Bazı Türkçe kökenli kabul edilen kelimelerin yabancı kökenli oldukları iddia ediliyor. Özellikle Soğdcadan büyük bir boyutta alıntı gerçekleşdiği sanılıyor. Bu Eski Türkler ve Soğdların iç içe yaşadıklarından kaynaklanabilinir, bunun yanında Toharca ve Orta Farsçadan da Türkçeye etkilenme olduğu tahmin ediliyor. Çinin Uygur Türklerin yaşadığı ve özerkliğe sahip oldukları Sincan (Doğu Türkistan) bölgesinde irani olan Partça, Orta Farsça, Soğdca ve Sakca dillerinden yazı buluntuları [30] tespit edilmişdir. Bunun yanı sıra Hinta-Avrupa dil ailesinin içinde ayrı gruba ait olan Toharcadan da yazılar bulunmuşdur. Bu konudaki iddiaların temelinde Ermeni araştırmacı Sevan Nişanyan’ın hazırladığı etimolojik sözlük vardır, kendisi batı dilbilimcilerini kaynak olarak kullaniyor. Meselâ Akşam’ın Türkçe olmadığı görüşünü Frankfurt Göthe Ünversitesi de destekliyor
Orta Asya’dan Anadolu’ya
Altay Dağları civarından kaynaklanan dil, onu kullanan göçebe kavimlerin doğuda Japonya’ya, batıda ise Avrupa’ya doğru hareketiyle yayılmıştır. Afganistan ve Batı Çin civarında Moğolca; Rusya, Güney ve Güneydoğu Çin bölgesinde Tunguz; eski Sovyetler Birliğinin batısında Türkiye’ye, güneyde ise İran’a yayılan bir alanda ise Türki diller olarak değişmiştir. Güneyde bulunan başlıca Türki diller Türkçe,
Azeri Türkçesi ve Türkmen Türkçesidir. Oğuz boylarının kullandığı Gagavuz lehçeleri ve İran kaynaklı Horasan lehçesi, Türkiye lehçesi ile birlikte bugünkü Türkçenin bölümlerini oluşturmaktadır.[19]
« Çığany bodunuğ bay kıltım, az bodunuğ üküş kıltım – (Yoksul halkı zengin yaptım, az halkı çok yaptım) – Orhun Yazıtları[20] »
Türk yazıyı taşıyan en eski belge Kızıl şehrinde bulunuyor. Yazılış tarihi 8. yüzyılın başlarına dayanmaktadır.
Türk dili Yenisey yazıtları gibi tabletlerden yola çıkılarak 1300 yıl önceye kadar kaynaklanabildiği gibi yazıtlarda kullanılan alfabenin gelişmişliği bu dilin daha eski tarihlere dayandığının en somut delilidir.[21] Bugünkü Moğolistan’da Orhun (veya Orhon) nehri yakınlarında bulunan Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından başka, dönemin tanınmış veziri Tonyukuk’un da kendisi için diktirdiği Ulan Bator kenti yakınlarındaki iki taş, Orhun Yazıtları’nın başlıca örnekleridir.[22]
Divân-ı Lügati’t-Türk, Türk kültürün ilk Türk dilini anlatan ve yazılan Sözlük eseri dir ve Kaşgârlı Mahmud tarafından 25 Ocak 1072′de yazılmaya başlanmış ve 10 Şubat 1074′te bitirilmiştir. Bu kitap içinde bu tümce bulunuyor. “Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur”. Türkçenin zengin dilbilgisi özelliklerini ilk ve en çarpıcı biçimde yansıtıyor.
Türkçenin kullanım alanını genişleten bir başka Karahanlı Devleti’nin mensubu, ikinci bir Türk ve Türkçe kültür abidesi olan Yusuf Has Hacib dir. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig adlı eseri ile Türk dil birliğinin diğer önemli yazılı temelini attı. (1069-1070 yılarında bu Türkçe eseri tamamlandı)
Ahmed Yesevi 12yy. Türk dilinde yazdığı “hikmet” adlı şiirleri biraraya getiren Türk tasavvuf edebiyatının bilinen en eski örneklerini içeren kitap ile Türkçenin kulanımını etkiledi.
13/14.yy. yaşamını süren Yunus Emre Türkçenin, özellikle “Türkçe şiir dilinin” temel ustası ve abidesi(anıtı) olmaktadır. Yunus Emre’nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu’da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın, kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçenin ses yapısına uygun aruz olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçenin ses yapısına uygun biçimde dile getirir, şiirinde duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür.
Hacı Bayram Veli 14/15.yy. Anadoluda yaşamını süren Türk mutasavvıf ve şair olarak, eserlerini Türkçe olarak yazmakta oldu ve Türkçe kulanımını Anadoluda önemli şekilde etkiledi. Hacı Bayram-ı Veli Anadolu’da dil ve kültür birliğinin sağlanması için Türkçe eserler yazılmasında Leme’at ve Gülşen-i Raz gibi eserlerin Türkçeleştirilmesinde etkili olmuş kendisi de halkın anlayacağı dilden, Ahmet Yesevi geleneğine uygun olarak şiirler yazmıştır. Devrinde Arapça ve Farsça eser vermek revaçta iken, Hacı Bayram-ı Veli‘nin halk ile ileti kurabileceği Türkçeyi tercih etmesi belli bir iradeye idrak eder. Bu irade Anadolu’da dil birliğinin sağlanması ve Türk kültürürün hakim olmasıdır. Türkçecilik akımı müridlerini de etkilemiş, bu sufiler özellikle Türkçe eserler vermişlerdir. Yazıcıoğlu Muhammed, Ahmet Bican, Eşrefoğlu Rumi gibi öğrencilerinin Envaru-l Aşıkin, Muhammediye, Müzekki’n Nüfus gibi eserleri Anadolu’da yıllarca kolaylıkla okunmuştur halkın elinden düşmemiştir. Ayrıca Akşemsettin, (1389/1390 – 1460), 15. yüzyılın en büyük sufilerinden biridir ve Türkçe eserleri ile, (örnek olarak Hayatın Maddesi ve Tıp adında).
* Altay dil ailesi
o Türk dilleri
+ Güney dilleri
# Balkan Gagavuz Türkçesi (Türkiye ve Türklerin yaşadığı Avrupa ve Amerika kıtalarının bazı bölümleri)
# Gagavuzca (Moldova)
# Horasan Türkçesi (İran)
# Türkçe
# Azerice
# Kazakça
# Türkmence
# Kırgızca
# Özbekçe
# Tatarca
# Uygurca
Türkçe ait olduğu Altay Dil Ailesi’nin en çok kişi tarafından kullanılan dilidir. 5500-8500 yıllık bir geçmişi olduğu sanılmaktadır. Azeri, Türkmen, Tatar, Özbek, Başkurti, Nogay, Kırgız,Kazak, Yakuti, Çuvaş gibi bölümleri vardır.
Örnek olarak yazılı Türkçe üzerine kaynaklarda (M.Ö. 1766 yılık çin kronikinde) ilk kez tutanaklarda tanrı, Ordu, kılıç ve kut (mutluluk) sözcükleri bulunulmaktadır.
Moğolca, Mançu-Tungus, Korece ve Japonca ile yakın ilişkisi vardır. Bazı bilimadamları, ilişkinin ödünç alınmış sözcüklerden kaynaklandığını ve temelli olmadığını iddia etmiştir. Son zamanlarda yapılan karşılaştırmalı çalışmalar, bu tezin hatalı olduğunu, Türkçe ve Japonca’nın temel ilişkilerinin bulunduğunu kanıtlamıştır.[23]
“Ağızlar, yazı dilinin bozulmuş bir şekli değil, onun yanında, fakat ondan bağımsız olarak yaşayan ve nesiller boyu devam edegelen dil değerleridir.”[3] “Bugün Anadolu’nun birçok yer, köy, oba, dağ, ırmak ve saire adları, Türk boy, uruğ ve soylarına izafe edildiklerinden bu eski Türk hatıralarını muhafaza ettikleri gibi, eski gelenek ve görenekler de silinip ortadan kalkmamıştır. Hele şive ve ağız malzemesi bakımından, Türk kabilelerinin, uruğlarının ve sairenin, Türk dili tarihinde unutulmaz hizmetleri vardır.”[4]
Sınıflandırma sorunları
Dillerin benzerliğinden ve tarihte birbirlerinden çok etkileşmiş olmalarından dolayı, Türk dil grubunun sınıflandırılması kolay değildir. Ayrıca Türk halklarının geçmişteki göçebe yaşam tarzı coğrafi sınırlar çizilmesini de zorlaştırır. Bu yüzden farklı sınıflandırmalara rastlamak mümkündür. Çoğu, Rus dil bilimcisi Aleksander Samoiloviç’in 1922′de yaptığı sınıflandırmanın üzerine kurulmuştur. Dil ailelerindeki sınıflandırmaların genellikle genetik bilgilere dayanarak yapılmasına rağmen, Türk dil grubunda coğrafi dağılım daha büyük rol oynamaktadır.
Çuvaşçanın farkı
Çuvaşça, çoktan ölmüş eski Ön Bulgar dili ile birlikte diğer Türk dillerine daha uzak kalan Bolgarca dalını oluşturur. Bazı bilimciler, diğer Türk dillerinden farklı olduğu için Çuvaş dilini gerçek Türk dili olarak tanımazlar. Bu büyük farkın, diğer Türk dillerinden daha erken ayrılmasından kaynaklanmış olup olmayacağı sorusu henüz yanıtlanamamıştır. Bu farklardan birisi diğer Türk dillerinde sonu /-z/ ile biten sözcüklerin /-r/ ile bitmesidir:
Çuvaşca “tahar”, ama Nogayca “togiz” – (“dokuz”)
Çuvaşca “kör”, ama Türkçe “köz”
Çuvaşça Rusya’nın Avrupa tarafında, Moskova’nın doğusunda Çuvaşistannda 1 milyon kişi tarafından konuşulur. Başkıristan ve Tataristan’daki konuşucuları ile birlikte toplam 1,8 milyon konuşanı vardır. Çuvaşlar Hristiyan-Ortodoks’tur ve Kiril alfabesi’ni kullanırlar, Çuvaşça dergiler, gazeteler, radyo ve TV programları vardır. Kendilerini kültürel ve tarihsel olarak İdil Bulgarlarının torunları olarak görürler.
Halaçcanın farkı
Diğer Türk dillerine en uzak kalan Halaç dilidir. Dil bilimcisi Gerhard Doerfer’in görüşüne göre Halaç, Türk dillerinin Argu grubunun son üyesidir. Türkçe’den çok erken ayrılmış ve 13. yüzyılda İran’da, etrafı Farsça konuşanlarla çevrili kalmıştır. (Yani ETHNOLOGUE 2005′te [1] iddia edildiği gibi, Azerice ile yakın akrabalığı yoktur). Halaç bugün 40.000 kişi tarafından İran’ın Kom ve Akar illerinde konuşulur ve İran’daki Türk dilleri arasında en ilginçlerindendir. Diğer lehçelerden ayrı kalması ve Farsça’dan etkilenmesine rağmen, ana dilden parçalar korumuştur. Ancak sesi Farsça’ya benzer.
Diğerleri
Türk dillerinin diğer dört grubu günümüzdeki coğrafi dağılımlarına göre değil, eski kavimlerin dağılımına göre sınıflandırılmıştır. Böylece;
* Kıpçakça: Kuzeybatı Türkçe
* Oğuzca: Güneybatı Türkçe
* Uygurca: Güneydoğu Türkçe ve
* Sibirya Türkçesi diye ayrılırlar.
Yakutça ve Dolganca da uzun süre ayrı kalmalarından dolayı diğer Türk dillerinden farklıdır. Bu diller zamanla daha çok Tunguz ve Moğol dillerine yaklaşmışlardır, diğer dillerdeki Arapça ve Farsça sözcükler bunlarda bulunmaz.
Müslüman Türk halklarının dillerinin benzemesinde, İslam’a geçişle birlikte Arapça ve Farsça’dan etkilenmiş olmalarının da payı vardır. Eski Sovyetler Birliği’nde yaşayanlar Rusça’dan da etkilenmişlerdir.
Özellikle Cumhurşyetin ilanından sonra Türkiye Türkçesi, Fransızca dan pek çok terim almıştır. Bunların yanında son dönemde İngilizceden de Türkiye Türkçesine pek çok sözcük girmiştir.
Bazı diller yalnızca birkaç yaşlı kişi tarafından konuşulmaktadır ve yok olma yolundadırlar. Kaybolmak üzere olan diller şunlardır:
* Güney Sibirya’da Tofa ya da Karagasça
* Litvanya’da ve Polonya’da Karaimce
* Musevi-Kırım-Tatarcası
* Kuzeybatı Çin’de I-li Turki (I-li ovasında).
Yalnızca birkaç bin konuşanı kalmış olanlar:
* İran’da Aynallu dili
* Çin’de Yugurca (Gansu ili)
* Kaşgarca (Kaşgar ili)
* Kuzey Sibirya’da Dolganca
* Güney Sibirya’da Çulimce (Altay bölgesinin kuzeyinde Çulım ırmağı kenarında).
Diğer Türk dilleri böyle bir yok olma tehlikesi taşımıyor ve büyük Türk dillerinin konuşucu sayısı giderek artmaktadır.
Cevaplar Alttadır.
Türk dilleri
Türk dilleri veya Türk lehçeleri olarak Doğu Avrupa‘dan Sibirya ve Çin’in batısına dek uzanan bir alanda ana dil olarak 140 milyon kişi tarafından, ikinci dil olarak konuşanlar da sayılırsa 165 milyon kişi tarafından konuşulan, birbirleri ile çok yakın akraba olan ve 40 ayrı yazı diline bölünen bir dil grubu tanımlanır. Türk dilleri Altay dilleri
ailesine aittir. En çok konuşulan Türk dili, Türkiye Türkçesidir.
Türk dillerini diğer dil ailelerinden farklı kılan mühim bir özelliği, konuşucularının uzun süre göçebe olarak yaşamışlığı ve bu yüzden bu dillerin sürekli birbirlerinden etkilenmiş olmalarıdır. Türk dillerinin çok sayıda aynı anlamda kullanılan ortak sözcüklere sahip olmalarının yanı sıra cümle yapıları da hep aynı kalır. Bu yüzden Türk dillerinin bir dil ailesi olmadığı, tek bir dilin lehçeleri olduğu görüşü de yaygındır ve Türk lehçeleri, Çağdaş Türk yazı dilleri veya Türk dilinin kolları gibi adlandırıldıklarına da rastlayabiliriz. (Bakınız: “Dil” ve “Lehçe” tartışması)
Bu tabloda Türk dillerinde cümle yapısının aynı kaldığını gösteren bir örnek görebilirsiniz:
| Diller | Cümle yapısı |
|---|---|
| Türkiye Türkçesi | Çocuklar okulda dilimizi latin alfabesi ile yazıyor. |
| Gagavuzca | Uşaklar şkolada / okulda dilimizi latin alfavitindä yazêr. |
| Azerbaycanca | Uşaqlar məktəbdə dilimizi latin əlifbası ilə yazır. |
| Türkmence | Çagalar mekdepde dilimizi latyn elipbiýi bile(n) ýazýar. |
| Özbekçe | Bolalar maktabda tilimizni latin alifbosi bilan / ila yozadi. |
| Uygurca | Balilar mektepte tilimizni latin elipbesi bilen yazidu. |
| Kazakça | Balalar mektepte tilimizdi latin alfavitimen jazadı. |
| Kırgızca | Балдар мектепте тилибизди латын алфавити менен жазат
|
| Tatarca | Balalar mäktäpdä telebezne latin älifbası bilän / ilä yaza. |
Bu tabloda Türk dillerindeki aynılıkları ve farklılıkları görebilirsiniz.
| Diller | Cümle yapısı |
|---|---|
| Türkiye Türkçesi | Yeni Yılınız Kutlu Olsun. |
| Gagavuzca | Yeni yılınızı kutlerim. |
| Karaimce | Sizni yanhı yıl bıla kutleymın. |
| Azerbaycanca | Yeni iliniz mübarek olsun. |
| Güney Azerbaycanca | Teze iliniz mübarek. |
| Kuzey Irak Türkmen Lehçesi | Y’engi iliwiz mübarak olsun. |
| Türkmence | Taze ýylynyz gutly bolsun. |
| Özbekçe | Yangi yilingiz kutli bo’lsin. |
| Uygurca | Yengi yılıngızğa mübarek bolsun. |
| Kazakça | Janga jılıngız kuttı bolsın |
| Karaçayca | Cangngı cılığıznı alğışlayma. |
| Balkarca | Cangngı cılığıznı alğışlayma. |
| Nogayca | Yana yılınız men. |
| Karakalpakça | Canga cılıngız kuttı bolsın. |
| Kırgızca | Cangı cılıngız kuttu bolsun. |
| Tatarca | Sezne yanga yıl belen tebrik item. |
| Kırım Tatarcası | Yanı ılınız kaırlı (mubarek) olsun. |
| Moldova-Romanya Tatarcası | Ceni cılınız kutlu bolsun. |
| Başkırtça | Hezze yangı yıl menen kotlayım. |
| Kumukça | Yangı yılıgız kutlu bolsun. |
| Hakasça | Naa çılnang alğıstapçam (-alkış) şirerni. |
| Tuvaca | Caa çıl-bile bayır çedirip or men. |
| Hakasça | Naa çılnang alğıstapçam şirerni. |
| Altayca | Slerdi cangı cılla utkup turum. |
| Şorca | Naa çıl çakşı polzun. |
| Yakutça | Ehigini şanga cılınan eğerdeliibin. |
| Çuvaşça | Sene sul yaçepe salamlatap. |
Dil (lisan)
Dil veya lisân (çoğulu:elsine), insanların düşündüklerini ve hissettiklerini bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşmadır. İnsanlık tarihinin büyük bir bölümü boyunca, dillerin dağılımı kesintili ve bölük pörçük olmuş, insan grupları dağıldıkçazaten var olan karmaşık iletişim ağlarına uydu ve internet iletişimlerininde eklenmesiyle insan ırkı, ilk kökenlerinden bu yana ilk kez tek bir topluluk halini almaktadır [1].
Konu başlıkları
* 1 Dille ilgili yargılar
* 2 Dilin doğuşu
* 3 Dil değişimleri
* 4 Dil aileleri
* 5 Dış bağlantılar
Dille ilgili yargılar
* Dil, bir araçtır, kendine özgü kural ve kanunları vardır, irade sahibidir.
* Dil, anlaşma sağlar, bir gizli anlaşma sistemidir, tarihsel bir varlıktır. En geniş ve ilk anlaşma aracıdır.
* Dil, toplumsal bir varlıktır, toplumları birbirinden ayırır. Toplum gücü, dilin gelişimiyle doğru orantılıdır. Diller zamanla gelişebildiği gibi zamanla ölebilir. Dili bireyler değil toplumlar oluşturur.
* Dil, canlı, fiziksel bir varlıktır (ses titreşimi), yapay bir varlık değildir.
Dilin doğuşu
1. Yansıma Teorisi: İlk insanlar, çevrelerindeki sesleri taklit ederek ilkel dilleri oluşturmuşlardır.
2. Ünlemler Teorisi: İlk insanlar, korkularını, acılarını, sevinçlerini, ruh hallerini dışa vuran sesler oluşturmuşlar, böylece dil oluşmuştur. Tüm dünya dillerinde yansıma ve ünlemler hemen hemen aynıdır.
3. Birlikte İş Teorisi: İlk insanlar, işleri birlikte yapmaya başlamışlar, birlikte tempo oluşturmuşlardır.
Dil değişimleri
Elsine zamanla değişime uğrarlar veya tamamen yok olurlar. Sözcük yazılışlarında, okunuşlarında ya da imlâ kurallarında oluşan yavaş ve küçük yenilikler birikerek ve büyüyerek bu değişimleri oluşturur. Bir dili konuşan ya da kullanan insanlar yeterince uzun bir süre fiziksel ya da kültürel olarak ayrı yaşarlarsa dilleri farklılaşmaya başlar. Bir lisânı belirgin farklılıklarla konuşan iki insan, birbirlerini anlayabiliyorlarsa ayrı lehçeleri, birbirlerini anlayamıyorlarsa ayrı dilleri konuşuyor olarak kabul edilirler. Dillerin birbiriyle ilişkili olup olmadıklarını anlamakta kullanılan göstergelerden biri de benzer anlamalar taşıyan, benzer yapılı kelimelerdir. Bu şekilde doğal olarak gelişmiş dillerin dışında, yapay olarak geliştirilmiş diller de vardır. Yapay dillere Esperanto ve Mondlango örnek verilebilir.
Türkçe zaman içinde aşağıdaki gibi şekillenmiş ve değişmiştir:
* Altay dil ailesi
o Türk dil ailesi
+ Güney Dilleri
# Balkan Gökoğuz (Gagavuz) Türkçesi (Türkiye, Avrupa)
# Gökoğuz (Moldovya)
# Horasan Türkçesi (İran)
# Türkiye Türkçesi (Türkiye, Avrupa, Kuzey Amerika)
Dil aileleri
Ana madde: Dil aileleri
Dünyada yaklaşık 6800′ü aşkın dilin konuşulduğu söyleniyor. Dünya dilleri iki şekilde sınıflandırılır:
1. Yapılarına göre dünya dilleri (Bu sınıflandırmada kelimenin kullanılışı temel alınır.)
1. Yalınlayan diller: Kelimeler kullanım sırasında değişmeye uğramaz ve ek almaz. (Örnek:Çince)
2. Çekimli diller: Kelimeler kullanım veya türetim sırasında yapılarını, köklerini değiştirir, farklı kelime oluşturur. (Örnek:Arapça, Farsça, Almanca, Fransızca)
3. Eklemeli diller: Kelimeler kullanım sırasında kökler hiçbir değişikliğe uğramaz. Anlam farklılıkları eklerle sağlanır. (Örnek:Türkçe)
2. Kökenlerine göre dünya dilleri (Dil aileleri)
1. Hint-Avrupa dilleri ailesi
2. Çin-Tibet dilleri ailesi
3. Hami – Sami dilleri ailesi
4. Bantu dilleri ailesi
5. Ural-Altay dilleri ailesi
6. Kafkas dilleri ailesi
Türkçe’nin içinde yer aldığı Altay dilleri kolu, adını, Orta Asya’da bulunan Altay Dağları’ndan alır. Göçebe yaşayan bu insanların bir kısmı Avrupa’ya, diğer kısmı ise Japonya’ya doğru hareket etmiştir. Bu dil ailesinde en çok kullanılan (ve en gelişmiş) dil, Türkçe’dir. Bu gruba ait diğer diller, Moğolca ve Mançuca’dır. Bazı dilbilimciler Japonca ve Kore dillerini de bu dil ailesine dahil etmektedir. Bunun yanında böyle bir dil ailesinin bulunmadığı ve bu dillerin bir dil grubu oluşturduğu görüşü de vardır.
Cevaplar Alttadır.

Yorumlarınızdan…