Mar 20

Bir gerçeği; araştırma, inceleme, gezip görme ya da soruşturma yöntemiyle yansıtan, öyküleme anlatım biçimine ve gerektikçe fotoğrafın tanıklığına başvurulan yazı türüne denir.

Bir olayı, bir yeri, bir eşyayı veya bir kuruluşu çeşitli yönleriyle tanıtmak amacıyla dergi

, gazete veya görüntülü yayın organlarında sunulan konuşmalara röportaj denir. Röportajda gözlem, inceleme, araştırma ve belgelendirme metotlarından yararlanılır. Röportajda bir ön hazırlık olması gerekir. Tanıtmak istediğiniz şahıs, kurum veya çevrenin önceden planlanması ve incelenmesi gerekir. Örneğin, bir kişiyi tanıtmak istiyorsak o kişi hakkında yeterli bilgiye sahip olmamız gerekir. Kişi hakkında yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde sorular o kişinin özelliklerini yansıtacak bir şekilde önceden hazırlanmalıdır. Her türlü sözlü ve yazılı kompozisyonda amaç gerekli bir unsurdur. Röportajda da hazırlanan sorular amaca uygun olmalıdır. Kullanacağımız tekniklerin planını önceden hazırlayıp röportaj sırasında bocalamaya meydan vermemeliyiz. Konuşma yaptığımız şahsı sorularımızla kontrol etmek zorundayız. Eğer röportaj sırasında sorularla hâkimiyeti elimizden bırakırsak konuşma başka yönlere kayarak amacın dışına çıkılır.

Fikret Otyam’ın “Gide Gide” başlığı altında topladığı ondan fazla röportaj türündeki çalışması ile Halit Çapın’ın “Ben Sana Küskünüm İstanbul” adlı yapıtı bu türe örnektir.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Mar 20

Bir cümle olarak dile getirilen bir tezle bir antitezin iki ayrı grup yani farklı iki taraf arasında ve bir hakem kurulu karşısında tartışılmasına münazara adı verilir. Bu tür tartışmalar, aslında düşünce ve söz yarışmasıdır. Münazarada kullanılan dil ve üslup edepli ve seviyeli olmalıdır. Bu ölçü kaçırıldığında münazara çatışmaya dönüşür ki çatışmada sertlik, kabalık ve demagoji blunur. Bu sebeple tartışılan konularda tartışmacılar ister yanlış şeyler dile getirsin isterse fikrimize tamamen aykırı şeyler söylesin konuşmacıya müdahale etmeden sıramız geldiğinde kendi

düşüncemizi söylemeliyiz. Münazara çoğunlukla eğitim kurumlarında öğrencilerin yeteneğini geliştirmek ve toplum önünde düzenli, soğuk kanlı konuşma alışkanlığını ayrıca karşı fikre saygı duyma düşüncesini edinmeleri amacıyla düzenlenir.

Sınıfta yapılan bir münazarada gruplar üç ya da dörder öğrenciden oluşabilir. Münazaranın konusu ve tarihi daha önceden belirlenir. Öğretmenlerden meydana gelen jüri üyeleri yani hakemler seçilir. Jüri, her iki taraftaki konuşmacıların zamanını, sırasını, değerlendirmesini ve konuşmacıların denetlenmesini sağlar. Grubu meydana getiren konuşmacılar kendi aralarında bir grup başkanı seçerler. Grup başkanları fiziki görünümlerinden konuşma yeteneğine kadar her konuda iyi olmalıdır. Başkanlar konuşmacıların en dikkatli ve en atak üyesi olmalıdır. Çünkü başkanlar, karşı tarafı dikkatli bir şekilde dinleyecek, gerektiği zaman not tutacak ve savunmaya başladığında karşı grubun yanlışlarını düzeltecek, düşüncelerini çürütecek, kendi düşüncelerini sakin ve soğuk kanlılıkla savunmaya başlayacaktır. Bilindiği üzre başlangıçta tartışmacılar konuyla ilgili bütün konuşmaları yaptıktan sonra en son ve en büyük görev başkanlara düşmektedir.

Münazara iki ana bölümden oluşur. İlk bölüm konuyu başlatan kişilerden meydana gelen konuşma bölümüdür. Konuşma bölümünde konuyu olumlu ya da olumsuz olarak savunan tartışmaclar yer alır. Bu bölüm için her iki gruptan seçilen yani konuyu olumlu veya olumsuz savunan 2 veya 4 kişi seçilir. Bu bölümün birinci konuşmacısı ilk grubun olumlu düşüncesini savunan ilk tartışmacıdır. Daha sonra ikinci grupta olumsuz düşünceyi savunan birinci konuşmacıyla münazaraya devam edilir. En sonda üçüncü ve dördüncü kişilerin konuşmalarıyla bu bölüm biter.

Münazarada son bölümü ise savunma bölümü oluşturur. Savunma bölümünde her iki gruptan konuyu en iyi biçimde ve etkili savunabilecek iki konuşmacı seçilir. Seçilen bu kişiler konuyu bir sonuca bağlayacak konuşmacılardır.

Münazaralarda hakemlerin (jüri) konuyu en iyi şekilde savunanı belirlemede şu hususlara dikkat etmesi gerekmektedir.

 Tartışmacıların konuyu açma, genişletme, örnekleme ve toparlama yeteneklerinin ölçülmesi
 Tartışmacıların tonlaması, vurgulama ve konuyu metne bakmadan sunuşunun göz önüne alınması ve ölçülmesi
 Tartışmacıların sözcükleri doğru bir şekilde kullanması, anlatım biçimlerinin ve cümle kuruluşlarının değerlendirilmesi
 Tartışmacıların beden dilini doğru bir şekilde kullanıp kullanmadıkların değerlendirilmesi

NOT: Münazaralarda asıl amaç; seçilen konunun doğru ya da yanlış olması değil, düşüncesini en iyi biçimde savunan grubu seçmektir. Buradaki amaç ise karşı taraftaki grubu konuşma yeteneği ile yenmektir.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Mar 20

FORUM: İnsanları yakından ilgilendiren bir konuda konuşmacıların yanında dinleyicilerin de söz alarak tartışmaya aktif olarak katıldığı tartışmala türlerinden biridir. Forumda bir başkan bulunur. Başkan foruma başlamadan önce forumu nasıl yapacağını anlatır. Sırasıyla konuşmacılara söz hakkı verir. Ardından dinleyicilere söz hakkı verir. Dinleyiciler ve konuşmacılar forumun kurallarına uymak zorundadır. Başkan en sonunda genel bir özetleme yapar. Ancak kendi görüşlerini yansıtmaz.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Mar 20

Toplumu yakından ilgilendiren bir konuda ya da olayda değişik fikirlere sahip yetkili insanların yaptığı tartışmalara verilen addır. Açık oturumlarda bir başkan ve konuşmacılar bulunur. Açık oturumlar dinleyiciler karşısında yapılabileceği gibi radyo ve tv gibi yayın organlarında da yapılabilir.
Bu tür tartışmalarda

başkan başlangıçta konuyu açıklar, sonra konuşmacı kişileri izleyicilere tanıtır. Sırasıyla konuşmacılara söz hakkı tanır. Konuşmacı sayısı 3 ya da 5 kişi olabilir. Bazı zamanlarda bu sayının üstünde konuşmacı olabilir. Tartışmayı sunan başkan işlenen konuya daha önce hazırlık yapar. Bunun nedeni ise başkan sorular yönelterek konuşmacıların belirli noktaları anlatmalarına imkan sağlar. Başkan soruları konuşmacılara sırayla ve dönüşümlü olarak sorar. Konuşmacılar kendilerine sorulan sorulara süreyi iyi kullanarak mantıklı cevaplar verir. Bu arada başkan hem açıkoturumu yönlendirmeli hem de açıkoturumun düzenli ve seviyeli gitmesini sağlamalıdır. Başkan açıkoturumu sunarken tarafsız olmalıdır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Mar 20

PANEL: İnsanları ilgilendiren herhangi bir konu hakkında, tartışılan alanda uzmanlığı olan üç ile beş konuşmacının dinleyiciler karşısında yaptıkları tartışmadır. Bu tür tartışmalar sohbet şeklinde olur. Panelde gerçek hedef bir karara varmaktan ziyade bir konunun farklı yönleriyle aydınlatılmasını amaç edinmektir.
Panelde bir başkan bulunur. Başkan panel boyunca tarafsız kalmak zorundadır. Sadece tartışmanın sunumu ile ilgilenmelidir. Panelin sonunda genel bir özetleme yaparak tartışmayı sonlandırır. Bu özetlemede kendi görüşlerini ortaya koymaz. Konuşmacılar uzman oldukları konunun ayrı yönlerini ele alırlar. Konuşma sırası ve süresi başkan tarafından belirlenir. Panelin sonunda dinleyiciler paneli sunan konuşmacılara sorular sorabilir. Ancak dinleyiciler soru sormanın ötesinde kendi fikirlerini de söylemeye kalkarsa ve konuşmacılar gibi konuşma yapmaya başlarsa panel foruma dönüşür. Panel zıt fikirlerin tartışması olmadığı için açıkoturumdan farklılık arz eder.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Mar 20

SEMPOZYUM: Toplumu yakından ilgilendiren herhangi bir konu ya da olay hakkında dinleyiciler karşısında farklı uzman kişilerin konu ya da olayla ilgili yaptığı seri konuşmaların bütününe sempozyum denir.

Sempozyum, diğer konuşma türlerine göre daha ilmi ve ciddi bir sohbet havasında geçer. Konuşmacılar konuyu kendi ilgi sahaları açısından ele alır. Sempozyumda bir başkan ve üç ile altı arasında değişen üyelerden oluşur. Üyelerin konuşma süreleri 15-20 dakikayı aşmaz. Konunun uzunluğuna göre sempozyum iki oturum veya iki gün sürebilir.

Sempozyumdaki amaç, konuyu tartışmak değil, konunun ilgili kişiler tarafından olumlu veya olumsuz yönlerinin ortaya konulup çözüme götürülmesidir. Sempozyumun sonucunda başkan konuyu özetleyerek çıkan sonucu dinleyicilere aktarır.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler:

Mar 20

KONFERANS: Alanında uzman bir kişinin herhangi bir konu ya da olay hakkında görüş ve düşüncelerini açıklamak amacıyla bir grup ya da topluluk önünde yaptığı ön hazırlığı olması gereken sözlü anlatım türleri arasında yer alır. Konferans bu yönüyle nutuğa benzer. Fakat konu itibariyle nutuktan ayrılır.
Konferanstaki amaç nutuktaki gibi dinleyicileri coşkulandırmak değil, o topluluğu bilgilendirmektir. Onun için konferansın dinleyicisi belirli bir kültür seviyesine ulaşmış kimselerdir.

Konferans genellikle bilim, sanat ve ekonomi konularında verilir. Konferansın verildiği yer kapalı bir salondur.
İyi bir konferansçı işleyeceği konuyu önceden hazırlar. Bir plan dâhilinde yapacağı konuşmanın metnini önceden hazırlar. Bu metinde anlaşılması güç cümleler kullanmamalı, teknik kelimeler kullanmalıdır. Monoton konuşmaktan kaçınarak Ele aldığı konu iyi bildiği ve hâkim olduğu konu olmalıdır. Metinleri hazırlarken sade ve akıcı bir üsluba dikkat etmelidir. Konferans sırasında önceden hazırladığı metne okurcasına bakmak yerine sadece ana başlıklara bakmalıdır. Çünkü konferansı veren kişi dinleyicilere o konuya hakim olduğunu hissettirmelidir. Profesyonel bir konferansçı hazırladığı plan dâhilinde kalmak şartıyla konuyu örneklerle genişletir. Dinleyicilerden aldığı elektrikle yeri geldikçe işin teferruatına girer. Dinleyicilere konuyu daha iyi anlatmak için somut ifadeler kullanır. Günlük hayata dair değerlendirmelerde bulunur. Dinleyici ile bir samimiyet ortamı oluşturur.
Konferansın muhakkak bir başkanı vardır. Başkan önce dinleyicileri selamlar. Ardından konuşmacıları tanıtır. Daha sonra konuşmacıların hangi konuşmaları yapacağını açıklar. Sırasıyla konuşmacıları kürsüye davet eder. Konuşmacılar konuşmalarını bitirdikten sonra genel bir özetleme yapar, konuşmacılara teşekkür ederek konferansı kapatır.
Konferansta konuşmayı yapan kişi ise kendi konuşması için ayrılan sürede önceden hazırlık yaptığı konuşmayı dinleyen topluluğa sunar. Daha sonra dinleyici topluluğunun soruları olursa onları cevaplar.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler: