Kas 08
Yazar
Makale
Zeynep Akıncı
  1. Diplomatik Dil ve Özellikleri (11.05.2005)
Prof. Dr. Doğan Aksan
  1. Kavram Alanı-Kelime Ailesi İlişkileri ve Türk Yazı Dilinin Eskiliği Üzerine
  2. Dilbilim Tarihine Bir bakış
  3. Türkçe Araştırmalarında Yeni Yollar (23.08.2004)
  4. Dille Gerçek ya da Anlatım Yolu Sorunu (07.10.2004)
  5. Dilin Türleri (26.01.2006)
  6. Anlambilim, İlgili Alanlar ve Türkçe (30.05.2006)
Doç. Dr. Berrin Aksoy
  1. Kültür Odaklı Çeviri ve Çevirmen (30.05.2006)
  2. Sosyal Bilimler Metinleri Çevirisi (01.06.2006)
Öğr. Gör. Soner Akşehirli
  1. Ömer Seyfettin’in “Bahar ve Kelebekler” Hikayesine Kelime Alanları Açısından Bir Bakış (04.09.2006)
Özlem Aktaş
  1. Türkçe İçin Verimli Bir Cümle Sonu Belirleme Yöntemi (11.08.2006)
Zeynep Altan
  1. Bilişsel Bilim Bağlamında Dilbilim ve Bilgisayar Bilimlerindeki Önemi (27.09.2006)
Zeynep Altan-Zeynep Orhan
  1. Anlam Belirsizliği İçeren Türkçe Sözcüklerin Hesaplamalı Dilbilim Uygulamalarıyla Belirginleştirilmesi (27.09.2006)
Yard. Doç. Dr. Mustafa Altun
  1. Türk Atasözleri Üzerine Sentaktik Bir İnceleme (16.02.2006)
Oytun Türk-Ömer Şayli-A. Sumru Özsoy-Levent M. Arslan
  1. Türkçede Ünlülerin Formant Analizi (29.12.2006)

Araş. Gör. Özgür Kasım Aydemir
  1. Türkçede Sloganlaştırılan Dil Birliklerinin Toplum Dilbilimsel İşlev Çözümlemesi Üzerine Bir deneme (11.12.2006)
  2. Türk Halk Türküleri İçerisinde Denizli Türkülerinin Dilbilimsel Özellikleri (11.12.2006)
Özgür Aydın
  1. İkinci Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Türkçe Dilbilgisi Betimlemelerinin Görünümü (01.08.2006)
  2. Anadili Eğitimi, Yabancı Dil Öğretimi ve Evrensel Dilbilgisi (03.12.2006)
Doç. Dr. R. Levent Aysever
  1. Dil Felsefesinin Geleceğine Bir Bakış (12.01.2007)
  2. Anlam Sorunu (12.01.2007)
Dr. Eyüp Bacanlı
  1. Türkçedeki Dolaylılık İşaretleyicilerinin Pragmatik Anlamları (05.01.2007)
Yard. Doç. Dr. Cahit Başdaş
  1. Türkçede Üçüncü Grup (Ara) Ekler (02.02.2007)
Prof. Dr. Özcan Başkan
  1. Dil Kullanımında “Verimlilik” Açısından “Tikel Sözlükçe” (07.12.2004)
Yard. Doç. Dr. Nesrin Bayraktar
  1. Yabancılara Türkçe Öğretiminin Tarihsel Gelişimi (23.10.2005)
Hendrik Boeschoten
  1. İki Dilli Ortamda Kavram Karışması (23.10.2006)
Hasan Bolat
  1. Türkçe ve Almancada Bağlaçların Özne Yüklem Uygunluğuna Etkileri (22.12.2006)
Prof. Dr. Kemal Oflazer-Dr. Cem Bozşahin
  1. Türkçe Doğal Dil İşleme (13.12.2006)
Cem Bozşahin-Deniz Zeyrek
  1. Dilbilgisi, Bilişim ve Bilişsel Bilim (25.09.2006)
Hendrik Boeschoten-Hansje Braam
  1. Bilgisayar ve Sözlükçülük Yöntemleri (17.10.2005)
Prof. Dr. İsmail Boztaş
  1. Çeviri, Çevirmen, Dilbilim İlişkisi, Çeviride Eşdeğerlik ve Kayıplar (23.01.2007)
Tuncay Böler
  1. Türkçe Sözlük (TDK) ile Örnekleriyle Türkçe Sözlük’ü (MEB) Karşılaştırma Denemesi (28.09.2006)
Yard. Doç. Dr. Nalan Büyükkantarcıoğlu
  1. Türkçe Sözcük Biçimlenmesinde Düzlemler ve Türetmeler (05.01.2007)
Gülşen Eryiğit-Eşref Adalı
  1. Sözlüksüz Köke Ulaşma Yöntemi (19.12.2005)
Cemal Çakır
  1. Anlamın Bağlam Açısından İncelenmesi: Kökanlambilim ve Artanlambilim (25.09.2006)
Mustafa Çakır
  1. Bilgisayar Destekli Sözdizimi Çalışması ve PROLOG (30.05.2006)
Özlem Çetinoğlu-Kemal Oflazer
  1. Morphology-Syntax Interface for Turkish LFG (24.07.2006)
İlyas Çiçekli
  1. Türkçe ve Kırım Tatarcası Arasında Bir Çeviri Sistemi (02.06.2006)
Yusuf Çotuksöken
  1. Okul Sözlükleri Üzerine (15.02.2006)
Prof. Dr. Nurettin Demir
  1. Ağız Sözlükçülüğü (24.10.2005)
  2. Dilden Kim Utanıyor ? (29.11.2005)
  3. Popüler Dil Tartışmalarına Dil İlişkileri Açısından Bakış (07.06.2006)
  4. Süreli Yayınlarda Yayın Dili Sorunu (07.06.2006)
  5. Derleme Sözlüğü’nde Şimdiki Zamanla İlgili Veriler (27.06.2006)
  6. Kıbrıs Ağızları Üzerine Notlar (27.06.2006)
  7. Kıbrıs Ağızlarında imiş Hakkında (27.06.2006)
  8. Geschichte der Sondersprachenforschung in der Türkei (27.06.2006)
  9. Kıbrıs’ta Türkçe (27.06.2006)
  10. Alanya ağızlarında şimdi’nin varyantları (19.07.2006)
  11. Türkiye’de Özel Diller (24.07.2006)
  12. Lars Johanson (2001) Discoveries on the Turkic Linguistic Map (26.07.2006)
  13. Araştırma Konusu Olarak Bursa’da Türkçe (26.07.2006)
Prof. Dr. Ömer Demircan
  1. Türkçede Nedenli Göstergeler: Yansımalarda Anlamlama (25.09.2005)
Prof. Dr. Ömer Demircan -Aybars Erözden
  1. Yazı Devrimi Kaynakçası (27.07.2006)
Prof. Dr. Mehmet Demirezen
  1. Dil Tarihlemesi (Glottochronology) ve Dilbilimdeki Yeri (10.10.2005)
A. Dilaçar
  1. Gramer: Tanımı, Adı, Kapsamı, Türleri, Yöntemi, Eğitimdeki Yeri ve Tarihçesi (18.05.2006) (36 MB)
Prof. Dr. Gerhard Doerfer
1.       Başka Dillere Verilen Türkçe “-Mış ” Son Eki (Das türkische Suffix –mIš als Lehnelement) (çev. Yard. Doç. Dr. Muharrem Öçalan) (08.12.2006)
Prof. Dr. Abide Doğan
  1. Yabancıların Türkçeyi Öğrenirken Karşılaştıkları Güçlükler ve Yaptıkları Bazı Hatalar (18.01.2007)
Gürkan Doğan
  1. Buyurmayan Buyrum Tümceleri (25.09.2005)
Mustafa Durak
  1. Yanlışlar ve Kabul-Edilebilirlik Gramatiği Üzerine (25.04.2005)
H. Mesut Meral-Hazım K. Ekenel-A. Sumru Özsoy
  1. Türkçede Duygu Çözümlemesi (02.08.2006)
Prof. Dr. F. Özden Ekmekçi
  1. Yabancı Dil Eğitimi Kavram ve Kapsamı (12.10.2005)
Neşe Emecan
  1. Türk Kişi Adlarının Değişen Sesi (23.10.2006)
Prof. Dr. Marcel Erdal
  1. On the Verbal Noun in -(y)Iş (29.10.2006)
Gülşen Eryiğit-Kemal Oflazer
  1. Statistical Dependency Parsing for Turkish (25.05.2006)
Beşir Gögüş
  1. Anadili Olarak Türkçenin Öğretimine Tarihsel Bir Bakış (19.09.2005)
Osman Büyük, Hakan Erdoğan, Kemal Oflazer
  1. Konuşma Tanımada Karma Dil Birimleri Kullanımı ve Dil Kısıtlarının Gerçeklenmesi (02.04.2006)
Zelal Gün gördü-Kemal Oflazer
  1. Parsing Turkish using the Lexical Functional Grammar Formalism (02.10.2005)
Araş. Gör. Galip Güner
  1. Türkçe Kompozisyon Öğretiminde (İlköğretimin II. Basamağı) Yazma Öncesinde Yapılabilecek Bazı Etkinlikler (20.06.2006)
Öğr. Gör. Dr. Mehmet Hazar
  1. Mardin “Kızıltepe-Bozhöyük” Yöresinde Beden İşaretleri (12.12.2006)
Tooru Hayasi-Faruk Yıldırım
  1. A Report on the Vocabulary of Abdal (Teber) in Southern Anatolia (26.07.2006) (Japonca)
Dr. Mehmet Hengirmen
  1. Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi (30.05.2006)
Esin İleri
  1. Türkçedeki Fiillerin Birleşim Değeri (25.09.2005)
Yard. Doç. Dr. Nadir İlhan
  1. Çocukların Dil Edinimi, Gelişimi ve Dile Katkıları (09.01.2007)
Prof. Dr. Kamile İmer
  1. Batı Anadolu Ağızları Üzerine Gözlemler (24.10.2005)
Işıl İnce
  1. Reklam Diline Dilbilimsel Bir Bakış (05.01.2007)

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Kas 06


DİLİN MAHİYETİ

1.TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ VE KONUŞULDUĞU YERLER

HAZIRLIK

Türk dili, dünyada en çok konuşulan diller arasındadır. Balkanlardan Asya’nın doğusuna kadar uzanan geniş bir alanda Türkçe konuşulmaktadır. Türkçe konuşanların sayısını merak edip öğrendiniz mi?

Bilim adamları yeryüzünde üç bine yakın dil bulunduğunu tespit etmiştir. Bu dillerin hepsi, birbirinden bağımsın olarak mı doğup gelişmiştir? Yoksa aralarında akrabalık var mıdır?

Türkçe sadece Türkiye’de konuşulan bir dil değildir. Sınırlarımızın dışında da Türkçenin konuşulduğu ülkeler vardır. Hangi ülkelerde Türkçe konuşulmaktadır?

Türkiye’den başka, resmi dili Türkçe olan devletlerin adlarını öğreniniz.

Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri
Tarihin en eski dönemlerinden beri var olan bir ulusuz. Bu yüzden, dilimiz hem konuşma dili hem de yazı dili olarak gelişmiş ve günümüze kadar gelmiştir.

Türkçe, yeryüzündeki diller arasında Ural-Altay dil grubu içinde yer alır. Altay dilleri içinde Türkçenin yanı sıra Moğolca, Mançuca, Tunguzca, Korece ve Japonca girmektedir.
Türkçe, yeryüzünün birçok bölgesinde yaygın olarak konuşulmaktadır.
Yeryüzünde ne kadar kavim varsa o kadar da dil vardır. Son araştırmalara göre dünyada 2700 dil bulunmakta, bu sayı dillerin lehçeleriyle birlikte 5800’e kadar ulaşmaktadır.
Türkçemiz, dünyada en çok konuşulan beş dilden biridir. 1989 yılı rakamlarına göre yeryüzünde 142,500,000 kişinin Türkçe konuştuğu sanılmaktadır. En çok konuşulan diller arasında ise Çince, Hintçe, İngilizce, İspanyolcadan sonra Türkçe gelir.
En eski yazı dillerini şöyle sıralayabiliriz :
1. Çince
2. Hintçe
3. Türkçe
4. Arapça
5. Farsça

Türk ulusu, bugün dünyanın çeşitli yerlerinde varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle çok geniş bir alanda Türkçe konuşulmaktadır. Dilimizin konuşulduğu yerlerin yüz ölçümü yaklaşık 11.000.000 km2dir.
Moğolistan, Çin, Rusya Federasyonu, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Afganistan, İran, Azerbaycan, Gürcistan, Irak, Suriye, Kuzey Kıbrıs, Türk Cumhuriyeti, Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Sırbistan, Bosna Hersek, Romanya ve Polonya’da Türkçe konuşulmaktadır.

Türkçenin konuşulduğu yerler, doğuda Moğolistan ve Çin içlerinden içlerinden, batıda Sırbistan’a; kuzeyde Sibirya’dan, güneyde Irak’a, Lübnan sınırlarına ve Kıbrıs içlerine kadar uzanır.

UYGULAMA
1. Türkçenin, dünya dilleri arasındaki yerini belirtiniz.
2. Türkçenin konuşulduğu yerleri yazınız.
3. Türkçenin geniş bir coğrafyada konuşulmasının sebeplerini söyleyiniz.
4. Dilimizi daha geniş alanlarda kullanılır duruma getirebilmemiz nasıl mümkün olur?

1.BÖLÜM

2.KONUŞMA DİLİ, YAZI DİLİ VE ÇEŞİTLİ YÖNLERİ

HAZIRLIK

İnsanlar sürekli olarak iletişim halindedir. Sözün yanında, beden dili de denilen jest ve mimikler; düşüncelerin, duyguların anlatımına yardımcı olur.
Ülkelerin gelişmişlik düzeyiyle yazı dil arasındaki sıkı bir ilişki vardır. Çünkü yazı dilinin gelişimi, toplumun eğitim düzeyi ve okuryazar sayısıyla doğrudan ilgilidir.
1. Konuştuğunuz gibi mi yazıyorsunuz? Konuşma dilindeki hataların yazı diline yansıtılmasının dil bilgisi yönünden sakıncaları var mıdır? Belirtiniz.
2. Duygu ve düşüncelerinizi konuşarak mı yazarak mı daha rahat anlatıyorsunuz? Niçin?

DİL
Dilin insan hayatındaki başlıca rolü, bilgiyi başkalarına nakletmek, böylece bir anlaşmaya varmaktır. Çocuk; (öğrendiği itiyatlar ve dil sayesinde ailesinin bir uzvu hâline gelir.) Ailede, okulda, sokakta öğrendiği kelimeler ve bilgileriyle aile çevresini aşarak toplum hayatının içine girer.
Dil sayesinde bir milletin yüzyıllar boyunca edindiği bilgi nesilden nesiler aktarılır. Konuşma dili; tabirleri, atasözleri, nükteleri, teşbih ve istiareleri ile şifahi bir kültür hazinesidir. Bundan dolayı okuma yazma bilmeyen insanlar dahi sadece konuşma içinde taşıdığı kültür sayesinde muayyen bir seviyeye ulaşırlar. Okuma yazma bilmeyen Türk halkının bir sağduyuya, bir hayat görüşüne sahip olması konuşma dilinin zenginliğinden ileri gelir.
Fakat yazı dili ve onun mahsülü olan kitap şifahi kültürden çok daha zengin ve emin bir kaynaktır. Kitap okuyan bir insanın bilgisi kadar, konuşması da başka türlü olur. Kitap okuyanlar kitaptan hayata bir sürü kelime naklederler.Bir memlekette kitap kültürü ne kadar zenginse günlük konuşma da o kadar zengin olur. İlim adamı köylü gibi konuşmaz ve düşünmez. Onun dili ve kafası okuduğu kitaplara göre şekillenmiştir. Bu bakımdan sadece şifahi kültüre sahip olanlar arasında, konuşma tarzında de kendini gösteren bir hayat görüşü farkı belirir. Mehmet KAPLAN
(Büyük Türkiye Rüyası, s.247)

Kelimler
İstiare: Bir şeyi anlatmak için ona benzetilen başka bir şeyin adını geçici olarak kullanma.
Nükte: İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz, espri.

Şifâhi: Ağızdan, sözlü.

Tabir: Deyiş, terim, deyim.

Teşbih: Benzetme.

KONUŞMA DİLİ – YAZI DİLİ
Dil, konuşma dili ve yazı dili olmak üzere ikiye ayrılır.

Konuşma Dili

Konuşma dili, günlük yaşantımızda kullandığımız dildir. Karşılıklı konuşmalarda dil kurallarına uyulmadığı görülebilir. Çünkü dil bilgisi kurallarına uygun konuşmayı plânlayacak zaman yoktur.

Konuşmada ses tonundan ve vurgulardan yararlanılır. Ayrıca jest ve mimikler de karşımızdaki kişiyle anlaşmamıza yardımcı olur.
Konuşma dili, konuşulduğu yer bölgelere göre farklılıklar gösterebilir; ancak bu farklılıklar yazıya yansımamalıdır.

Yazı Dili

Yazı dili, yazılı anlatımda kullanılan dildir.
İstanbul ağzı Türkçenin yazı dili olarak benimsenmiştir. Bir ulusun kültür ve edebiyat dili, aynı zamanda yazı dili ortaktır ve devlet dilidir.
Atalarımız tarih boyunca dört alfabe kullanmıştır. Başlangıçta Göktürk ve Uygur Alfabesi, İslamiyetin kabulünden sonra ise Arap alfabesi benimsenmiştir.Atatürk’ün önderliğinde, Arap alfabesi kaldırılarak yerine Türkçeye uygun olan Latin alfabesi kabul edilmiştir (3 Kasım 1928).
Diller, kendi içlerinde birtakım ait kollara ayrılır : Ağız, şive ve lehçe.

a. AĞIZ: Bir dilin bölgelere göre değişen söyleyiş özelliğine ağız denir. Türkçe, konuşulduğu yere göre farklılıklar gösterir. Örneğin; Trabzon’da konuşulan Türkçe ile Denizli’de konuşulan Türkçenin kullanımı aynı değildir.
Kitle iletişim araçlarının (televizyon, radyo gibi) çoğalması, ağız farklılıklarını azaltmaktadır. Ulaşımın kolaylaşması, ekonomik ve kültürel seviyenin artması da bu azalmaya katkıda bulunmaktadır.
Kars ağzı örneği: Ondan biz gece gahdık. Osmannı içine, gece bizi aldı gaşdılar. Gaşdığımız kimi yollarda az galdı tüenginen bizi dolandırdılar. (A. Bican ERCİLASUN)
b. ŞİVE: Bir dilin ses ve şekil farklılıkları içeren söyleyiş özelliğine şive denir. Türkçede, Orta Aysa’dan bu yana yirmiden fazla şive oluşmuştur: Kırgız, Kazak, Azeri, Özbek, Türkmen, Türkiye Türkçesi gibi.
Ayrı ağızdan konuşan insanların anlaşmaları daha kolay, ayrı şiveleri konuşanların anlaşmaları daha zordur.

Örnek:

Ahvalingiz neçük? Nasılsınız?
Özbek Türkçesi Tü

rkiye Türkçesi

Düşeceğim İneceğim
Azeri Türkçesi Türkiye Türkçesi

(Azeri Türkçesi)

Heyder Baba kehliklerün uçanda
Kol dibinden dovşan kalhub gaçanda
Bahçalarun çiçeklenüb açanda

Bizden de bir mümkün olsa yad ele
Açılmayan ürekeleri şad ele

ŞEHRİYAR

c. LEHÇE: Bir dilin, bilinmeyen devirlerde kendinden ayrılmış, çok büyük farklılıklar gösteren koluna lehçe denir.
Yakutça ve Çuvaşça, Türkçenin lehçelerindendir.
Yakutçadan örnek:
“İti kurduk munın munnan ereyin ereydien ıppıkın körön baran, töröppüt oğalah kisi süreğim asımmat sanam haytah hambanet bu ol uogay.” (Böylece bu kadar işkence yapıldığını gören ana yüreği nasıl acımasın ve aklını oynatmasın).

UYGULAMA
1. Çevrenizde yaşayan kişilerin konuşmalarına dikkat ediniz. Kişilerin konuşmalarındaki farklılıkları tespit ederek bu farklılıklardan örnekler veriniz.

Cevaplar Alttadır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Kas 06

Dil, insanlar arasındaki en güçlü iletişim aracıdır.Dünya kurulduğundan bu yana insanlar, kendilerini dille ifade etmişlerdir. Dil, duygu, düşünce ve hayalin yansıdığı aynadır. Dil, maddi ve manevi değerlerin kuşaktan kuşağa taşıyıcısıdır.

Dil, millete millet kimliğini kazandıran, en önemli öğedir. Ulus egemenliği dahil, varlık nedeni olan bütün özelliklerini zamanla kaybedebilir. Fakat, sadece dilini koruyabilirse, bir gün tekrar egemenliğini ve kaybettiği değerlerini kazanabilir. Bunun için, milleti oluşturan bütün bireylerin, dillerine çok iyi sahip çıkmaları gerekir.

Dile sahip çıkmanın yolu, o dilin bütün kurallarını öğrenmekten geçer. Charles Elliot “Her insanın eğitim ve öğretiminde kazanması gereken ilk meziyet, ana dilini doğru kullanmaktır.” diyor. Delarue Mardrus, insanın kurallara uygun olarak kullanmasının, en büyük vatanseverlik olduğunu belirtiyor.Dale Carnegie ise, ana dili doğru ve güzel kullanmak için, güzle yazılar ve şiirler okumanın gerekli olduğunu söylüyor.Yahya Kemal Beyatlı ana dilimizin saflığını, temizliğini “Türkçe, ağzımda anamın ak sütü gibidir.” sözleriyle ifade ediyor.

Her milletin bir dili vardır. Bu milli dile, ana dil diyoruz. Türk milletinin ana dili, Türk dilidir, Türkçedir. Bugün Türk dili, çok geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır.

Bu kitabın amacı, yeni yetişen gençliğimize, ana dilini en iyi bir biçimde kavratabilmektir.

Cumhuriyetimizin kurucusu büyük Atatürk,”en büyük eserim” dediği “Türkiye Cumhuriyeti”ni, Türk gençliğine emanet edilmiştir. Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli simgesi, Türk dilidir. Bunun için Anayasamızda, dilimizin Türkçe olduğu belirtilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin muhafızları olan Türk gençlerinin, devletimizin ve milletimizin en önemli varlığı olan Türk diline de sahip çıkmaları, korumaları ve geliştirmeleri, milli görevleridir.

Komisyonumuzca hazırlanan lise Türk Dili ders kitapları, öğrencilerimize hizmet ettikçe kendimizi başarılı sayacağız ve mutlu olacağız.

Cevaplar Alttadır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Eki 28


ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ
Türk milletinin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa huzur ve refaha sahip olması aklın ve bilimin rehberliğinde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyine çıkarılması amacı ile temel esasları Atatürk tarafından belirlenen gerçekçi fikirlere ve ilkelere Atatürkçü Düşünce Sistemi denir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli, Türk milletinin engin tarihi geleneklerinden haz ve ilham alan Atatürkçü Düşünce Sistemi´ne dayanır. Modern devletlerde devletin üç temel görevi vardır: Bunlar; tam bağımsızlık, milli egemenlik ve milli birliği sağlamaktır. Atatürk, tam bağımsız, milli egemenliğe dayanan, milli birlik ve beraberliğe büyük önem veren bir devlet anlayışını hayata geçmiştir. Atatürkçülük, devletin rejimi ve işleyişle ilgili gerçekçi düşünceleri ve uygulamaları kapsar.
Türk milleti binlerce yıllık tarihi içinde köklü bir devlet geleneğine sahiptir. Diğer milletler karşısında varlığını bu saye de sürdürmüştür. Devletin millet için önemi kuvvetli bir gelenek olarak benimsenmiştir. Bunun sonucu olarak devlete bağımlılık kanunlara saygı devlet-millet kaynaşması oluşmuştur. Atatürk Türk milletinin sahip olduğu bu devlet geleneğini çağın gereklerine göre daha da güçlendirmiştir. Atatürk, bir milletin yükselişi ve gerilemesi ekonomiyle bağlantılı olmuştur. “Yeni Türkiye’mizi layık olduğu seviyeye yükselte bilmek için mutlaka ekonomimize birinci derece önem vermek zorundayız.” Diyerek ekonominin önemi dile getirmiştir.Atatürkçü Düşünce Sistemi,Türk milletinin sosyal ihtiyaçlarını karşılamayı ve ekonomik alanda kalkınmasını sağlamayı hedef alan bir düşünce sistemidir.
Atatürkçülük, aklın ve bilimin rehberliğinde Türk milletini çağdaşlaştırmayı amaçlar. Türk milletine, milli kimliğini kaybetmeden dünya milletleri arasında hak ettiği yer kazandırmayı hedef alır. Bugün ve gelecekte milli onurumuzdan ve bağımsızlığımızdan en küçük bir taviz vermez. Atatürkçü Düşünce Sistemi, Türk milletinin çağdaşlaşmasında önemli bir yer tutar.
Atatürkçülük, devlet yönetiminde millet egemenliğini esas alan bir sistemdir. Atatürk, Türk milletinin devlet yönetiminde söz ve karar sahibi olmasına büyük önem vermiştir. Bunun en güzel örneğini önce Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayıp milletin fikrini alarak göstermiştir. Daha sonra 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM’yi açarak milletin devlet yönetiminde söz ve karar sahibi olmasını sağlamıştır. Tarih boyunca hür ve bağımsız yaşamayı amaç edinmiş Türk milleti de Atatürkçü Düşünce Sistemi’ni benimsemiş, bu sistemi yaşatmaya ve yüceltmeye karar vermiştir.
Atatürkçülük, Türk milletinin, güven ve huzur içinde yaşamasını hedef alan bir dünya görüşüdür. Atatürk, Türkiye büyük millet meclisini açarak h@kimi yetin millete ait olduğunu göstermiştir. Cumhuriyetin kurulması ile birlikte Türk millet, kendi yöneticilerini seçerek demokratik yaşam biçimini günlük hayatında uygulayan medeni milletler arasında yerini almıştır. Atatürkçülüğün temelinde, Türk kültürü ve insanlığın binlerce yıllık yüksek değerleri olan, bağımsızlık, özgürlük, insan ve vatan sevgisi vardır. Atatürk, bu değerleri göz önünde bulundurarak Osmanlı Devleti’nin yıkıntıları üzerinde milli bir devlet kurmuşlar. Türk devletinin güçlenmesi ve halkın mutluluğunu sağlamak, ülke gerçeklerinden ayrılmamak, halka saygılı olmak Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin başlıca gayeleridir. Devletimizin gelişip güçlenmesi ve her türlü tehlikeye karşı korunmak için Atatürkçülüğün yaygınlaştırılıp benimsenmesi gerekir.

• İki grup oluşturarak Atatürkçülüğün Türk toplumu için önemi konusunda bir araştırma yapınız.
• Araştırma sonuçlarından ve yukarıdaki metinden yararlanarak;
• Birinci grup “Atatürkçülüğün düşünce’nin toplumumuz için önemi” konulu bir sunum hazırlar.
• İkinci grup aynı konuda bir panel hazırlar.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler: