.
Mar 02

Soydaş Diller
Birkaç eski anadilin değişikliğe uğramasıyla yeni diller oluşmuştur. Bu ana dilden geldikleri anlaşılan bir soydan sayılır. Buna göre soydaş diller :
Hint – Avrupa Dilleri
Hami – Sami Dilleri
Çin Tibet Dilleri
Bantu Dilleri
Ural – Altay Dilleri
Hint, İran … gibi Asya dilleri ve bütün Avrupa dilleri.
İbranice ve Arapça gibi
Çince, Tibetçe
Afrika Dilleri
Ural kolu, Macar ve Samoyet dilleri. Altay kolu, Türkçe ve Moğolca…

Ana Türkçe’den gelen dillerin hepsine birden Türk dilleri denir.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 02

Dillerin Çeşitlenmeleri

A. Şive : Bir dilin değişik kültür düzeylerine göre uğradığı değişime ŞİVE denir. Yazı diline yansımaz.

B. Ağız : Kentler veya köyler arasında rastlanan az çok değişik konuşmalara AĞIZ denir. Gonya, Gayseri vb.

C. Lehçe : Ağız ayrılığı daha geniş ve belirgin şekilde ortaya çıkar. Konuşma dilinde beliren farklılık yazı dilinde de kendini gösterir: Kıpçakça ve Çağatayca gibi.

Tükçe’nin Kaynağı: Türklerin anayurdu Orta Asya olup dilimizin kaynağı buradan gelir. Türkçe’yi konuşanların sayısı 120 milyon civarındadır. Türkler arasındaki ağız farklılığı sürekli yeni lehçelerin türemesine yol açmış, yeni birer dil durumuna gelmiştir: Yakutça ve Çavuşça gibi.

Bu dillerin hepsine birden Ural – Altay dilleri denir………………………….

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 02

Dil : İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir.
dfdfd
Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kuralları inceleyen bir bilimdir.

Dünya Dilleri Arasında Türkçe’nin Yeri : Yeryüzünde iki binden fazla dil incelenmiştir. Buna göre Diller üç gruba ayrılır

Tek Heceli Diller
Bu dillerde bütün kelimeler tek hecelidir. Kelimelerin çekimli haller yoktur. (Çince, Tibetçe bu gruba girer)

Bitişken (Eklemeli) Diller
Kelime kökleri değişmez. Kelime köklerine çeşitli ekler getirilerek türetmeler yapılır. Kelimeler cümle içinde kullanılırken çeşitli çekim ekleri alırlar. ( Türkçe, Macarca bu dil grubuna girer)

Bükümlü (Çekimli) diller
Bu dillerde tek ve çok heceli kökler ve ekler vardır. Kelime türetmelerinde ve çekim esnasında köklerde değişiklik olur. (Arapça ve bütün Hint – Avrupa dilleri bu gruba girer)

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Oca 31

Türkçenin Ses Özellikleri

Bir dilin başka dillerden ayrılan yönlerinden biri, onun ses düzenidir. Bir dil bir başkasından -eğer bir yakınlıkları, bir akrabalıkları yoksa- seslerinin niteliği açısından bütün bütün ayrılır.

Ses düzeni deyince de bir dilde var olan sesleri ve bunların niteliklerini anlıyoruz. Bu niteliklerin başında da ünlü ve ünsüzlerin (vokal ve konsonların) çıkış yerleri ve biçimleri açısından özellikleri, o dildeki kimi ses eğilimleri, uzunluklar, vurgu, ton, ezgi özellikleri akla gelir. Örneğin Türkçenin ünlüleri berrak ağız ünlüleri olup Türkçe, ünlüler açısından zengin bir dil sayılır. Çünkü bütün dünya dillerinde ünlülerin toptan sayısı 13 iken, kimi dilde çok az sayıda ünlü bulunurken (örneğin Arapçada /a/, /u/, /i/ gibi üç temel ünlü varken) Türkiye Türkçesinde 8 temel ünlü kullanılmaktadır. Ünsüzlerin sayısı da öteki dillere oranla az değildir.

Burada, sesbilim açısından önemli bir nokta üzerinde de durmak gerekir, sanıyoruz: Her ne kadar dünya dillerinde belli sayıda ünlü ve ünsüz bulunuyorsa da bunların nitelikleri birbirinden çoğu zaman ayrılır. Örneğin Türkçedeki /a/ ile İngilizcedeki, Fransızcadaki, Farsça ve Japoncadaki /a/ sesleri birbirinden farklıdır. Bu /a/ türlerinden kimi /o/ya yakın, kimi genzel, kimi de Türkçedekinden daha uzundur, /r/ için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Türkçedeki /r/, çıkış yeri diş eti olan, çarpmalı türden bir ses iken örneğin Almancada bunun yanı sıra, küçük dil yakınında çıkarılan bir /r/ sesi bulunur. Buna karşılık A/ sesi Türkçede sözcük başında görülmez. /ı/ ünlüsü Türkçede, Rusçada bulunurken birçok dilde yoktur, /c/ ve /j/ sesleri Almancada yokken birçok dilde vardır. Diller arasında, sesler açısından göze çarpan bu ayrımlar, bir dili konuşan bir yabancının sözcükleri, tümceleri söyleyişi sırasında apaçık belli olur, kendi seslerini söylemeye alışan bir kimse, yabancı dili konuşurken genel olarak anadilindeki sesleri kullanır. Bir sözcük başka başka dillerde kullanılır durumda bulunsa da bunların her dildeki söyleniş biçimleri genellikle değişiktir. Örnek olarak Türkçe ve Farsçada da bulunan Arapça cahil sözcüğünü bu dilleri anadili olarak konuşan kimselere söyletecek olursak birbirinden ayrılan söyleyiş biçimleriyle karşılaşırız.

Türkçenin ses açısından çok önemli bir özelliği, onu pek çok dilden ayıran ve Altay dilleri gibi pek az dilde bulunan “ünlü uyumları”dır. “Büyük ünlü uyumu kuralı” dediğimiz kural, Türkçede sözcüklerin ilk hecelerinde art (kalın) ünlü varsa sonraki hecelerde de yine art ünlünün; ön (ince) ünlü bulunuyorsa, sonrakilerde de yine ön ünlünün yer alması, sözcüğe eklenen birimlerin de -pek az istisnası dışında- bu eğilime uymasıdır. Örneğin:

kar-şı-laş-tır-dı-ğı-mız,
o-tu-rum-la-rın,
u-za-ta-ma-ya-ca-ğım

gibi kuruluşlarda ilk hecedeki art ünlüleri yine art ünlüler izlerken

ken-di-li-ğin-den,
i-çi-ri-le-me-di-ği,
is-tek-siz-li-ği-miz,
ü-züm-cü-ler-den

gibi kuruluşlarda bunun tam tersi bir durum söz konusudur; ön ünlülerden sonra, yalnızca ön ünlüler sıralanmıştır.

Bu eğilim bir söyleyiş kolaylığı da sağlamakta, dilin ön ya da arkada tümsekleşmesi sonucunda çıkarılan bir ünlüden sonra yine aynı nitelikteki bir sesin oluşturulması daha kolay olmaktadır.

Küçük ünlü uyumu ya da dudak benzeşmesi adı verilen kurala göre de Türkçede ünlülerin çıkarılışı sırasında dudakların durumunda bir uyum sağlanmış olur; bir sözcüğün ilk hecesinde bir düz ünlü (dudakların düz durumunda çıkarılan ünlü) varsa sonraki ünlüler de düzdür: tıkamak, başladığım, kapalı; iliştirmek, geldiğimiz, gecelemeliydi… örneklerinde olduğu gibi. Aynı kurala göre, eğer bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlü bulunuyorsa bunu izleyen hecelerdeki ünlüler ya dar yuvarlak, ya da geniş düz niteliktedir: yosun, kocaman, duraklamak, kurutma; üşenmek, öksüzlük, üzüntüden… örneklerinde olduğu gibi. Geniş ve yuvarlak olan /o/, /ö/ ünlüleri yalnız ilk hecede bulunabilir: oyuncu, korkmak; sömürüldü, örselenmesin… gibi.

Türkçedeki bu ünlü uyumları, bu dile giren pek çok yabancı öğeyi de etkilemiş, bu sözcükler dilin ses eğilimlerinin etkisiyle değişmiş, Türk’ün söyleyişine uygun bir biçime getirilmiştir. Örneğin Arapça kökenli sûret surat’a, mumkin mümkün’e, zaîf zayıfa; Farsça kökenli hâste hastaya, dîuar duvara, mâle malaya; İtalyancadan gelme brillante pırlanta’ya dönmüştür. Örneklerde de görüleceği gibi, değişikliklerin oluşumunda Türkçede, özellikle Türkiye Türkçesinde uzun ünlülerin bulunmaması da rol oynamış, bunları taşıyan yabancı öğelerde bu uzunlukların kısaltılması yoluna gidilmiştir.

Türkçede söz başında birden çok ünsüz bulunmamakta, bu sesleri olan yabancı öğelerde değişiklikler meydana gelmiş bulunmaktadır: station istasyon’a, scala iskeleye, spirto ispirto’ya dönmüştür. Öte yandan dilimizde sonseste, yani sözcük sonunda yalnızca ötümsüz (sert) ünsüzlerin bulunması (ağaç, tarak, top gibi örnekler düşünülmelidir) buna aykırı ses yapısındaki yabancı sözcüklerde değişikliklere yol açar. Böylece kitâb, kitap; derd, dert; Ahmed, Ahmet; ilâç, ilâç; reng, renk biçimlerini almıştır.

Kitabımız bir dilbilgisi kitabı olmadığı için Türkçenin öteki ses özellikleri üzerinde durmuyoruz. Ancak burada anadilimizin ilginç bir niteliğine değinmeden geçemeyeceğiz:

Türkçe, yazılışı aynı (İng. homographic), değişik anlamlı öğeleri belirgin bir vurguyla birbirinden ayırmaktadır. Örneğin bir bez ve bir kitap türünü gösteren yazma, ikinci hecesi vurgulu olarak, yazMA biçiminde söylenirken aynı eylemin buyrum (emir) kipinin 2. tekil kişi olumsuz çekimi YAZma biçiminde sesletilmektedir. Buna, gezME-GEZme, silME – SİLme gibi pek çok örneği ekleyebiliriz. Daha da ilginç olanı, özel ada dönüşmüş ad ve sıfatların da vurgu ayrımıyla belli edilmesidir:

çeşME ’su alınan yer’ – ÇEŞme ‘yer adı’
elmaLI ‘elması olan’ – ELmalı ‘yer adı’
paZAR ‘çarşı’ – PAzar ‘yer adı’
tepeCİK ‘küçük tepe’ – TEpecik ’semt adı’ (İzmir)

Bu örnekleri kolaylıkla artırabiliriz.

Dilciler, dilleri ses açısından “güzel” ya da “çirkin” biçiminde nitelemezler. Bunun nedeni, güzellik ya da çirkinliğin kişisel değerlendirmelere dayanması olduğu kadar, her dilin, iyi konuşanların, sözcükleri doğru ve güzel söyleyen, vurgu ve tonlamaları yerinde gerçekleştiren kimselerin ağzında, kendince bir güzelliğinin bulunduğunun söylenebileceğidir, sanıyoruz. Bir dil için “güzel dil” biçimindeki değerlendirmeleri daha çok halkın ve kültürlü, entelektüel kimselerin konuşmalarında duyabiliriz.

Bu bakımdan Türkçe için yan tutan, önyargılı bir tutumla “güzel dildir” demek, yerinde görülmeyebilir. Ancak hemen söyleyelim ki, yukarıda değindiğimiz gibi, ünlüleri bol bir dil olan Türkçe bu niteliğiyle, ünlü uyumları ve ünsüz benzeşmeleriyle kulağa hoş gelen, kulağı tırmalamayan ses birleşmeleriyle, sözün değişik yerlerinde beliren vurgu, ton ve ezgi (entonasyon) özellikleriyle ahenkli, kulağa hoş gelen bir dil görünümü vermektedir. Kaldı ki, Türkçe bilmeyen ya da bu dili yeni öğrenen birçok yabancının, Türkçe için “ne hoş ahengi var şu Türkçenin” dediklerini duymuşuzdur.

Oğuzhan Yüksel

’in yorumu ile yukarıdaki yazının Doğan AKSAN’ın Türkçenin Gücü adlı kitabından alınmış olduğunu öğrendim.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Oca 31

Dil bilgisi

Türkçeyi (Türkiye Türkçesi) diğer dillerden ayıran dört özellik şunlardır:

  1. Türkçe sondan eklemeli bir dildir.
  2. Türkçede ses uyumu vardır.
  3. Türkçede sözlerin cinsiyeti yoktur.
  4. Türkçede, ince ünlü olan ö, ü yoğun kulanılıyor.

Türkçenin özellikleri

  • Türkçe söz varlığının çoğunluğu; öz Türkçe sözcükler, Arapça ve Farsça’dan geçmiş Türkçeleşmiş sözcüklerden oluşmaktadır. Arapça ve Farsçadan gelmiş sözcükler o kadar Türkçeleşmiştir ki Arap veya Fars dilindeki halinden oldukça farklıdır ve kimi sözcüklerin anlamı farklılaşmıştır.
  • Türkçede tümce yapısı: Özne, Tümleç, Yüklem şeklindedir.
  • Türkçede kısa yoldan anlatım ön plandadır. Örneğin, “sobayı yak” derken “sobanın içindeki odun ve kömürleri yak” anlamındadır.
  • Türkçede adıllar: ben, sen, o, biz, siz, onlar şeklindedir.
  • Türk dilinde çok görülen ve Türkçe kuralları içinde bulunan bir ses olayı olan (k > h) değişimi bulunmaktadır. (Âhi sözü Dîvânu Lugâti’t-Türk ve Atabetü’l-Hakâyık gibi kaynaklarda “eli açık, cömert” olarak açıklanıyor. Türkçe “akı” sözcüğünden geldiği görüşü savunuluyor. “Akı” sözcüğü Türk dilinde çok görülen ve Türkçe kuralları içinde bulunan bir ses olayı olan (k > h) değişimiyle “ahı” şekline dönüşmüşesi ve dolaylı “ahi” oluşumu savunuluyor. Bu ses olayların türk dilinde birçok örnekler bulunur).

Sözcük Türeme Farkı

Özelliği gereği sona eklemeli bir dil olduğundan Türkçede basit bir kökten çok sayıda sözcük türetmek mümkündür. Bu özelliğin bulunmadığı Hint-Avrupa Dilleri kolundan gelen İngilizce, Almanca ve İspanyolca aşağıda Türkçe ile karşılaştırılmıştır.

Türkçe İngilizce Almanca İspanyolca
göz eye Auge ojo
gözlük eyeglasses Brille gafas
gözlükçü optician: someone who sells glasses Augenoptiker, Brillenverkäufer vendedor de gafas
gözlükçülük the business of selling glasses Das Geschäft des Brillenverkaufes,
Der Beruf des Augenoptikers
la tienda de la venta de gafas

Ve eylemden türeme:

Türkçe İngilizce Almanca İspanyolca
yat lie down lege (dich) hin, schlafe! acostar
yatır lay down [that is, cause to lie down] lege an atraca
yatırım instance of laying down: investment Investition inversión
yatırımcı depositor, investor Kapitalanleger, Investor spónsor, inversor
yatırımcılık to be an investor ein Investor sein ser un inversor

Yeni sözcükler ayrıca var olan iki eski sözcüğün birleşmesi ile de yaratılır. Bu, Türkçe ve Almanca ile İngilizcenin paylaştığı bir istisna benzerliği oluşturur. Altta bazı örnekler:

Türkçe İngilizce yeni sözcükleri oluşturan temel sözcükler Açıklama
Pazartesi Monday Pazar (“Sunday”) ve ertesi (“after”) after Sunday pazardan sonra
bilgisayar computer bilgi (“information”) ve say- (“to count”) information counter bilgiyi sayan
gökdelen skyscraper gök (“sky”) ve del- (“to pierce”) sky piercer
başparmak thumb baş (“prime”) ve parmak (“finger”) primary finger
önyargı prejudice ön (“before”) ve yargı (“splitting; judgement”) fore-judging

Eklerle tümce oluşturma

Diğer yaygın olarak konuşulan dillerle karşılaştırıldığında, daha az sayıda sözcük ve harf ile daha çok bilgi aktarmak olanaklıdır. Diğer pek çok dilde olmayan bir özelliğe göre, bir sözcük köküne ekler ekleyerek, tek sözcüklü tümceler oluşturulabilir.

Türkçe İngilizce Almanca İspanyolca
ev house Hause casa
evde at home, within the house im Haus, zu Hause en casa
eviniz your house Ihr Haus vuestra casa
evinizde at your house in Ihrem Haus en vuestra casa
evinizdeyiz we are at your house wir sind in Ihrem Haus estamos en vuestra casa

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Oca 31

Türkiye Türkçesinin genel kabul görülmüş ve yazı diline aktarılmış lehçesi, İstanbul lehçesinden türemiştir. Anadolu’da özellikle Karadeniz Bölgesi, Güneydoğu Bölgesi ve de Ege Bölgesi’nde lehçe farklılıkları apaçık gözlenmektedir. Ancak yerel lehçeler, genellikle insanların belli bir eğitim ve kültür seviyesine ulaşması
ile yavaş yavaş terk edilmekte ve toplumda çoğunluğun konuştuğu ağız kabul görmektedir.
Standart İstanbul Türkçesi Rumeli Karadeniz Güneydoğu Anadolu Ege
gidiyorum gidéyim kitéyrım-cideyrum gidirem gidiyom
ağladığım kadar ayledıgım ka’ ağladuğum kadar ağ:ladıgım gadar ağ:ladığım gada:
gördüğüm güzel kız gürdüüm güzel kız körduum küzél gız gördügüm gözel gız gördüğüm güzel gız
ne yapacakmış ? n’apacagimiş n’âbacağimiş ne yapcahmış napca:mış
yağmura mı bakıyorsun ? yagmura mi bakaysiñ ya:mora mi pakaysun yaqmıra mı bagıyorsuñ yağmıra mı bakıyon
koşacağım kuşacayim koşacağum goşacağam goşcem

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Oca 31


Türkçeden diğer dillere geçen sözcük sayısı [değiştir]

* Sırpça: 8965
* Ermenice: 4260
* Bulgarca: 3490
* Yunanca: 2984
* Farsça: 2969
* Arnavutça: 2622

* Rumence: 2780
* Rusça: 2476
* Arapça: 1990
* Macarca: 1982
* Ukraynaca: 800
* İngilizce: 470

* Çince:289
* Çekçe :248
* Urduca:227
* Almanca :166
* İtalyanca:146
* Fince:110

[28] Türkçe kökenli ya da alıntı sözcüklerden bazı örnekler:

* cacık: Yunanca “zaziki”
* denge (para): Rusça “dengi”
* dilmaç (çevirmen): Almanca “Dolmetscher”
* dolma: İngilizce “dolma”, Yunanca “dolmalakis”
* duman: Rusça’da “tuman”
* ordu: Almanca, İngilizce ve Fransızca “Horde”
* yelek: İngilizce ve Fransızca gilet, ispanyolca gileco, jaleco, chaleco, arabca jalikah
* yoğurt: İngilizce “yoghurt”, Fransızca “yaourt”, Almanca “Joghurt”, İspanyolca “yogur”
* yar (uçurum): Rusça “zar”
* yarlık (ferman): Rusça “zarlik”[28]

Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu dönemi veya öncesinden şekillenmiş, Türkçe-Ermenice ortak sözcük dağarcığı, Türkçe-Yunanca ortak sözcük dağarcığı, Türkçe-Bulgarca ortak sözcük dağarcığı, Türkçe-Arnavutça ortak sözcük dağarcığı, Türkçe-Boşnakça ortak sözcük dağarcığı, Türkçe-Romence ortak sözcük dağarcığı mevcuttur.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Oca 31

Bazı Türkçe kökenli kabul edilen kelimelerin yabancı kökenli oldukları iddia ediliyor. Özellikle Soğdcadan büyük bir boyutta alıntı gerçekleşdiği sanılıyor. Bu Eski Türkler ve Soğdların iç içe yaşadıklarından kaynaklanabilinir, bunun yanında Toharca ve Orta Farsçadan da Türkçeye etkilenme olduğu tahmin ediliyor. Çinin Uygur Türklerin yaşadığı ve özerkliğe sahip oldukları Sincan (Doğu Türkistan) bölgesinde irani olan Partça, Orta Farsça, Soğdca ve Sakca dillerinden yazı buluntuları [30] tespit edilmişdir. Bunun yanı sıra Hinta-Avrupa dil ailesinin içinde ayrı gruba ait olan Toharcadan da yazılar bulunmuşdur. Bu konudaki iddiaların temelinde Ermeni araştırmacı Sevan Nişanyan’ın hazırladığı etimolojik sözlük vardır, kendisi batı dilbilimcilerini kaynak olarak kullaniyor. Meselâ Akşam’ın Türkçe olmadığı görüşünü Frankfurt Göthe Ünversitesi de destekliyor

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Oca 31

Orta Asya’dan Anadolu’ya

Altay Dağları civarından kaynaklanan dil, onu kullanan göçebe kavimlerin doğuda Japonya’ya, batıda ise Avrupa’ya doğru hareketiyle yayılmıştır. Afganistan ve Batı Çin civarında Moğolca; Rusya, Güney ve Güneydoğu Çin bölgesinde Tunguz; eski Sovyetler Birliğinin batısında Türkiye’ye, güneyde ise İran’a yayılan bir alanda ise Türki diller olarak değişmiştir. Güneyde bulunan başlıca Türki diller Türkçe,
Azeri Türkçesi ve Türkmen Türkçesidir. Oğuz boylarının kullandığı Gagavuz lehçeleri ve İran kaynaklı Horasan lehçesi, Türkiye lehçesi ile birlikte bugünkü Türkçenin bölümlerini oluşturmaktadır.[19]
« Çığany bodunuğ bay kıltım, az bodunuğ üküş kıltım – (Yoksul halkı zengin yaptım, az halkı çok yaptım) – Orhun Yazıtları[20] »

Türk yazıyı taşıyan en eski belge Kızıl şehrinde bulunuyor. Yazılış tarihi 8. yüzyılın başlarına dayanmaktadır.

Türk dili Yenisey yazıtları gibi tabletlerden yola çıkılarak 1300 yıl önceye kadar kaynaklanabildiği gibi yazıtlarda kullanılan alfabenin gelişmişliği bu dilin daha eski tarihlere dayandığının en somut delilidir.[21] Bugünkü Moğolistan’da Orhun (veya Orhon) nehri yakınlarında bulunan Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından başka, dönemin tanınmış veziri Tonyukuk’un da kendisi için diktirdiği Ulan Bator kenti yakınlarındaki iki taş, Orhun Yazıtları’nın başlıca örnekleridir.[22]

Divân-ı Lügati’t-Türk, Türk kültürün ilk Türk dilini anlatan ve yazılan Sözlük eseri dir ve Kaşgârlı Mahmud tarafından 25 Ocak 1072′de yazılmaya başlanmış ve 10 Şubat 1074′te bitirilmiştir. Bu kitap içinde bu tümce bulunuyor. “Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur”. Türkçenin zengin dilbilgisi özelliklerini ilk ve en çarpıcı biçimde yansıtıyor.

Türkçenin kullanım alanını genişleten bir başka Karahanlı Devleti’nin mensubu, ikinci bir Türk ve Türkçe kültür abidesi olan Yusuf Has Hacib dir. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig adlı eseri ile Türk dil birliğinin diğer önemli yazılı temelini attı. (1069-1070 yılarında bu Türkçe eseri tamamlandı)

Ahmed Yesevi 12yy. Türk dilinde yazdığı “hikmet” adlı şiirleri biraraya getiren Türk tasavvuf edebiyatının bilinen en eski örneklerini içeren kitap ile Türkçenin kulanımını etkiledi.

13/14.yy. yaşamını süren Yunus Emre Türkçenin, özellikle “Türkçe şiir dilinin” temel ustası ve abidesi(anıtı) olmaktadır. Yunus Emre’nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu’da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın, kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçenin ses yapısına uygun aruz olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçenin ses yapısına uygun biçimde dile getirir, şiirinde duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür.

Hacı Bayram Veli 14/15.yy. Anadoluda yaşamını süren Türk mutasavvıf ve şair olarak, eserlerini Türkçe olarak yazmakta oldu ve Türkçe kulanımını Anadoluda önemli şekilde etkiledi. Hacı Bayram-ı Veli Anadolu’da dil ve kültür birliğinin sağlanması için Türkçe eserler yazılmasında Leme’at ve Gülşen-i Raz gibi eserlerin Türkçeleştirilmesinde etkili olmuş kendisi de halkın anlayacağı dilden, Ahmet Yesevi geleneğine uygun olarak şiirler yazmıştır. Devrinde Arapça ve Farsça eser vermek revaçta iken, Hacı Bayram-ı Veli‘nin halk ile ileti kurabileceği Türkçeyi tercih etmesi belli bir iradeye idrak eder. Bu irade Anadolu’da dil birliğinin sağlanması ve Türk kültürürün hakim olmasıdır. Türkçecilik akımı müridlerini de etkilemiş, bu sufiler özellikle Türkçe eserler vermişlerdir. Yazıcıoğlu Muhammed, Ahmet Bican, Eşrefoğlu Rumi gibi öğrencilerinin Envaru-l Aşıkin, Muhammediye, Müzekki’n Nüfus gibi eserleri Anadolu’da yıllarca kolaylıkla okunmuştur halkın elinden düşmemiştir. Ayrıca Akşemsettin, (1389/1390 – 1460), 15. yüzyılın en büyük sufilerinden biridir ve Türkçe eserleri ile, (örnek olarak Hayatın Maddesi ve Tıp adında).

* Altay dil ailesi
o Türk dilleri
+ Güney dilleri
# Balkan Gagavuz Türkçesi (Türkiye ve Türklerin yaşadığı Avrupa ve Amerika kıtalarının bazı bölümleri)
# Gagavuzca (Moldova)
# Horasan Türkçesi (İran)
# Türkçe
# Azerice
# Kazakça
# Türkmence
# Kırgızca
# Özbekçe
# Tatarca
# Uygurca

Türkçe ait olduğu Altay Dil Ailesi’nin en çok kişi tarafından kullanılan dilidir. 5500-8500 yıllık bir geçmişi olduğu sanılmaktadır. Azeri, Türkmen, Tatar, Özbek, Başkurti, Nogay, Kırgız,Kazak, Yakuti, Çuvaş gibi bölümleri vardır.

Örnek olarak yazılı Türkçe üzerine kaynaklarda (M.Ö. 1766 yılık çin kronikinde) ilk kez tutanaklarda tanrı, Ordu, kılıç ve kut (mutluluk) sözcükleri bulunulmaktadır.

Moğolca, Mançu-Tungus, Korece ve Japonca ile yakın ilişkisi vardır. Bazı bilimadamları, ilişkinin ödünç alınmış sözcüklerden kaynaklandığını ve temelli olmadığını iddia etmiştir. Son zamanlarda yapılan karşılaştırmalı çalışmalar, bu tezin hatalı olduğunu, Türkçe ve Japonca’nın temel ilişkilerinin bulunduğunu kanıtlamıştır.[23]

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Oca 31

“Ağızlar, yazı dilinin bozulmuş bir şekli değil, onun yanında, fakat ondan bağımsız olarak yaşayan ve nesiller boyu devam edegelen dil değerleridir.”[3] “Bugün Anadolu’nun birçok yer, köy, oba, dağ, ırmak ve saire adları, Türk boy, uruğ ve soylarına izafe edildiklerinden bu eski Türk hatıralarını muhafaza ettikleri gibi, eski gelenek ve görenekler de silinip ortadan kalkmamıştır. Hele şive ve ağız malzemesi bakımından, Türk kabilelerinin, uruğlarının ve sairenin, Türk dili tarihinde unutulmaz hizmetleri vardır.”[4]

Sınıflandırma sorunları
Dillerin benzerliğinden ve tarihte birbirlerinden çok etkileşmiş olmalarından dolayı, Türk dil grubunun sınıflandırılması kolay değildir. Ayrıca Türk halklarının geçmişteki göçebe yaşam tarzı coğrafi sınırlar çizilmesini de zorlaştırır. Bu yüzden farklı sınıflandırmalara rastlamak mümkündür. Çoğu, Rus dil bilimcisi Aleksander Samoiloviç’in 1922′de yaptığı sınıflandırmanın üzerine kurulmuştur. Dil ailelerindeki sınıflandırmaların genellikle genetik bilgilere dayanarak yapılmasına rağmen, Türk dil grubunda coğrafi dağılım daha büyük rol oynamaktadır.

Çuvaşçanın farkı
Çuvaşça, çoktan ölmüş eski Ön Bulgar dili ile birlikte diğer Türk dillerine daha uzak kalan Bolgarca dalını oluşturur. Bazı bilimciler, diğer Türk dillerinden farklı olduğu için Çuvaş dilini gerçek Türk dili olarak tanımazlar. Bu büyük farkın, diğer Türk dillerinden daha erken ayrılmasından kaynaklanmış olup olmayacağı sorusu henüz yanıtlanamamıştır. Bu farklardan birisi diğer Türk dillerinde sonu /-z/ ile biten sözcüklerin /-r/ ile bitmesidir:

Çuvaşca “tahar”, ama Nogayca “togiz” – (“dokuz”)
Çuvaşca “kör”, ama Türkçe “köz”

Çuvaşça Rusya’nın Avrupa tarafında, Moskova’nın doğusunda Çuvaşistannda 1 milyon kişi tarafından konuşulur. Başkıristan ve Tataristan’daki konuşucuları ile birlikte toplam 1,8 milyon konuşanı vardır. Çuvaşlar Hristiyan-Ortodoks’tur ve Kiril alfabesi’ni kullanırlar, Çuvaşça dergiler, gazeteler, radyo ve TV programları vardır. Kendilerini kültürel ve tarihsel olarak İdil Bulgarlarının torunları olarak görürler.

Halaçcanın farkı
Diğer Türk dillerine en uzak kalan Halaç dilidir. Dil bilimcisi Gerhard Doerfer’in görüşüne göre Halaç, Türk dillerinin Argu grubunun son üyesidir. Türkçe’den çok erken ayrılmış ve 13. yüzyılda İran’da, etrafı Farsça konuşanlarla çevrili kalmıştır. (Yani ETHNOLOGUE 2005′te [1] iddia edildiği gibi, Azerice ile yakın akrabalığı yoktur). Halaç bugün 40.000 kişi tarafından İran’ın Kom ve Akar illerinde konuşulur ve İran’daki Türk dilleri arasında en ilginçlerindendir. Diğer lehçelerden ayrı kalması ve Farsça’dan etkilenmesine rağmen, ana dilden parçalar korumuştur. Ancak sesi Farsça’ya benzer.

Diğerleri

Türk dillerinin diğer dört grubu günümüzdeki coğrafi dağılımlarına göre değil, eski kavimlerin dağılımına göre sınıflandırılmıştır. Böylece;

* Kıpçakça: Kuzeybatı Türkçe
* Oğuzca: Güneybatı Türkçe
* Uygurca: Güneydoğu Türkçe ve
* Sibirya Türkçesi diye ayrılırlar.

Yakutça ve Dolganca da uzun süre ayrı kalmalarından dolayı diğer Türk dillerinden farklıdır. Bu diller zamanla daha çok Tunguz ve Moğol dillerine yaklaşmışlardır, diğer dillerdeki Arapça ve Farsça sözcükler bunlarda bulunmaz.

Müslüman Türk halklarının dillerinin benzemesinde, İslam’a geçişle birlikte Arapça ve Farsça’dan etkilenmiş olmalarının da payı vardır. Eski Sovyetler Birliği’nde yaşayanlar Rusça’dan da etkilenmişlerdir.

Özellikle Cumhurşyetin ilanından sonra Türkiye Türkçesi, Fransızca dan pek çok terim almıştır. Bunların yanında son dönemde İngilizceden de Türkiye Türkçesine pek çok sözcük girmiştir.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:


Eğitim ve Ögretim Sınava Hazırlık
guncel haberci bugunneleroldu Dilekçe Örnekleri