamı “topluluk”tur. Bizde önceleri “yüksek sosyete” denen zengin tabakaya sonradan kısaca “sosyete” denmeye başlanmıştır.
15. kokona: Yunanca “kokkona”dan geliyor ve gerçek anlamı “Hristiyan kadın”dır. Bizde ise giyimi ve süslenmesi aşırıya kaçan (yorumu yapanların düşüncesi böyle) yaşlı kadınlar nedense bu biçimde anılıyor.
23. tuvalet: Yalnız bizim dilimizde değil, birkaç dilde daha “hela”ya verilen isim… Aslı, Fransızca “toilette”tir ve “temizlik” anlamına gelir. “Tuvalet kağıdı” ve “tuvalet masası” temizlikle ilgili şeylerdir. “Tuvalet kağıdı”nı referans alarak mekana “tuvalet” ismini vermek yalnız bizim bulışumuz değil… Yunanlar da bunu başarmış. (Yeri gelmişken… “Yunanlı” diye bir ulus yoktur dünyada.)
24. yosma: Gerçek anlamı “şen, güzel genç kadın”ken ne duruma düştüğünü ibretle izliyorum. Kadının neşe ve güzelliğinin gizli kalması gerektiği düşüncesinin bir sonucu…
25. don: Elbette ki “giysi” anlamına geliyor ama “külot”un argosu yapılmış. Zaten ne zaman ki bir sözcüğün yabancı dildeki karşılığı “moda” olur, Türkçesi giderek argolaşır.
26Köstebek: gözsüz tebek sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır.
Ilıman: liman sözcüğünün Türkçede bozulmuş şeklidir. ılı- fiiliyle bir bağı yoktur.
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kurulur. Bu cümlenin, ifade edeceği anlamı açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya koyması gerekir. Ayrıca mümkün olduğunca gereksiz unsurlardan arındırılmış olmalıdır. İşte bu özelliği göstermeyen cümleler, anlatım bakımından bozuktur.
Biz, düşüncelerimizi en güzel şekilde cümlelerle dile getiririz. Kurduğumuz cümlelerin kusursuz olması, başarılı bir anlatımın gerçekleşmesini sağlar. Özellikle yazılı anlatımda cümleler, dil bilgisi kurallarına uygun kurulmalı- anlam açık olmalıdır.
Kurduğumuz cümleler birden çok anlama geliyorsa, bu cümleleri okuyan kişi, ne demek istediğimizi anlayamaz. Biz de karşımızdakine düşüncemizi iletememiş oluruz. Yine, cümlede gereksiz bir kelimenin kullanılması ya da cümlenin anlamına uygun kelimelerin seçilmeyişi de anlatım bozukluğuna sebep olur.
Anlatım bozukluklarının türlerini şöyle gruplandırabiliriz:
1. Gereksiz Sözcük Kullanılması: İyi bir cümlede yeterli sayıda sözcük kullanılır. Başka bir deyişle gereksiz sözcüklere yer verilmez. Çünkü, gereksiz sözcük kullanımı cümlenin duruluğunu bozar ve anlatım bozukluğu yaratır.
Bir cümlede gereksiz sözcük bulunduğunu anlamak için, sözcük cümleden çıkarılır. Bu durumda cümlenin anlam ve anlatımında bir bozulma oluyorsa o sözcük gerekli, anlatımında bozulma olmuyorsa ise gereksizdir.
Mecburen karakola gitmek zorunda kaldım.
Son yazdığı romanına isim bulmakta bir hayli zorlanmış.
Uçak, alçalarak havaalanına başarılı bir iniş yaptı.
Araba şu anda yola çıkmak üzere.
Tatile ailesi ile birlikte çıkacaktı.
Vakfımıza karşılıksız bağışta bulundular.
Verilen vaatlerin hiçbiri yerine getirilmedi.
Gitmeden önce bir daha ara.
Yukarıdaki cümlelerdeki altı çizili sözcükler gereksizdir. Çünkü, bu sözlerin anlamı, aynı cümledeki başka sözcük ya da eklerde vardır. Bunların çıkarılması anlamda bir daralmaya yol açmaz.
Bu anlatım bozukluğu şu şekillerde olabilir:
Eş ve Yakın Anlamlı Sözcüklerin Aynı Cümle İçinde Kullanılması:
Atatürk’ün yaptığı yenilikçi devrimler, sosyal ve siyasal yaşamımızı kökünden değiştirmiştir.
Atatürk’ün yaptığı devrimler, sosyal ve siyasal yaşamımızı kökünden değiştirmiştir.
Yatmadan önce dişlerini fırçalamayı unutma.
Yatmadan dişlerini fırçalamayı unutma.
Giyimlerinde, konuşmalarında ve davranış biçimlerinde bir gariplik yoktu.
Giyimlerinde, konuşmalarında ve davranışlarında bir gariplik yoktu.
Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Bu konuda herkesin fikir ve görüşünü almalısınız.
Hava sıcaklığı sıfırın altında eksi sekiz derece imiş.
Yirmi dakika geçmesine rağmen program henüz, hâlâ başlamadı.
Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.
Ben çok varlıklı, zengin biri değilim.
Neşeli, sağlıklı, şen bir görünüşü vardı.
Herkesi eleştirip tenkit etmek bize hiçbir yarar sağlamaz.
Anlamı zaten diğer kelimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Şirketteki mevcut ikilik günden güne büyüyor.
Yaşanmış deneyimlerinden hareketle bu sonuca varıyor.
Millî maçın oynanacağı gün yaklaştıkça, ülkedeki heyecan gittikçe artıyor.
Yanına gidiniz, konuşarak derdinizi anlatınız.
Problemi çözmek için iki arkadaş üç saat süre ile uğraştılar.
Japonya’daki arkadaşıyla on yıl boyunca karşılıklı mektuplaştılar.
Az kalsın merdivenlerden düşeyazdı.
Takımın, boyu en kısa oyuncusu bendim.
Öğretmeniyle bütün ders boyunca tartıştı.
2. Gereksiz Yardımcı Eylem Kullanımı: “Etmek, olmak, eylemek, kılmak” gibi yardımcı eylemlerin görevi; kendisinden önce gelen isim soylu sözcüğü yüklemleştirmek, ona iş, oluş, hareket ve kılış anlamları katmaktır. İsim soylu sözcük, bir ekle aynı anlamı verecekse; yardımcı eylemin kullanımı gereksizdir.
Sanırım ondan kuşku ettiğimizi anladı.
Sanırım ondan kuşkulandığımızı anladı.
Bizi arayacağını umut etmiştim.
Bizi arayacağını ummuştum.
Hükümet, çözülecek olan sorunları bir bir ele aldı.
Hükümet, çözülecek sorunları bir bir ele aldı.
hasta olmak – hastalanmak
hesap etmek – hesaplamak
yaşlı olmak – yaşlanmak
3. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması: Dilimizde bazı sözcükler, anlam inceliklerine dikkat edilmeden kullanılır. Sözcükleri kendi anlamını yansıtacak şekilde kullanmamak veya uygun olmayan yerde kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar. Böyle bir yanlışa düşmemek için hangi sözcüğün nerede kullanılıp nerede kullanılmayacağını çok iyi bilmek zorundayız.
Ülkenin bunalıma girmesini sağlayan bu tür açıklamalardan kaçınmak gerekir.
Ülkenin bunalıma girmesine neden olan bu tür açıklamalardan kaçınmak gerekir.
Bu tür bilimsel çalışmalar, dilimizin zenginleşmesine neden olacak.
Bu tür bilimsel çalışmalar, dilimizin zenginleşmesine katkıda bulunacak.
Uyarı: “Sağlamak” ya da “katkıda bulunmak” elde edilmesi istenen olumlu bir sonuca ulaşmaktır. İstenmeyen sonuçlar ortaya çıktığında “neden olmak” kullanılır.
Avukat, sanığın suçlu olduğunu savunuyor.
Avukat, sanığın suçlu olduğunu öne sürüyor.
Muhalefet partileri, enflasyonun üç haneli rakamlara yükseldiğini savundu.
Muhalefet partileri, enflasyonun üç haneli rakamlara yükseldiğini öne sürdü.
Uyarı: “Savunma” bir saldırıya ya da düşünceye karşı olan davranıştır. Ortada böyle bir durum yoksa “savunma” yerine “öne sürme” ya da “iddia etme” kullanılır.
Çömleğin üzerine yazılmış desenlere hayranlıkla bakıyordu.
Çömleğin üzerine çizilmiş desenlere hayranlıkla bakıyordu.
Hırsız, kadının kolundaki çantayı zorla çalıp kaçtı.
Hırsız, kadının kolundaki çantayı zorla alıp kaçtı.
Zor şartlar altında çalışan işçilerin sağlık durumları aksadı.
Zor şartlar altında çalışan işçilerin sağlık durumları bozuldu.
Bu tür tatbikatlarda ölüm şansı her zaman mevcut.
Bu tür tatbikatlarda ölüm olasılığı her zaman mevcut.
Bugün bir buzdolabının ücretiyle on yıl önce bir araba satın alınabilirdi.
Bugün bir buzdolabının fiyatıyla on yıl önce bir araba satın alınabilirdi.
Güzelliğinin farkında olduğunu belirten davranışlar sergiliyordu.
Güzelliğinin farkında olduğunu gösteren davranışlar sergiliyordu.
Kimi uyarıcı ilaçlar, sporculara yarardan çok zarar sağlamaktadır.
Kimi uyarıcı ilaçlar, sporculara yarardan çok zarar vermektedir.
Davranışlarıyla arkadaşlarının üzülmesini sağladı.
Davranışlarıyla arkadaşlarının üzülmesine neden oldu.
Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Petrol fiyatlarının ucuzlamasına halk olumlu tepki gösterdi.
Küçük kızın saçları hayli büyümüş.
Ormanda yetişen bir çam fidanını salonunuzdaki saksıya ekemezsiniz.
Son dakika içerisinde attığı golle takımının galip gelmesine yol açtı.
Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur.
Bu, Türkiye’ye özel bir durumdur.
Buradan gidersek yakalanma şansımız nedir?
4. Birbiriyle Karıştırılan Sözcüklerin Kullanılması: Kimi sözcükler aynı kökten türediği için yazılış ve okunuş olarak birbirine benzer; ancak bunların anlamları farklıdır. Bu sözcükler karıştırılıp birbirinin yerine kullanılırsa, anlatım bozukluğu ortaya çıkar.
Bu kadar çekimser olmana gerek yok; aralarına katıl, girişken ol.
Bu kadar çekingen olmana gerek yok; aralarına katıl, girişken ol.
Bunca yağmura karşılık barajlarda yeterince su birikmemiş.
Bunca yağmura karşın barajlarda yeterince su birikmemiş.
Bu iki olay arasındaki ayrıntıyı kimse hesaba katmıyor.
Bu iki olay arasındaki ayrımı kimse hesaba katmıyor.
Ahmet Bey, saygılı kişiliğiyle çevresine örnek olmuştu.
Ahmet Bey, saygın kişiliğiyle çevresine örnek olmuştu.
Bu eski makineler artık işlemlerini yerine getiremiyor.
Bu eski makineler artık işlevlerini yerine getiremiyor.
Yaşantısının en zor günlerini sürgüne gönderildiği Malta’da geçirdi.
Yaşamının en zor günlerini sürgüne gönderildiği Malta’da geçirdi.
İş kazalarının çokluğu, iş güvencesinin olmadığını gösteriyor.
İş kazalarının çokluğu, iş güvenliğinin olmadığını gösteriyor.
Toprağın oluşumunda başta gelen etkin, rüzgârdır.
Toprağın oluşumunda başta gelen etken, rüzgârdır.
Birbiriyle karıştırılan sözcüklerin kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.
Yeni kaydolan öğrenciler bu kadar çekimser davranması normaldir.
Bu, Türkiye’ye özel bir durumdur.
5. Kelimelerin Yanlış Yerde Kullanılması: Bir cümlede her sözcüğün yerli yerinde, başka bir deyişle her sözcüğün kullanılması gereken yerde olması gerekir. Cümle içindeki bir tek sözcüğün bile yerini değiştirmek farklı anlamlar, farklı yorumlar ve yargılar oluşturur. Kimi zaman da mantıksal tutarsızlıklara yol açar. İyi bir cümlede kelimelerin cümlenin akışına ve anlamına uygun yerlerde kullanılması gerekir. Yoksa ifade değişir, anlatılmak istenen tam söylenemez.
Ekonomik ve sosyal yönden geri kalmış ülkemizin belli bölgelerine kalkınmada öncelik tanınacak.
Ülkemizin ekonomik ve sosyal yönden geri kalmış belli bölgelerine kalkınmada öncelik tanınacak.
Ankara’da Kızılay’ın yapılan yeni binası görkemli olacak.
Kızılay’ın Ankara’da yapılan yeni binası görkemli olacak.
Okulu bitirince doktor olarak doğduğu kasabada çalışmaya başladı.
Okulu bitirince doğduğu kasabada doktor olarak çalışmaya başladı.
Yeni eve gelmiştim ki dışarıda bir kızıl kıyamet koptu.
Eve yeni gelmiştim ki dışarıda bir kızıl kıyamet koptu.
Meclis 298 oya karşılık 152 oyla erken seçim kararı aldı.
Meclis 152 oya karşılık 298 oyla erken seçim kararı aldı.
Geçen gün, görkemli bir törenle dünya evine giren sanatçı çift, boşanmak için dava açmış.
Görkemli bir törenle dünya evine giren sanatçı çift, Geçen gün, boşanmak için dava açmış.
Eğitim, en etkili televizyonla verilir.
En etkili eğitim, televizyonla verilir.
Otobüs yoğun sis yüzünden karşıdan gelmekte olan kamyonla çarpıştı.
Otobüs karşıdan gelmekte olan kamyonla yoğun sis yüzünden çarpıştı.
Haber programları tekrar tekrar vurulan sivilleri gösteriyor.
Haber programları vurulan sivilleri tekrar tekrar gösteriyor.
Kelimelerin yanlış yerde kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Yeni durağa gelmiştik ki otobüs de hemen geldi.
Bu toplantıda çekinmeden düşünceler dile getirilmeli.
Her yolda kalan insana yardım etmeliyiz.
İdare, henüz yarın ders yapılıp yapılmayacağını bildirmedi.
İzinsiz inşaata girilmez.
6. Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanılması: Anlamca cümlenin yargısıyla uyuşmayan, cümlede iletilen yargıyla çelişen ya da karşıtlık yaratan sözlerin bir arada kullanılması önemli bir anlatım kusurudur. Anlamları birbirine ters sözcüklerin aynı cümlede kullanılmasıdır. Cümlenin anlamında çelişki, genellikle “kesinlik” ve “olabilirlik” anlamı taşıyan sözlerin bir arada kullanılmasından kaynaklanır.
Kapının önünde tamı tamına üç beş nöbetçi vardı.
Kapının önünde üç beş nöbetçi vardı.
Aşağı yukarı tam üç ay önce benzer bir yazı daha çıkmıştı.
Üç ay önce benzer bir yazı daha çıkmıştı.
Gazetede çıkan bu haber, mutlaka bakanın da kulağına erişmiş olmalı.
Gazetede çıkan bu haber, bakanın da kulağına erişmiş olmalı.
Milli Savunma Bakanı, kesinlikle askeri bir çözüme başvurulmayacağını umduğunu belirtti.
Milli Savunma Bakanı, kesinlikle askeri bir çözüme başvurulmayacağını belirtti.
Eminim ki bunca gürültü patırtı en çok onu üzmüş olsa gerek.
Bunca gürültü patırtı en çok onu üzmüş olsa gerek.
Onun önümüzdeki ay, ailesini mutlaka ziyaret edeceğini zannediyorum.
Onun önümüzdeki ay, ailesini ziyaret edeceğini zannediyorum.
Kuşkusuz bütün çalışmalarının ödülünü sonunda belki alacaksın.
Kuşkusuz bütün çalışmalarının ödülünü sonunda alacaksın.
Bu istek, hiç şüphesiz onun kulağına gitmiş olabilir.
Bu istek, hiç onun kulağına gitmiş olabilir.
Bundan aşağı yukarı on yıl önceydi.
Bundan on yıl önceydi.
Birbiriyle çelişen sözlerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Kesinlikle yarın gelebilirler.
Şüphesiz bu sözleri bütün öğrenciler duymuş olmalı.
Aşağı yukarı bundan tam yirmi yıl önceydi.
Sözünü ettiğiniz şairin herhâlde on altıncı asırda yaşadığını zannediyorum.
Eminim bu saatlerde eve gelmiş olmalı.
Mutlaka bir gün çocukluk arkadaşlarını belki yine arayacak.
Yanılmıyorsam, bu ikisinin aynı şey olduğunu tahmin ediyorum.
Derse en erken giren öğretmen benim. O, benden en az on dakika sonra derse girer.
7. Mantıksal Tutarsızlık: Bir cümlede, iletilmek istenen anlamın eksiksiz olabilmesi için düşünce ve mantık son derece önemlidir. İyi bir anlatımda sağlam bir düşünme ve mantık yürütme temel koşuldur. Mantıksal hataları ve tutarsızlıkları içeren cümleler, dil bilgisi kurallarına uygun olsalar bile anlamı ve yargıyı eksiksiz iletmezler. Bu tür yanlışlar genellikle dikkatsizlik sonucu ortaya çıkar.
Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık.
Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere tanıtmaya çalıştık.
Önlem alınmazsa bu hastalık ölüme, hatta kısmi felce neden olabilir.
Önlem alınmazsa bu hastalık kısmi felce, hatta ölüme neden olabilir.
Son turda atlet, arkasındaki yarışçıyı bir hamlede geçti.
Son turda atlet, önündeki yarışçıyı bir hamlede geçti.
Düşünme ve mantık hatalarından (yani sözcüklerin yanlış anlamda kullanılması ya da anlamca çelişmesi) kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Bütün çalışan insanlar mühendis oluyor.
Yazar, gelecekle ilgili anılarını yazacakmış.
İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçları üzerine Atatürk şöyle der.
Problemleri karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözeceğiz.
Yiyecek bir lokma ekmeğimiz hatta yemeğimiz bile yok.
Bu yazıyı değil okumak, anlamak bile imkânsız.
Bölgeyi iyi tanımasına rağmen her yeri gezdi.
Yarın mutlaka bir gazete almayı unutmayın.
Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.
8. Atasözü ve Deyimlerin Yanlış Kullanılması: Deyim ve atasözleriyle ilgili iki tür yanlışlık yapılabilir:
a) Deyimler ve atasözleri, kalıplaşmış söz gruplarıdır. Bu kalıpların bozulması ve bir sözün yerine eş anlamlısının getirilmesi anlatım bozukluğu yaratır.
b) Bir deyimin ilettiği anlamla, cümlenin taşıdığı anlam arasında bir uyumsuzluğun olması anlatım bozukluğuna neden olur.
Bir koyundan iki deri çıkmaz.
Bir koyundan iki post çıkmaz.
Haydi bakalım seç pirincin taşını.
Haydi bakalım ayıkla pirincin taşını.
Tüm itirazlara göz yummuştu.
Tüm itirazlara kulak tıkamıştı.
Benim verilmeyecek hiçbir hesabım yoktur; başım açıktır.
Benim verilmeyecek hiçbir hesabım yoktur; alnım açıktır.
Biti deve yapmak.
Pireyi deve yapmak.
Çok sevinçliydi. Adeta etekleri tutuşmuştu.
Çok sevinçliydi. Adeta etekleri zil çalmıştı.
Atasözleri ve deyimlerin yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Damlaya damlaya deniz olur.
Yaramazlıklarıyla hemen, öğretmenin gözüne girdi.
Derdini söylemeyen, ilaç bulamaz.
Şimdi yan oturup doğru konuşalım. Bu ülkenin hali ne olacak?
9. Noktalama Yanlışları: Noktalama işaretlerinin eksik ya da yanlış yerde kullanılması; cümleleri bir anlam belirsizliğine sürükleyebileceği gibi cümleden birden fazla anlam çıkmasına da yol açabilir. Bu nedenle noktalama işaretlerinin anlama etkileri ve kullanıldığı yerler iyi bilinmelidir. Yanlış kullanımlar ortaya çıkarsa amaçlanan anlama ulaşmak mümkün olmaz. Bu durumlar da cümlede bir anlatım bozukluğu yaratır.
Yabancı dükkandaki eşyaları beğenmedi.
Yabancı, dükkandaki eşyaları beğenmedi.
Bebekler için, ağlamak, açlık ve korku gibi durumların en doğal ve tek anlatım biçimidir.
Bebekler için ağlamak, açlık ve korku gibi durumların en doğal ve tek anlatım biçimidir.
Kadın şoförü şöyle bir süzdü.
Kadın, şoförü şöyle bir süzdü.
Misafir odasına doğru yürüdü.
Misafir, odasına doğru yürüdü.
Ahmet, misafir odasına doğru yürüdü.
Genç sürücüye bir şeyler söyledi.
Genç, sürücüye bir şeyler söyledi.
Noktalama işaretlerinin yanlış kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
O arabaya bindi.
İhtiyar adamı karşıya geçirdi.
İhtiyar çobanla konuşmaya devam ediyordu.
10. Tamlama Yanlışlıkları: Sıfat ve isim tamlamalarının aynı tamlanana bağlanması anlatım bozukluğuna yol açar. Çünkü isim tamlamalarında tamlanan iyelik eki aldığı halde, sıfat tamlamalarında tamlanan ek almaz. Dolayısıyla tamlananlar, niteliği farklı olduğundan ortak kullanılamaz.
Kaza yerine birçok askeri ve polis aracı geldi.
Kaza yerine birçok askeri araçla polis aracı geldi.
Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de zamanıdır.
Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de bunun zamanıdır.
İhaleye birçok yerli ve yabancı firmalar katıldı.
İhaleye birçok yerli ve yabancı firma katıldı.
Bu önlemler ekonomik ve sağlık açısından olumlu sonuçlar verdi.
Bu önlemler ekonomik açıdan ve sağlık açısından olumlu sonuçlar verdi.
Tamlama yanlışlarından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Bu ülkeye teknik ve bilgi yardımında bulunulacak.
Pasta ve meyve suyu ikram edilecek.
Verilen cümledeki özne ve zarf tümlecini bulun.
Son derste belgisiz ve sayı sıfatlarını öğrendik.
Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.
Kar yüzünden tüm özel ve devlet okulları tatil edildi.
Ülkemiz Bosna’ya askerî ve gıda yardımı yaptı.
Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.
11. Eklerin Yanlış Kullanılması: Bir sözcüğe, gelmesi gereken ekin dışında yanlış bir ekin getirilmesi de kimi zaman anlatım bozukluğuna yol açar.
“Her insan çevreyi korumak ve doğanın kirletilmesini önlemek için gerekli duyarlılığı göstermesi gerekir.” cümlesinde “göstermesi” kelimesindeki iyelik ekinin sözcüğü nereye bağladığı belli değildir. Çünkü, “Kimin gerekli duyarlılığı göstermesi gerekir?” diye sorarsak “Her insanın…” cevabını alırız. Demek ki “insan” kelimesine ilgi eki “-in” getirilmelidir. Cümlenin doğrusu şöyle olur:
Her insanın, çevreyi korumak ve doğanın kirletilmesini önlemek için gerekli duyarlılığı göstermesi gerekir.
İsteğimiz, sınavları kazanmamızdır.
İsteğimiz, sınavları kazanmaktır.
Sınavı kazanmasının nedeni çok çalışmış olmasındandır.
Sınavı kazanmasının nedeni çok çalışmış olmasıdır.
Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olduğundan kaynaklanıyor.
Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olmasından kaynaklanıyor.
Okuduklarını ezberlemek değil, tartışarak özümlemesine sağlamak gerekir.
Okuduklarını ezberlemek değil, tartışarak özümlemesini sağlamak gerekir.
Her ne kadar şehir dışına taşınmışsak bile beklenen rahatlığa kavuşulmamıştır.
Her ne kadar şehir dışına taşınmışsak bile beklenen rahatlığa kavuşamadık.
Gereksiz Ek Kullanımı:
İhaleye birçok yerli ve yabancı firmalar katılmıştı.
İhaleye birçok yerli ve yabancı firma katılmıştı.
Bu bestesi onun en tanınmış eseridir.
Bu beste onun en tanınmış eseridir.
Babamın başı ağrıdığında aspirin içerdi.
Babam başı ağrıdığında aspirin içerdi.
Eklerin yanlış kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Öğrencilerin başarısına ilgilenmek gerekir.
Bizi en çok sevindiren onun bu sınavı kazandığıdır.
Bazı yolcuların giriş işlemleri yapmaya başlandı.
Dünkü toplantıda Ali bize sınıf arkadaşlarını tanıştırdı.
Biricik arzumuz sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir.
Yazarlarımızın köy yaşantısına ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.
Uzun yıllardan bu yana bu köyde yaşardım.
Bu yazı kısa zamanda yerine ulaşılabilir.
Konutlar daha sağlam yapılanabilirdi.
Eti tuzlamasan, böyle kokturursun.
Olay, yapılan soruşturma sonucunda ortaya çıktı.
12. Öğe Eksikliklerinden Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları:
a) Yüklem Eksikliği: Yüklem eksikliği daha çok sıralı ve bağlı cümlelerde ortaya çıkar. Öge ortaklığı bulunan böyle cümlelerde tek yüklem kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.
“Sinemada sigara ve kabuklu yemiş yenmez.” cümlesinde “yenmez” yüklemine iki nesne bağlanmış ve “sigara yenmez” diye bir anlam ortaya çıkmıştır. “Sigara” nesnesine de bir yüklem getirilmesi gerekir. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
“Sinemada sigara içilmez ve kabuklu yemiş yenmez.”
Çok az veya hiç çalışmadan sınava girdiler.
Çok az çalışarak veya hiç çalışmadan sınava girdiler.
İş konusunda ben onu, o da beni etkilemek istemez.
İş konusunda ben onu etkilemek istemem, o da beni etkilemek istemez.
Kasadaki adam bir yandan para, bir yandan da paket yapıyordu.
Kasadaki adam bir yandan para alıyor, bir yandan da paket yapıyordu.
Pikniğin bütün cefasını ben, sefasını o sürüyor.
Pikniğin bütün cefasını ben çekiyorum, sefasını o sürüyor.
Örgütün yasal ve yasal olmayan yollardan topladığı paralara el kondu.
Örgütün yasal olan ve yasal olmayan yollardan topladığı paralara el kondu.
Bugünkü nöbeti sen, yarınkini de Ali tutacak.
Bugünkü nöbeti sen tutacaksın, yarınkini de Ali tutacak.
Ne sen beni, ne de ben seni gördüm.
Ne sen beni gördün, ne de ben seni gördüm.
Yüklem eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
İstanbul’a iki kez, İzmir’e hiç gitmedim.
Ben kırmızıyı, eşim yeşili sever.
Ülkenin koruyucu hekimliğe olan ihtiyacı tespit ve giderilmeye çalışılıyor.
Bülent çok samimi ve ona çok yakınlık göstermişti.
Geceleri az, gündüzleri hiç uyumam.
Masayı ben, sandalyeleri eşim yerleştirdi.
b) Özne Eksikliği: Özne, cümlenin temel ögelerindendir. Cümlede özne bulunmaması anlatım bozukluğuna neden olur. Daha çok ortak özneli cümlelerde özne -yüklem uyuşmazlığı olur. Kişi ve sayı bakımından ortaya çıkan bu uyuşmazlık cümlede özne eksikliği yaratır.
“Annemin sinirleri epeyce bozulmuş ve çok üzülmüştü.” cümlesi bağlı cümledir. Bu cümleyi oluşturan cümlelerin birincisinde bir öge eksikliği yoktur; çünkü “Annemin sinirleri” özne, “bozulmuş” ise yüklemdir. Bu bağlı cümleyi oluşturan ikinci cümlenin ise öznesi eksiktir. “üzülmüştü” yüklemine sorulan “Kim?” sorusuna yanıt alınamıyor. “Annemin sinirleri” ikinci cümlenin de öznesi gibi görülerek anlatım bozukluğuna yol açıyor. Bu bozukluk ikinci cümleye özne ekleyerek giderilebilir. O halde cümlenin doğru şekli şöyle olmalıdır:
“Annemin sinirleri epeyce bozulmuş ve annem çok üzülmüştü.”
Bağıran çocuğa engel olunarak odadan çıkarıldı.
Bağıran çocuğa engel olunarak çocuk, odadan çıkarıldı.
Kitaptaki yanlışlar düzeltilecek ve ikinci baskıya girecek.
Kitaptaki yanlışlar düzeltilecek ve kitap ikinci baskıya girecek.
O resimlerinde pastel renkleri kullanmış, bu nedenle çok çabuk satılmış.
O resimlerinde pastel renkleri kullanmış, bu nedenle resimleri çok çabuk satılmış.
Özne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Orhan’ın sinirleri epeyce bozulmuş ve oldukça üzülmüştü.
Hiçbiri düzenli çalışmamış, sınıfta kalmıştı.
Herkes görüyor ama yardım etmiyordu.
Kitabın birinci baskısındaki yanlışlar düzeltilerek yeniden basıldı
Bu kişinin geliri nedir? Kimlerle konuşur, nerede oturur?
Çocuğun karnı acıkmıştı ve uykusuzdu.
Soruyu çözemedi; çünkü çok zordu.
Önceki gün sokakta kimse kalmamıştı, eve kapanmıştı.
Herkes sorunun doğru cevabını bulmaya çalışıyor, sorunun yanlış olabileceğini düşünmüyordu.
Bu tür programların kalitesi düşüyor, izlenmez oluyor.
Özne Yüklem Uyumsuzluğu (Uyuşmazlığı): İyi bir cümlede tekillik-çoğulluk, olumluluk-olumsuzluk ve şahıs bakımından özne ile yüklem arasında bir uyum olması gerekir. Eğer özne ile yüklem arasında bir uyum yoksa, anlatım bozukluğu olur.
Cümlede özne tekilse yüklem de tekil; özne çoğulsa yüklem de çoğul olur.
Kardeşim bugün evde kalacak.
Özne Tekil Yüklem Tekil
Dostlar yıllar sonra bir araya geldiler.
Özne Çoğul Yüklem Çoğul
Bitki, hayvan, organ, cansız varlıklar ve zaman adları, çoğul özne olarak kullanıldığında yüklem tekil olur.
Meyveler bu yıl geç çiçek açtı.
Özne bitki çoğul Yüklem tekil
Köpekler sabaha kadar havladı.
Özne hayvan çoğul Yüklem tekil
Yürümekten ayaklarım ağrıdı.
Özne organ çoğul Yüklem tekil
Aradan haftalar geçti.
Özne zaman çoğul Yüklem tekil
Söze saygı, alay ya da küçümseme anlamı katılmak istenirse özne tekil, yüklem çoğul olur.
Beyefendi hala kalkmadılar mı?
Özne tekil Yüklem çoğul
Ayşe Hanım henüz gelmediler.
Özne tekil Yüklem çoğul
Cümlede özne kişi zamiri ise yüklemin kişi eki de aynı zamiri gösterir.
Ben tiyatroya gidiyorum.
Özne Yüklem
1.Tekil kişi 1. Tekil kişi
Biz yakında bu araştırmayı bitireceğiz.
Özne Yüklem
1. Çoğul kişi 1. Çoğul kişi
Özne 1. ve 2. tekil kişi ise, yüklem 1. çoğul kişi olur.
Ödevi sen ve ben hazırlarız.
Özne Yüklem
2. ve 1. Tekil kişi 1. Çoğul kişi
Özne 1. ve 3. tekil kişi ve 1. ve 3 çoğul kişi ise yüklem 1. çoğul kişi olur.
Şiir etkinliğini ben ve Ali (o) izledik.
Özne Yüklem
1. ve 3. Tekil kişi 1. Çoğul kişi
Özne 2. ve 3. tekil kişi ve 2. ve 3 çoğul kişi ise yüklem 2. çoğul kişi olur.
Sen ve Ayşe (o) bana yardım edebilirsiniz.
Özne Yüklem
2. ve 3. Tekil kişi 2. Çoğul kişi
“Ağaçlar yapraklarını döküyorlar.” Cümlesinin öznesi “ağaçlar” insan dışı bir varlık olduğu için, çoğul da olsa tekil yüklemle kullanılmalıdır. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
Ağaçlar yapraklarını döküyor.
“Ahmet ve kardeşi gezmeye gitti.” cümlesinin öznesi “Ahmet ve kardeşi” iki kişiden oluşmuştur. Bu özne onlar zamiri ile anlatılır. Bu durumda cümlenin yüklemi de “onlar” ı karşılayan 3. çoğul kişi olmalıdır. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
Ahmet ve kardeşi gezmeye gittiler.
“Sen ve Berkay dün nereye gitti?” cümlesinin öznesi 2. ve 3. tekil kişi olduğuna göre cümlenin yüklemi 2. çoğul kişi olmalıdır. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
Sen ve Berkay dün nereye gittiniz?
Uyarı: Türkçe’de bazı özneler olumlu, bazı özneler ise olumsuz anlamlar verdiği için bu cümlelerin yüklemleri de özneye göre olumlu ya da olumsuz olması gerekir. Eğer özne “kimse, hiçbiri, hiç kimse” gibi kelimelerden oluşuyorsa yüklem olumsuz olmalıdır. Eğer özne “hepsi, herkes” gibi kelimelerden oluşuyorsa yüklem olumlu olmalıdır. Özellikle sıralı cümlelerde farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanması durumunda özne-yüklem uyumsuzluğunun ortaya çıkabileceğini unutmamalıyız.
“Hiçbiri onun öldüğüne inanmıyor, hayret ediyordu.” cümlesinde “inanmayanlar” ve “hayret edenler” aynı kişiler fakat “hiçbiri” olumsuz bir özne olduğu için yüklemi de olumsuz çekimlendiği halde “hayret ediyordu” olumlu çekimlenmiştir. Dolayısıyla anlatım bozukluğu olmuştur. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
Hiçbiri onun öldüğüne inanmıyor, herkes hayret ediyordu.
Herkes onu seviyor, üzmüyordu.
Herkes onu seviyor, kimse üzmüyordu.
Herkes sevinç içindeydi, üzülmüyordu.
Herkes sevinç içindeydi, kimse üzülmüyordu.
Özne-yüklem uyumsuzluğu – farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Herkes ondan nefret ediyor, yüzünü görmek istemiyordu.
Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, kendi fikrinden ısrar ediyordu.
Bu tür dergilerin sayısı azalıyor, okunmaz oluyor.
Ellerim çok üşüdüler.
Günler iyice uzuyorlar.
Güzellikler giderek kayboluyorlar.
Ordu düşmanın üzerine hücum ettiler.
İki işçi, yaklaşık iki saat çalıştılar.
Kuzular meleşmeye başladılar.
Bu iş yerini ben, öğretmen arkadaşım Ali açtı.
c) Nesne Eksikliği: Yüklemi geçişli eylem olan cümlelerde nesne bulunmalıdır, bulunmazsa cümledeki başka bir öge, nesne gibi görünerek anlatım bozukluğuna yol açar.
“Kızına sarıldı, doyasıya öptü.” cümlesinde “Kimi öptü?” sorusunun yanıtı yoktur. “Kızına” dolaylı tümleci, nesne gibi görünerek anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Cümlenin doğrusu şu şekilde olmalıdır:
“Kızına sarıldı, onu doyasıya öptü.”
Buna ancak öğretmen karar verir ve uygular.
Buna ancak öğretmen karar verir ve bunu uygular.
Kadına her fırsatta bağırıyor, sürekli aşağılıyordu.
Kadına her fırsatta bağırıyor, kadını sürekli aşağılıyordu.
Çocuğun gözlerindeki yaşı silip, yerine oturttu.
Çocuğun gözlerindeki yaşı silip, çocuğu yerine oturttu.
Nesne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Bu konuda öğrenciler aralarında anlaşıp karar verecekler ve uygulayacaklar.
Söylenenlere hemen inanıyor ve her yerde savunuyordu.
Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim.
Onlara niçin bu kadar yardım ediyor ve destekliyorsun?
Büyüklere gereken saygıyı göstermeli, incitmemeliyiz.
Bize yardım edeceklerine inanıyor ve bekliyoruz.
d) Dolaylı Tümleç Eksikliği: Her cümlede dolaylı tümleç olmayabilir; ancak kimi cümlelerde dolaylı tümleç kullanılmaması cümledeki başka bir sözcüğün dolaylı tümleç gibi anlaşılmasına yol açarak anlatım bozukluğuna neden olur.
“Nazlı kardeşini çok sever, sık sık armağanlar alırdı.” cümlesinde “Kime armağanlar alırdı?” sorusunun yanıtı (dolaylı tümleç) yoktur. Cümlenin nesnesi (kardeşini) dolaylı tümleç gibi görünerek anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
“Nazlı kardeşini çok sever, ona sık sık armağanlar alırdı.”
Alanya’yı çok sevmişti, dönmeyi düşünmüyordu.
Alanya’yı çok sevmişti, Alanya’dan dönmeyi düşünmüyordu.
Beni hiçbir zaman unutmadı, her zaman mektup yazdı.
Beni hiçbir zaman unutmadı, her zaman bana mektup yazdı.
Sana her konuda güveniyor ve yardım bekliyoruz.
Sana her konuda güveniyor ve senden yardım bekliyoruz.
Dolaylı tümleç eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Kayaya yaklaşıyor muyuz, yoksa uzaklaşıyor muyuz?
Öğrencileri, teşvik etmeli, yüreklendirmeli, destek olmalıyız.
Olanları böyle değerlendirmek, bu gözle bakmak gerekir.
Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirmiş, bütün imkânları sağlamıştı.
Duvarları kirletmek, yazı yazmak kesinlikle yasaktır.
e) Zarf Tümleci Eksikliği: Her cümlede zarf tümleci olmayabilir; ancak kimi cümlelerde zarf tümlecinin kullanılmayışı kapalılığa yol açarak anlatım bozukluğuna neden olur.
Her zaman senin yanındayım, seni yalnız bırakmayacağım.
Her zaman senin yanındayım, hiçbir zaman seni yalnız bırakmayacağım.
Hiçbir zaman kendini düşünmedi, ailesinin mutluluğu için çalıştı.
Hiçbir zaman kendini düşünmedi, her zaman ailesinin mutluluğu için çalıştı.
f) Edat Tümleci Eksikliği: Her cümlede edat tümleci olmayabilir; ancak kimi cümlelerde edat tümlecinin kullanılmayışı kapalılığa yol açarak anlatım bozukluğuna neden olur
“Eşimi çok severim; her konuda çok iyi anlaşırız.” Cümlesinde kiminle çok iyi anlaşıldığı belirtilmeyerek, bir anlam belirsizliği ortaya çıkmıştır. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
“Eşimi çok severim; onunla her konuda çok iyi anlaşırız.”
Akşamları kitapçıya uğrar, saatlerce sohbet ederdi.
Akşamları kitapçıya uğrar, saatlerce onunla sohbet ederdi.
Arkadaşımın babası geldi, bir süre sohbet ettik.
Arkadaşımın babası geldi, bir süre onunla sohbet ettik.
Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı?
Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, bu güçlüklerle nasıl başa çıktı?
13. Ek Fiil Eksikliğinden Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları: Sıralı isim cümlelerinde ek fiilin kullanılmaması anlatım bozukluğu oluşturur.
“Bakışları güzel; ama dostça değildi.” cümlesinde “değildi” ek eylemi ortak kullanılmış ve birinci cümleye “Bakışları güzel değildi.” anlamı vermiştir. Bu durumda birinci cümlenin yüklemine de bir ek eylem eklemek gerekir. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
“Bakışları güzeldi; ama dostça değildi.”
Murat çok şişman, boyu da uzun değildi.
Murat çok şişmandı, boyu da uzun değildi.
O yaşlı şair geleneklere bağlı, ama yeniliklere kapalı değildi.
O yaşlı şair geleneklere bağlıydı, ama yeniliklere kapalı değildi.
Hava açık; ama sıcak değildi.
Hava açıktı; ama sıcak değildi.
Ek fiil eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Yaşı küçük; boyu da uzun değildi.
İfadesi düzgün; yalnız mimikleri anlamlı değildi.
Seradaki saksılar büyük; toprakları da az değildi.
İhsan KIRBAŞ
Türk Dili ve Edb. Öğrt.
BAFRA LİSESİ
Aşağıdaki cümlelerdeki anlatım bozukluklarını bularak, düzeltiniz.
Ekşi yiyecekleri az , acıyı ise hiç yemezdi.
Bu yazıyı değil okumak, anlamak bile imkânsız.
Ben ona ağabey, o da bana kardeşim derdi.
Toplantıda pasta ve meyve suyu ikram edildi.
Biricik arzum bu yılki sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir.
Bu işi ben ve sen yapmalısınız.
Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim.
Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.
Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.
Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, kendi fikrinde ısrar ediyordu.
Bir yıl boyunca devamlı çalışarak kazanıldı.
Bu yasadan özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacak.
Dünkü toplantıda Ali bana okul arkadaşını tanıştırdı.
Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme hatta sara nöbetlerine yol açabilir.
Her yolda kalan insana yardım etmeliyiz.
Bu tür konuşmalar gözlerimi yaşartırlar.
Şüphesiz ki bu sözleri bazı öğrenciler duymuş olmalı.
Başarısını düzensiz çalışmasına borçludur.
Kitap için kendisine verilen paranın eksik ve yeterli olmadığını söyledi.
Herkes onu görmek istemiyordu.
Japonya’daki arkadaşıyla on yıl boyunca karşılıklı mektuplaşmış.
Büyüklere gereken saygıyı göstermeli ve incitmemeliyiz.
Bu erikler çok tatlıdırlar.
Yanına gidin, konuşup derdinizi anlatın.
Bu konuda söylenenlere inanıyor, her yerde öne sürüyordu.
Ağaç bayramında ben de birkaç fidan ektim.
Karaya yaklaşıyor mu, yoksa uzaklaşıyor muyuz?
Hiç kimse bu paraya bu işi yapar.
Erzurum’da hava sıcaklığı sıfırın altında eksi otuz dolaylarındaydı.
Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.
Mutlaka bugün çocukluk arkadaşını belki arayacak.
Öğrencileri, teşvik etmeli, yüreklendirmeli, destek olmalıyız.
Şirketteki mevcut ikilik günden güne büyüyor.
Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.
Yeni kaydolan öğrencilerin bu kadar çekimser davranmalarına bir anlam veremiyorum.
Son dakikada attığı golle takımının galip gelmesine yol açtı.
Sınavı düzenli çalışmasına karşın kazandı.
Ülkemizde bu tür ameliyatlarda ölüm şansı Avrupa’da yapılanlardan ancak yüzde bir fazladır.
Aşağı yukarı bundan tam iki yıl önceydi.
Oturduğu yerden ayağa kalktı, yanıma geldi.
O fabrikada benim iyi tanıdığım bir adam var.
Parktaki yeşil çimenlere basınca bekçiyi kızdırdık.
Kardeşim yanıma geldi, kulağıma yavaşça bir şeyler fısıldadı.
Arkadaşım gizli sırlarımızı ona da söylemiş.
Bugünden sonra sağlığınıza, sıhhatinize dikkat etmelisiniz.
Köyde birçok hayvanlar ölmüş.
Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmeme neden oldu.
Türk Dili ve Edb. Öğrt.
İHSAN KIRBAŞ
BAFRA LİSESİ
Aşağıdaki cümlelerdeki anlatım bozukluklarını bularak, düzeltiniz.
Ekşi yiyecekleri az , acıyı ise hiç yemezdi.
Ekşi yiyecekleri az yerdi, acıyı ise hiç yemezdi.
Bu yazıyı değil okumak, anlamak bile imkânsız.
Bu yazıyı değil anlamak, okumak bile imkânsız.
Ben ona ağabey, o da bana kardeşim derdi.
Ben ona ağabey derdim, o da bana kardeşim derdi.
Toplantıda pasta ve meyve suyu ikram edildi.
Toplantıda meyve suyu ve pasta ikram edildi.
Biricik arzum bu yılki sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir.
Biricik arzum bu yılki sınavı kazanmanız ve iyi bir bölüme girmenizdir.
Bu işi ben ve sen yapmalısınız.
Bu işi ben ve sen yapmalıyız.
Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim.
Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve kendisini tebrik ederim.
Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.
Özlem geçmişe duyulur.
Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.
Bu bölge coğrafî açıdan ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.
Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, kendi fikrinde ısrar ediyordu.
Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, herkes kendi fikrinde ısrar ediyordu.
Bir yıl boyunca devamlı çalışarak kazanıldı.
Bir yıl boyunca devamlı çalışılarak kazanıldı.
Bu yasadan özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacak.
Bu yasadan özel kuruluşlar ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacak.
Dünkü toplantıda Ali bana okul arkadaşını tanıştırdı.
Dünkü toplantıda Ali bana okul arkadaşını tanıttı.
Dünkü toplantıda Ali benimle okul arkadaşını tanıştırdı.
Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme hatta sara nöbetlerine yol açabilir.
Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse sara nöbetlerine hatta ölüme yol açabilir.
Her yolda kalan insana yardım etmeliyiz.
Yolda kalan her insana yardım etmeliyiz.
Bu tür konuşmalar gözlerimi yaşartırlar.
Bu tür konuşmalar gözlerimi yaşartır.
Şüphesiz ki bu sözleri bazı öğrenciler duymuş olmalı.
Mantık yanlışıdır.
Başarısını düzensiz çalışmasına borçludur.
Başarısını düzenli çalışmasına borçludur.
Kitap için kendisine verilen paranın eksik ve yeterli olmadığını söyledi.
Kitap için kendisine verilen paranın eksik olduğunu ve yeterli olmadığını söyledi.
Herkes onu görmek istemiyordu.
Hiç kimse onu görmek istemiyordu.
Japonya’daki arkadaşıyla on yıl boyunca karşılıklı mektuplaşmış.
Japonya’daki arkadaşıyla on yıl boyunca mektuplaşmış.
Büyüklere gereken saygıyı göstermeli ve incitmemeliyiz.
Büyüklere gereken saygıyı göstermeli ve büyükleri incitmemeliyiz.
Bu erikler çok tatlıdırlar.
Bu erikler çok tatlıdır.
Yanına gidin, konuşup derdinizi anlatın.
Yanına gidin, derdinizi anlatın.
Bu konuda söylenenlere inanıyor, her yerde öne sürüyordu.
Bu konuda söylenenlere inanıyor, söylenenleri her yerde öne sürüyordu.
Ağaç bayramında ben de birkaç fidan ektim.
Ağaç bayramında ben de birkaç fidan diktim.
Karaya yaklaşıyor mu, yoksa uzaklaşıyor muyuz?
Karaya yaklaşıyor mu, yoksa karadan uzaklaşıyor muyuz?
Hiç kimse bu paraya bu işi yapar.
Herkes bu paraya bu işi yapmaz.
Erzurum’da hava sıcaklığı sıfırın altında eksi otuz dolaylarındaydı.
Erzurum’da hava sıcaklığı eksi otuz dolaylarındaydı.
Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.
Güç zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.
Mutlaka bugün çocukluk arkadaşını belki arayacak.
Mantık yanlışı vardır.
Öğrencileri, teşvik etmeli, yüreklendirmeli, destek olmalıyız.
Öğrencileri, teşvik etmeli, yüreklendirmeli, onlara destek olmalıyız.
Şirketteki mevcut ikilik günden güne büyüyor.
Şirketteki ikilik günden güne büyüyor.
Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.
Bu iki sınıf arasındaki farklılık tespit edilemedi.
Yeni kaydolan öğrencilerin bu kadar çekimser davranmalarına bir anlam veremiyorum.
Yeni kaydolan öğrencilerin bu kadar çekingen davranmalarına bir anlam veremiyorum.
Son dakikada attığı golle takımının galip gelmesine yol açtı.
Son dakikada attığı golle takımının galip gelmesini sağladı.
Yol açmak olumsuz işler için kullanılır.
Sınavı düzenli çalışmasına karşın kazandı.
Sınavı düzenli çalışmasına karşın kazanamadı.
Ülkemizde bu tür ameliyatlarda ölüm şansı Avrupa’da yapılanlardan ancak yüzde bir fazladır.
Ülkemizde bu tür ameliyatlarda ölüm ihtimali Avrupa’da yapılanlardan ancak yüzde bir fazladır.
Aşağı yukarı bundan tam iki yıl önceydi.
Mantık yanlışlığı vardır.
Oturduğu yerden ayağa kalktı, yanıma geldi.
Oturduğu yerden kalktı, yanıma geldi.
O fabrikada benim iyi tanıdığım bir adam var.
O fabrikada iyi tanıdığım bir adam var.
Parktaki yeşil çimenlere basınca bekçiyi kızdırdık.
Parktaki çimenlere basınca bekçiyi kızdırdık.
Kardeşim yanıma geldi, kulağıma yavaşça bir şeyler fısıldadı.
Kardeşim yanıma geldi, kulağıma bir şeyler fısıldadı.
Arkadaşım gizli sırlarımızı ona da söylemiş.
Arkadaşım sırlarımızı ona da söylemiş.
Bugünden sonra sağlığınıza, sıhhatinize dikkat etmelisiniz.
Bugünden sonra sağlığınıza dikkat etmelisiniz.
Köyde birçok hayvanlar ölmüş.
Köyde birçok hayvan ölmüş.
Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmeme neden oldu.
Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmemi sağladı.
CEVAPLARI OLAN ÖRNEKLER
Sözcüklerin Seçiminde Yanlışlık Yapılıyor:
Düşüncelerimiz arasında ayrıcalık giderek büyüyor.
ayrım
Bahçeye ektiğin elma fidanı kurumuş.
diktiğin
Ali’nin saçları büyümüş.
Uzamış
İnsanlar, hırsızlık, dolandırıcılık, gibi bayağı hünerlerden uzak durmalı.
davranışlardan
Toplum içinde bu çekimserlik niye?
çekingenlik
Bu makine iyi resim çekmiyor.
fotoğraf
İçeri girdi, önce kendini tanıştırdı.
tanıttı
Her girişimden çekinmez.
Hiçbir
Anlamca Çelişen Sözcükleri Bir Cümlede Kullanıyoruz:
Bundan aşağı yukarı tam üç yıl öncesiydi.
olasılık kesinlik
Herhalde onlarda gelecek sanırım.
kesinlik olasılık
Eminiz ki saat üçte burada olsa gerek.
kesinlik olasılık
Bize öyle geliyor ki bunlar kaçmış olsa gerek.
kişisel görüş olasılık
Ses Bakımından Birbirine Benzeyen Sözcükleri Yanlış Kullanıyoruz
Öğle-öyle (1. Zaman adı, 2.Onaylama)
Porte- portre (1. Nota çizgisi, 2. Yağlı boya resmi)
Tesviye – tasviye ( 1.Düzeltme, 2. Arıtma, ayıklama)
Eğer- eyer (1.Şart anlamında, 2. Binek hayvanın sırtına vurulan nesne)
Basım – basın (1.Basım sanatı, 2. Basılıp dağıtılan
Etkin- etken (1.Etki yapan, 2.Devinimli )
Cümledeki Sözcükleri Yanlış Yerde Kullanıyoruz:
NOT: Öğelerin yerli yerinde olması gerekir.
Bir türlü aklım almıyor. Aklım bir türlü almıyor.
özne özne
Patatesler çok suda pişmiş. Patatesler suda çok pişmiş.
zarf zarf
Fazla canını sıkma. Canını fazla sıkma.
zarf zarf
Kısaca bazı bildiklerimi anlatmak istiyorum.
Bazı bildiklerimi kısaca anlatmak istiyorum.
Bazı çalışkan öğrencilerin notlarına bakın.
Çalışkan bazı öğrencilerin notlarına bakın.
Gereksiz Sözcük Kullanımlarıyla Anlatımdaki Duruluk İlkesi Bozuluyor:
Birbirine selam verdiler. “selamlaştılar” olması gerekir.
Okula arkadaşlarıyla birlikte gitmiş. “birlikte” sözcüğü gereksiz.
En güzel taşıt aracı trendir. “aracı” sözcüğü gereksiz.
Sabah pencereden baktığımda bulutlu ve hafif yağmurlu bir hava ile karşılaştım. “yağmur elbette bulutlu bir havada yağar.”
Artık bundan böyle başının çaresine bak. “bundan böyle” sözcüğü gereksiz kullanılmış.
İçeri girmek ve hem de onları görmek istiyorum. “hem de” söz grubu gereksiz kullanılmış.
Anlamca Yakın Sözcüklerin Seçiminde Yanlışlık Yapılıyor:
Atı alan Kadıköy’ü geçti. “Üsküdar’ı “olacak.
Neşeli şen şakrak bir adamdı. “şen şakrak” ikilemesi gereksiz.
Karşılıklı tartışmanın bir anlamı yok. “tartışma tek başına olmaz.”
Oysa bizim arkadaşın ise hiçbir suçu yok. “oysa ve ise ”sözcükleri gereksiz.”
Tümleçlerle İlgili Yanlışlıklar Yapıyoruz:
“Sanatçı gerçeğe ulaşır, yorumlar.” Cümlesinde nesne eksikliği var. “Sanatçı gerçeğe ulaşır, onu yorumlar.” olmalıydı.
“Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı?”
“Bu güçlüklerle nasıl başa çıktı .”olmalıydı.
Arkadaşlarına gitmiş, yardım istemişti.”
onlardan (dolaylı tümleç ) eksikliği var.
“İnsanlara öfke veren, aşağılık duygusuna düşüren nedenlere bakalım.” İkinci yan cümleciğin nesnesi eksik (onları) olacak.
“Buna ancak yönetim kurulu karar verir, uygular.”
İkinci cümlede nesne eksikliği var. “Bunu uygular” olmalıydı.
Tamlamalarla İlgili Yapılan Yanlışlıklar:
Sorunlar karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözülmelidir.
Bu haliyle karşılıklı , birlik içinde … gibi bir anlam oluşuyor. Yanlıştır. ”Sorunlar karşılıklı anlayışla ve birlik içinde çözülmelidir.”olmalıydı.
Kıpkırmızı çiçekler, ekinler birbiriyle kucaklaşıyordu.
Kırmızı ekinler olmaz. “Kıpkırmızı çiçekler, sarı ekinler birbiriyle kucaklaşıyordu.” olmalıydı.
Bu karardan vazgeçmeyeceğim, üzerinde inatla durduğunu biliyoruz.”
Açıklama: İkinci cümlede tamlayan söylenmemiş. “kararın üzerinde…” olmalıydı.

Yorumlarınızdan…