.
Ara 17

memleketin nerelerinde kar var yağmur nereyi etkisi altına aldı ortalık çamur deryasına dönecekmi kurban manzaraları memeleketimin öteki yüzü kar geliyor havalar eksi bilmem kaç olacak mı gibi soruların cevaplarına aşağıdan ulaşabilirsiniz

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, yurdun Kurban Bayramı süresince Karadeniz üzerinden gelen yüksek basınç sistemi ile soğuk havanın etkisinde kalacağını bildirdi.

AA muhabirinin Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü yetkililerinden aldığı bilgiye göre, hava sıcaklığı yurdun kuzey, iç ve doğu bölgelerinde hissedilir derecede (4-6 derece) azalacak.

Gündüz sıcaklık değerleri, Karadeniz kıyıları ile Marmara’da 4 ila 7, Ege’de 5 ila 9, Akdeniz kıyılarında 12 ila 15, Karadeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu ile Akdeniz’in iç kesimlerinde 0 ila 2, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda -4 ila -6, Güneydoğu Anadolu ile Doğu Anadolu’nun batısında 5 ila 7 derece dolayında hissedilecek.

Yarın, yurdun kuzey kesimleri çok bulutlu, Marmara’nın doğusu ile Karadeniz kıyıları yağmurlu, Karadeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu’nun kuzeyi ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu kar yağışlı, diğer yerler parçalı bulutlu olacak.

BAYRAMDA HAVA

Çarşamba günü (Arife Günü), Karadeniz kıyıları yağmurlu, Orta ve Doğu Karadeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu’nun kuzeydoğusu ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu kar yağışlı, öteki yerler parçalı bulutlu geçecek. Yurdun iç ve batı kesimlerinde sabah saatlerinde yoğun olmak üzere sis ve buzlanma görülecek.

Bayramın 1. günü (20 Aralık Perşembe), Karadeniz kıyıları yağmurlu, doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun doğusu kar yağışlı, güney, iç ve batı bölgelerinin çok bulutlu ve sisli olacağı tahmin ediliyor.

Bayramın 2. ve 3. günlerinde (21-22 Aralık) hava, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları yağmurlu, Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusu kar yağışlı, Marmara ile yurdun iç ve doğu kesimleri sabah saatlerinde yoğun olmak üzere sisli olacak. İç ve doğu kesimlerde gece ve sabah saatlerinde kuvvetli buzlanma görülecek.

Bayramın 4. günü (23 Aralık Pazar) yurtta yağış beklenmiyor. Yurdun kuzey ve doğu kesimlerinin çok bulutlu, Marmara ile iç ve doğu bölgelerinin sabah saatlerinde yoğun olmak üzere sisli olması bekleniyor. İç ve doğu kesimlerde gece ve sabah saatlerinde kuvvetli buzlanma görülecek.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Ara 17

BİLSEM’lere Öğretmen Seçilecek
Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim çağındaki üstün yetenekli çocuk/öğrencilerin bireysel yeteneklerinin farkında olmalarını ve kapasitelerini geliştirerek en üst düzeyde kullanmalarını sağlamak amacıyla, 31/05/2006 tarih ve 26184 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği doğrultusunda ülke genelinde Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM) açılmakta olup halen otuz dokuz ilde kırk üç bilim ve sanat merkezi faaliyette bulunmaktadır. Çalışan öğretmenler arasından, BİLSEM’e öğretmen seçilecek olup, detaylar aşağıdadır.

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Bilim ve Sanat Merkezlerine Öğretmen Seçimi konulu 2007/87 nolu genelgesi ayrıntılar için tıklayınız

Bilim ve sanat merkezlerinin öğretmen ihtiyacını karşılamak ve bundan sonra açılacak yeni merkezlere öğretmen temin etmek üzere;

Bilgisayar,
Biyoloji,
Coğrafya,
Türk Dili ve Edebiyatı,
Fen ve Teknoloji,
Fizik,
İngilizce,
Kimya,
Matematik,
İlköğretim Matematik,
Müzik,
Rehberlik,
Resim (Resim/İş,Grafik, Görsel Sanatlar),
Tarih,
Türkçe,
Sosyal Bilgiler,
Sınıf Öğretmenliği ve
Felsefe alanlarında öğretmen seçimi yapılacaktır.

Öğretmen başvurularında mezun olduğu bölüm değil, atama kararnamelerindeki branşı Esas alınacaktır.

Bilim ve Sanat merkezlerine öğretmen olarak seçilmek üzere başvuracak adaylarda:

1) Son yıla ait sicil notu iyi olmak kaydıyla, son üç yıllık sicil notları ortalamasının iyi olması,

2) Akademik Lisansüstü Eğitim Sınavından (ALES) sözel bölümler için 60 puan ve sayısal bölümler için ise 65 puan almış olmak (LES’ten alınan puanlar ALES puanına dönüştürülecektir).

şartları aranacaktır.

Başvuran öğretmen adaylarının son beş yıl içerisinde almış oldukları LES ve ALES puanları değerlendirmeye alınacaktır.

Lisans üstü eğitim yapmış olanlar yukarıdaki 2. maddeden muaf tutulacaktır.

Yukarıdaki iki şartı taşımayan adayların başvuruları kesinlikle kabul edilmeyecektir.

Müracaatlar 24 Aralık 2007-18 Ocak 2008 tarihleri arasında öğretmenlerce http://www.meb.gov.tr veya http://orgm.meb.gov.tr adresinden yapılacaktır.

Adaylar, kriterlerle ilgili sunacakları belgeleri okul müdürlüklerince onaylattıktan sonra İl Milli Eğitim Müdürlüğünde oluşturulan komisyona teslim edeceklerdir.

İl Milli Eğitim Müdürlükleri özel eğitim ve rehberlikten sorumlu şube müdürü başkanlığında, iki okul müdürü (BİLSEM müdürü dışında) ve bir öğretmenden (BİLSEMöğretmeni dışında) oluşan dört kişilik bir komisyon oluşturacaktır.

Bu komisyon gelen başvuruları inceleyerek 01 Şubat 2008 Cuma günü mesai bitimine kadar onaylama işlemini tamamlayacaktır.

İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde oluşturulan komisyonca onaylanan başvurular, Bakanlıkça ihtiyaca ve puan üstünlüğüne göre değerlendirilerek Mahallinde veya Bakanlık merkezinde açılacak olan 2 haftalık (10 gün) hizmet içi eğitim kursuna alınacaktır.

Mahallinde düzenlenecek hizmet içi kurslarına çevre illerden gönüllülük esasına göre katılım olması halinde, kursa katılacak öğretmenler kurs tarihlerinde Valiliklerce izinli sayılacak, Bakanlıkça kendilerine herhangi bir yolluk veya yevmiye ödenmeyecektir.

Kursta; üstün yetenekli çocukların özellikleri, üstün yetenekli çocukların eğitimi, proje tabanlı eğitim (teorik boyutu), proje üretimi/yönetimi, ölçme-değerlendirme yöntemleri, mevzuat gibi konular işlenecek ve adaylar gruplara ayrılarak, her gruba birer proje hazırlattırılacaktır.

Bu projeler, % 60’ı ürün ve % 40’ı süreç üzerinden olmak üzere (Ek 2) ve (Ek 3) deki forma göre süreç ve ürün temelli olarak, diğer adaylar ve komisyon tarafından değerlendirilecektir.

Kurs sonunda kursiyerlere 50 sorudan az olmamak üzere test uygulanacak bu test 100 puan üzerinden değerlendirilecektir.

Bakanlıkça başvuru sayısına göre merkezi veya mahalli olarak düzenlenecek olan kursa katılan adaylar Bakanlık Merkezinde (Ek 4)’te yer alan konular üzerinden ilgi (c) Makam Onayı gereğince mülakata alınacak ve 100 puan üzerinden değerlendirileceklerdir.

Mülakata alınacak adayların isimleri, tarihi ve yeri http://www.meb.gov.tr ve http://orgm.meb.gov.tr adreslerinde yayınlanacaktır. Kendilerine ayrıca mülakata davet yazısı gönderilmeyecektir.

Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğünden 3, Personel Genel Müdürlüğünden 1 ve bir de eğitim görevlisinden (hizmet içi eğitim kursunda görev almış) oluşacak bir mülakat komisyonu kurulacaktır.

Mülakata katılacak öğretmenler mülakat tarihinde Valiliklerce izinli sayılacaktır.

Bakanlıkça kendilerine herhangi bir yolluk veya yevmiye ödenmeyecektir.

Adaylar, test puanının % 35’i, proje sürecinin % 35’i ve mülakatın % 30’u üzerinden değerlendirilecek ve en az 70 puan alanlar başarılı sayılacaklardır.

Bu değerlendirme sonunda başarılı olup, ihtiyaca ve puan üstünlüğüne göre ataması planlanan adayların listesi Personel Genel Müdürlüğüne gönderilecektir. Atamalar bu esaslara göre Personel Genel Müdürlüğünce yapılacaktır.

Zorunlu hizmete tabii olan öğretmenlerin atamaları, illerde bilim ve sanat merkezi ve boş kadronun bulunması halinde bilim ve sanat merkezine, atandıkları illerde bilim ve sanat merkezinin bulunmaması halinde ise başka bir eğitim kurumuna yapılır.

Adayların değerlendirmesi 100 puan üzerinden genelgedeki kriterlere göre yapılacaktır

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Ara 17

dj_themly&ns_11-D TM sevdam_gok themly

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Ara 17

İslâm Dini: İslâm dini ilk insan ve ilk peygamber Hazret-i Âdem Aleyhisselâm ile başlamış, zamanın akışı içerisinde ve her peygamber gelişinde en mükemmele doğru daima bir gelişme kaydetmiştir. Hazret-i Musâ Aleyhisselâm’a indirilen İslâm, Hazret-i Nuh Aleyhisselâm’a indirilen İslâm’dan daha geniş ve daha mükemmeldi. Hazret-i İsa Aleyhisselâm’a gönderilen İslâm, Hazret-i Musa Aleyhisselâm’a indirilen İslâm’dan daha şümullü ve daha mükemmeldi. Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’a gelince de kemâlini buldu ve son şeklini aldı.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Ara 12

Kültür Sanat
‘Cilalı İbo’ya verilen sözOna yıllar önce bir söz vermişti. Sonradan başkan oldu ve sözünu tuttu.Kabadayı vizyona giriyorÖmer Vargı’nın yönettiği “Kabadayı” filmi 14 Aralık Cuma günü vizyona girecek.
Aşkın en farklı tanımıKendini ‘dünyanın en akıllı insanı’ olarak tanımlayan yazardan, aşkın en farklı tanımı…Bakire Kraliçe’yi Osmanlı KoruduVizyondaki “Altın Çağ” filminde hikayesi anlatılan İngiltere Kraliçesi, “Bakire Kraliçe” I. Elizabeth ve Osmanlı Devleti arasında nasıl bir ilişki vardı?
Yılın fotoğrafları GALERİ2007 geride kaldı. Reuters yılın fotoğraflarını geçmeye devam ediyor.’Maalesef Kurtlar Vadisi’nden tanınıyorum’Emin Olcay: 45 yıllık tiyatro sanatçısıyım, ancak Kurtlar Vadisi’ndeki ‘Ömer Efendi’ ile doğdum sanıyorlar.
Lezzet tutkunlarına müjdeOsmanlı döneminde saraylarda padişahlar için özel olarak yapılan meşhur çekme helvanın yeni çeşitleri lezzet tutkunlarının beğenisine sunuldu. Türkler İngilizleri böyle yendiBu yenilgi İngilizler için bir utanç. İngiliz komutan nasıl yenildiklerine anlattı.
Mahsun ne film yapmış öyleMahsun Kırmızıgül’ün filmine övgü yarışı. İzleyen gazeteciler anlatıyorRomantik başyapıt aşkıRomantik başyapıt ‘Giselle’ Cemal Reşit Rey’de sahneye çıktı.
Da Vinci’nin şifresi kırılamadı Hollywood’ta senaristler greve gitti ,filmler sekteye uğradı.Büyük aşka ‘musallat’ olduÇok aşıktılar. Herkes onlara gıpta ediyordu. Ama biri onlara musallat oldu…
Caz festivalinde neler varAyten Alpman şarkılarıyla orkestraya eşlik ettiDikkat! Artİstanbul için son iki günArtİstanbul’u ziyaret etmediniz mi? Geç kalmayın; bu yıl altıncısı gerçekleşen Artİstanbul Sanat Günleri yarın sona eriyor.
Vizyonda bu hafta neler var?Bu hafta vizyonda neler? Sinema salonlarından EnSonHaberler… Fethullah Gülen’in suçu ne? Sabah yazarı Övür: Baykal’ın gündeme getirdiği ‘açılım’ bana Fethullah Gülen öncülüğündeki eğitim faaliyetlerini hatırlatıyor.

Diğer Başlıklar
Takva ödüle doymuyorDenizli’yi uzaylılar bastı Milyon dolarlık Picasso eskizi çalındı’Vura kıra ilerliyorum’Unutulmaz Yeşilçam replikleriBu hafta sinemalarda neler var?İstanbul’da GEVENDE coşkusuHarry Potter ölüyorSunday Times: Seks ve Müslüman KızıEinstein ve BediüzzamanDuran Duran 13. albümünü çıkaracakBir tarikat masalı: Anka KuşuYumurta kapıdaİnternetten bağlama öğreninMahkumların zafer sahnesiZafer çocuklarının hikayesiHedef teröristlerin içine sızmakTerör Iglesias’ı korkutmadıTürkler TV Karşısında YaşıyorSahte milliyetçi niçin bayrak alır?Osmanlı Kudüs’ü niçin kaybetmişti ?Mevlana çizgi filmi gösterime girdiSeddülbahir Savaş Müzesi İzmit’teBursa’da edebiyat günleri başlıyorDünyanın en güzel sözcüğüOkuyucuya kavuşanlarÇöpteki tablo kaç lira ederKevin Costner İstanbul’a geliyorŞehir Tiyatroları’nın Kasım programıEski Broy dergisi hayata geri döndüSenfonik Ezan TartışmasıSenfonik Mevlana!Atatürk`ün balmumu heykeline yoğun ilgi12 film ‘altın’ sınavındaRessam Doğan Akça yaşamını yitirdiTopkapı’da 115 yıl padişah ölmediLeyla ve Mecnun Kağıthane’deSuikast kurbanı gazeteciler için konserKültür Bakanlığı 65 ’sanatçı’ arıyorFrankfurt Kitap Fuarı’nda Türkiye tanıtımıMichael Schumacher, aktörlüğe soyunduKatilin seni iyi tanıyorsa…Harry Potter ölecekBitirim ikili Paris’te karıştırdı

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Ara 12

Bakire Kraliçe’yi Osmanlı Korudu
Vizyondaki “Altın Çağ” filminde hikayesi anlatılan İngiltere Kraliçesi, “Bakire Kraliçe” I. Elizabeth ve Osmanlı Devleti arasında nasıl bir ilişki vardı? 09 Aralık 2007 / 11:50
Soner Yalçın / Hürriyet

Bakire Kraliçe’nin ‘bekáretini’ Osmanlı Padişahı korudu!

Vizyondaki “Altın Çağ” filmindeki “Bakire Kraliçe” I. Elizabeth sadece bizde değil, İngiltere’de de gündemde.

Bunun başlıca nedeni, İngiltere’de dinin ve milliyetçiliğin yükselişe geçmesi. Bu çevreler “kutsallık” mertebesine çıkardıkları “Bakire Kraliçe”yi özlemle anıyor. Ve dolayısıyla bu durum “Bakire Kraliçe” dönemine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bizim açımızdan ilginç olan ise, bu tartışmaların merkezinde biz Türklerin olmasıÉ

“Bakire Kraliçe”yle ilgili tartışmalara geçmeden önce yazımıza bir tespitle başlayayım:

Deniyor ki, “Altın Çağ” filminde I. Elizabeth “Türk Sultanı’yla mı evleneyim” sözünü müstehzi bir ifadeyle söyledi!

Sanıyorum kendisiyle alay ediyordu! Ya da filmi çekenlerle!

“Bakire Kraliçe” (1533-1603) 16. yüzyılda yaşadı.

Bu yüzyılda Osmanlı Devleti bir dünya imparatoruydu; Mısır, Tunus, Libya, Cezayir, Yemen, Hicaz, Suriye, Kıbrıs, Azerbaycan, Gürcistan, Kırım, Romanya, Macaristan, Bulgaristan, Yunanistan vs Osmanlı’nın hákimiyet alınıydı. Osmanlı kara ordusu Viyana kapılarında, donanması Fransa Nice kıyılarındaydı. Karadeniz ve Kızıldeniz tamamen Türk iç denizi, Akdeniz ise “Türk Gölü”ne dönüşmek üzereydi.

Böyle bir imparatorluk karşısında, sosyal ve politik meselelerle uğraşan; İspanya’nın her an yutmaya hazır olduğu bir İngiltere Kraliçesi, Türk Padişah’ından alay eder gibi bahsedecek öyle mi? Hadi oradan!

Kraliçe I. Elizabeth biyografisine geçmeden önce dönem şartlarını bilmemiz gerekiyor. Bunun için ise bir aşk hikáyesi hakkında bilgi sahibi olmamız şart!

TENİ BEYAZ DİYE İDAM EDİLECEKTİ

I. Elizabeth’in babası VIII. Henry farklı bir kraldı. 1491′de dünyaya geldi. 11 yaşında, İspanya Kralı Ferdinand’ın dul kızı Catherine d’Aragon ile evlenmesine karar verildi.

18 yaşında hem kral oldu hem de dünya evine girdi. 25 yaşında Anne Boleyn adlı genç bir kıza aşık oldu.

Evlenmek istedi. AmaÉ

Ama İngiltere, Batı Avrupa ülkeleri gibi Katolik’ti.

Katoliklerde boşanma ancak Papa’nın izniyle olabiliyordu.

Henry, Papa’dan boşanmak için gereken izni alamadı. Katolik İspanya’nın kralı da bu boşanmaya karşı çıktı ve Kraliçe Catherine aracılığıyla İngiliz sarayındaki ağırlığını sürdürmek istedi. Papa’ya baskı yaptı.

Diğer yanda Kral Henry de İspanya’nın, içişlerine müdahalesinden rahatsızdı.

Sonuçta: Bir yıl önce Martin Luther’in tüm kitaplarını yaktıran, Protestanları idam ettiren ve bu nedenle Papa tarafından “Dinin Savunucusu” unvanını alan Kral Henry, yeni bir kilise ve mezhep kurdu: Anglikanizm.

Görünür neden aşk gözükse de, iki ülke arasındaki kıyasıya çekişme, İngiltere reformlarını ateşleyen fitil oldu. Böylece Avrupa’da doğmakta olan Rönesans İngiltere’ye geldi.

Bu gelişmenin bir diğer boyutu ise, İngiltere’de burjuvazinin tarih sahnesine çıkmasıydı; bu yeni üretim biçimi kendi değerlerini topluma kabul ettirmek istiyordu.

“Reformist” Kral Henry bu arada áşık olduğu Anne Boleyn ile gizlice evlendi.

Aynı yıl, 7 Eylül 1533′te I. Elizabeth doğdu.

Ancak şansızdı: Teninin fazla beyaz olması nedeniyle hayalet olduğu söylenerek celláda teslim edildi. Elizabeth, annesi Boleyn sayesinde kurtarıldı.

Elizabeth kurtarıldı ama annesi üç yıl sonra, başka erkeklerle zina yaptığı gerekçesiyle kafası uçurularak idam edildi.

Kral Henry on gün sonra Jane Seymour ile evlendi.

Jane Seymour, bir yıl sonra Kral Henry’e en büyük armağanı verirken; Prens Edward’ı doğururken öldü.

Kral Henry 1543′te ölünce, Edward 9 yaşında, “VI. Edward” olarak tahta çıktı. VI. Edward 16 yaşında çocuksuz olarak ölünce, I. Elizabeth’in diğer üvey kardeşi (Kraliçe Catherine’in kızı) I. Mary, Kraliçe oldu. İlk kez İngiltere tahtında bir kadın oturdu.

I. Mary de çocuksuz öldü ve böylece I.Elizabeth 17 Kasım 1558 tarihinde 25 yaşındayken tahta çıktı.

Evet, bu bilgilerden sonra Kraliçe I. Elizabeth’in “müstehzi ifadeyle konuşması” meselesine gelebilirizÉ

OSMANLI TARİHİNİ DEĞİŞTİRDİ

Önce bir olgu:

16. yüzyıl boyunca en güçlü Hıristiyan devleti İspanya idi.

Osmanlı ise yazdığım gibi bir dünya deviydi.

Bu iki süper güç yüzyıl boyunca birbirleriyle çatıştı.

Osmanlı siyaseti gereği, Katolik İspanya’ya karşı, hep Protestan Hıristiyanların koruyucusu oldu.

İspanya tahtında Kral II. Felipe (1527-1598) vardı. Sadece İspanya’nın değil Sicilya, Napoli, Portekiz ve Hollanda’nın da hükümdarıydı. Venedik, Ceneviz, Malta kontrolü altındaydı.

I. Elizabeth’in üvey kız kardeşi Mary ile dört yıl evli kaldı.

Mary ölünce tahta geçen Kraliçe I. Elizabeth ile de evlenmek istedi. Olmadı.

İspanya, İngiltere üzerindeki nüfuzunun bitmesini, hele hele Protestanlığın gelişmesini istemiyordu. “Bakire Kraliçe”yi gözüne kestirdi!

I. Elizabeth’i zor günler bekliyordu. Kendisi ve ülkesi tehdit altındaydı.

İmdadına Osmanlı yetişti.

Osmanlı, önce İngiliz ticaretini destekledi. 11 Eylül 1581 anlaşmasına göre, İngiliz gemileri Akdeniz’deki Türk limanlarına rahatça girip ticaret yapabilecekti.

İspanya Kralı II. Felipe, Osmanlı’yı karşısına almak istemedi; ince bir diplomasi yürütüp, “barış çubuğu” içmek istedi.

Bu hal, Fransa ve İngiltere’yi korkuttu; biliyorlardı ki Osmanlı yanlarında olmazsa, İspanya onları yutardı.

Osmanlı, II. Felipe’e yüz vermedi. İngiltere’nin koruyuculuğuna devam etti. İlk İngiltere elçisi William Harborne, 26 Mart 1583′te İstanbul’a gelerek göreve başladı.

O tarihlerde Osmanlı tahtında Sultan III. Murad (1546-1595) vardı. Osmanlı, topraklarını genişletmeyi sürdürdü: Fas, Lehistan, Tebriz ve Şirvan gibi İran’ın bir bölümü vs.

Kraliçe I. Elizabeth, Osmanlı yönetiminin gönlünü hoş etmek için, yalnız padişahı değil, padişahın annesi Valide Sultan Nurbanu’yu, eşi Safiye Sultan’ı, hocası Sadeddin Efendi’yi, vezirlere, Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa gibi komutanları hediyelere boğdu. Mektuplarında, “putperest” dediği Katoliklere karşı Türk yardımı istedi. Kendini İslam’a yakın göstermek için, Protestanlıkta da tıpkı Müslümanlıkta olduğu gibi resimlere ibadetin yasak olduğunu yazdı.

III. Murad yanıt mektubunda şöyle dedi:

“Siz dahi südde-i sa’adetime ita’at ve inkıyada sabit-kadem olup, ol caniblerde vakıf ve muttali olduğunuz ahbarı arz ve ila’m etmekden hali olmıyasız.”

Kısaca, “siz büyük bir mutlulukla Osmanlı’ya bağlandınız, gerisini merak etmeyiniz” diyordu.

Osmanlı desteğini alan I.Elizabeth, 1588′de “İspanya Armadası” denilen deniz savaşında İspanya’yı yendi. Osmanlı donanması bu savaş sırasında İspanyol gemilerini Akdeniz’de oyaladı ve savaşın, dolayısıyla tarihin seyrini değiştirdi.

Bu savaş sonrasında İngiltere büyük bir güç olarak tarih sahnesine çıkarken, Protestanlık artık durdurulamaz oldu.

TARİH YENİDEN YAZILIYOR

Gelelim bugüne:

İngiltere’de tarih kitaplarının yeniden yazılması gündemde.

Eşitlik ve İnsan Hakları Komisyonu Başk
anı Trevor Philips, Türkler’in, İngiltere-İspanya Savaşı’nda Kraliçe I. Elizabeth’i kurtardığını, bunu tarih kitaplarına yazmak gerektiğini söyledi.

İngiliz Daily Mail gazetesi, “Şimdi de azınlıkları mutlu etmek için mi tarih kitaplarımızı değiştireceğiz” başlığını attı.

İngiliz milliyetçileri, “İngiltere tarihi şanlı zaferlerle doludur, kimsenin yardımına ihtiyacımız yok” diye tepki gösterdi.

Yani mesele döndü dolaştı yine bizim başımıza “patladı!”

Londra Üniversitesi’nden Jerry Brotton, Kraliçe’nin, Osmanlılardan yardım istediği mektubu, 2004 yılında ortaya çıkardı. Ancak bu belgeye karşı çıkanlar da oldu. Dr. Simon Adams, “Mektup 1585′te yazılmış. Yani savaştan tam üç yıl önce” diyordu.

Tartışmalar hala sürüyorÉ

Sonuç olarak, kim ne derse desin, hangi filmi nasıl çekerse çeksin; I. Elizabeth bekasını, yani kalıcı olmasını ve ölümsüzlüğünü Osmanlı Padişahına borçluydu!

‘Bakire Kraliçe’ istese OsmanlI PadiŞahI’yla evlenebilir miydi?

I. Elizabeth 17 Kasım 1558 tarihinde iktidar koltuğuna oturduğunda, Osmanlı Sarayı’nın tahtında Kanuni Sultan Süleyman vardı. Aralarında 39 yıl gibi büyük bir yaş farkı vardı.

Üstelik Sultan Süleyman, baş kadını Hürrem Sultan’a hala áşıktı.

Ayrıca iki eşi daha vardı; Mahidevran Kadın ve Gülfem Hatun.

Kraliçe Elizabeth’in kafasındaki “Doğu” ve “Türk” imajı nasıldı, bilmiyoruz. Ama Harem öyle uzaktan görüldüğü gibi Batı masallarına pek benzemiyordu.

Sultan Süleyman’ın eşleri arasında özellikle Hürrem Sultan ile Mahidevran Kadın arasında sürekli saç saça kavga vardı. İki sultanı, ancak Padişah’ın annesi Valide Hafsa Sultan araya girip durdurabiliyordu.

Kayınvalide Hafsa Sultan Saray’a cariye olarak alınmış ve Yavuz Sultan Selim’in karısı olmuştu. İddiaya göre Leh Yahudi’siydi.

Diğer sultanlar gibi, Hürrem Sultan da bu topraklara yabancıydı.

Batı tarihçilerine göre Hürrem Sultan’ın gerçek adı: Roxelana, Roza, Rossa, Rosanne, Ruziac veya La Rossa idi.

İtalyan ve Fransız olduğu iddia edilmekle birlikte, kökeni kesin olarak bilinmiyordu. Rus Papaz Rogatino’nun kızı olduğu da, Kırım Hanı Mengli Giray’ın kızı olduğu da söyleniyordu. Kimilerine göre ise Hazar Yahudi’siydi.

Dünyayı titreten Sultan Süleyman, Hürrem Sultan’ın bir sözünü iki etmiyordu.

Bir hükümdarla köle kökenli bir kadın arasındaki bu tutkuyu yadırgayan halk, Hürrem Sultan’ın padişaha büyü yaptırdığına inanıyordu.

Kim ne yaparsa yapsın, ne derse desin sonunda Hürrem Sultan amacına ulaştı:

Sarayın tek hákimi oldu. Böylece Osmanlı tarihindeki “kadınlar saltanatı” Hürrem Sultan ile başladı.

Kraliçe I. Elizabeth, Sultan Süleyman’ı eş olarak seçmemekle kendisine ve ülkesine iyilik yapmıştı. Yoksa Hürrem Sultan’dan çekeceği vardı!

NURBANU SULTAN

Kraliçe I. Elizabeth’in koca adayları arasında, Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra tahta geçen II. Selim (1524Ğ1574) de vardı.

Kraliçe I. Elizabeth, Hürrem Sultan gibi bir kayınvalide ister miydi, bilinmez!

Ama II. Selim’in eşi Nurbanu Sultan da çok dişliydi.

Nurbanu Sultan kimi tarihçilere göre İtalyan/Venedikli, kimilerine göre ise Yahudi’ydi!

Ahmet Refik gibi tarihçiler, Nurbanu Sultanı Yahudileri devlet işlerine karıştırmakla suçladılar hep. Yahudi iş kadını Ester Kira’yla olan ticari ilişkileri bu iddiayı güçlendiriyordu.

Nurbanu Sultan, tıpkı kendisini yetiştiren kayınvalidesi Hürrem Sultan gibi devlet işleriyle yakından ilgilendi.

Kraliçe I. Elizabeth, II. Selim’e eş olabilir miydi? Sanmam. Padişah eşi ve kızlarından çok çekmişti ve kraliçeyi görecek gözü yoktu.

Peki, Kraliçe I. Elizabeth tahtın bundan sonraki hákimi III. Murad’la evlenebilir miydi?

Bunun yanıtı için sadece bir örnek olay yazalım:

Nurbanu Sultan kocası II. Selim vefat edince, ölüm haberini kimselere haber vermedi. Kocasının cesedini, oğlu III. Murad Manisa’dan İstanbul’a gelip tahta oturana kadar sarayın buzhanesinde sakladı.

SAFİYE SULTAN

Kraliçe I. Elizabeth kuşkusuz Nurbanu Sultan gibi sert bir kayınvalide istemezdi.

Ama III. Murad’ın eşi Safiye Sultan da Valide Sultan’ı aratmayacak bir kişilikteydi.

Safiye Sultan’ın biyografisi hakkında türlü iddialar var:

Adriyatik denizinden bir gemiyle geçerken korsanlara esir düşmüş, önce Ferhad Paşa’ya sonra güzel ve zeki oluşu nedeniyle Osmanlı Sarayı’na satılmıştı. III. Murad Safiye Sultan’ı çok sevdi. AmaÉ

Bu durum annesi Nurbanu ile aralarının açılmasına neden oldu.

Nurbanu Sultan, gelini Safiye Sultan’ı gözden düşürmek için oğluna dünyalar güzeli cariyeler sundu. Ne yapsa ne etse III. Murad’ı Safiye Sultan’dan vazgeçiremedi.

Nurbanu Sultan ölünce, Safiye Sultan Osmanlı Sarayı’nın tek hákimi oldu. Rahmetli kayınvalidesi Nurbanu Sultan’ın Yahudi Ester Kira’yla yürüttüğü ilişkileri bile devam ettirdi! Kraliçe I. Elizabeth’le iyi ilişkiler kurdu.

HANDAN SULTAN

16. yüzyıl artık geride kalıyordu.

Kraliçe I. Elizabeth hala bekárdı. Ama artık yaşlanmıştı. Safiye Sultan’ın oğlu III. Mehmed tahta çıktığında 29 yaşındaydı. Kraliçe ise 58 yaşında.

Bu evlilik gerçekleşebilir miydi?

Sultan III. Mehmed’in gözü Handan Sultan’dan başkasını görmüyordu. Dolayısıyla bu evliliğin gerçekleşmesine de olanak yoktu.

Kraliçe I. Elizabeth ile Sultan III. Mehmed aynı yıl 1603′te vefat ettiler.

Şaka bir yana, gelelim sorumuza:

Hani filmde Kraliçe soruyor ya, “Türk Sultanı’yla mı evleneyim” diye?

Öncelikle belirtelim: “Seçen” Kraliçe değil, Osmanlı Padişah’ı olurdu.

Ve “veraset” meselesi yüzünden “Bakire Kraliçe”nin de pek şansı yoktu.

Yazmadan edemeyeceğim: İngiltere feodalizmi tasfiye edip “kapitalizmin” çarklarını döndürüp toplumu harekete geçirirken, Osmanlı siyasi açıdan dünya devi olmasına rağmen, ticari hayatındaki dinsel gelenekçilik yüzünden hem ticari hem de kültürel anlamda gericileşme sürecine girdi.

Bugün durum ortada; İngiltere nerede biz neredeyiz? Onlar Kraliçe I. Elizabeth için film üzerine film çekiyor.

Biz her şeyi sineye çekiyoruz!

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Ara 12

Cepten tuvalet hizmeti
Yeni bir cep telefonu hizmeti. Tuvaet yaz gönder. En yakın tuvalet cebine gelsin…29 Kasım 2007 / 23:07
İngiltere’de yeni bir cep telefonu hizmeti, başkent Londra’nın merkezinde “sıkışanların” yardımına koşuyor.

İngiltere’de kaybolan şoförler için “SatNav” olarak ilk kez verilmeye başlanan hizmet, şimdi de “SatLav” adıyla alışveriş sırasında sıkışanlara en yakın tuvaleti bulmalarına yardımcı olacak.

Westminster Kent Konseyi, bugün cep telefonlarında başlattığı yeni bir kısa mesaj hizmetiyle, Londralılara ve turistlere en yakın tuvaleti bulmaları için rehber olacak.

Cep telefonuyla kısa mesaj olarak “Tuvalet” yazıp verilen numaraya gönderenler, uydu teknolojisi sayesinde yerleri belirlendikten sonra kendilerine en yakın tuvaletin yerinin detaylarını anlatan mesaj alacak.

Bu yaratıcı fikrin sahibi, Konsey tarafından düzenlenen yarışmaya katılan 26 yaşındaki öğrenci Gail Knight.

Arkadaşlarıyla dışardayken restoranların ya da mağazaların tuvaletlerini kullanmak zorunda kaldıklarını ve bu durumdan çok rahatsız olduklarını anlatan Knight, bir kısa mesaj hizmetinin bu durumdan mustarip olan herkese yardımcı olabileceği fikrinin aklına gelmesi üzerine projegeliştirdiğini söyledi.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Ara 12

MSN şifreniz mi çalındı?
Kişisel haberleşme ve sohbet programı MSN şifresi çalınanlara iyi haber.03 Aralık 2007 / 16:30
Kişisel haberleşme ve sohbet programı MSN şifresi çalınanlara iyi haber. Ankara Adliyesi, MSN şifresinin çalındığı iddiasıyla kendilerine yapılan başvurularda olumlu sonuçlar aldıklarını belirtti.

Ankara Adliyesi Cumhuriyet savcıları, son dönemlerde kendilerine ‘MSN şifremi çaldılar’ şeklinde başvuruların yapıldığına dikkat çekerek, “MSN şifresini kimin çaldığını ve kullandığını kısa sürede tespit edebiliyoruz” haberini verdi.

MSN şifre hırsızları hakkında bilişim suçlusu işlemleri yaptıklarını belirten yetkililer, MSN şifresini çalanları nasıl yakaladıklarını da şöyle anlattı: “Microsoft Corporation’un Türkiye Temsilciliği İstanbul’du. Bu şirkete yazı yazarak, şifresi çalınan kişinin adresini kullanan kişilerin IP numaralarının tarih, ve saat detayları ile birlikte savcılığımıza gönderilmesini rica ediyoruz

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Ara 12

Bu ambar kıyamette açılacak
Devrimizin “Nuh’ın gemisi”. Çılgınca bir fikir gibi.. Ama bu ambar çok başka…29
Norveç’in kuzeyinde yer alan Svalbard Adası’nda hummalı bir çalışma var. Dünyanın dört bir yanından getirilen milyonlarca tohum örneği dünyayı etkileyecek bir doğal afet ya da nükleer savaş sonrasında yeniden hayat bulmak için depolanıyor. Bu ambar ancak dünyanın yaşayacağı bir felaket sonrasında açılacak.

Ambardaki kanallar, tünel delme ve kaya patlatma teknikleriyle açılmış. Yarısı dışarda olan giriş tüneli 5 metre kalınlığında çelikle kaplı. 3 depo hücresinin her biri 100 metrelik koridorlarla bu giriş tüneline bağlanıyor.

Bu plan Norveç için değil, tüm dünyayı kurtarmak için! Kulağa tam bir bilim kurgu senaryosu gibi gelse de “Kıyamet Ambarı” işte bu niyetle inşa ediliyor.

“Dünya yeniden yaratılabilir”

Kıyamet ambarının bulunduğu Longyearbyen Kasabası 1900 nüfuslu küçük bir yer… Norveç’in kuzeyinde buz denizinde bulunan Svalbard Adası Norveç Hükümeti ve Global Crop Diversity Trust’ın ortak çalışmaları olan Svalbard Global Seed Vault (Svalbard Küresel Tohum Ambarı) projesine ev sahipliği yapıyor.

Projenin amacıysa dünyanın yaşayabileceği herhangi bir felaket sonrasında uygarlığın yeniden “yaratılmasını” sağlamak.

Zira Svalbard Ambarı’nın yalnızca küresel ısınma ya da meteor düşmesi gibi doğal afetlerle değil büyük savaşlar, hatta nükleer bombalar sonucu yok olan bir dünyayı yeniden yaratabilme amacıyla inşa edildiği iddiasındalar.

Tohumlar karakutular içinde raflarda istifleniyor. Ambar üç ayrı yeraltı hücresinden oluşuyor. Her birinin ayrı bir güç istasyonu ve klima sistemi bulunuyor. Permafrost duvarlar özel maddelerle sıvanıyor.

Dünyanın dört bir yanından tohum toplanıyor

Projenin basın danışmanı Jeff Haskins’in Yeni Aktüel’e anlattığına göre, bugünlerde tropik bölgelerden en kuzey enlemlere kadar, bulunabilecek tohumların hepsi büyük bir organizasyon eşliğinde Svalbard’a gönderiliyor.

Uluslararası Tarım Araştırmaları Enstitüsü tarafından organize edilen, yaklaşık yüz ülkedeki “bitkisel gen bankaları”nda bulunan özgün tohum örnekleri şimdi burada toplanıyor.

Bu gen bankalarıysa Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) işbirliğiyle oluşturulan ve sayıları toplamda bin 400′ü bulan bir çeşit bilimsel tohum deposu zinciri.

Ana bankalar Çin, Rusya, Japonya, Hindistan, Kuzey Kore, Almanya, Kanada’da bulunuyor.

Girişin çatısı kutup ışıklarını yansıtacak şekilde tasarlanmış. Havaalanına bir kilometre uzaklıktaki ambar küresel iklim değişiklikleri hesaplanarak deniz seviyesinden 130 metre yükseğe konuşlandırılmış

Ve gemilerle ya da uçaklarla dünyanın dört köşesindeki bu bankalardan gelen tohumların son durağı buzdağına oyulan işte bu dev ambar. Proje çalışanları buraya ‘Doomsday Vault’ (Kıyamet Ambarı) diyor.

NUH’UN GEMİSİ GİBİ
Kutup buzulu ve donmuş toprak içine yapılan ambar 4,5 milyon tohum örneğini alabilecek kapasiteye sahip. Şimdiden kapasitenin bir bölümü doldurulmuş durumda.

Kapasite tamamen kullanıldığında ambarda akla gelebilecek her tür meyve, sebze ve tahıl tohumu bulunacak.

Yani burası aslında bir tür ‘Nuh’un Gemisi’. Ama Nuh’un elindekinden biraz daha gelişmiş bir teknolojinin ürünü; ve biraz daha pahalı. 26 Şubat 2008′de tamamlanacak proje için harcanan para 9 milyon dolar. Ambar çalışanları günde 12 saatlik vardiyalarla iş görüyor.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Ara 12

İnfrared ısıtıcılar zararlı mı?
Son dönem teknolojilerinden infrared yararlı mı zararlı mı? Yanıt UFO’nun üreticisinden…09 Aralık 2007 / 16:05
Kalite kontrol belgeleri olmayan ve resmi kurumlarca onaylanmayan infrared ısıtıcıların sağlık açısından olumsuz etkilerinin olabileceği bildirildi.

Son yıllarda oldukça yaygınlaşan ve özellikle iş yerlerinde kullanılan
infrared ısıtıcılar, ”Sağlık açısından yararlı mı zararlı mı, elektrik tasarrufu
sağlıyor mu sağlamıyor mu?” gibi tartışmaları da beraberinde getirdi.

Uzmanlar, resmi kurumlar tarafından onaylanmamış, gerekli laboratuvar
testlerinden geçmemiş, ”taklit infrared” ısıtıcıların insan sağlığı üzerinde
olumsuz etkileri olabileceği uyarısında bulunuyor.

TASARRUF DEĞİL VERİMLİ ISINMA
Ufo markalı infrared ısıtıcının üreticisi olan NNR Infrared Teknoloji Genel
Koordinatörü Abdullah Yeşil, infrared ısıtıcıların elektrik tasarrufu yaptığı konusunda kamuoyunda yanlış anlaşılmaların olduğunu söyledi.

Yeşil, ”5 tane quartz soba ile ısıtamadığınız bir alanı bunun 1 tanesiyle ısıtabiliyorsunuz. Yani enerjiyi verimli iletme olayı söz konusu. Doğal olarak ay sonu gelen faturayı düşürmüş oluyor” diye konuştu.

DOKTOR TAVSİYESİYLE ÜRÜN SATIYORLAR
Yeşil, ”Infrared, fizik tedavide kullanılıyor. Önemli olan ışığın dalga boyudur.
Bizim cihazlarımızdaki dalga boyu ile fizik tedavide kullanılan dalga boyu aynı. Aynı zamanda boyun fıtığı, siyatik, romatizma, astım, sinüzit gibi hastalıklarda tedavi edici unsur olarak kullanılıyor. Doktor tavsiyesiyle ürün verdiğimiz müşterilerimiz var.”

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,


Eğitim ve Ögretim Sınava Hazırlık
guncel haberci bugunneleroldu Dilekçe Örnekleri