Kelime grupları
KISALTMA GRUPLARI
Bu gruplar genellikle isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil gruplarının kısalması ve kalıplaşması sonucu oluşmuşlardır
Bu grupların ortak özelliği, iki isim unsurundan meydana gelmeleri ve vurgunun ikinci unsurda olmasıdır.
a. İsnat Grubu
Sıfat-fiil ve zarf-fiil grubundan kısalmıştır
Karnı tok olan adam › karnı tok adam
Başı açık olarak › başı açık
İsim, sıfat ve zarf olarak kullanılır.
Birleşik sıfatlar arasında da anlatıldı.
gözü tok (insan), eli açık (arkadaş), sohbeti tatlı (insanlar), cebi dolu (adam)…
iki düğmesi kopuk (palto)…
Dili bir, gönlü bir, imanı bir insan yığını
Görüyor varlığının bir yere toplandığını
Kaç gözü yaşlıyı teselli etti.
Şu çenesi düşüğe sen aldırma
Gurbet akşamlarının bağrı yanık yolcusuyum.
Bekir önce anlamadı, ağzı açık bir süre baktı.
b. Yükleme Grubu
Sıfat-fiil ve isim-fiil grubundan kısalmıştır
Yüzü aşkın olan › yüzü aşkın
Kitabı tetkik etmek › kitabı tetkik
Birinci unsur belirtme hâl eki alır.
İnsanı takdir, memuru teftiş, küçük çocukları af, evi iyice tamir..
Bu grup, cümlede ve kelime gruplarında isim ve sıfat olarak kullanılır.
Yüzü aşkın insan meydanda toplanmıştı.
Kitabı tetkik için görevliden izin istedi.
c. Yaklaşma Grubu
Yaklaşma eki almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.
Birinci unsur yaklaşma eki alır.
Birleşik sıfatlarda anlatıldı.
]Fiilimsilerden kısalmıştır
evine bağlı olan › evine bağlı
fikrine müracaat etmek › fikrine müracaat
başına buyruk olarak › başına buyruk
Tatile düşkün (insanlar), cana yakın (arkadaş), geçmişe bağlı (bir yazar), sözüne sadık (dost), içe dönük (tehdit), dile kolay(işler)…
Güzel sanatlara meraklı (kız), geleneklere çok bağlı (adam)…
]Bu grup, cümlede ve kelime gruplarında isim, sıfat ve sarf olarak kullanılır.
Mehlika Sultan’a âşık yedi genç
Gece şehrin kapısından çıktı.
Yanında yirmiye yakın muhabir vardı.
Adam, sırıklara bağlı fasulyelerin küçük, ürkek çiçeklerini gördü.
Saatlerdir kapıya dönük oturuyordu.
Yemeği gece yarısına yakın yediler.
d. Bulunma Grubu
Bulunma eki almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.
Birinci unsur bulunma eki alır.
Haftada bir, dörtte üç, solda sıfır, yükte hafif, beş günde bir,
]Cümlede ve kelime gruplarında isim, sıfat ve zarf olarak kullanılır.
Arada bir o meşhur kahkahasını atardı.
Ekmeğin dörtte birini yanındakine uzattı.
İşinde usta insanlarla bir arada çalışıyor.
e. Uzaklaşma Grubu
Uzaklaşma eki almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.
Birinci unsur uzaklaşma eki alır.
İçten pazarlıklı (adam), kendisinden emin (adımlarla), benden gizli (iş), gözden ırak (bir köşe), yandan çarklı (kahve), estetik endişeden uzak (eserler)…
]Cümlede ve kelime grupları içinde isim, sıfat ve zarf olarak kullanılır.
Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.
Bir öğle paydosunda herkesten geç çıktı sınıftan.
Uzun bir yolculuktan sonra köye varmıştık.
Sakin ve kendinden emin çalışıyor.
Ondan daha idealistine rastlamadım.
Evde çekirgeden bol ne var!
f. Vasıta Grubu
Vasıta eki almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.
Birinci unsur vasıta eki alır.
Seninle dost (insanlar), bayrakla süslü (sınıflar), sırmayla işli (cepken)…
Bu grup da sıfat-fiil veya zarf-fiil grubundan kısaltılmıştır.
Seninle dost olan (insanlar) › Seninle dost (insanlar),
bayrakla süslü olan (sınıflar) › bayrakla süslü (sınıflar),
sırmayla işli olan (cepken) › sırmayla işli (cepken)
parayla yüklü olarak ›parayla yüklü
]Cümlede ve kelime grupları içinde isim, sıfat ve zarf olarak kullanılır.
Garip çizgilerle dolu han duvarları
Annesiyle dargın gitti.
Bu kısaltma gruplarının dışında bazı kısaltma grupları daha vardır ki bunlar da çeşitli cümlelerden ve kelime gruplarından kısaltılmıştır.
Derinden derine ırmaklar ağlar
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi
Kokusuyla baş başa kaldı çiçekler
Bir nefes olmuşum Fatih’in ordusunda
Yürüyorum omuz omuza sipahilerle
Aynalar baştan başa tenha
Başka bir çerçevedir gitgide dünya artık.
El ele tutuşarak yola koyuldular.
BİRLEŞİK İSİM
Burada bahsedilecek olan birleşik isimler sadece özel kişi isimleridir.
Bir kişinin özel adı olmak üzere bir araya gelen kelimeler topluluğudur.
Muharrem Ergin, Yavuz Sultan Selim, Ali Şir Nevai, Yahya Kemal Beyatlı, Arif Hikmet Par, Ahmet Turan Alkan, Ömer Seyfettin, Ahmet Haşim, İkinci Kılıç Arslan, Kaşgarlı Mahmut, Yıldırım Beyazıt…
Unvan sıfatları, insanların sosyal seviyelerini, makamlarını, mevkilerini, rütbelerini, statülerini bildirmek için isimlerden önce kullanılan sıfatlardır. Unvan sıfatları isimden önce gelirse unvan grubu veya sıfat tamlaması değil birleşik isim oluşur.
Sultan Süleyman, Şah İsmail, Doktor Ömer, Profesöz Muharrem Ergin, Bay Mustafa, Prens Sebahattin, Mareşal Fevzi Çakmak, Şair Eşref, Onbaşı Mehmet, Öğretmen Salih…
Birinci unsuru sıfat, ikinci unsuru özel isim olan kelime grupları zamanla sıfat tamlaması olmaktan çıkmış, birleşik isme dönüşmüşlerdir. Sıfat tamlamasında başta bulunan vurgu da bu birleşik isimlerde ikinci unsura kaymıştır.
Ulubatlı Hasan, Deli Dumrul, İkinci Selim…
EDAT GRUBU
Bir isim unsuru ile bir çekim edatından oluşan kelime grubudur.
“ile, için, kadar, göre, diye, rağmen, karşı, doğru, gibi, dolayı…” edatları ile yapılır.
Yaşadığım gibi, çocuklar için…
]İsim unsuru başta, edat sonda bulunur.
İnsan gibi, çalışmasına rağmen, bir demet çiçek ile…
]Birleşme ismin ve edatın türüne göre ekli veya eksiz olur.
Yaşamak için
Sen-in gibi
Deniz-e doğru
Bun-dan dolayı
bu kadar-ı-n-ı
senin gibi-s-i
]isim unsuru kelime grubu olabilir.
Hür maviliğin bittiği son hadde kadar
Bozulup dağılmak üzere
İlk uçuştan sonra yuvaya dönmeyi başaran yavru serçeler gibi
]Birden fazla isim unsuru bulunabilir.
Yorgunluğuna, uykusuzluğuna rağmen
Bir avuç buğday, bir tutam ot, bir karış toprak için
]Edat grubu cümlede ve kelime grubu içinde sıfat, zarf ve isim olarak kullanılır.
Bu paranın ne kadarı sizin? (iyelik eki almış, isim gibi kullanılmış, nesne olmuş)
Her şey bıraktığım gibiydi. (ek-fiilin “di”li geçmiş zaman çekimi ile isim gibi kullanılmış, yüklem olmuş)
Keskin bir ışık, etrafımızda bir zafer borusu gibi çınlıyor.
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’na doğru ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürüdüm.
Vücudum, büyük bir korku ile, öne doğru eğildi.
Derenin sağ tarafındaki sırtta on beş yirmi kadar çadır vardı.
Bizim perişanlığımız, gönülleri toplamak içindir.
O anda utançtan ölecek gibiydi. (isim, yüklem)
Onun gibisi nerede bulunur? (isim, özne)
]Cümlede çoğunlukla zarf veya edat tümleci olur.
Sabaha kadar ders çalıştık. (zarf tümleci)
Eve doğru yürüdüm. (edat tümleci)
]Grubun vurgusu isim üzerindedir.
]Edat grupları cümleye çeşitli anlamlar katar.
Ders çalışmak için odasına çekildi. (amaç)
Sıkıldığı için dışarı çıktı. (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)
Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgülük)
Bu iş için kaç lira ödedin? (karşılık)
Senin için sorun yok tabi. (görelik)
Bizim için ne diyorlar? (hakkımızda)
Sizin için üç kişilik yer ayrıldı. (aitlik)
Tüm bu hazırlıklar bizim içindi. (isim, yüklem)
Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar. (uğur, amaç, özne)
Kurt gibi acıkmıştım. (benzerlik)
Kurşunlar, yağmur gibi yağıyordu. (zarf, benzetme)
Uyandığı gibi yataktan fırladı. (zarf, anında, zaman anlamı katmış)
Konuşmak üzere ayağa kalktı. (amaç)
Acele edin, güneş batmak üzere. (zamanda yakınlık)
Konuştuğumuz üzere yarın buluşacağım. (gibilik)
Tam da yola çıkmak üzereydik.
Bizi boş vaatlerle kandırdılar. (araç)
Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu. (beraberlik)
Arabanın gürültüsüyle irkildi. (neden)
Biz de onlar kadar başarılıyız. (eşitlik, benzerlik, ölçüsünde)
Gül kadar güzelsin. (benzerlik)
Mektubu okuyunca köyünü görmüş kadar sevindi. (gibi)
Bir ton kadar kömür almış (ölçü, aşağı yukarı)
Ne kadar güçlü bir adam… (zarf)
Evin deniz kadar havuzu var. (sıfat)
Vefasızlığın bu kadarını da görmemiştim. (isim, ad tamlamasında tamlanan)
Dershaneye kadar gidelim. (edat tümleci)
Başbakana göre enflâsyon düşük. (açısından)
Ayağını yorganına göre uzat. (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)
Allah dağına göre kış verir. (uygunluk)
Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş. (bakılırsa, yönünden)
Siz bana göre daha gençsiniz. (karşılaştırma)
Edebiyata karşı ilgim vardı. (hakkında, yönelik)
Denize karşı bir balkonu var. (yönelik)
Yağmur sabaha karşı yeniden başlamıştı. (doğru)
Sabaha karşı uyuyabildim. (zarf öbeği)
Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)
Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden)
Ormana doğru yürüdük.
Akşama doğru geldiler. (zarf öbeği)
Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.
Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.
Çok uğraşmama karşın başaramadım.
Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu.
Okuldan beri hiç susmadı.
Kar, sabahtan beri yağıyor.
BAĞLAMA GRUBU
Bağlama edatları (bağlaç) ile birbirine bağlanmış iki veya daha fazla isim unsurundan meydana gelmiş kelime gruplarıdır.
“ve, veya, veyahut, ya da, yahut, ama, fakat, ancak, dE…..dE, gerek….gerek(se), ha……..ha, hem, hem de, hem…..hem (de), ile, ilâ, ister…..ister(se), kâh……….kâh, lâkin, ne……ne (de), ya….ya (da), değil.”
]Bağlama grubunda her unsur kendi vurgusunu taşır.
]Bağlama grupları cümlede ve kelime grubunda isim, sıfat ve zarf olarak kullanılır.
]Bağlama edatı (bağlaç), isim unsurlarının arsında bulunur. İsimler grubun kuruluşuna eşit olarak katılırlar.
Kırmızı ve Siyah, babalarla oğulları, olmak veya olmamak, olmak ya da olmamak, Ayaşlı ve Kiracıları, üç ilâ beş, çalışkan fakat şanssız, para değil mutluluk, güzel ama vefasız, ne sevinç ne üzüntü, ne mendil ne de bir kol, eli de ayağı da, ne yer ne yâr;
hem annem, hem babam, hem de kardeşim
zengin mi fakir mi;
ya bunu, ya. şunu, ya da onu…
]İçinde ikiden fazla isim bulunan bağlama gruplarında “ve” bağlacı son iki ismin arasında yer alır.
Okumak, anlamak ve uygulamak
Ufak tefek, sinirli ve inatçı
Dağ, deniz ve ova…
]Bu grupta sim unsuru, kelime grubu olabilir.
Hicranla ağaran bu saçlar değil, sevgisiz kalan kalp ihtiyarlarmış
Ne gülen, ne el sallayan, ne de bir çift lâf eden oldu.
İçeri girmek ve annesinin niçin kovulduğunu sormak istedi.
Gelenekler, arkasından başkaları geldiği için ve kendilerine ihtiyaç kalmadığı için giderler. (Beş Şehir)
AİTLİK GRUBU
-ki aitlik ekiyle yapılan bu grup, cümlede zamir veya sıfat görevinde bulunur: çalışkan öğrencininki, sizinki, tarihten önceki, üniversite ile çarşı arasında gidip gelen dolmuşlardaki vb.
ÜNVAN GRUBU
Bir şahıs ismiyle, bir unvan veya akrabalık isminden meydana gelen kelime gruplarıdır.
Bilge Kağan, Bayındır Han, Osman Gazi, Mehlika Sultan, Hasan Paşa, Ali Bey, Ahmet amca, Şinasi Efendi, Kemal Ağa, Nigâr Hanım…
]Şahıs ismi başta, unvan ve akrabalık ismi sonda bulunur.
]İki unsur eksiz birleşir.
]Şahıs ismi birleşik isim olabilir.
Mehmet Âkif Bey, Halide Nusret Hanımefendi, Kâzım Karabekir Paşa…
]Bu grup, cümlede ve kelime gruplarında isim olarak kullanılır.
Zafer yolunda unutamayacağım yüzlerden biri, Hatice Nine’nin yüzüdür.
Perviz Efendi cevap vermedi.
]Grubun vurgusu birinci unsur üzerindedir.
]Birinci unsuru unvan veya akrabalık ismi olan “Sultan Süleyman, Şah İsmail, Doktor Ömer, Profesöz Muharrem Ergin, Bay Mustafa, Prens Sebahattin, Mareşal Fevzi Çakmak, Şair Eşref, Onbaşı Mehmet, Öğretmen Salih” gibi tamlamalar unvan grubu değil birleşik isimdir.
ÜNLEM GRUBU
Bir ünlemle bir isim unsurundan oluşan kelime gruplarıdır.
Ey Türk gençliği
Ünlem başta, isim unsuru sonda bulunur. Vurgu ünlem üzerindedir.
a canım!, be kardeşim!, bre yalan dünya!, hey çocuklar!
İsim unsuru, bir kelime grubu olabilir.
Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!
Ey garip çizgilerle dolu han duvarları
Ey Türk istikbalinin evlâdı!
A benim keleş oğlum!
Ey mavi göklerin kızıl ve beyaz süsü!
Ey âlemi donatan ışık, toprağa can verev el!
]Cümle kuruluşuna katılmayan bu grup hitaplarda kullanılır.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
İlâhî bir kudretin, ebedî bir feyzin var, ey Türk!
Ey tatlı ve ulvî gece, yıllarca devam et.
“Ey sevgi dalımda ilk açan tomurcuk,
Kanımın akışını yenileştiren damar,
Gül rengi ışıkları sevda dolu akşamlar,
İçime yeni bir fecir gibi dolan çocuk.” (Orhan Veli)
SAYI GRUBU
Basamak sistemine göre sıralanmış sayı isimleri topluluğudur.
Sayılar sondan başa doğru büyür. Küçük sayı sonda bulunur.
]Genellikle ara sayılar sayı grubudur.
Bir, beş, on, yüz, bin, milyon isim
İki yüz, beş bin, otuz milyon sıfat tamlaması
On bir, doksan iki, yüz elli dört sayı grubu
]Sayı grupları en az iki kelimeden oluşur. İkiden fazla kelime bulunduran sayı gruplarında her unsur kendi içinde bir kelime veya kelime grubudur.
Yedi / yüz sıfat tamlaması
Yedi yüz / elli sayı grubu
Yedi yüz / elli iki sayı grubu
Yedi yüz elli iki / bin sıfat tamlaması
Yedi yüz elli iki bin / altı sayı grubu
Yedi yüz elli iki bin / altı yüz sayı grubu
Yedi yüz elli iki bin / altı yüz / on dört sayı grubu
]Sayı grubunun sıfat tamlamasından farkı:
1. Sayı grubunda en küçük sayın sonda bulunur:
on / altı, elli iki bin / dört yüz / kırk iki
2. Sıfat tamlamasında ilk sayı ismi sondaki sayı isminin adedini gösterir:
Elli / bin, beş / yüz, beş yüz / milyon
]Sayı grupları cümlede isim ve sıfat olarak kullanılır.
Yaptığı sarayların adedi kırk iki idi.
Kalede yüz elli asker kalmıştı.
]Bütün sayı isimleri birbirinden ayrı yazılır. Ancak senet vb. evraklarda araya rakam sığdırılmasın diye bitişik yazılabilir.
]Grubun vurgusu küçük sayı ismindedir.
TEKRAR GRUBU (İKİLEME)
Bir nesneyi veya hareketi karşılamak için eş görevli iki kelimenin meydana getirdiği kelime grubudur.
Grupta her unsur kendi vurgusunu taşır; kelimeler arasına virgül konmaz.
Eğri büğrü, çoluk çocuk, er geç, senli benli, ezildi büzüldü, delidolu,
Vah vah, oh oh, fısıl fısıl, şırıl şırıl, zıp zıp, yavaş yavaş, sabah sabah,
Baka baka, gide gele, olmaz olmaz, bitmez tükenmez, demet demet, öbek öbek…
Yapılış şekillerine göre çeşitleri
a. Aynı kelimenin tekrarı
Mışıl mışıl, yavaş yavaş, koşa koşa, ılık ılık, koca koca…
b. Yakın veya eş anlamlı kelimeler
Doğru dürüst, eğri büğrü, kılık kıyafet, dayalı döşeli, güle oynaya…
Okul mokul, çanta manta, halı malı…
c. Zıt anlamlı kelimeler
Bata çıka, irili ufaklı, ölüm kalım, dosta düşmana…
]Tekrarlar anlamı kuvvetlendirir; nesneye ve harekete çokluk, süreklilik ve beraberlik anlamları katar.
Mini mini çocuklar
Diyar diyar dolaştım.
Yaza yaza usandı.
İyi kötü bir şeyler yaptı.
]Grubu oluşturan kelimeler çekim eki alabilir.
evi barkı, evini barkını, sağa sola, işinde gücünde, varını yoğunu, dereden tepeden…
]Çoğunda kelimelerin yeri değiştirilemez.
Eğri büğrü › büğrü eğri
]Tekrar grupları, cümlede ve kelime gruplarında isim, sıfat ve zarf olarak kullanılır.
Sürü sürü kargalar, hisarın üstünden uçarken acı acı bağırıyordu.
Kahve mahve yapmam sana ben.
Dişi aslan bu mini miniyi kendi yavruları arasında görünce, onu da doğurduğunu sandı.
Yorgun argın dönüyorum her akşam eve.
Çamurlara bata çıka yürüdü.
Havuzda su şırıl şırıldır.
Sevdiklerim göçüp gidiyorlar birer birer.
Takınsan kanat manat
Kuş muş olsam seğirtsem
Maviliğin çeşmesi gürül gürül
Ardından bir ses kopar. Artık durul.
Dallarda tomurcuk tomurcuk, çiçek çiçek;
Boşlukta kuş kuş, böcek böcek;
Kovuklarda arı arı, petek petek;
Kuytularda menekşe menekşe, çilek çilek;
Gül gül, zambak zambaksınız. (Arif Nihat)
Gök mavi mavi gülümsüyordu.
Yeşil yeşil dallar arasından.
ZARF-FİİL GRUBU
Bir zarf-fiil ve bu zarf-fiile bağlı unsur veya unsurlardan kurulan kelime gruplarına zarf-fiil grubu denir.
Grubun ana unsuru zarf-fiildir ve sonda bulunur. Cümleler öğelerine ayrılırken zarf-fiil ve ondan önce gelen ve ona bağlı olan kelimeler ayrılmazlar.
Zarf-fiil, grupta yüklem görevindedir. Vurgu, zarf-fiilden önceki unsurdadır.
]Zarf-fiilden önce gelen kelimeler, cümlede olduğu gibi, özne, nesne, zarf tümleci ve dolaylı tümleç olarak adlandırılırlar. Bu yüzden zarf-fiillerle ve zarf-fiil gruplarıyla birleşik cümleler yapılır.
Son gülün karşısında / son bülbül / ah ederken…
Dolaylı tüml. Özne yüklem
Bu yaman dağların hayalini / hatırımdan / silince…
Nesne dlı tüml. Yükl.
Kanatlarını açan kocaman bir kartal gibi / kollarını / açarak…
Edat tüml. Nesne yükl.
Pembe hayaller / kura kura
Nesne yükl.
]Hâl ekleriyle çekime girmiş bazı sıfat-fiiller, cümlede zarf görevi yaparlar. Bunlar da birer zarf-fiil grubudur.
Müzik başladığında / bütün salon bir sessizliğe gömüldü.
Sudur, akar / kendi bildiğince.
Pencere, en iyisi pencere
Geçen kuşları görürsün hiç olmazsa
Dört duvarı göreceğine. (OV)
]“-r, -mez”, “-di mi”, “-di, -eli” ile kurulan gruplar da birer zarf-fiil grubudur.
Bir pırıltı gördü mü / gözle hemen dalıyor.
Ben bu gurbet ele düştüm düşeli
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Çamlıca’nın bu asıl çevresine girer girmez, artık eniştemizin köşkünün tılsımlı duygularını tatmaya koyulurduk.
]Bu grup, kelime grubu ve cümle içinde zarf olarak kullanılır.
Bahar geleli / kargalar sınırsız bir neşe içinde.
Dargınlığını unutup / onunla barışmak istiyor.
Yokuşu çıkar çıkmaz, / kurumuş başak tarlalarıyla karşılaştık.
Kardan, yağmurdan, rüzgârdan sora sora /
Bir yol bulup / giderdim anılara.
]Zarf-fiil grubu yüklem olarak da kullanılabilir.
Âlemde gündüz gönlümüze işkencedir
Bence bayram ufukta gün bitincedir.
SIFAT-FİİL GRUBU
Bir sıfat-fiil ve bu sıfat-fiile bağlı unsur veya unsurlardan kurulan kelime gruplarına sıfat-fiil grubu denir.
Grubun ana unsuru sıfat-fiildir ve sonda bulunur. Cümleler öğelerine ayrılırken sıfat-fiil ve ondan önce gelen ve ona bağlı olan kelimeler ayrılmaz.
Sıfat-fiil, grupta yüklem görevindedir. Vurgu, sıfat-fiilden önceki unsurdadır.
]Sıfat-fiilden önce gelen kelimeler, cümlede olduğu gibi, özne, nesne, zarf tümleci ve dolaylı tümleç olarak adlandırılırlar. Bu yüzden sıfat-fiillerle ve sıfat-fiil gruplarıyla birleşik cümleler yapılır.
Eski İstanbul’un güzel semtlerini yaratan / Türklük
Sıfat isim
Eski İstanbul’un güzel semtlerini / yaratan
Nesne yüklem
Bütün hayalleri yıkılmış / insanlar
Sıfat isim
Bütün hayalleri / yıkılmış
Özne yüklem
Her içine girdiği odaya bir şefkat serinliği getiren / bu kız
Sıfat isim
Her içine girdiği odaya / bir şefkat serinliği / getiren
Dolaylı tüml. Nesne yüklem
]Bu grup, kelime grubu içinde sıfat ve isim; cümlede, özne, nesne, zarf ve yer tamlayıcısı olarak kullanılır.
Mısralarında nağme hissedilmeyen / bir manzume
Sıfat isim
Bu eseri tamamlamak için ne kadar çabaladığını / hiç kimse bilmiyordu.
Sıfat-fiil grubu, isim, nesne
Sabrından saray yapan / sultanları bilirim.
Sıfat isim
]Birleşik isim olarak kullanılan sıfat-fiiller vardır:
Vatansever, cankurtaran, çöpçatan…
İSİM-FİİL GRUBU
Bir isim-fiil (mastar) ile ondan önce gelen ve ona bağlı olan kelimelerin veya kelime gruplarının oluşturduğu yeni gruba isim-fiil grubu denir.
Grubun ana unsuru isim-fiildir ve sonda bulunur. Vurgu isim-fiilden önceki unsurdadır.
Mastar, grupta yüklem görevi yapar. Ondan önce gelen kelimeler de cümlede olduğu gibi özne, nesne, tümleç olurlar.
Onu biraz sonra çekeceği acıya hazırlamak…
Nesne dolaylı tüml. Yülem
Suda, rüzgârda, kuşta senin sedanı duyup /
zarf
Seni / beyaz çiçekli dallar içinde / sanmak
Nesne dolaylı tüml. Yükl.
Halk sanatına, halk ağzına, halk hayatına / daima / açık olma…
Dolaylı tümleçler zarf yüklem
Uzun bir ayrılıktan sonra / sılaya / dönüş…
Zarf tüml. Dt y.
Etrafına / bir keklik gibi ürke ürke / bakış(ından anladım.)
Dt zt y.
]Bu grup, cümle ve kelime grubu içinde isim olarak kullanılır.
Etrafına bir keklik gibi ürke ürke bakışından anladım.
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Bir faciadır, böyle bir âlemde uyanmak.
Annem belediye doktoruydu. Penceresinden kavak ağaçları görünen bir sağlık ocağında çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada tek çocuk olmanın krallığını yaşar, oyalanır; haşarılıklarımın, afacanlıklarımın hoş görüleceğini bilmenin kolaylıklarından fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, yanaklarımı pembeleştiren makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, uçuşan pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Kavakları silkeleyen rüzgâr oyun arkadaşım olurdu. Koca bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır, bense onu tasasız gözlerle izlerdim. Annemin masasında, güzel çerçeveler içinde benim ve babamın resmi dururdu. Gurur duyardım. Kocaman bir masası ve koltuğu vardı annemin. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim başka bir boyut kazanırdı. (Murathan Mungan; Pamukçuklar)
Yukarıdaki parçada en az iki kelimeden oluşan ve koyu harflerle yazılmış olan kelime gruplarının ilk kelimelerinin yazılmadığını, son kelimelerin (isimlerin veya isim tamlamalarının) düşünelim:
Annem belediye doktoruydu. Sağlık ocağında çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada çocuk olmanın krallığını yaşar, oyalanır; haşarılıklarımın, afacanlıklarımın hoş görüleceğini bilmenin kolaylıklarından fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Rüzgâr oyun arkadaşım olurdu. Bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır, bense onu gözlerle izlerdim. Annemin masasında, çerçeveler içinde benim ve babamın resmi dururdu. Gurur duyardım. Masası ve koltuğu vardı annemin. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim boyut kazanırdı.
Öncesindeki kelimeler çıkarıldığında isimlerin anlamları eksilmiş oldu. Kelime anlamı olarak değil de cümleye kattığı anlam bakımından eksilme oldu.
Sağlık ocağı nasıl bir sağlık ocağı?
Çocuk nasıl bir çocuk?
Makaslar nasıl makaslar?
Pamukçukları hangi pamukçuklar?
Rüzgâr nasıl bir rüzgâr?
Bahçe nasıl bir bahçe?
gözlerle nasıl gözler?
çerçeveler nasıl çerçeveler?
Masası ve koltuğu nasıl masa ve koltuk?
Boyut hangi boyut, ne boyutu?
İsim tamlamasında olduğu gibi sıfat tamlamasında da isimlerin (asıl unsur) tam olarak anlaşılması ve tanınması için onlardan önce bazı kelimeler getirerek anlamlarını nitelik ve nicelik yönünden tamamlarız.
Tanımı
Bir veya daha fazla sıfatın bir (veya daha fazla) ismi sayı, renk, biçim, hareket, durum, sayı ve yer bakımından nitelediği veya belirttiği kelime gruplarına sıfat tamlaması denir.
Özellikleri
]Sıfat tamlamalarında birinci kelimeye tamlayan; ikincisine de tamlanan denir. Tamlayan, tamlananın anlamını bütünler. Tamlayan, yani sıfat yardımcı unsurdur; tamlanan, yani isim de asıl unsurdur. Tamlayan başta gelir, tamlanan sonda. Bu “Türkçede yardımcı unsur başta; asıl unsur sonda bulunur” kuralına göre açıklanabilir. Grubun vurgusu tamlayandadır.
İsim tamlamasında olduğu gibi sıfat tamlamasında da tamlananla tamlayanın nereden ayrılacağı iyice kavranmalı, anlam her zaman ön plânda tutulmalıdır.
Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir / sağlık ocağı
Tek / çocuk
yanaklarımı pembeleştiren / makaslar
uçuşan / pamukçuklar
Kavakları silkeleyen / rüzgâr
Koca / bahçe
Tasasız / gözler
Güzel / çerçeveler
Kocaman / bir / masası ve koltuğu
Başka / bir / boyut
]Sıfatla isim eksiz birleşir. Yani tamlama eki yoktur.
Kırık kalp, serin serviler…
]Bütün sıfatlarla sıfat tamlaması yapılabilir:
Niteleme Sıfatlarıyla
Kocaman / bir masası ve koltuğu
Koca / bahçe, tasasız / gözler, güzel / çerçeveler
Mavi deniz, tatlı su, yakın arkadaş, çalışkan öğrenci, yuvarlak masa, akciğer, Akdeniz, karabiber, başbakan, başhekim…
İşaret sıfatlarıyla
Bu soruyu kim cevaplayacak?
Kitabı şu genç almıştı.
O eşyaları nereye götürüyorsun?
Öteki sorulara geçiniz.
Beriki masaları da taşıdık.
Asıl sayı sıfatlarıyla
Her gün iki saat ders çalışır, bir saat de kitap okurum.
Bir ağaç bile bırakmamışlar; kesmişler.
Yüz yıl öncesine geri döndük.
Türkiye nüfusunun yetmiş milyon olduğu söyleniyor.
Beş milyon ton patates
Sayıyla değil de diğer birimlerle ölçülen nesneler için
10 cm ip, 2 m kumaş, 100 ton kömür, 3 kg şeker…
Sıra sayı sıfatlarıyla
77. yıl, 11’inci bölük, birinci gün, ikinci gelişimiz,
Kesir sayı sıfatlarıyla
Yüzde bir ihtimal, yarım ekmek, çeyrek (dörtte bir) ekmek…
Üleştirme sayı sıfatlarıyla
İkişer elma, yedişer kişi, ellişer milyon, birer gün arayla,
Belgisiz sıfatlarla
kimi insanlar, bir yaz günü, her soru, birtakım insanlar, birkaç kişi, tüm insanlar, bütün varlıklar…
Soru sıfatlarıyla
Nasıl kitaplardan hoşlanırsın?
Kaç gün sonra geleceksin?
Eve giderken hangi otobüse bineceğiz?
Kaçıncı sınıfta okuyor?
Ne gün geleceğini söyledi mi?
Kaçar kişilik gruplar hâlinde gideceğiz?
Kaçta kaç hisse istersin?
Sıfat-fiillerle veya sıfat-fiil gruplarıyla
Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir sağlık ocağı
yanaklarımı pembeleştiren / makaslar
Kavakları silkeleyen / rüzgâr
uçuşan / pamukçuklar
mavileşen / manzara
eserken yelken açmadığım / rüzgâr
daha deniz görmemiş / bir çoban çocuğu
gecenin bitmeğe yüz tuttuğu / an
]Sıfat ve zarfların anlamlarını, miktar ve derece bakımından tamamlayan zarfların meydana getirdiği kelime grupları da birer sıfat tamlamasıdır.
en tatlı, çok güzel, pek doğru, daha gösterişli…
]Sıfat tamlamasında sıfatla isim arasına noktalama işareti konmaz. Meselâ, virgül konursa ilk kelime tek başına kalmış olur, dolayısıyla isimleşir.
Genç adama gülümseyerek baktı. (genç: sıfat)
Genç, adama gülümseyerek baktı. (genç: isim, özne)
]Birkaç sıfat, arka arkaya sıralanarak bir ismi niteleyebilir veya belirtebilir:
Karanlık, büyük, korkutucu ve nemli bir evdi.
Yavaş, vakur, tatlı bir kadın sesi
]Aynı şekilde bir sıfat birden fazla isme ait olabilir:
Yüksek dağlar, tepeler, yaylalar, o bölgenin coğrafî yapısını oluşturur.
Pahalı elbiseler, ayakkabılar
]Tamlanan, tamlayan veya her ikisi birden kelime grubu olabilir. Sıfat tamlaması da başka bir sıfat tamlamasında tamlayan ya da tamlanan olabilir:
Seher musikisi › Engin seher musikisi› Bir engin seher musikisi
Şu / gözlüklü adam
Mum rengi / çehreler
Yumuşak ve korkak / adımlar
Bacalara takılan / şu beyaz bulutlar
Ay ışığındaki / büyülü şeffaflık ve nur
Koklamadan attığım / gül demeti
]Cümlede isim, sıfat ve zarf olarak görev yaparlar.
Bu yumuşak ve pembe tenli avı, pençesinde sıkarak yükseldi.
Sabah ezanı okunurken başlayan yağmur, birdenbire sağanak hâlini aldı.
<
br />]Sıfat tamlamalarında eğer tamlanan zaten tamlayanın anlamında varsa düşürülür. Bilinir ki o sıfat o isimden başkasına ait değildir. Bu durumda bu sıfatlara adlaşmış sıfatlar denir:
Ağlayan insanlar bir gün güler. Ağlayanlar bir gün güler.
Gelen … giden … aratır Gelen gideni aratır.
Hasta adamı hastahaneye yetiştiremediler Hastayı yetiştiremediler.
Üçler basamağı,
1453’ten sonra…
Gençler ağaç dikiyor.
Tembeller başarılı olamaz.
Annem belediye doktoruydu. Penceresinden kavak ağaçları görünen bir sağlık ocağında çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada tek çocuk olmanın krallığını yaşar, oyalanır; haşarılıklarımın, afacanlıklarımın hoş görüleceğini bilmenin kolaylıklarından fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, yanaklarımı pembeleştiren makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, uçuşan pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Kavakları silkeleyen rüzgâr oyun arkadaşım olurdu. Koca bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır bense onu tasasız gözlerle izlerdim. Annemin masasında, güzel çerçeveler içinde benim ve babamın resmi dururdu. Gurur duyardım. Kocaman bir masası ve koltuğu vardı annemin. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim başka bir boyut kazanırdı. (Murathan Mungan; Pamukçuklar)
Yukarıdaki parçada en az iki kelimeden oluşan ve koyu harflerle yazılmış olan kelime gruplarının ilk kelimelerinin yazılmadığını düşünelim:
Annem doktordu. Penceresinden ağaçlar görünen bir ocakta çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada krallık yaşar, oyalanır; kolaylıklardan fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, yanaklarımı pembeleştiren makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, uçuşan pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Kavakları silkeleyen rüzgâr arkadaşım olurdu. Koca bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır bense onu tasasız gözlerle izlerdim. Masada, içte, resim dururdu. Gurur duyardım. Kocaman bir masası ve koltuğu vardı. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim başka bir boyut kazanırdı.
Öncesindeki kelimeler çıkarıldığında altı çizili olanların anlamları eksilmiş oldu. Kelime anlamı olarak değil de cümleye kattığı anlam bakımından eksilme oldu.
Annem doktordu. Ne doktoru?
Penceresinden ağaçlar görünen Ne ağaçları?
bir ocakta çalışır Ne ocağı?
Orada krallık yaşar Neyin ya da nerenin krallığı?
kolaylıklardan fazlaca yararlanır Neyin ya da nelerin kolaylıkları?
rüzgâr arkadaşım olurdu. Ne arkadaşı?
Masada, Ne ya da kimin masası?
içte, Neyin içinde?
resim dururdu. Neyin ya da kimin resmi?
Kocaman bir masası ve koltuğu vardı. Kimin?
İşte, dilimizde, kullandığımız kelimelerin (asıl unsur olan kelimelerin) tam olarak anlaşılması ve tanınması için onlardan önce bazı kelimeler getirerek anlamlarını tamamlarız.
Tanımı
Aralarında anlamca ilgili bulunan ya da sonradan ilgi kurulan, birinin diğerini iyelik yönünden bütünlediği iki isimden oluşan kelime gruplarına isim tamlaması denir.
Özellikleri
İsim tamlamalarında birinci kelimeye tamlayan; ikincisine de tamlanan denir. Tamlayan, tamlananın anlamını bütünler. Tamlayan başta gelir, tamlanan sonda (şiirde yer değiştirebilir). Bu, “Türkçede yardımcı unsur başta; asıl unsur sonda bulunur” kuralına göre açıklanabilir. Asıl unsur tamlanandır. Ama vurgu tamlayandadır. Çünkü tamlayan sonradan eklenerek tamlananın anlamını bütünlemektedir.
“kenar” dendiğinde ne kenarı, neyin kenarı olduğu anlaşılmamaktadır. “deniz kenarı” diyerek “kenar”ın “deniz”e ait olduğunu belirtmiş oluruz. Bu durumda “deniz” vurgulu söylenir.
İnsanlar-ın vefasızlığ-ı vefasızlık, insanlara ait
Yalancı-n-ın mum-u bu mum, yalancıya ait
Köprü üst-ü bu üst (kısım), köprüye ait
Masa örtü-s-ü bu örtü, hem masaya ait, hem de masa üzerine sermek için kullanılır
Kumaş boya-s-ı bu boya, kumaş için kullanılır
Tahta fırça-s-ı bu fırça, tahta temizlemek içindir
Sabrın acı meyvesi bu acı meyve sabra ait, sabrın eseri.
Erik ağaçlarının pembe, beyaz çiçekleri
Bu pembe ve beyaz çiçekler erik ağaçlarına ait.
]İsim tamlamasına özgü iki tane ek vardır:
Tamlayan eki ya da ilgi hâl eki: -(n)İn
Tamlanan eki, daha doğrusu iyelik ekleri: -(s/y)İ
Tamlayan, ek alsa da almasa da ilgi hâlindedir. Tamlayan zamir ise ilgi hâl ekini alır; isimse alır veya almaz. Tamlanan ise daima iyelik eki alır.
Tamlayan eki, isimleri isimlere bağlayarak tamlama kurmaya yarar.
Kitab-ın yaprağı yırtılmış.
Yalancı-n-ın mumu…
Gözlüğ-ün camı…
İyelik ekleri, isimlerin ve isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların sahiplerini, ait oldukları kişileri belirten eklerdir. Tamlayansız kullanıldıkları zaman bu eklere iyelik zamirleri de denir.
kitab-ım, kitab-ın, kitab-ı, kitab-ımız, kitab-ınız, kitap-ları
masa-m, masa-n, masa-s-ı, masa-mız, masa-nız masa-ları
su-y-um, su-y-un, su-y-u, su-y-umuz, su-y-unuz, su-ları
ne-y-im, ne-y-in, ne-y-i/ne-s-i, ne-y-imiz, ne-y-iniz, ne-leri
İyelik ekleri isim tamlamasında tamlanana gelir:
Kapının kol-u,
işin baş-ı,
hayvan sevgi-s-i
Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı…
Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı…
Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.
]İsim tamlamaları cümlede isim gibi kullanılır, isme getirilen ekleri alabilir, ismin aldığı görevleri yüklenebilirler: Cümle ve kelime grupları içinde isim, sıfat, zarf olarak kullanılırlar.
İsim, özne: Grubun lideri, arkadaşları adına bir konuşma yaptı.
İsim, yüklem: Beni üzen unutulmak değil dostlarımın vefasızlığıdır.
İsim, d.lı tüml.: Bu çiçekleri pencerenin önüne götür, lütfen.
İsim, nesne: Bu müzik sesi baş ağrılarımı bir anda dindirdi.
Sıfat Fatih’in geçtiği kapı
Sıfat El yayması eserler
Zarf Bütün aile pazar günleri bir araya gelirdi.
]Tamlayan, tamlanan veya her ikisi birden kelime grubu olabilir.
Aşkın / şeref diyarı
Hısım akrabanın / sözleri
Gurbet duygusunun / hem kaynağı hem de sembolü
Göğün ve denizin / gözleri ve ruhu alabildiğine çeken mavilikleri
]Birden fazla tamlayan ve tamlanan bulunabilir.
Evin / kapısı, penceresi
Göğün, ovanın / rengi
Savaşın, kızıl ve korkunç facianın / nasıl olduğu
Yirmi senenin / yazları, kışları, fırtınaları, güneşleri
]Tamlayan cümle hâlinde de olabilir:
“Ben başaramam” sözünü bir tarafa bırak.
Ortalık bir anda “isteriz” nidalarıyla inledi.
Not: Günümüzde bu tür tamlamalar, tamlanansız kullanılmaktadır ki bu, yanlış bir tutumdur.
“Ben başaramam”ı bir tarafa bırak.
Ortalık bir anda “isteriz”lerle inledi.
Herkes birbirine “şimdi ne yapacağız”ı soruyordu.
]Belirtili isim tamlamasında vurgu her iki unsurda da eşittir, ama belirtisiz isim tamlamasında tamlayan vurguludur.
Vapurun düdüğü
Vapur düdüğü
İyelik ekleri takısız isim tamlaması ve bazı istisnalar hariç bütün isim tamlamalarında tamlananda bulunur. Ama bir kısmında tamlayan eki (ilgi eki) b
ulunmaz. İşte, tamlayanın ilgi eki alıp almamasına göre isim tamlamaları ikiye ayrılır:
a. Belirtili İsim Tamlaması
Tamlayanı ilgi eki; tamlananı da iyelik eki almış isim tamlamasıdır. Tamlayan tamlananın kime ya da neye ait olduğunu kesin olarak bildirir. Tamlayanda veya tamlananda belirsizlik yoktur. Yani belirli bir şey yine belirli bir şeye aittir. Ama bu aitlik geçicidir. Yani aynı tamlanan başka isimlerle de tamlanabilir.
“Sınıfın kapısı” dediğimizde nerenin kapısı, hangi kapı olduğu kesin olarak bilinmektedir. Ama “sınıf kapısı” tamlamasında nerenin, neyin kapısı, hangi kapı olduğu kesin olarak bilinmemektedir.
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Baka kalırım giden geminin ardından.
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul’u dinliyorum.
Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine
Uzanmışım, kalmışım yaylının şiltesine,
Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı
Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı
]Belirtili isim tamlamalarında tamlayanla tamlanan arasına kelime(ler) girebilir. Bunların bir kısmı karma tamlama olarak bilinir:
oğlumun yıllar önce alınan kazağı.
Çocuğun minik elleri
Şehrin günlerdir akmayan suları
İhtiyarın bir kış gecesi ölümü
Üsküdar’ın dost ışıkları
Kocaman bir masası ve koltuğu vardı annemin.
Arkadaşımın bitmek bilmeyen aile sorunları beni üzüyor.
Serinliğini hissettin mi rüzgârın?
]Belirtili isim tamlamasında, tamlayanla tamlanan şiir ve konuşma dillerinde yer değiştirebilir:
Cevabı yok geçmişime yönelttiğim sorularımın.
Kocaman bir masası ve koltuğu vardı annemin.
Serinliğini hissettin mi rüzgârın?
Su mudur sadece derdi milletin?
Sırtına Sakarya’nın Türk tarihi vurulur.
Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Kimse duymaz çilesini tütmeyen ocakların.
Bıraktım ardını yıllarca koştuğum hevesin.
Tahsilin ticarette yeri yok.
]Tamlanan sıfat-fiil veya sıfat-fiil grubu da olabilir. Tabi bu isim tamlamaları ya isim olarak kullanılacaklardır ya da bir simin sıfatı olarak.
Bingöl çobanlarının / koyun otlatırken çaldıkları
Tyn. Tnn.
Asabî bir ağırlığın / göğsümden yükseldiği (an)
Tyn. Tnn.
Çılgın fırtınaların / döve döve yosunlattığı (kayalar)
Tyn. Tnn.
Parçaların / hızla kayarak etrafa yayıldığı(nı)
Tyn. Tnn.
Buradan şu sonucu çıkarabiliriz: İlgi eki almış olan bütün kelimeler ve kelime grupları tamlayan, iyelik eki almış bütün kelimeler ve kelime grupları da tamlanandır.
]Tamlayan ya da tamlanan söylenmemiş olabilir.
Genellikle tamlayanı zamir olan tamlamaların tamlayanı düşer. Bu yüzden iki isimden de zincirleme tamlama oluşabilir:
Konuşması herkesi rahatsız edersi.
Yürüyüşünde de bir asalet vardı.
Kalemimin ucu bitti. Benim kalemimin ucu:
Karşılıklı konuşmalarda tamlayan da tamlanan da düşebilir:
¦Şu gelen kimin kızı?
¦Hüseyin’in (kızı)
¦Bu bey Ali’nin nesi?
¦(Ali’nin) Amcası.
Tamlanan tekrardan kaçınmak için söylenmeyebilir.
Bu ev bir zamanlar bizim(evimiz)di.
]Bazen tamlayan bir şeyin değil de bir niteliğin kime ait olduğunu bildiriyor olabilir:
öğrencinin çalışkanı,
sporcunun zekî, çevik ve ahlâklı olanı…
]Senli benli konuşmalarda “koca, karı, oğul” gibi kelimeler ve iyelik ekleri düşebilir:
Emine’nin oğlu Duran›Emine’nin Duran.
Asımoğulları’nın Ali(si)
Bizim evimiz›bizim ev
]“-dEn” eki tamlayan ekinin yerini tutabilir:
öğrencilerin bazıları›öğrencilerden bazıları
onların biri›onlardan biri
]Tamlayan ekinin ikiden fazla tekrarı anlatım bozukluğuna yol açar.
Masanın ikinci çekmecesinin kulpunun koptuğunu biliyorum.
Pencerenin kenarının tamirinin yapılması gerekli.
b. Belirtisiz İsim Tamlaması
Tamlayanın ek almadığı, tamlananın da belirtili isim tamlamasında olduğu gibi iyelik eki aldığı isim tamlamasıdır.
Tamlayan ek (ilgi eki) almadığı için, yani tamlananın kime ya da neye ait olduğu tam olarak bilinmediği için belirtisiz denmiştir. Ama tamlanan ile tamlayan arasındaki ilişki daimidir.
“Sınıfın kapısı” dediğimizde nerenin kapısı, hangi kapı olduğu kesin olarak bilinmektedir. Ama “sınıf kapısı” tamlamasında nerenin, neyin kapısı, hangi kapı olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Herhangi bir kapı var elimizde; bu kapının hangi sınıfa ait olduğunu bilemiyoruz; bilinen tek şey bu kapının genel anlamda sınıfla ilgili olduğudur. Kapı herhangi bir kapıdır; sınıf da herhangi bir sınıf… Yani bir genelleme söz konusudur.
Çoban çeşmesi, hayal iklimleri, ahududu şerbeti…
]Belirtisiz isim tamlamasında tamlayan ile tamlanan arasına kelime girmez. Aşağıdaki gibi kurulan tamlamalar yanlıştır.
Konya eski milletvekili, Millî Eğitim eski Bakanı…
]Tamlayan ile tamlanan yer değiştirmez.
]Belirtisiz isim tamlamasında tamlayanın çeşitli görevleri vardır:
Tamlananın türünü, kime ya da neye özgü olduğunu bildirir:
misafir odası, kömür sobası, ev terliği, çiçek saksısı, masa örtüsü…
otobüs bileti, coğrafya kitabı, kadın çorabı…
Tamlananın neden yapıldığını belirtir:
kök boyası, biber dolması, gül kurusu, pirinç pilâvı, peynir tatlısı…
Tamlananın çıktığı, yetiştiği, ait olduğu yeri belirtir:
Bursa şeftalisi, Amasya elması, İzmir üzümü, Bağdat hurması, yer elması, ağaç mantarı, su yılanı, dağ keçisi…
Sokak çocuğu…
Tamlananın neye benzediğini belirtir:
dil peyniri, parmak üzümü, dil balığı…
Tamlananın mesleğini ve görevini belirtir:
kayıt memuru, temizlik işçisi, fizik öğretmeni, ev kadını, okul müdürü, daire başkanı…
Tamlananın nedenini belirtir:
sel felâketi, deprem yıkıntısı, kaza kurbanı…
Tamlananın zamanını bildirir:
yaz yağmuru, sabah kahvaltısı…
Tamlananın yapıldığı aracı bildirir:
telefon görüşmesi, çöp kebabı…
]Belirtisiz isim tamlaması şeklinde özel yer adları vardır:
Konya Ovası, Topkapı Garajı, Taksim Meydanı, Boğaziçi Köprüsü, Çanakkale Köprüsü, Ankara Kalesi…
Birinci unsuru özel isim olan tamlamalar, şekil bakımından belirtisiz oldukları hâlde, anlam bakımından belirtili isim tamlaması özelliği taşır.
“İstanbul şehri, Türk Dili, Tuz Gölü”
Birinci unsuru cümle olan tamlamalar da anlam bakımından belirtili sayılırlar.
“Ben başaramam” sözünü bir tarafa bırak.
Ortalık bir anda “isteriz” nidalarıyla inledi.
Kiralıktır levhası
Birleşme aşkın mezarıdır iftirası
Not: Günümüzde bu tür tamlamalar, tamlanansız kullanılmaktadır ki bu, yanlış bir tutumdur.
“Ben başaramam”ı bir tarafa bırak.
Ortalık bir anda “isteriz”lerle inledi.
Herkes birbirine “şimdi ne yapacağız”ı soruyordu.
]Kimi belirtisiz isim tamlamaları bitişik yazılır:
hanımeli, yüzb
aşı, aslanağzı, yavruağzı…
]Bazılarında da tamlayan çoğul eki alabilir:
öğretmenler odası, erkekler hamamı, kadınlar hamamı, karılar koğuşu…
]Bazı belirtisiz isim tamlamaları belirtili yapılabilirken bazıları yapılamaz.
Kapı kolu › kapının kolu olur
Telefon görüşmesi › telefonun görüşmesi olmaz
Yaz yağmuru › yazın yağmuru olabilir
Çöp kebabı › çöpün kebabı olmaz
Misafir odası › misafirin odası olmaz
]Belirtisiz bir isim tamlaması, belirtili isim tamlamasında tamlanan olarak görev yaptığında, kendi iyelik ekini değil, ana tamlamanın iyelik ekini taşır.
Çamaşır makinesi › benim çamaşır makinem
Şiir dünyası › onun şiir dünyası
]Bazı belirtisiz isim tamlamaları, iyelik eki olmadan kullanılır. Bu durum Türkçeye aykırıdır:
Şiş kebap(kebabı), Gönül Sokak(Sokağı), kestane kebap(kebabı), Çiçek Otel(Oteli)…
İsim tamlamalarını, tamlayanın ilgi eki alıp almamasına göre belirtili ve belirtisiz olmak üzere ikiye ayırmıştık. Bunların dışında üç isim tamlaması çeşidinden daha bahsedilebilir:
Takısız isim tamlaması
Zincirleme isim tamlaması
Karma tamlama
Takısız isim tamlaması
Tamlananın da tamlayanın da ek almadığı isim tamlamalarıdır.
Takısız isim tamlamasında tamlayanın görevi, tamlananın neden yapıldığını (aslını, ham maddesini,ne cins maddeden yapıldığını) belirtmektir:
Çelik kasa, cam kavanoz, kâğıt mendil, taş duvar, bakır tepsi, naylon torba, tahta köprü, altın bilezik…
Not: Tamlayan tamlananın neye benzediğini belirtiyorsa sıfat tamlamasıdır.
Badem göz, sırma saç, aslan çocuk, kurt adam, ölü deniz, altın başaklar…!
ipek gömlek: takısız isim tamlaması
ipek saçlar: sıfat tamlaması
altın yüzük: takısız isim tamlaması
altın kalp: sıfat tamlaması
ölü deniz: sıfat tamlaması
ölü hayvan: sıfat tamlaması
Zincirleme İsim Tamlaması
Başlı başına bir isim tamlaması çeşidi değildir.
Bu tür isim tamlamalarının tek özelliği, bazen tamlayanın, bazen tamlananın, bazen de her ikisinin birden herhangi bir isim tamlaması olmasıdır. Yani ikiden fazla isimden oluşmasıdır. Bu durum bu kelime grubunun belirtili veya belirtisiz bir isim tamlaması olma özelliğini değiştirmez.
Zincirleme denmesinin sebebi de, önceden oluşturulmuş olan bir isim tamlamasına yeni bir unsur (tamlayan ya da tamlanan) daha ekleniyor olması veya iki isim tamlamasının birleştirilmesidir:
[çocuk + (sırt + çanta)] = çocuğun sırt çantası
[(su + ses) + nağme] = su sesinin nağmesi
[(şehir + hava) + kirlilik] = şehrin havasının kirliliği
[(hava + tahmin) + rapor] = hava tahmin raporu
[dünya + (kadınlar + gün)] = Dünya kadınlar günü
[(çelik + tencere) + marka] = çelik tencere markası
[(çocuk + edebiyat) + dizi] = çocuk edebiyatı dizisi
[(Ali + kardeşi) + (günlük + harçlık)] = Ali’nin kardeşinin günlük harçlığı
Karma Tamlama
Özelliği şudur: Bir isim tamlamasının tamlayanının, tamlananının veya her ikisinin birden bir sıfat tarafından nitelenmesi ya da belirtilmesi. Başka bir deyişle, tamlayan, tamlanan ya da her ikisi birden sıfat tamlamasıdır:
Issız sokakların hüznü
Buraların eski hâli
Yorgun köylülerin nasırlı elleri
yORUMLARDAN…