.
Eyl 03

başlık baya iddaalı ve aynen doğrudur. olay şudur:martingale giye bir adamın bulduğu bir sistem var.gazinolarda  uygulanmış vaktiyle.kaybedince iki katıyla oynamak bu sürekli devam edip gidiyor taki kazanıncaya kadar ve ömür boyu kaybetmeyeceğinize göre ne kadar şanssız olursanız olun mutlaka bir kere de siz kazanırsınız.ama bu sisteme dayanacak para olması meselenin özünü oluşturuyor.

neyse bir arkadaşım bu sistemi  bahise uyguladı (hoş bunu tüm iddaa bahis istelerinde görmek mümkün)  ancak internet üzerinden oynadığı için yüksek meblağlarda para ile oynamayı sakıncalı gördü zira  sanal bahis şirketleri paranın üstüne yatabiliyordu sudan sebeplerle. arkadaşım da uzun uğraşlardan sonra bunu tc nin yasal bahisi  (insanları soyma makinası ) olan iddaa da uygulamak için çeşitli formüller aramaya başladı ve en sonunda buldu.  daha doğrusu çok uzun zaman oldu bulalı ama ben pek  ilgilenemişdim taki arkadaşım büyük miktarlarda kazanmaya başlayınca ve  asla sonunda kaybeden olmamaya başladığı zaman  benim dikkatimi çekti.  gelelim sisteme:

elimize  4 takım alıyoruz bunlar bizim 4 büyük klübümüz olacak.  ve  her hafta   dört takımada  şöyle oynuyoruz.   ilk yarı  0  ikinci yarı   seçtiğimiz takımın galibiyeti ama her bir takımmı tek tek yazıyoruz

galatasaray diyelim  bizim iddamız şu galatasaray   evinde ya da deplesmanda  ilk yarı berabere kalacak ikinci yarı maçı alacak diyoruz. ve bu nun yanına  alt üst bahisinden iki maç ilave ediyoruz.

 örnek kupon anlatmakla olmuyor

kupon 1

————————————————

afyon- mardin           alt

konya- uşak             alt

sivas- gs             0-2   (ilk yarı 0 ikinci yarı  2)

kupon 2

————————————————-

afyon- mardin           alt

konya- uşak               üst

sivas- gs              0-2   (ilk yarı 0 ikinci yarı  2)

kupon 3

—————————-

afyon- mardin           üst

konya- uşak             alt

sivas- gs             0-2   (ilk yarı 0 ikinci yarı  2)

kupon 4

——————————–

afyon- mardin           üst

konya- uşak             üst

sivas- gs             0-2   (ilk yarı 0 ikinci yarı  2)

elimizde  4 adet kupon oldu   ilk iki maç ne olursa olsun   mutlaka kuponlardan birisi tutacaktır.bize kalan gs nin   0–2  bitmesi. diyelimki bitmedi  .iş burda başlıyor. artık yapılması gereken tek şey var      yatırdığımız parayı  ikiye katlayarak  oynamak  bir kere kazandığımızda (diyelimki  7 hafta sonra  bizim dediğimiz gibi gs  ilk yarı berabere ikinci yarı kazandı )  o güne kadar yatırdığımız tüm parayı ikiye katlayarak geri alıyoruz.  

bu sistemi  4 büyük takıma ayrı ayrı uygularsak   daha heyecanlı olur ama elimizde  en az 200 ytl olması lazımki kasamız erken bitmesin  bir diğer hususda   bu sistemde başarılı olmak için bir tek şart var   o da sabır ve   kararlılık  gerisi matematiktir ki  geçen sezonları incelerseniz    34 hafta da  18 kere bizim dediğimiz gibi bitmiştir maçlar.

bol şanslar  .  haa unutmadan  bahis kumardır…..

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Ağu 26

İDDAA İHALESİ İÇİN GERİ SAYIM
Milliyet Gazetesinin bugün tarihli haberine göre İddaa ihalesi için geri sayım başladı. İddaa haberlerinin tanıdık yüzü Ayşe Yeşin’in haberi şu şekilde:

Danıştay 13. Dairesi’nin iptal kararından sonra şubat ayında TBMM’de kabul edilerek yürürlüğe giren “Futbol ve diğer spor müsabakalarında müşterek bahis ve şans oyunları oynatılması” hakkındaki kanunun uyarınca İnteltek firması ile 1 yıllık sözleşme yenileyen Spor-Toto Teşkilat Müdürlüğü, yeni ihale için kolları sıvadı. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 6 ay içinde yeni ihale hazırlıklarına başlanılması zorunluluğuna dikket çeken Teşkilat Müdürü Bekir Yunus Uçar, “İhaleyi kazanacak firmanın 2008 Nisan ayında işe başlaması gerekiyor. Bu yüzden hızlı hareket etmek zorundayız. Hukukçularımızla birlikte detaylı bir yönetmelik oluşturmaya çalışıyoruz” dedi.

Yeni sistemde futbol dışında NBA, otomobil ve motosiklet yarışları, basketbol ve voleybol gibi müsabakaların da İddaa’ya dahil edileceğini ifade eden Uçar şunları söyledi: “Bu nedenle yönetmelik kapsamlı olacak. Yeni ihale sıfırdan yapılacağı için en geç Eylül veya Ekim ayında gerçekleştirmek istiyoruz. Bu sayede ihaleyi kazanacak firmaya da alt yapı oluşturabilmesi için 6 aylık bir hazırlık süresi sağlayacağız. Yönetmelik metninin son şeklini almasından sonra Maliye Bakanlığı’na göndereceğiz. Uzmanlarca incelenecek yönetmeliğin onayı ile de yeni ihalenin duyurusunu yapacağız”.

Yorum: Haberden de anlaşılacağı üzere yeni ihaleyi kim alırsa alsın yine tekel olarak hizmet verecek ve bahisçilerin aldığı kötü hizmet kalitesinde bir artış olmayacak. Ne diyelim, bari bu sefer %45′i Yunanistan şirketine ait olan bir şirket ihaleyi almasın da, SporToto’nun ‘Paranızın yurtdışına kaçmaması için İddaa oynayın’ söylemlerinin içi dolsun…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Ağu 26

Nesİne’nİn Gözü Avrupa’da Oynayanlarda
Doğan Grubu’nun online İddaa bayisi Nesine.com gözünü bahislerini Avrupa’daki şirketlerde oynayan bahisçilere çevirdi. Online bahis oynayanların büyük bir çoğunluğu, Türkiye’de illegal ilan edilen ama Avrupa’da İngiltere, Avusturya, İtalya gibi ülkelerde yasal ve lisanslı olan şirketleri tercih ediyor. Bunun başlıca nedeni İddaa’nın kendi geri ödeme kriterleri dahilinde oyuncuya dezavantajlı bir ortam yaratması.

Nesine.com da yan tarafta gördüğünüz karikatür ile ‘Avrupa’da oynuyordum, şimdi burada oynuyorum. Ya sen?’ diyerek hedef kitle konusunda niyetini belli etti. Bu karikatürün UEFA’nın tanıdığı bahis şirketi Betfair ile İsveç’te borsaya kote olmuş Betsson’un perdelendiği gün olan 16 Mart’a denk gelmesi ise kafaları karıştırdı. Bu şirketler Bahis Borsası kavramını uygulayarak bahisçilerin kasaya karşı değil, birbirleri arasında iddiaya girmesine imkan tanıyordu.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Ağu 26

Şok Gazetesİnden Namina Yakişir Haber

Şok Gazetesinin 11 Mart 2007 tarihli haberine göre ‘Kumar sitelerinin çoğu Roj TV gibi bölücü yayın yapan ve İslam’a hakeret içeren karikatürlerle krize neden olan Danimarka üzerinden ulaşıyor’muş. Ulaşıyor ne demek bilmiyoruz ama bu yakıştırma karşısında sağlıklı bir yorum yapamıyoruz. Tek bildiğimiz kumar sitelerinin Danimarka ile doğrudan bir ilgisi olmadığı ve Danimarka kökenli kumar sitelerinin bir elin parmaklarını geçmediği…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Ağu 26

TEKNİK DİREKTÖR İDDAA BAYİİNDE!
İddaa’nın Türkiye alt liglerine açtığı limitsiz bahisler futbolumuzu kirletmeye devam ediyor. Kanal 7′nin 19 Şubat 2007 tarihli haberine göre Kütahyaspor’un Teknik Direktörü Murat Özgen ve yardımcı antrenörü İddaa bayiinde görüntülenmişler. Murat Özgen durumu özetlemek için ‘Grubumuzda maç bile yok, yaptığımız gayet normal.’ derken sözkonusu İddaa bayi ise teknik direktör ve yardımcısının sürekli müşterisi olduğunu belirtmiş. Daha önce de Kütahyaspor v Balıkesirspor maçı öncesi Balıkesirsporlu 2 oyuncu, Kütahya’daki İddaa bayiinde İddaa oynarken görüntülenmişti.

Yorum: Daha önce de belirttiğimiz gibi sırf programdaki maç sayısı artsın, dolayısı ile oynanan bahis miktarı ve hasılat artsın diye bu kadar profosyonellikten uzak hatta amatör liglere bahis açarsan olacağı budur. İddaa’nın hasılatı artsın diye alt liglerimiz giderek kirleniyor. İddaa yüzünden dün futbolcular, bugün teknik direktörler, yarın belki de hakemler kendi maçları ile alakalı olarak bahis oynuyorlar. İddaa kurdun aklına kuzuyu sokuyor…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Ağu 26

İDDAA’DAN VAPİO’YA SON DAKİKA GOLÜ
FCbahis.com‘dan Murat Yadigar arkadaşımız İddaa’nın Vapio?’ya attığı gol ile ilgili güzel bir yazı kaleme almış. Kendisine yayın izni için teşekkür ediyor, aynen yayınlıyoruz:

Son haftalardaki İddaa protestoları 9 Haziran 2007 tarihinde Radyospor’da Barış Ertül’ün programında tekel olarak hizmet veren bahis şirketi İddaa masaya yatırılmıştı. Ama bu programdan sonra elde edilen hiçbirşey olmadı. Eski sistem bahis severleri sömürmeye başladı. Buda yetmezmiş gibi maç programlarının değişmesi, anlık girdi ve çıktılar insanları bezdirdi.

Vapio? Bahis Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Yalçın Uygun’da; 29 Haziran’da çıkan 80. sayılarında İddaa Risk yönetimine haklı tepkisini gösterdi.Yalçın Uygun’un “Son Dakika Golü” başlıklı yazısında dikkat çeken alıntılar şu şekilde;

“Yaklaşık 1 yıldır Vapio?’ dayız.İşimiz dışardan kolay görünse bile ağırdır. Rakamlardan en ufak bir hata insanları yanlış bilgilendirmemize yol açar. Bizler,Bir sayfayı yaparken kırk kez düşünüyoruz. Ancak İddaa’nın muhtemel maç programını hazırlayan ekip,bizlerin mısır patlattığını sanıyor olacak ki, müthiş bir son dakika golü attı bize. Kazık desek daha doğru olur. Hafta boyunca defalarca ‘’Programınıza alacak mısınız?’’ diye dorduğumuz ve ‘’Kesinlikle gündemimizde yok , almayacağız’’ dedikleri U20 Gençler Dünya Şampiyonası’nı programa eklediler. Şu anda saat 13.30 ve 23 yeni maçı ekleyip gazeteyi yetiştirmemiz gerekiyor. Olacak iş değil. Bu nasıl bir sorumsuzluk, bu nasıl bir lagarlık.Bu maçların son dakika programa alınması olanaksız. Bizler baskı gününden bir gün önce sabahlıyoruz. En azından gece bir telefon açıp bu gelişmeden haberdar edilemez miydik. Şimdi yazıişleri aşağıda sayfalarla cebelleşiyor. 23 tane maçın analizleri, istatistik ve yorumları… Acele yüzünden sağlıklı yorumlar olamayacak doğal olarak. Ve kuvvetle muhtemeldir ki baskıya geç kalacağız. Yazıklar olsun’’

Barış Ertül’ün RadyoSpor’da konuk ettiği Risk Yönetiminde görevli Burak Bey ‘’biz bütün riski üzerimize alıyoruz. Yaptığımız hiçbir düzenlemede yanlışlık yoktur’’. demişti. Hatta kazanç oranlarını devletin vergi ile değerlendirmesinin arkasına sığınarak bir koz olarak kullanmıştı. Hani İddaa reklamında ekmeğimizi bölüşüyoruz ibaresi vardı ya işte bu ibarenin nekadar gerçekci olduğunu birkez daha gördük.Sizler ekmeğinizi bölüşmeyi bir kenera bırakın dağıtmak, ekmekleri ulaştırmak için aracı kurum ve kuruluşların emeklerini, haklarını göz ardı etmeyin!!

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Ağu 26

RADYOSPOR’DA İDDAA MASAYA YATIRILDI
9 Haziran 2007 tarihinde Radyospor’da Barış Ertül’ün programında tekel olarak hizmet veren bahis şirketi İddaa masaya yatırıldı. Programdan dikkat çeken alıntılar şu şekilde:

Inteltek Risk Sorumlusu Burak Özalp:
-İsveç, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan da da Türkiye gibi bahis tekeli var. Yorum: Bu ülkelerde yerel olarak bayiler üzerinden tekel olarak bahis oynatılmaktadır ancak internet üzerinden bahis oynamak yasak değildir. Yani Türkiye’de olduğu gibi özgürlükler kısıtlanmamaktadır.
-Limitleri kontrol etmek mümkün değil. – Yorum: Bu çok acı bir açıklama. Demekki her Türk vatandaşı bütün birikimini İddaa aracılığıyla bahise yatırıp kaybetme şansına sahip. Yapılması gereken TC Kimlik No ile herkesin oynadığı bahislerin denetim altına alınması. İnternette yasak ilan edilen sitelerde olduğu gibi limit belirlenmesi.
-Oyuncuların çok kazanması bizim için ticari bir risk. – Yorum: Bu ifade oyuncuların kaybetmesinin kendilerinin işine geldiğinin açık bir ifadesi. Demek ki İddaa da bahis şirketiymiş, ekmeğini paylaşan bir hayır kurumu değilmiş.

Bahisklavuz.com Yöneticisi Umut:
-Spor Toto billboardları yanlış yönlendiriyor. Oynayana ceza yok. – Yorum: Bu cümleye karşı bir açıklama yapılmaması oynayana ceza olmadığının İnteltek yetkilisi tarafından da kabulu şeklinde yorumlandı.

Radyospor Fotomaç İddaalıyız Programı Yapımcısı Barış Ertül:
-Internetteki şirketler hiçbir ülkeye vergi vermiyor. – Yorum: Bu ifade yanlış çünkü bu şirketler lisanslı bulundukları ülkelerde vergi ödüyorlar. Türkiye’de ise vergi vermelerine izin dahi verilmeden illegal ilan edildiler.

Globaliddaa.com Yöneticisi Emre Bayrak:
-İnteltek firmasını bir avukat olarak şu yönden eleştirmek istiyorum. Hiçbir şekilde hukuki takip yapılmamıştır hiçbir site hakkında. Biraz önce bağlanan Bahisklavuz.com sitesi illegal sitelerin reklamını halen yapmaktadır ancak hiçbir yasal işlem yapılmamıştır. – Yorum: Bu şekilde İddaa’yı eleştirmek amacı ile düzenlenen bir radyo programında rakip bir sitenin eleştirilip, suç duyurusu formatında bilgi verilmesi abesle iştigaldir. İllegal ilan edilen siteler ve bunlarla ilgili platformlar ile ilgili daha kapsamlı önlemler alınması tekelin gücünü arttırır. Gücü artmış bir tekelin sunduğu ürün daha da kötüleşir.

Spor Toto Teşkilat Başkanı Bekir Yunus Uçar:
-Avrupa kulüpleri bahis şirketlerinden pay almıyor ama Türkiye 3. Lig ekibi bile pay alıyor. Yorum: Bu konunun açıklamasını daha önce de yapmıştık. Serbest ekonomide direk katkı olarak değil ama reklam kaynağı olarak kulüpler şu andakinin 10 katına yakın gelir elde edebilir.

Futbolcafe.com Yöneticisi İbrahim Akbulut:
-İddaa kendisini bu yavaşlıkla geliştirmeye devam ederse ancak 30 yıl sonra canlı bahis oynayabileceğiz. Yorum: Katılmamak elde değil. Canlı bahis şu konjoktürde imkansız gözüküyor.

Bu Yazıyı Paylaşın

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Ağu 26

İDDAA KAZANMAYALIM DİYE ELİNDEN GELENİ YAPIYOR
FCbahis.com Yazarı Murat Yadigar ‘İddaa Kazanmayalım Diye Elinden Geleni Yapıyor’ başlıklı köşe yazısında İddaa’ya oldukça haklı eleştiriler getirmiş, oldukça kilit sorular sormuş. Yazıdan can alıcı bir alıntı şu şekilde:

Bugün iddaa ve TJK arasındaki ciddi çekişme heryere yansımış durumda. Bu ülkede mayo firmaları afiş basamasken TJK tüm otobüs duraklarına ve afiş yapıştırmaya uygun yerlere ‘’Fanatizm yok, Holigan Yok, Ailenle Gel Kazan’’ diye afişler asıyorlar. İddaa açısından örnek vermemize gerek yok nerdeyse her köşe başında açılan İddaa bayileri sayesinde görmememize imkan yok bu afişleri. Peki nerde kaldı gençlerimiz kumara yönlenmesin aman ceplerindeki paralar butür şans oyunlarına kaptırılmasın diyen yetkililer. Evi, barkı bu şans oyunlarıyla mahvolan,hiçbir denetime tabi tutulmayan bayiilerde 18 yaş altında gençlerin bile yüksek miktarlarda kupon yatırabildiği mekanlar!!! bunlara denetim yokmu,sınırlama yokmu neden bunlar kayırılıyor??? – Yazının tam metnine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yorum: İddaa’nın ülke insanımızı fütursüzca kumara ve bahise teşvik etmesinin toplumuza yansıması bu şekilde oluyor. Tekelci şirket ülkemize kontrolsüzce bahis oynattırıyor. Ve bu şirketin %45′i Yünanistan şirketi Intralot’a ait… Yünan sermayesinin Türkiye’nin ahlaki değerlerini korumsasını beklemek hayalcilik olur, onlar ancak kar maksimizasyonunu düşünecekler ve denetimsiz ortamlarda gençlerimizi bahise teşvik edeceklerdir. İddaa yasasından sonra online şirketlerin pasifize edilmesi ile birlikte online’da çok sıkı uygulanan yaş ve kimlik kontrollerinin yerini yaşı ve kimliği belli edilmeden oynatılan denetimsiz bir bahis oyunu yani İddaa aldı.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Ağu 26

NBA terimleri sözlüğüYazan adminYorum Yok NBANBA terimleri sözlüğü

Airball: Şut çekildiğinde topun ne çembere, ne potaya değmemesi.

Alley-oop pass : Rakip potaya yönelmiş bir oyuncuya atılan yüksek pas. Elemanın topu havada yakalayıp smaç atması yahut çemberin içine bırakması ile son bulduğunda daha da şık olur ve asist sayılır. NBA’de sıkça rastlanan bir hareket, fakat bizde olunca jeneriğe girer.

Assist : Sayı pası.

Backcourt : Rakip sahada, yani hücumdayken defans sayılan oyuncular. Genellikle gardlar.

Backcourt violation: Hücum eden takım karşı takımın sahasına girdiğinde bir baskı ile karşılaştığı anda yada karşılaşmaksızın kendi sahasına dönüp tekrar topla oynarsa geris aha ihlalline girer ve top kaybı olarak nitelenir.

Backdoor play: Top yüksek posttaki adama geçirilir. Savunmanın dikkati buna çekilmişken ters taraftan bir oyuncu kat eder ve ona pas çıkarıldığında açık şutla basket şansı bulur.

Backup: İlk beşte yer alan pozisyonların birinde oynayan oyuncuların yedeği.

Ballhandling: Top hakimiyeti… Bunu iyi kuygulayan elemanlara “ballhandler” sıfatı yakıştırılır.

Bank shot: Panya tabir edilen, “backboard” yahut “glass” olarak da bilinen, çemberin ardındaki dik düzleme çarptırılarak atılan şut.

Baseline : İki potanın arkalarında yer alan, sahanın bitiş çizgisi. “Endline” diye de bilinir ama kullanılmaz pek.

Bench : Yedekler.

Bounce pass: Yerden sektirilerek atılan pas… Arapaslarında çok elverişli bir stildir.

Box out: Ribaunt için avantaj sağlamak amacıyla, vücudunu kullanarak rakiple pota arasında pozisyon almak.

Breaking ankles: Crossoverla rakibi geçerken rakibi dağıtıp ters ayakta kalmasını sağlayan hareketin adı.

Brick: Topun, basket olmakla alakasız biçimde ve sert şekilde panyaya yahut çembere çarpıp uzağa sekmesine yol açan dengesiz şut. (Bunları atanlara da “stone hand/taş elli” denir!)

Body up someone: Savunmada vücudu kullanmak. Faul yapmadan yahut hakemin görmeyeceği stillerdeı faullu hareketlerle rakibi sindirmek, matchup’ı canından bezdirmek.

Bunny : Markaj altında değil de son derece serbest pozisyonda atılan orta yahut kısa mesafeli, basket olması çok yüksek ihtimalli şut. “Snowbird” de denir.

Bury : Orta/uzak mesafeli şutu gömmek. (Yani sayı olması.) “Drain” tabirini de kullanırlar yerine…

Butcher: Kelime anlamındaki gibi, aynen; kasap.Sık ve sert ı faul yapan oyuncu.

Buzzer:? 24 saniye süresi bittiğinde, periyod bittiğinde ya da maç bittiğinde çalınan düdük

Charging : Hücum faul.

Cheerleader (chick): Amigoluk yapan kızlar …Diğer tabiri ile pon pon kızlar

Cherry picking: Savunmaya fazla takılmadan, rakip top kullandığında ufak ufak ileriye tüyerek, pası aldıktan sonra beleş sayı atmak.

Charity line: “Charity”, hayır işi vs. demek. Deyim, serbest atış çizgisi için kullanılıyor. Faul atışları, kolay sayı bulma kaynağı olduğu için. Gelin görün ki Shaq, Ben Wallace gibi “stone hand” adamlara pek faydası dokunmuyor bu hayırsever çizginin!

Crash the boards: Bir uzun adamın pota altında dominant bir maç çıkarıp yüksek miktarda (20 civarı filan) ribaunt alması. Yahut elemanın bilmemkaçlık maçlık bir seri ya da ay veya sezon boyunca yüksek (mesela 13-15 filan) ribaunt ortalamasını yakalaması.

Coast -to-coast: Sahanın bir ucundan ötekine atılan pas yahut şut.

Crossover: Son derece mühim ve etkili bir driplingle adam geçme hareketi. Karşındaki savunmacının üzerine top sürerek giderken, sağından geçecekmiş gibi, topu da sağ eline alıp vücudunla oraya hamle edersin, rakipte geri geri kendi soluna gitmeye çalışır, o sırada aniden çapraz driplingle topu sola geçirip acar bir vücut çalımıyla elemanı dağıtır, ters tarafından geçer gidersin. Crossover’ı iyi olmayan, iyi gard/forvet olamaz.

Cut: Tam manasıyla kesmek…Top kesmek ,atak kesmek…v.b

Dead-ball foul : Top oyunda değilken ve saat işlemiyorken yapılan faul.

Death valley: Ölüm vadisi anlamına gelen bu dramatik terim, sahada basket kaydetmenin çok zor olduğu anlarda kullanılır. Genelde süper forvetler ve pivotlar arasında dişe diş ribaunt mücadelesinin filan geçtiği, sert savunmanın yapıldığı pota altları kastedilir.

Deny the ball: Çok yakın ve sıkı savunma yaparak bir rakibin top almasına engel olmak.

Dipsy-doo: Top hakimiyeti yüksek, dripling ustası gardın fantaziye kaçıp top sürerken, pas verirken, fake atarken vs. varyasyon çekmesi, seyircinin gözüne girmesi ve koçun da gözüne batması!

Dish out: Asist yapmak Hani futbol argosında “al da at” tabir edilen paslar var ya, ondan. Hatta Kukoc’un Bulls’daki ilk yılında, süper asistleri yüzünden lakabı “garson” olmuştu.

Double -team: İkili sıkıştırma. Topa hakim rakip oyuncuyu iki adamla birden savunmak. Geçen sezona kadar, alan savunması yasak olduğu için, topsuz adama ikili sıkıştırma yapılamıyordu çünkü “illegal defense” oluyordu. Artık o da serbest.

Downtown : Potaya çok uzak mesafe. Minimum, üç sayı arkının dışarısı…

Dribble : Dripling. Topu yerde sektirmek, sürmek.

Dunk : Smaç. Slam, slam dunk, jam de deniyor.

Encore: NBA Action programının NBA terimi haline getirdiği bir tezahürat lafı. Anlamı: Bis… Yani; bi daha, bi daha!

Fast break: Hızlı hücum

Field goal: Sahanın herhangi bir yerinden atılan basket. 2 sayı, 3 sayı da dahil. FG diye tabir edilir

Flagrant foul: Rakibe gereksiz ve sert faul yapmak. Hakemin yorumuna bağlı bir karar.

Foul trouble: 6 faulle diskalifiye olmaya yaklaşmış, dolayısıyla daha dikkatli oynaması gereken oyuncu. Genelde 4 veya 5 faul yapmış olanlar bu kategoriye giriyor. Erken alınmışsa bazen 3 faul de olur.

Franchise: Takımla ligde mücadele eden organizasyonu en geniş anlamda tanımlayan sözcük. Örnek vereyim zira anlamı derin; mesela Lakers franchise’ı denince, Los Angeles Lakers değil, eskiden Minnesota’da kurulu, Minneapolis Lakers olarak NBA’de mücadele eden, ardından kent değiştirerek (relocation) Los Angeles’a taşınan takımın, geçmişinden bugüne tümü kastediliyor. “Franchise”, bu anlamından hareketle, bazı dominant oyuncular için de kullanılabiliyor, “tek başına takıma bedel” anlamında, “franchise player” olarak.

Free agent: Herhangi bir takımla kontratının süresi sona ermiş yahut ilgili maddeler kullanılarak kontratı kendisi, takım yahut komisyon tarafından iptal edilmiş oyuncu.

Frontcourt : Rakip sahada karşı potaya yakın oynayan elemanlar. Genellikle uzunlar, pivot ve forvetler.

Garbage time: . Bütün süperstarların bir adet garbage-time yedeği bulunur. Genelde yıldız oyuncu ortalığı kasıp kavurup “ben bir Gatorade içeyim” der (ki bu da, sonucu belli olmuş bir maçın sonlarına denk gelir), sonra bu arkadaşlarımız koçun emri ile oyuna dahil olurlar. Maçın kaderini değiştirecek zamanları ise havlu sallayarak veya benchte yanında oturan takım arkadaşı ile itişip kakışarak, hayvan şakası yaparak geçirirler.

Give-and-go : Futboldan verkaç olarak bildiğiniz hadise… Topu arkadaşına pas verip kat etme.

Glass cleaner: Ribaunt işinde ustalaşmış ve bu kategoride ortalaması yüksek eleman. Rodman olur, Jayson Williams olur… Yaşayanlardan Mutombo, zaten bu işin profesörüdür. Oyunucunun illede uzun olması gerekmez. Marion gibi undersized oyuncularda da glass cleaner çıkabiliyor.

Goaltending : Hakemin, girmemiş olan bir şut için sayı kararı vermesi. Sebepleri, şut potaya doğru inişe geçmişken savunma oyuncusunun dokunması, panyadan sekmiş çembere giden bir topa temas (inişte olmasa bile) veya çemberin üzerindeki hayali silindirin içinde olan topa müdahale etme.

Gunner : Silahşor. Zırt pırt şut kullanan. Mesela Ivy, Stack vs.

Hand-checking : Savunmacının, defans yaptığı rakibe eliyle şarj uygulayarak pozisyonunu bozması. Elini ancak koyabilir, iter yahut çekerse, hand-checking violation, yani faul olur.

Hang time : Şut, smaç yahut turnike (drive) için sıçramış oyuncunun havada kalma süresi. (Jordan, Carter, Kobe gibilerinki hang hour da sayılabilir!

High post : Serbest atış çizgisinin dolayları…

Home/road games: Home game, takımın kendi sahasında yaptığı maç demektir. Road game iise deplasman maçı demek

Hook shot : . Çengel atış.

Hoop : Çember. Argoda ise baskebol anlamında. Let’s play hoops!

J : Cemşat.

Jump ball : Cembol. Hava atışı. Hakemin işin içinden çıkamadığında verdiği karar. Duruma göre santrada yahut yakın olduğu potanın faul çizgisi üzerinde vuku bulur.

Jump hook : Sıçrayarak hukşat. Yolunu bilirsen, blok yapılması imkansız şut.

Lane : Boyalı alan, üç saniye koridoru, bizdeki ampul! “Key” yahut “paint” diye de bilinir.

Larry Bird hakları: Bir takımda en az üç yıl oynayan oyuncunun o takımla tekrar anlaşmak için kazandığı ekstra kontrat ve ücret avantajları. Larry Bird haklarını alan oyuncu, NBA kuralları gereği, free-agent olduğunda eğer takımıyla tekrar anlaşırsa, başka takımlarla yapabildiğinden daha yüksek ücrete sözleşme imzalayabilir. Mesela kendi başına farklı bir takımla 4 yıllık sözleşme yaparsa, yıllık artış olarak maksimum yüzde 10 alabilir. Oysa Bird hakkını kazandığı takımla kontrat yenilerse, bu artış yüzde 12.5 olabiliyor. Yine Bird hakkıyla aynı takımla kontrat yenilerse süresi 7 yıl olabiliyor fakat başka takıma giderse maksimum 6 yıl için imzalayabiliyor. (Örn: Chris Webber, Allan Houston, Michael Finley gibi oyuncular bu off-season’da takımlarıyla, kazanmış oldukları Bird haklarını kullanarak maksimum süre ve/veya ücrete anlaşmalar yaptılar. Eğer sign-and-trade olmadan başka takıma gitselerdi, bu ücretleri/süreleri alamazlardı.) Bird hakkı kullanılarak kontrat yenilenen oyunculara verilen bu ekstra ücret ve yıllık artışlar, salary cap’e dahil edilmiyor. Bu kuralın çıkışıyla birlikte yararlanarak ilk kontrat yenileyen oyuncu Celtic Larry Bird olduğu için adı da öyle kaldı. Benzer şey, daha az bir ekstra ücret ve yıllık artış oranıyla, takımında iki yılını dolduranlar için “Early-Bird hakları” ismiyle de kullanılıyor. Fakat tabii iki yıl oynayıp Early-Bird haklarıyla kontrat yenilemektense oyuncu bir yıl daha direnip sonra Full-Bird haklarıyla maksinun sözleşme yapmayı tercih ediyor.

Layup: Turnike diye bildiğimiz hareketin sonunda topu çembere bırakmak. Fakat NBA’de layup’ın illa ki üçadımdan sonra olması gerekmiyor. Aldın asisti pota altında, zıpladın ve mesela finger roll yahut baby hook ile fileye bırakabiliyorsunuz

Loose-ball foul: Top hiçbir takımın kontrolünde değilken yapılan faul. Mesela ribaunt mücadelesinde veya boşta yuvarlanan topa koşarken…

Lottery : Playoffa giremeyen takımlar arasında çekilen ve draft ilk turundaki ön sıralarda kimin seçim yapacağını belirleyen kura.

Low post: Potanın iki yanındaki bölgeler.

Money shot: Kendi şutunu yarattıktan yahut rahat top kullanabilecek yere tüyüp asisti aldıktan sonra basketi lambalamak. Daha ziyade üçlükler için söylenir.

Net : File

Nothing but net: “Tuf” sesi çıkararak çembere değmeden giren şut. Deliksiz! Ortaokulda oynana malum oyunda iki sayı yerine geçer!

Outlet pass : Savunma ribaundu aldıktan sonra, fast break’e kaçmakta olan, yarı sahada yahut daha da ilerideki bir arkadaşına pas atma. Pas eğer, çoktan rakip potaya yanaşmış bir elemana ve tek elle atılmışsa, “baseball pass” denir ve yukarıda izah ettiğim “coast-to-coast” terimi de geçerli olur.

Over the limit : Takımın bir periyodda dört faul limitini aşması. Karşı takım bu limitten sonar artık her faulde serbest atış kullanacak.

Overtime : Oyunun uzatmaya gitmesi… Bir tanesi 5 dakika… Biri önde bitirene dek tekrarlanır

Palming : Dripling yaparken elini, topu avuçlayacak şekilde alta getirmek. Topu taşımak.

Penalty situation : Over the limit ile aynı şey.

Pick : “Screen” de denir. Perdelemek. “Skrin koymak” da denir… Takım arkadaşının peşindeki rakip savunmacının koşuyoluna önceden gelip dikilmek. Hareketli olursan hücum faul çalınır.

Picpocket: “Steal” diye de açıklanan top çalmanın, çaldıranı iyice yerin dibine batıran söylemi… Hani nasıl “steal” çalmak demek, “pickpocket” da yankesicilik anlamına geliyor zaten.

Pickup games: Antrenman maçları. Genelde tek pota.

Pick-and-roll : Top süren arkadaşına perde koyup içeri devrilir, sonra onun pasını alıp şutu kullanırsın. İyi yapmışsanız, pası aldığında rahat şut atarsın.

Pill : Hap demek ve top için kullanılır.

Player-control foul : Hücumdayken fakat şut kullanmıyorken yapılan faul.

Point guard :! Oyun kurucu..

Possession: Top hakimiyeti

Power forward : Uzun forvet. Hem sayı atıp hem ribaunt alan oyuncu

Press : çok yakın savunma yapmak. Baskı.

Pump fake : Şut atarken önce topu kaldırıp sonra geri çekip savunmacı rakibe aldatma vermek.

Putback: Çemberden dönen topu içeriye itelemek. “Tip in” de tabir edilen tamamlama hamlesi.

Quadruple-double: Dört kategoride birden iki basamaklı sayılara erişmek. Mesela 32 sayı, 16 ribaunt, 11 asist ve 10 blok. Hakeem’in yapmışlığı vardır, bir de Amiral.

Rainbow: Uzaktan atılan bombeli şut.

Rainmaker: Karşılaşmanın son anlarında, gitti denilen maçı çok zor şartlar altında kullandığı bir şut ve muhtemelen üçlük bir basket ile çeviren, uzatmaya götüren yahut kazanan eleman.

Rebound: Dönen topu almak

Rejection : Top kesme.

Reverse: dripling esnasında aniden 360 derecelik dönüş yaparak karşıdaki savunmacıyı ekarte etmek. Dönüş tamamlandıktan sonra dripling, top dönüşten önceki tarafın aksi yönüne geçirilerek sürülmeye devam edilirse daha hoş bi demarkaj elde edilir. NBA’de “spin move” diye tabir edilir. (reverse jam ve reverse layup diye terimlere de önayak olmuştur bu sözcük ki, ilki ters smaç, diğeri ise ters turnike olarak dilimizde mana bulur.)

Rim: Çember.

Rock : Kaya anlamında, top için kullanılır.

Rookie: Çaylak adam. NBA’de ilk sezonunu oynayacak, oynamakta yahut henüz oynamış olan

Run-and-gun: Ofans transition’a dayanan, takımın hızla hücuma çıkıp etkili şutörleriyle rakip savunma yerleşmeden sayı bulmasını ifade eden bir oyun tarzı terimi

Running jumper: Jumpshot’ın aksine, hareketli halde atılan şut

Sag : Savunmada kendi adamını bırakıp ikili sıkıştırma için arkadaşına yardıma gitme.

Screen : Perde.

Set shot : Hücum seti sırasında boş kalıp sıçramadan atılan şut. NBA’in ilk yıllarında kullanılan birşeydi, artık çok nadiren rastlanıyor. Esasen Sam Perkins dışında yapan kaldığını sanmıyorum.

Set someone up: Takım arkadaşına elverişli şut yahut sayı atma pozisyonu yaratmak

Sharpshooter: Boş bıraktığın an açık alandan genelde üçlükle cezayı kesen keskin nişancı şutör demek. Zamanında Steve Kerr, Dan Majerle, Glen Rice böyle adamlardı. Favorim ise Rex Chapman’dır.

Shoot the lights out: Her attığını sokmak. “He’s hot” veya “he’s on fire” diye de tanımlanır. Bu formata giren adam, kariyerine muhtemelen 40-50 sayılık, torunlarına anlatacağı bir maç eklemek üzeredir.

Shot clock : Hücum süresi olan 24 saniye… Şutu çektin, çektin… Olmadı, ver topu rakibe.

Shooter’s bounce: Şutun çemberden sektikten sonra girip sayı olması. Bunun genelde iyi şutörlerin başına geldiğine inanılır, hani para parayı çeker misali(!), o yüzden terimin adı böyle.

Sign-and-trade: Free-agent olan, yani kontratı biterek serbest kalan oyuncunun, son oynadığı takımla tekrar sözleşme imzalayarak derhal başka takıma takas edilmesi. Genelde, bu takımda en az üç yıl oynayarak Larry Bird haklarını kazanan oyuncuların, takım değiştirirken daha fazla paraya anlaşmaları için kullanılır. Bird hakkını alan oyuncu, NBA kuralları gereği, free-agent olduğunda eğer takımıyla tekrar anlaşırsa, başka takımlarla yapabildiğinden daha yüksek ücrete sözleşme imzalayabilir. Mesela kendi başına farklı bir takımla 4 yıllık sözleşme yaparsa, yıllık artış olarak maksimum yüzde 10 alabilir. Oysa Bird hakkını kazandığı takımla kontrat yenilerse, bu artış yüzde 12.5 olabiliyor. Gitmeye kararlı oyuncu bu yüzden kendi takımıyla tekrar anlaşıyor ve istediği takıma, alabileceği maksimum ücretli yeni kontratıyla takas ediliyor. Eski takımı da bu işten eli boş çıkacağına karşılığında salary cap dahilinde oyuncu almış oluyor. “Sign-and-trade”in 48 saat içinde yapılması gerekiyor.

Sixth man : İlk beşte yer almayan en iyi yedek. Oyun ilk giren olması şart değil. En çok süre alan yedek.

Sky-hook : NBA’in tüm zamanlarda en çok sayı atan adamı efsane oyuncu, müstesna şahsiyet, iyi insan Kareem’in icat ettiği bir tür hukşat. Esasen hukşat da sayılmaz zira bu atışta kol, şuta adını veren çengel (hook) pozisyonunu pek almaz. Tek ayak üzerinde rakip potaya dönerek zıplarsın, İki elindeki topu vücuduna yakın yükseltirken tek ele geçirirsin, sonra kolun dimdik yukarıdayken bilek hareketiyle şutunu çekersin. Ne blok çabası işe yarar, ne double team…

Skywalk: “Havada yürüme” tadında sıçrama

Steal : Top çalma.

Stone hand: Ne kadar çalışıp didinse de iyi bir şut stili edinemeyen, dolayısıyla düşük isabet yüzdesine mahkum oyuncu

Sweep: Kelime anlamı süpürme. Playoff serisinde bir takımın rakibini hiç mağlup olmadan elemesi.

Swingman: 2 veya 3 numarada yani skorer gard yahut kısa forvet mevkiinde oynayan, çok uzun boylu olmayan fakat son derece atletik, iyi sıçrayan, gerek jump shotları, gerekse etkili drive ve power movelarıyla sayı üreten elemanlar

Switch : Savunmadaki iki oyuncunun, tuttukları adamları değiştirivermesi

Technical foul : Top oyunda veya değilken rakibe küfrettin, kavgaya girdin, yumruklaştın, topu yere hızla vurdun yahut rakibe, tribüne, hakeme fırlattın, hakemle dalaştın vs. Teknik faul çalınır. Takımın sahadaki tüm personeli de dahildir buna… Hem hanene bir faul yazılır, hem de para yahut maç cezası alabilirsin.

Three-second violation: “3-in-the-key” diye de bilinir. Hücum oyuncusunun rakip pota önündeki boyalı alanda üç saniyeden fazla kalarak takımına topu kaybettirmesi. Bu yıldan itibaren, alan savunmasının serbest bırakılmasıyla birlikte, savunma yapan oyuncuya, kendi potasının önündeki boyalı alanda da, eğer bir rakibi bire bir savunmuyorsa, üç saniyeden fazla kalmama zorunluluğu getirildi.

360 : Dripling yaparken yahut drive etmişken kendi etrafında tam dönüşle rakibi ekarte etmek. Spin de denir. Dominique Wilkins, havada trisiksti smaçların babasıydı. Nick “the quick” Van Exel da driplingte iyi becerir.

Tip-in : Çemberden sekmiş bir şutu içeriye iteleyip sayı yapmak.

Traffic: Hücumdayken, rakip oyuncuların oluşturduğu kalabalık bölge.

Trailer : Fast break’te, karşı potaya en önde giden oyuncuların ardından ikinci dalga olarak deli dana gibi gelen, geriye atılan bir pasla yahut top girmediğinde ribauntu almak/tamamlamak için avantajlı sayı pozisyonu yakalayan eleman.

Transition : Top hakimiyet değiştirdiğinde hücumdan defansa yahut defanstan hücuma geçiş.

Traveling : Walking diye de bilinir. Topu sürmeden adım atmak. Top taşımak. Steps.

Triple-double : Üç kategoride birden iki basamaklı sayılara ulaşmak. Mesela 35 sayı, 12 ribaunt, 16 asist… Yapan adamlara da triple-double-man derler, all around (yani çok yönlü) oyuncu oldukları su götürmez.

Turnover: Top kaybı.

Turnaround jumper: Yakın savunmadaki rakibe sırtı dönük, driplingle yanaşma, tercihan pivotal movelar ile fake gösterip dönerek cemşata talkma. (Bu arada “jumper” da “J” veya “jump shot” yani cemşat demek.) Eğer bu hareket, rakibe yüklenip aniden geri çekilerek ve dönerken zıplayarak yapılırsa, o zaman turnaround fadeaway jumper olur. Savunmacının gardını dağıtan fakat çok zor bir harekettir. Hem kafa, hem fundamental, hem timing (zamanlama), hem müthiş atletizm, hem de yumuşak bilek gerektirir.

Veteran free agent: Çaylak sözleşmesinden çıkmış ve sonraki sözleşmesi de sona ermiş oyuncu…

Weak side : Sahanın, topun olmadığı bölümü.

White man’s disease: Beyazların, siyahlar gibi sıçrama yeteneklerinin olmamasına atıf yapan bir deyim Deyimi dilimize, “beyaz adam hastalığı” diye çeviriyoruz fakat bunu, kaz yanmasın diye yapmıyoruz. Zira “White Men Can’t Jump” adlı filmin sonlarında, Woody de ortağı Wesley’ye bunun her zaman böyle olmadığını göstermiştir.

Zone : Alan savunması. Şimdiye dek yasaktı, zaten adı da “illegal defense”ti. Artık serbest.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Ağu 26

ARTIK YETER! ŞİMDİ İDDAA’YI PROTESTO ZAMANI!
bahiskanka.com yetkililerinden İddaa’ya tepkimizi medeni sınırlar çerçevesinde göstermemiz için çağrı yapıldı. İddaa’ya tepkisini yüksek sesle dile getirmek isteyenler alttaki maili ademir@inteltek.com.tr ve maltun@inteltek.com.tr mail adreslerine göndersin. Tekelin yaptıklarına seyirci kalmayın…

Sayın İddaa Yetkilileri,

Devletin yasama ve yürütme gücünün sağladığı imkanlara sırtınızı dayayarak bahis oynayan herkesle dalga geçmeye devam ettiğinizi üzülerek görmekteyiz. Yaklaşık 6-7 yıldır yurtdışı bahis şirketlerinden sorunsuz bir şekilde bahis oynayan bizler sizlerin “Tekel olmaktan aldığınız güç ile” bizlere dayattığınız iddaa saçmalığına daha fazla katlanamayacağız.Bırakın dünyadaki rakipleriyle olan farklarını, şirketinizin Yunanistan’daki uygulamaları ile Türkiye’de olan uygulamaları arasındaki inanılmaz fark bile sizlerin ne kadar fırsatçı bir şirket olduğunuzun belgesi niteliğinde.

Her geçen hafta iddaa oynayanlar lehine iyileştirme bekleyen bizler ne yazıkki her geçen hafta sizlerin imkanları kendinize yontmaya devam ettiğinizi ve iddaa oynayanların sadece kaybetmesi için her türlü önlemi aldığınızı görüyoruz.

Yaklaşık 8 bin üyeli internet sayfamız ve basındaki imkanlarımızla bundan böyle size savaş açıyoruz. Ya uyguladığınız saçmalıklara bir son vereceksiniz ya da bizler sesimizi duyurabildiğimiz her bahissevere sizlerin gerçek yüzünü göstereceğiz. İnsanların sizin şirketiniz aracılığıyla soyulmasına engel olabilmek için herşeyi deneyeceğiz. “Artık Yeter” demenin zamanı geldi.

Sizleri biz bahisseverlere gösterdiğiniz çirkin yaklaşımdan dolayı kınıyoruz.

İsminiz…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:


Eğitim ve Ögretim Sınava Hazırlık
guncel haberci bugunneleroldu Dilekçe Örnekleri