Şub 28

Her sabah Çarşı Camii`nin arkasındaki harap zaptiye ahırlarının önünden, bir serçe sürüsü gibi, cıvıl cıvıl neşeli geçerdik. Okul biraz daha ileride,alçak duvarlı,oldukça geniş bir avlunun ortasında idi. Bir kattı, etrafında yükselen büyük kestane ağaçlarının birbirine karışmış koyu gölgeleri bütün çatısını kaplardı. Biz daha avlunun kapısından Hoca girmeden Efendinin olup olmadığını, şöyle bir bakar, anlardık:
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler: , , , ,

Nis 20

Kitabın özeti:
Louis karısı ve iki çocuğu ile Chicago’dan Ludlow’da ormanın hemen yanında bulunan bir eve taşındı. Eve yerleştiler ve daha sonra yan komşuları ile tanıştılar. Komşuları çok yaşlı bir çiftti. Jud ve Norma Crandall. Kısa süre sonra Jud ile Louis ahbab oldular. Her akşam birlikte bira içip Ludlow hakkında konuşuyorlardı. Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , , , , ,

Nis 20

Günlük 24 Haziran’la başlar. Serra yaz tatili için gittiği İzmir’deki Kuzeni Sıla’nın anlattıklarıyla konuya başlar. Arkadaşı Zeynep’in Amerika’da okuyan Nilgün ablasının Amerikalı bir gençle evlenme kararı alması ve bunun evdeki yankılarından bahseder.
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , , , , ,

Nis 20

Aliye İstanbul’dan Anadolu’ya gelmiş idealist bir öğretmendir.Köyde kalmak için Ömer Efendinin evini bulur. Ömer Efendi ve eşi Gülsüm hala , Aliye’ yi ölmüş kızlarının yerine koyarlar ve çok severler .
Okula başlayınca köy ağasının oğlunun , diğer bir çocuğu hırpalaması ve babasının okula gelmesine meydan okuyup , onu sınıftan kovması büyük yankı yapar.

Olayı evde anlatması ile“Toprağınız toprağım,eviniz evim;burası için,bu diyarın çocukları için bir ana,bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!” diye yemin eder.
Hakikaten , Aliye bütün dedikodulara rağmen şevkle çalışıp , taktir topluyor bütün kasaba onu konuşuyordu.

Aliye ; çocuklara marşlar öğretip bayraklarla caddelerde dolaştırıp milli marşlarla duygularını ve milli hislerini coşturuyordu .
Bu arada Ferit Paşa hükümetine bağlı olanlar, Hacı Fettah Efendi başkanlığında Aliye hanıma cephe alıyorlardı.
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Nis 20

Netoçka Nezvanova, Dosteyevski’nin ilk romanlarından biriydi; kendine, yeteneğine, yapabileceklerine henüz güvenmediği, başkalarının önünde tüm bu sayılanlara cakayla sahip çıkarken, kendi başına kaldığında bunların her birini tek tek ölçüp biçtiği, iyi bir yazar olmadığından ve hiçbir zaman da olamayacağından şüphelendiği, bu şüphelerle kendini gecenin bir vaktinde sokaklara atıp ertesi sabah uyandığında hatırlamak bile istemeyeceği çirkinliklere daldığı zamanlarda yazdığı olağanüstü karamsar romanı.

Dostoyevski, küçücük bir kız çocuğunun ilk anılarından genç bir kıza dönüştüğünde yaşadığı günlere kadar her şeyi o kadar berrak ve gerçekçi anlatır ki bu kitapta; okurken aklınıza Dostoyevski’nin elinden çıkma bir eseri okuduunuz bile gelmez; siz o sırada Netoçka’nın yazdıklarını okuyorsunuzdur çünkü.

Üvey babasının tuhaf karakterini ve yaşadığı sıradışı hayatını anlatarak başlar Netoçka; bilgilerin önemli kısmı, babasının arkadaşından duyarak derledikleridir ama yazdığı her konuyu o olayın yaşandığı zaman içinde bulunduğu yaşın bakış açısıyla açıklamayı da başarır bu arada…

Netoçka’nın üvey babası Efimov, dengesiz bir adamdı. Doğduğu köyün sahibi olan derebeyi tarafından himaye edilen orkestranın elemanı olan babası gibi o da zamanla bu orkestraya katılmıştı. Klarnet çalıyordu Efimov, çok da yetenekli olduğu söylenemezdi üstelik.
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , , , ,

Nis 20

Yazar: Samed Behrengi
Kitap ismi: Küçük Kara Balık
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , , , ,

Nis 20

Mustafa Kemal,Harbiye’de öğrenci iken,hafta sonu izinlerini üvey amcasının eşi olan,Makbule Hanımın evinde geçiriyordu.Fikriye’de o zamanlar küçük bir kızdı.Mustafa Kemal’e olan ilgisi de bu zamanlarda başladı.Mustafa Kemal Harbiye’den mezun olduktan sonra,görevleri nedeniyle uzun süre İstanbul’dan ayrı kalmıştı.

Bu zaman aralığında Fikriye,onun hasretiyle başbaşaydı.
Mustafa Kemal,Milli Mücadele’yi başlatmak için,bazı fikirleridoğrultusunda İstanbul’a gelmiş,ilk iş olarakta Makbule Hanımların köşküne gitmişti.Makbule Hanım ve Fikriye O’nu göz yaşları içinde karşılamıştı.Fikriye büyümüş,güzel bir kız olmuştu.Mustafa Kemal’e olan ilgisini gizleyemiyordu.
Yazinin devamini oku »

Yaziyi gonderen Editor \\ Etiketler: , , , , , ,