Eki 31


GÜNLÜK:
Yaşanan olayların, izlenimlerin tarih atılarak günü gününe yazılmasına günlük denir. Günlük ile anı arasındaki fark, günlüğün günü gününe yazılmasıdır. Anı ise geçmişteki olaylara aittir. Günlük’ ün eski adı ruzname’ dir.

Günlük 24 Ocak 1916
Dün akşam gün batımı, hiç görmediğim ir güzellikteydi. Pembe, turuncu bir buğu vardı gökte. Hele mavunaların geçtiği seine üzerinde gök öyle bir göründü ki, Grenelle köprüsünde ürperdim. Tramvayda baktım: kimse, ama hiç kimse görmüyor bu güzelliği. Farkında olan, kendinden geçen, tedirgin olan bir yüz yok… ama, diye düşündüm, güzelliği bulmak için yolculuğa kalkar, uzaklara giderler. Güzelliği satın almaya alışmışlar; parasız oldu mu görmüyorlar.
(Andre Gide, Günlük; çev. N. Alsan)

Cevaplar Alttadır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 31


ANI:
Bir yazarın kendine veya yakın bir tanıdığına ait geçmiş olayları anlattığı yazı türüdür. Yazar, olayları kendi bakış açısı ile anlatır. Anılar, yazan kişinin yaşadığı dönem hakkında bilgi vermesi açısından önemlidir. Anı yazarı, devrine ve devrindeki kişilere ait görüşlerinde nesnel olmak zorundadır. Anılar, tarihi ve sosyal eserlere kaynak teşkil ederler. Bizde başlıca anı yazarları: Ziya Paşa, Ahmet Mithat, Halit Ziya, Yahya Kemal, Yakup Kadri, Halikarnas Balıkçısı vs.

Cevaplar Alttadır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 31


ELEŞTİRİ:
Bir eseri ya da sanatçıyı inceleyerek onun üstün veya eksik yanlarını ortaya koyan yazılardır. Eleştiride amaç kişinin ya da eserinin yalnızca kötü yönlerini göstermek değildir. Eserin üstün yanlarını göstermek de eleştirmenin görevidir.

Eleştiri yazarına eleştirmen denir. Eleştirmen objektif olmak, esere ve sanatçıya yanlış bir tavırla yaklaşmamak zorundadır. Eleştirmen, sanatçıya yol gösterir. Eleştirmenin tarafsız olduğu, duygularını yansıtmadığı eleştirilere nesnel; öznel yargılarını yansıttığı eleştirilere de öznel eleştiri denir. Bizde başlıca eleştiri yazarları; Namık Kemal, Muallim Naci, H.cahit Yalçın, Nurullah Ataç, Asım Bezirci, Fethi Naci, Mehmet Kaplan…

Cevaplar Alttadır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 31


SOHBET(söyleşi):
Bir yazarın günlük olaylarla ilgili düşüncelerini karşısındaki ile konuşuyormuş gibi anlattığı yazılarına denir. Sohbetler günlük konuşma dili ile herkesin anlayabileceği bir üslüpla yazılır. Bilimsel bir anlatım yoktur. Yazar, okura sorular sorar. Birtakım iç konuşmalara yer verir. Sıcak bir üslüp ve samimi bir dil kullanır.

Cevaplar Alttadır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 31


FIKRA:
Makale gibi gazete yazısıdır. Günlük olaylarla ilgili olarak yazılır. Yazar, işlediği konularla ilgili şahsi görüşlerini anlatır. Düşüncelerini ispatlama amacı gütmez. Okuyucuyu söylediklerine inandırmak gibi bir kaygısı yoktur. Herkese hitap eden kısa yazılar oluşturmaya çalışır.

Nükteli bir dil kullanılır. Başlıca fıkra yazarlarımız: Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Falih Rıfkı, Burhan Felek, vs.

Güvercin
Genç ozanlar, parmak hesabıyla mani düzmeye başlayalı; kimi yenilik
yanlıları Türk sazını değnekle yönetmeye kalkışalı; mimarlarımız
arasında da, ne adla anacağımızı bilemediğimiz mahut medrese miran
taş kubbeler, tıpkı mantarlar gibi, Türk göğü altında yer yer bitmeğe başladı.

Otel, banka, okul, iskele, şimdi dışarıdan minaresi ve içeriden minberi
eksik birer cami karikatürüdür. Bu biçim yapı yöntemine mimarlarımız
‘Türk Mimarisi’ diyorlar. Gerçekten bu çirkin taş yığınları
Türk mimarisi midir? Öyleyse güvercinler neye bu mimariyi bir türlü
sevmiyorlar?
Çini gibi, doğu mimarisinin tamamlayıcısı olan güvercinler, gökyüzünün
her köşesinden üşüşerek, kubbe ve minare olan yerlere küme
halinde toplanıyorlar. Sinan’ın en gerçek hayranları, şadırvanlar
çevresinde, fıskiye serpintileri ve su eleğimsağmaları içinde oynaşan
bu lacivert kanatlardır.

Oysa güvercinler, ne yabancı banka yapılarının sahte arabesklerine,
ne de evkaf hanlarıyla vapur iskelelerinin kubbelerine ve süslü saçaklarına
aldanıyorlar. Düyün-i Umumiye’nin damları üstüne bir güvercinin
konduğunu henüz bir kimse görmemiştir. Güvercin, şaşılacak bir anlayışla,
usta Sinan ve Kasım’ı güçsüz taklitçilerinden ayırmakta en küçük bir tereddüt
göstermiyor.

Büyük mimarlarımızın kimi zaman akıl danışması için, Güzel Sanatlar Kurulu’na
bir güvercinin de üye seçilmesi acaba uygun olmazmıydı?

Ahmet Haşim,(Gurabahane-i Laklakan, 1928)

Cevaplar Alttadır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 31


MASAL:
Sözlü edebiyat ürünlerindendir. Olağanüstü olaylarla süslü, olağan üstü kişilerin başından geçen olayların anlatıldığı hikayelerdir. Masallarda yer ve zaman kavramları belirsizdir. Olaylar hayal ürünüdür. Kahramanları arasında hayvanlar, cinler, periler yer alır. Olay miş’li geçmiş zaman kullanılarak anlatılır.

Masallarda eğiticilik esastır. Masalın sonunda iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Masallar evrensel konuları işler. Çeşitli yerlerinde aynen tekrar edilen klişe bölümler vardır. Masallar bir yazar tarafından toplanarak bir araya getirilebilir. Alman Grimm Kardeşler, bizde ise Eflatun Cem Güney masal derleyen yazarlardır.

Cevaplar Alttadır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 31


MAKALE:
Makale,herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi ileriye sürmek, savunmak, ya da desteklemek için yazılan yazıdır.

Makalede, görüş ve düşünceler kanıtlarla tanıtılarak anlatılır. Denemede ise, görüş ve düşünceler kesin sonuçlara varmadan anlatılır. Her konuda makale yazılabilir.

Makaleler gazete ve dergilerde yayınlanır. Günün siyasal, toplumsal, vb. olaylarını yorumlamak üzere, gazetenin ya da derginin ilk sütununda belli bir yazarın düzenli olarak yazdığı makalelere baş makale, o işi üstlenen yazarlara da baş yazar denir.

Makale, bütün dünyada, gazete ile birlikte doğmuş ve gelişmiş bir yazı türüdür.

Türkiye’de ilk çıkan gazeteler resmi ya da yarı resmi idi; bunlarda sadece haber yayınlanırdı. Makale türü, Şinasi ile Agah Efendi’nin birlikte çıkardıkları ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval de Şinasi’nin yazmaya başladığı makalelerle Türk basınına girmiştir. Edebiyatımızda ilk makale, Şinasi’nin yazdığı Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi’dir.

Türk edebiyatında hemen her sanatçı makale de yazmıştır. Bunlar arasında, makale yazmayı uğraş edinen yazarların başlıcaları şunlardır:

Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ali suavi, Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik Şemseddin Sami, Hüseyin Cahit Yalçın, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Falih Rıfkı Atay, Nadir Nadi, vb.

Cevaplar Alttadır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler: