.
Mar 20

Bir gerçeği; araştırma, inceleme, gezip görme ya da soruşturma yöntemiyle yansıtan, öyküleme anlatım biçimine ve gerektikçe fotoğrafın tanıklığına başvurulan yazı türüne denir.

Bir olayı, bir yeri, bir eşyayı veya bir kuruluşu çeşitli yönleriyle tanıtmak amacıyla dergi

, gazete veya görüntülü yayın organlarında sunulan konuşmalara röportaj denir. Röportajda gözlem, inceleme, araştırma ve belgelendirme metotlarından yararlanılır. Röportajda bir ön hazırlık olması gerekir. Tanıtmak istediğiniz şahıs, kurum veya çevrenin önceden planlanması ve incelenmesi gerekir. Örneğin, bir kişiyi tanıtmak istiyorsak o kişi hakkında yeterli bilgiye sahip olmamız gerekir. Kişi hakkında yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde sorular o kişinin özelliklerini yansıtacak bir şekilde önceden hazırlanmalıdır. Her türlü sözlü ve yazılı kompozisyonda amaç gerekli bir unsurdur. Röportajda da hazırlanan sorular amaca uygun olmalıdır. Kullanacağımız tekniklerin planını önceden hazırlayıp röportaj sırasında bocalamaya meydan vermemeliyiz. Konuşma yaptığımız şahsı sorularımızla kontrol etmek zorundayız. Eğer röportaj sırasında sorularla hâkimiyeti elimizden bırakırsak konuşma başka yönlere kayarak amacın dışına çıkılır.

Fikret Otyam’ın “Gide Gide” başlığı altında topladığı ondan fazla röportaj türündeki çalışması ile Halit Çapın’ın “Ben Sana Küskünüm İstanbul” adlı yapıtı bu türe örnektir.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 20

Bir cümle olarak dile getirilen bir tezle bir antitezin iki ayrı grup yani farklı iki taraf arasında ve bir hakem kurulu karşısında tartışılmasına münazara adı verilir. Bu tür tartışmalar, aslında düşünce ve söz yarışmasıdır. Münazarada kullanılan dil ve üslup edepli ve seviyeli olmalıdır. Bu ölçü kaçırıldığında münazara çatışmaya dönüşür ki çatışmada sertlik, kabalık ve demagoji blunur. Bu sebeple tartışılan konularda tartışmacılar ister yanlış şeyler dile getirsin isterse fikrimize tamamen aykırı şeyler söylesin konuşmacıya müdahale etmeden sıramız geldiğinde kendi

düşüncemizi söylemeliyiz. Münazara çoğunlukla eğitim kurumlarında öğrencilerin yeteneğini geliştirmek ve toplum önünde düzenli, soğuk kanlı konuşma alışkanlığını ayrıca karşı fikre saygı duyma düşüncesini edinmeleri amacıyla düzenlenir.

Sınıfta yapılan bir münazarada gruplar üç ya da dörder öğrenciden oluşabilir. Münazaranın konusu ve tarihi daha önceden belirlenir. Öğretmenlerden meydana gelen jüri üyeleri yani hakemler seçilir. Jüri, her iki taraftaki konuşmacıların zamanını, sırasını, değerlendirmesini ve konuşmacıların denetlenmesini sağlar. Grubu meydana getiren konuşmacılar kendi aralarında bir grup başkanı seçerler. Grup başkanları fiziki görünümlerinden konuşma yeteneğine kadar her konuda iyi olmalıdır. Başkanlar konuşmacıların en dikkatli ve en atak üyesi olmalıdır. Çünkü başkanlar, karşı tarafı dikkatli bir şekilde dinleyecek, gerektiği zaman not tutacak ve savunmaya başladığında karşı grubun yanlışlarını düzeltecek, düşüncelerini çürütecek, kendi düşüncelerini sakin ve soğuk kanlılıkla savunmaya başlayacaktır. Bilindiği üzre başlangıçta tartışmacılar konuyla ilgili bütün konuşmaları yaptıktan sonra en son ve en büyük görev başkanlara düşmektedir.

Münazara iki ana bölümden oluşur. İlk bölüm konuyu başlatan kişilerden meydana gelen konuşma bölümüdür. Konuşma bölümünde konuyu olumlu ya da olumsuz olarak savunan tartışmaclar yer alır. Bu bölüm için her iki gruptan seçilen yani konuyu olumlu veya olumsuz savunan 2 veya 4 kişi seçilir. Bu bölümün birinci konuşmacısı ilk grubun olumlu düşüncesini savunan ilk tartışmacıdır. Daha sonra ikinci grupta olumsuz düşünceyi savunan birinci konuşmacıyla münazaraya devam edilir. En sonda üçüncü ve dördüncü kişilerin konuşmalarıyla bu bölüm biter.

Münazarada son bölümü ise savunma bölümü oluşturur. Savunma bölümünde her iki gruptan konuyu en iyi biçimde ve etkili savunabilecek iki konuşmacı seçilir. Seçilen bu kişiler konuyu bir sonuca bağlayacak konuşmacılardır.

Münazaralarda hakemlerin (jüri) konuyu en iyi şekilde savunanı belirlemede şu hususlara dikkat etmesi gerekmektedir.

 Tartışmacıların konuyu açma, genişletme, örnekleme ve toparlama yeteneklerinin ölçülmesi
 Tartışmacıların tonlaması, vurgulama ve konuyu metne bakmadan sunuşunun göz önüne alınması ve ölçülmesi
 Tartışmacıların sözcükleri doğru bir şekilde kullanması, anlatım biçimlerinin ve cümle kuruluşlarının değerlendirilmesi
 Tartışmacıların beden dilini doğru bir şekilde kullanıp kullanmadıkların değerlendirilmesi

NOT: Münazaralarda asıl amaç; seçilen konunun doğru ya da yanlış olması değil, düşüncesini en iyi biçimde savunan grubu seçmektir. Buradaki amaç ise karşı taraftaki grubu konuşma yeteneği ile yenmektir.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 20

FORUM: İnsanları yakından ilgilendiren bir konuda konuşmacıların yanında dinleyicilerin de söz alarak tartışmaya aktif olarak katıldığı tartışmala türlerinden biridir. Forumda bir başkan bulunur. Başkan foruma başlamadan önce forumu nasıl yapacağını anlatır. Sırasıyla konuşmacılara söz hakkı verir. Ardından dinleyicilere söz hakkı verir. Dinleyiciler ve konuşmacılar forumun kurallarına uymak zorundadır. Başkan en sonunda genel bir özetleme yapar. Ancak kendi görüşlerini yansıtmaz.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 20

Toplumu yakından ilgilendiren bir konuda ya da olayda değişik fikirlere sahip yetkili insanların yaptığı tartışmalara verilen addır. Açık oturumlarda bir başkan ve konuşmacılar bulunur. Açık oturumlar dinleyiciler karşısında yapılabileceği gibi radyo ve tv gibi yayın organlarında da yapılabilir.
Bu tür tartışmalarda

başkan başlangıçta konuyu açıklar, sonra konuşmacı kişileri izleyicilere tanıtır. Sırasıyla konuşmacılara söz hakkı tanır. Konuşmacı sayısı 3 ya da 5 kişi olabilir. Bazı zamanlarda bu sayının üstünde konuşmacı olabilir. Tartışmayı sunan başkan işlenen konuya daha önce hazırlık yapar. Bunun nedeni ise başkan sorular yönelterek konuşmacıların belirli noktaları anlatmalarına imkan sağlar. Başkan soruları konuşmacılara sırayla ve dönüşümlü olarak sorar. Konuşmacılar kendilerine sorulan sorulara süreyi iyi kullanarak mantıklı cevaplar verir. Bu arada başkan hem açıkoturumu yönlendirmeli hem de açıkoturumun düzenli ve seviyeli gitmesini sağlamalıdır. Başkan açıkoturumu sunarken tarafsız olmalıdır.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 20

PANEL: İnsanları ilgilendiren herhangi bir konu hakkında, tartışılan alanda uzmanlığı olan üç ile beş konuşmacının dinleyiciler karşısında yaptıkları tartışmadır. Bu tür tartışmalar sohbet şeklinde olur. Panelde gerçek hedef bir karara varmaktan ziyade bir konunun farklı yönleriyle aydınlatılmasını amaç edinmektir.
Panelde bir başkan bulunur. Başkan panel boyunca tarafsız kalmak zorundadır. Sadece tartışmanın sunumu ile ilgilenmelidir. Panelin sonunda genel bir özetleme yaparak tartışmayı sonlandırır. Bu özetlemede kendi görüşlerini ortaya koymaz. Konuşmacılar uzman oldukları konunun ayrı yönlerini ele alırlar. Konuşma sırası ve süresi başkan tarafından belirlenir. Panelin sonunda dinleyiciler paneli sunan konuşmacılara sorular sorabilir. Ancak dinleyiciler soru sormanın ötesinde kendi fikirlerini de söylemeye kalkarsa ve konuşmacılar gibi konuşma yapmaya başlarsa panel foruma dönüşür. Panel zıt fikirlerin tartışması olmadığı için açıkoturumdan farklılık arz eder.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 20

SEMPOZYUM: Toplumu yakından ilgilendiren herhangi bir konu ya da olay hakkında dinleyiciler karşısında farklı uzman kişilerin konu ya da olayla ilgili yaptığı seri konuşmaların bütününe sempozyum denir.

Sempozyum, diğer konuşma türlerine göre daha ilmi ve ciddi bir sohbet havasında geçer. Konuşmacılar konuyu kendi ilgi sahaları açısından ele alır. Sempozyumda bir başkan ve üç ile altı arasında değişen üyelerden oluşur. Üyelerin konuşma süreleri 15-20 dakikayı aşmaz. Konunun uzunluğuna göre sempozyum iki oturum veya iki gün sürebilir.

Sempozyumdaki amaç, konuyu tartışmak değil, konunun ilgili kişiler tarafından olumlu veya olumsuz yönlerinin ortaya konulup çözüme götürülmesidir. Sempozyumun sonucunda başkan konuyu özetleyerek çıkan sonucu dinleyicilere aktarır.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 20

KONFERANS: Alanında uzman bir kişinin herhangi bir konu ya da olay hakkında görüş ve düşüncelerini açıklamak amacıyla bir grup ya da topluluk önünde yaptığı ön hazırlığı olması gereken sözlü anlatım türleri arasında yer alır. Konferans bu yönüyle nutuğa benzer. Fakat konu itibariyle nutuktan ayrılır.
Konferanstaki amaç nutuktaki gibi dinleyicileri coşkulandırmak değil, o topluluğu bilgilendirmektir. Onun için konferansın dinleyicisi belirli bir kültür seviyesine ulaşmış kimselerdir.

Konferans genellikle bilim, sanat ve ekonomi konularında verilir. Konferansın verildiği yer kapalı bir salondur.
İyi bir konferansçı işleyeceği konuyu önceden hazırlar. Bir plan dâhilinde yapacağı konuşmanın metnini önceden hazırlar. Bu metinde anlaşılması güç cümleler kullanmamalı, teknik kelimeler kullanmalıdır. Monoton konuşmaktan kaçınarak Ele aldığı konu iyi bildiği ve hâkim olduğu konu olmalıdır. Metinleri hazırlarken sade ve akıcı bir üsluba dikkat etmelidir. Konferans sırasında önceden hazırladığı metne okurcasına bakmak yerine sadece ana başlıklara bakmalıdır. Çünkü konferansı veren kişi dinleyicilere o konuya hakim olduğunu hissettirmelidir. Profesyonel bir konferansçı hazırladığı plan dâhilinde kalmak şartıyla konuyu örneklerle genişletir. Dinleyicilerden aldığı elektrikle yeri geldikçe işin teferruatına girer. Dinleyicilere konuyu daha iyi anlatmak için somut ifadeler kullanır. Günlük hayata dair değerlendirmelerde bulunur. Dinleyici ile bir samimiyet ortamı oluşturur.
Konferansın muhakkak bir başkanı vardır. Başkan önce dinleyicileri selamlar. Ardından konuşmacıları tanıtır. Daha sonra konuşmacıların hangi konuşmaları yapacağını açıklar. Sırasıyla konuşmacıları kürsüye davet eder. Konuşmacılar konuşmalarını bitirdikten sonra genel bir özetleme yapar, konuşmacılara teşekkür ederek konferansı kapatır.
Konferansta konuşmayı yapan kişi ise kendi konuşması için ayrılan sürede önceden hazırlık yaptığı konuşmayı dinleyen topluluğa sunar. Daha sonra dinleyici topluluğunun soruları olursa onları cevaplar.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 19

Bir gerçeği açıklamak, bir konuda görüş ve düşünceler öne sürmek ya da bir tezi savunmak, desteklemek için yazılan yazılara makale denir .Yani makaleler, Herhangi bir konuda bilgi vermek, bir fikir veya bir konuya açıklık getirmek, yeni bir görüş ve düşünceyi ileri sürmek, ele alınan konu üzerinde yapılan inceleme ve araştırma sonuçlarına göre deliller göstererek, bu yeni görüş ve düşünceleri desteklemek ve ispatlamak gayesi ile yazılan ilmî gazete ve dergi yazılarıdır

Bilim, , bilimsel araştırmaların gelişmesine paralel olarak ortaya çıkmış ; gazete ve dergiler de güç kazanıp gelişmiştir.

Makaleleri “gazete makaleleri” ve “dergi makaleleri” olmak üzere iki kısımda değerlendirilmektedir. Gazete makalelerinin konusunu sosyal, siyası ve toplumsal sorunlar gibi günlük olaylar oluşturduğu için uzmanlık aranmaz konu ile ilgili bilgisi olan herkes yazabilir. Sade akıcı. Samimi bir dil kullanıldığı için fıkra türüne yakındır ,

Dergi makalelerinin konusunu akademik konular oluşturur. Uzmanlık gerektirir Ancak o konunun uzmanı olan kişiler yazar daha bilimsel ve alanın gerektirdiği terimlerle yüklü

ağırbaşlı bir anlatımı vardır. Bu makaleleri , “genel makaleler” ve “bilimsel makaleler” şeklinde gruplama yapanlar da vardır.

Gazetelerin çoğunlukla ilk sayfasında yer alan ve o gazetenin genel fikrî yapısını temsil eden yazılara başmakale, bu yazıyı yazan kişiye de başyazar denir.

Özellikleri

* Amaç bilgi ve fikirleri başkalarına açıklamak olduğu için ağırbaşlı, ciddi , kolay anlaşılır, yalın, pürüzsüz bir dil kullanılır.

*Öne sürülen düşünce ve tez nesnel bir nitelikle ele alınıp birtakım bilgi, belge ve araştırma verilerinden yararlanılarak kanıtlanır.

*Söz oyunlarına baş vurulmaz, süslü anlatımdan uzak durulur.düşünceler doğrudan aktarılır.

* Sosyal, edebî, sağlık, din, teknik vs. olmak üzere her türlü konuda makale yazılabilir

* Öğretici bilgilendirici fikir yazısı olduğu için daha çok açıklayıcı anlatım biçimi kullanılır.

* Gazete ve dergilerde yayımlanır.

Makalede Plan :
Her yazıda olduğu gibi makalelerin de belli bir plan dâhilinde yazılması gerekir. Doğru planlanmamış bir makale yanlış sonuçlara ulaşacaktır. Kaynaklarda klasik makale planı; giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.
Giriş Bölümü : Öne sürülecek sav, görüş ya da düşünce yazının girişinde sergilenir. Makalenin en kısa bölümüdür. Makalenin geneline göre bir iki, pragrafı geçmez. İyi bir giriş makalenin oluşmasını sağlayabilir. Giriş bölümünde, yazıdaki fikir gelişiminin hangi yönde olacağı saptanır. Okuyucu bilgi ve fikir atmosferine yavaş yavaş sokulur.

Genellikle okuyucu ilk bakışta bu bölümü okur; sararsa, ilgisini çekerse yazıyı sonuna değin okumaya karar verir. Bu yönden makalelerde girişin çok ustaca ve özenle biçimlendirilmesi gerekir. Bu bölümde konu hiçbir ayrıntıya girmeden ortaya konulur.. Bunun aşırı dolaylamalara kaçılmadan yapılması gerekir. Neyin üzerinde durulacağı, ne hakkında söz söyleneceği bir iki parağraf içinde ortaya konulmalıdır

Gelişme bölümü: Gelişme bölümünde, giriş bölümünde dile getirilen konu açıklanır, makalenin yazış amacı ve bu amaca yönelik bilgi, belge ortaya konularak tez savunulur, antitezler çürütülür. Konu ile ilgili bilgi ve belgelerin ele alınıp işlendiği, konunun genişletildiği ve ortaya konmak istenen fikrin doğruluğuna deliller gösterildiği bölüm, gelişme bölümünü oluşturur (Korkmaz 1995:220). Gelişme bölümü, derlenen, ortaya atılan fikirlerin çeşitli yönlerden genişletilmesi, desteklenmesiyle meydana gelir. Bütün fikir yazılarında olduğu gibi makalede de gelişme bölümünde açıklanacak fikirlerin derli toplu olması lazımdır. Dile getirilen fikirlerin inandırıcı, iddiacı kesin bir karaktere sahip olması için onları uygun yollarla açıklamak, desteklemek ve yerine göre de ispatlamak gerekir.

Gelişme bölümü makale yazarının inandırıcı olabilmek için tüm gücünü ortaya koyduğu alandır Bu bölümde ileri sürülen görüşlerin doğruluğunu ispatlamak için kanıtlar gösterilir, karşılaştırmalar yapılır, sayılar ve örnekler verilir. Öne sürülen sav, görüş ya da düşüncenin açımlanması, kanıtlanması bölümü makalenin gövdesini oluşturur. Yazar bu bölümde düşüncelerini açacak, geliştirecek, boyutlandıracaktır. Bunun için de tanımlama, karşılaştırma, örneklendirme, tanıklama, nesnel verilerden yararlanma gibi yollara sık sık başvuracaktır. Böylece okuyucuyu söylediklerinin doğruluğuna ve geçerliğine inandırmış olacaktır

Sonuç Bölümü : Sonuç bölümü; bir bakıma özetleme bölümü sayılabilir. Başta ileri sürülen, sonra açıklanan görüş, sonuç bölümünde -genellikle- bir paragrafta yinelenir. Ama asıl işlev burada yazının etkisinin doruğa ulaştırılmasıdır Ele alınıp işlenen, geliştirilen konunun hükme varıldığı ve o konunun ana fikrini oluşturan kısım sonuç bölümüdür. Bu bölümde yazar söylediklerinin tümünü belli bir sonuca ulaştıracak biçimde bir iki cümle ile sonucu vurgular.

Genellikle makale yazarları seçtikleri konu üzerinde söylediklerini bu bölümde bir yargıya dönüştürerek derleyip toparlarlar. Ancak bu bölüm her zaman için gerekli olmayabilir, yazar söylediklerini makalenin gelişme bölümünde iyice aydınlığa kavuşturmuşsa, konuyu dağıtmamışsa, yazısını, ayrıca özetlemeyi amaçlayan bir sonuca bağlamayabilir

Makalenin etkili olabilmesinde sadece bu planı uygulamak yeterli değildir. Makaleye işlenen fikre uygun bir başlık atmak gerekir. “Makalelere genellikle kısa ve çarpıcı başlıklar konması gerekir. Makalede okuyucunun asıl ilgisini çeken şey, makalenin başlangıç ve sonuç kısımlarıdır Bunun için bu kısımlara anlamlı bir fıkra, çarpıcı bir diyalog veya bir hatıranın yerleştirilmesi makalenin etkili olmasını sağlar.

Makale yazmak uzun bir araştırma ve bilgi toplama aşaması gerektirir. Bu yüzden süre olarak sabır ister. Yazmaya başlamadan önce, makale yazılacak konu ile ilgili olarak geniş bir araştırma yapmak, tüm kaynakları taramak, bilgi fişleri oluşturmak gerekir.

Batıda çok eski örnekleri bulunan bu tür bizde ilk örneklerini Tanzimat döneminde vermiştir. Şinasi’nin Agah Efendi ile birlikte çıkardığı ilk özel gazete “Tercüman-i Ahval’in ilk sayısında yayınlanan “ Mukaddime “ ( ön söz ) başlıklı yazı bizde ilk makale olarak kabul edilir. Ancak bu makale bugünkü anlamda çağdaş makalenin tüm özelliklerine sahip değildir.

Gerek Tanzimat döneminde, gerekse Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati döneminde yazılan makaleler, eleştiri- polemik karışımı ürünler olduğundan gerçek anlamda makale türünden uzaktırlar. Bu tür bizde ancak cumhuriyet döneminde çağdaş bir kimlik kazanmıştır bu gün bir çok yazar ve bilim adamı çeşitli konularda ve çeşitli dergi ve gazetelere bu türde yazılar yazmaktadır

Bu alanda ilk ünlülerimiz ise Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat, Hüseyin Cahit, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Peyami Safa, Falih Rıfkı Atay, Halit Fahri Ozansoy, Yaşar Nabi’dir.

Sohbet ile Makale Arasındaki Farklar :

sohbet ile makale arasındaki farkları üç madde etrafınd

a toplamaktadır:

1 – Makalenin konuyu derinlemesine incelemesine karşılık, sohbetlerde konu yüzeyden incelenir.

2 – Makalelerde işlenen fikir savunularak ispatlanır. Sohbetlerde ise, ispat gayesi yoktur.

3 – Makalelerde daha ciddi ve sağlam ilim dili kullanıldığı halde, sohbetlerde samimi bir konuşma dili kullanılır.
Makale ile Fıkra Arasındaki Farklar:
1 – Makale yazarı ele aldığı fikirleri bilimsel bir yaklaşımla incelerken fıkra yazarı yazarı kişisel görüşle ele alıp inceler.
2 – Makalede yazar fikirlerini kanıtlamak zorundadır. Bunun için sağlam güçlü kanıtlar göstermesi gerekir. 3 – Fıkrada ise böyle bir zorunluluk yoktur. Fıkra yazarı isterse ispatlama yoluna gider isterse gitmez, her türlü örneği kul1anabilir.
4 – Makale bilimsel bir yazı olduğu için resmi ve ciddi bir anlatım kul1anılır. Fıkrada ise samimi, rahat ve içten bir anlatım vardır.

Makale ile Deneme Arasındaki Fark

Denemeci özgürce seçtiği bir konu üzerinde kişisel görüşlerini okurlarıyla dostça paylaşırken okuyucuyu düşündürme amacı taşır. Yazınsal bir dil kullanarak toplumun geneline hitap eder.

Makaleci ise öğretmeyi, bilgilendirmeyi amaçladığı için bilimsel belge, anket ve istatistikler gibi verilerle savını kanıtlama yoluna gider. Bilimsel ve terimsel bir dil kullanarak konuyla doğrudan ilgisi olan sınırlı bir okura seslenir.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , ,

Mar 02

Bir eseri değerlendirme amacıyla yazılan yazılara eleştiri denir.Eleştiride eserin yada sanatçının gerçek değerinin belirtilmesi amaçlanır.
Eleştirmeci,bir sanat eserinin gerçek değerini,özünü yapılışını,değerli-değersiz yanlarını ortaya koyar.Eleştirmecinin görevi güzellik yaratmak değil,yaratılmış güzelliği yargılamak,okurlara tanıtmaktır.
Eleştiriler;okura dönük eleştiri,topluma dönük eleştiri,sanatçıya dönük eleştiri,yapıta dönük eleştiri… olmak üzere türlere ayrılır.

İNCELEME

Bir eserin,bir sorunun,bir olayın özelliklerini
,en ince ayrıntılarını araştırarak göz önüne seren yazı türlerine inceleme denir.Her obje bir inceleme konusu olabilir.Ama konumuz kompozisyon olduğu için biz yalnız bu anlamda inceleme yazıları üzerinde duracağız.
İnceleme,ister sözlü,ister yazılı olsun,bir tartışma niteliği taşır.
İnceleme yazıları yazarın teknik ve üslubuna göre diğer türlerin özelliklerini de gösterir; buna göre kimi yerde makale,kimi yerde deneme,kimi yerde sohbet havasına bürünür.
İnceleme yazılarında bir kolaylık olmak üzere şu soruları sırasıyla sorarak çalışmak,faydalı sonuçlar verecektir:
a. Ne? ( Bize eserin ve sorunun konusunu verir. )
b. Niçin? ( Eserin yazılma amacını, ana fikrini, temasını buldurur. )
c. Nasıl? ( Eserin yöntemini kavratır. )
d. Nerede? ( Yer,dekor. )
e. Kim? ( Kişileri verir. )
f. Ne zaman? ( işin süresini belirtir. )
İnceleme Planı :
A. Eserin Dış İncelemesi:
Eserin adı
Yazarı,çevireni
Basıldığı matbaa ve basılış tarihi
Kaçıncı baskı olduğu
Sayfa sayısı,fiyatı
Eserin boyutları
B. Eserin İç İncelemesi :
Yazarı hakkında bilgi
Türü hakkında bilgi
Özet
Eserdeki kişiler
Başroldekilerin kısaca tanıtımı
Ana fikir
Dil ve anlatım
Değerlendirme ( kritik )

RAPOR

Rapor,araştırma ve inceleme esasına dayanan bir yazı türüdür. Herhangi bir konuyla ilgili bilgi vermek,mesleki ve teknik bakımdan bazı noktaları açıklamak; görüş,düşünce ve önerileri bildirmek gibi amaçlarla yazılır.
Günümüzde rapor, geniş kapsamlı bir kelime olarak çok çeşitli alanlarda karşımıza çıkar. Doktor raporu, bilirkişi raporu, polis raporu, mühendis raporu, müfettiş raporu, deney raporu gibi çeşitli isimlerle anılan raporları ; meslek ve iş raporları, araştırma ve inceleme raporları gibi kısaca sınıflandırabiliriz.
Her rapor türünün kendine özgü yazılış kuralları vardır. Genel esas, konunun iyi kavranması ve konu üzerinde yeterli bilginin bulunmasıdır. Ancak, çok iyi anlaşılan,ilgi duyulan ve bilgi sahibi olunan konularda rapor yazılabilir.
Sağlam bir rapor yazabilmek için; raporun konusunu ilgilendiren kitapları,dergileri,gazeteleri okumak,yetkili kimselerle konuşmak,gözlem yolundan faydalanmak,özel deneylerde bulunmak,faydalanılan kaynakları göstermek gerekir.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 02


Gezi yazısı nedir?
Bir yazarın yurt içi ve yurt dışındaki gezilerinde,tarih ,coğrafya,toplum,kültür..vb. bakımından gördüklerini yaşadıklarını anlattığı yazı türüdür.
37-İyi bir gezi yazısı nasıl olmalıdır?
Gezi yazılarında gözlem gücüyle birlikte ilgi çekici ayrıntıları yakalayabilme yeteneği olması gerekir.
38-Gezi yazısının hangi dallara faydası vardır?
Yanlızca görülen yazıldığı için ,tarih ,coğrafya ,toplum bilim,hukuk ve folklor dallarına faydası vardır.
39-Gezi yazısının anlatımı nasıldır?
İlgi çekici ve gözlemler anlatılır.Gezilip görülen yerlerin siyasi coğrafi tarih ekonomik özellikleri anlatılır.Yazılar tarihi belge niteliğindedir.
40-Gezi yazısında asıl amaç nedir?
Başka kültürleri ve insanları tanımak ,onların bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak.
41-Mektup nedir?
Çeşitli nedenlerle birbirinden ayrı düşmüş uzaktaki insanların haberleşmek amacıyla kaleme almış oldukları yazılardır.
42-Mektup hangi amaçla yazılır?
Bir haber almak yada vermek ,teşekkür etmek,baş sağlığı dilemek ,bir işin sonuçlandırılmasını istemek gibi amaçlarla yazılır.
43-Mektup kaç bölümden oluşur?
Giriş,gelişme sonuç bölümlerinde oluşur.
-Giriş bölümünde mektubun yazılış amacı kısaca yazılır.
-Gelişme gölümünde asıl anlatılmak istediklerimiz ayrıntılı bir şekilde yazılır.
-Sonuç bölümünde karşımızdaki kişinin durumuna göre uygun bir dille sonuçlandırılır.
44-Kaç çeşit mektup vardır?
Üç çeşit mektup vardır.Özel mektuplar,iş mektupları ve edebi mektuplar.
45-Mektupta uyulması gereken kurallar nelerdir?
-Mektuplar beyaz kağıda mürekkepili kalemle yazılır.
-Mektupta hitap kelimeleri kullanılır.
-sağ üst köşeye yazım tarihi ile yazıldığı yerin adresi yazılır.
-İlk paragrafta yazılış amacı ksısaca yazzılır.
-Gelişme bölümünde düşünce ve duygular anlatılır.
-Dilek ve selamlarla son verilir.
-Sağ alt köşeye ad soyad yazılıp imza atılır.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:


Eğitim ve Ögretim Sınava Hazırlık
guncel haberci bugunneleroldu Dilekçe Örnekleri