Nis 21


(Romanın tanımı, unsurları: Plan, konu, olay, zaman, mekân, kişiler, dil ve ifade çeşitleri)

Öykü bölümünde gördüğünüz gibi romanın kaynağı da destan ve masallardır. Roman, adını, Roma İmparatorluğu’nda halka konuştuğu Latinceden almıştır.
Kökeni belli olmayan roman benzeri anlatı, antik çağın klasik döneminde önemsiz bir tür sayılır. Hıristiyanlığın ilk yıllarında, Latin ve yunan edebiyatlarının gerileme döneminde ortaya çıkar; Orta Çağda yok gibidir. XII. Yüzyılında Fransa da eski Yunan ve Latin kaynaklarından alınan konular geliştirilir ve roman denilen klasik anılardan oluşan anlatılar yazılır…
İtalya’da Boccacio (bokasio)’ nun “Decameron” (Dekameron) u; Rönesans yıllarında Ariosto’nun “çılgın Orlando” bu tür anlatılardı.
Roman türünü ilk örnekleri XVI.-XVII. Yüzyıllarında Fransa’da Rabilais (rable)’nin yazdığı “Gargantua ve Pantagruel”, ispanya da Cervantes (Servantes)’in yazdığı “Don kişot” tur.
XVIII. yüzyılda İngiltere de Defoe (defo)’nun “Robinson Cursoe” (robinson Kurzo) ‘su; Swift’in “Gulliver’in Gezileri” roman türünü geliştiren ilk yapı yaşlarıdır.
XIX.yüzyılında, çağdaş romanın evrensel başyapıtlarının ortaya konulduğu dönem sayılır. Fransa’da, İtalya’da, İngiltere’de, Almanya’da, Rusya’da… yazarlar klasik, romantik, realist gerçekçi) anlayışıyla büyük romanlar yazmışlardır.
Türk edebiyatında ise roman, Tanzimat Dönemi ile başlar. Daha önce, öyküde olduğu gibi, roman yerini tutan anlatılar da masal, efsane (söylence), destan ve mesnevi türündeki eserlerdi.
Tanzimat döneminde Yusuf Kamil Paşa Fenelon’dan yaptığı “telemak” ilk çeviri romandır(1862). İlk yerli romanda Şemsettin Sami’nin 1872’de yayımlandığı “Taaşşuk-ı Talat ve fıtnat”tır. Namık Kemal’in “intibah” adlı romanı ise ilk yazınsal (edebi) roman sayılır.
Romandaki öğeler; öykü türü bölümünde gördüğümüz gibi, plan, konu, olay, zaman, yer, kişiler, dil ve ifade (anlatım) çeşitleridir. Ancak bunlar romanda daha geniş tutulmakta; ayrıntılara önem verilmektedir.

REŞAT NURİ GÜLTEKİN
YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
PEYAMİ SAFA

Romandan, toplum yaşamımızdan kesitler veren bir bölüm okudunuz. Bu romanda, parçalardan da anlaşıldığı gibi Ali Rıza Bey ailesindeki kişilerin, hareket ve davranışlarıyla bir takım toplum kurallarına ve törelere uymadıkları öyküleniyor.
- Roman, insan yaşamındaki duygu ve düşünceleri, tutkuları çözümleyen; çevreyi ve görenekleri betimleyen; tasarlanan ve ya gerçek olan olaylara yer veren bir edebiyat türü, diye tanımlana bilir. Genel olarak romanda öyküler gibi serim, düğüm, çözüm bölümlerinden oluşabilir.
- Bir roman konu, plan, kişi, olay, zaman, yer gibi öğeler ile dil ve anlatım özellikleri vardır.
Romanlar, konularına, etkilendikleri akımlara ya da taşıdıkları toplumsal ve ya kişisel özelliklerine göre adlandırılır; türleri de buna göre belirlenir:
Konularına göre; tarih konularını işleyen romanlar, serüven, gezi, polis… romanları
Yazımsal akımın etkisinde yazılmış olan romantik, realist, naturealist… romanlar
Ruhsal çözümlemelere ağırlık veren psikolojik romanlar.
Toplumsal konularda; töre… yabancı toplumları tanıtan egzotik romanlar.
Bir görüş ve düşünceyi savunan tezli romanlar
Bir roman, bu nitelik ve özelliklerinden bire kaçını da üzerinde topluya bilir.
Öyküde olduğu gibi her romanda kurgulanan bir ana olay, olay, kişiler, çevre, fiziksel-ruhsal ortam ve durumlar önemli öğelerdir.
Roman, bilim kurgu biçiminde gerçek dışı konularda yazılırsa, tıp kı masallardan olduğu gibi, kişi olaylarıyla okurun düş gücünde yeni bir dünya yaratmalı; insan yaşamına örnek olabilecek inandırıcılığı yaratmalıdır.
SAYFA: 159

Toplumdaki değişiklikleri, kişilerin karekter özellikleriyle birleştiren gerçekçi, toplumsal bir roman tanıdınız.
Toplumcu nitelik gösteren romanlarda(töre romanı), her şeyden önce toplumdaki gelenek, görenek, beğeni ve değerler ele alınır. Romandaki kişiler, kişilikler, davranışları ve konularıyla tanıtılır.
Kiralık konak’ta ana olay Tanzimat’tan başlayarak Çanakkale Savaşı’na değin süren II. Abdülhamit ve I. Meşrutiyet dönemlerinin üç ayrı kuşağının simgesi olan İstanbul’un orta düzey kişileri arasında geçer: Naim efendi, II. Abdülhamit döneminde devlet katlarında görev alarak emekli olmuş, görgülü bir İstanbul efendisidir. Birinci kuşağın simgesidir. Karısının ölümünden sonra her şey yozlaşmaya başlamıştır.
Sekine hanım, çekingen, gösterişsiz bir kadındır. Kocası Sermet Bey, ulusallığa uzak, alafrangalığa özlem duyan bir kişidir. İkinci kuşağın simgesidir.
Üçüncü kuşaktan olan çocukları Cemil ve Seniha ise aynı çatı altında yetiştirdikleri halde eskiyi tümüyle yadsıyan, yenilikçi geçinen ve her fırsatta Avrupa’da yaşamak isteyen, uyumsuz gençlerdir.

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler: ,

Oca 09

Roman Türleri

Tanımı

1) İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî türe ve

2) bu türde yazılmış eserlere roman denir. Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiştir.
Belli bir tarihsel ya da coğrafi çevre içindeki belli bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, bu insan ya da insanların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen ve belli bir uzunluğu aşan anlatılar için kullanılan edebi terimdir. Edebi türler içinde en yenisidir. Çünkü matbaanın bulunması ve kentsoylu bir okur kitlesinin ortaya çıkmasından sonra gelişmiştir.

Tanımlanması zor bir edebi türdür. Gelişmesini tamamlamamış tek türdür denebilir. Bunun bir nedeni romanın tarihsel koşullara bağlı olması, diğer nedeni ise yazarına geniş bir özgürlük ve deney alanı bırakmasındandır. Romanın ataları arasında nesirsel özellikler taşıyan Petronius’un Satyricon (1’inci yüzyıl) ve Apuleius’un Metamorphoseon’u (2’nci yüzyıl) gösterilir. Roman düzyazıyla yazılır. Anlatılan olaylar kahramanlık öyküleri değil, sıradan insanların günlük yaşantılarıdır. Anlatılan olaylar, saraylar ve savaş alanları gibi destansı mekanlarda değil, sokaklar, evler, meyhaneler gibi sıradan mekanlarda geçer. Olaylara yön veren tanrılar değil, kişilerin kendi tutum, davranış, duygu ve düşünceleridir. Kullanılan dil, nazım türlerinde olduğu gibi ağdalı değil günlük ve sıradandır.

Roman tarihe en bağlı edebiyat türüdür. Toplumsal, politik olaylar gelişmelerle de yakın ilişkidedir. Romanın tarihe bağlı oluşu, çok köklü bir geçmişi olmayan yeni bir sınıfın, yani burjuvazinin kendine tarih içinde bir geçmiş, şimdi ve gelecek kurma çabasından doğmuş olmasında yatar. 18. yüzyıl romanlarının çoğu, burjuvazinin aristokrasiye karşı mücadelesinde kullanılmak üzere kaleme alınmış metinler gibidir.

Roman, işte bu nedenle, felsefe ve sanattan boş inançları kovmak ve bunların yerine akıl ve gerçeği geçirmek isteyen bir kültürel dönüşümün ürünüdür. Bu nedenle toplumların gelişimine, yani tarihe kopmaz biçimde bağlıdır. İnsanı, öncelikle toplumsal ve tarihsel bir varlık olarak konu alan ilk sanat türüdür.

Roman Türleri
Romanlar konu, üslup, yazıldığı dönem bakımından çeşitli türlere ayrılabilir.
Üslup bakımından “romantik roman”, “gerçekçi roman”, “doğalcı roman”, “estetik roman”, “izlenimci roman”, “dışavurumcu roman”, “yeni roman” türleri sayılabilir.

Üslup Bakımından

Romantik Roman
Kişilerin duygularını, arzularını, düşüncelerini yalnızca kendilerine ait, içten gelen doğal ve gerçek olgular gibi görür. Örneğin Sir Walter Scott’un tarihsel romanları, Jean-Jacques Rousseau’nun eserleri ve Goethe’nin Genç Werther’in Acıları romanı gibi.

Gerçekçi Roman
Romantik romandan ayrı olarak kuru ve kuşkucu bir anlatım ve düşünce yapısı taşır. Balzac ve Stendhal’in romanları bu üsluptadır.

Doğalcı Roman
Üslup bakımından gerçekçi romana benzer. Olanın olduğu gibi yazılmasını öngörür. Emile Zola ve Guy de Maupassant romanları doğalcı romanlardır.

Estetik Roman
Belli biçim ve anlatım kaygıları ile yazılmış romanlardır. Gustave Flaubert estetik romanın en önemli yazarıdır.

İzlenimci Roman
Diğer üsluplardan ayrı olarak eşyanın ve dış olayların kendi nesnel gerçeklikleriyle insanların bunları algılama biçimleri arasındaki farkları ortaya çıkarmaya yönelir. Yani dış gerçeklerden çok, duyu ve duygulara, iç yaşantının betimlenmesine öncelik verir. Ford Madox Ford’un romanları izlenimciliğin en sistemli ürünleridir.

Dışavurumcu Roman
20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Dışavurumculuk toplumsal kimliklerin reddedilmesi ve insan yaşamını belirleyen toplum karşıtı ya da uygarlık karşıtı güçlerin öne çıkarılmasıyla belirlenir.Dostoyevski,Franz Kafka,Samuel Beckett ve Bertold Brecht’in romanları bu türün örneklerindendir.

Yeni Roman
Aslında dışavurumculuğun izlerini taşır. Özellikle 1930 sonrasında ilk örnekleri görülmeye başlandı. Kendisinden önceki akımlardan hiçbirine benzemeyen, yazma deneyini, hatta romanın olanaksızlığını romanın asıl konusu haline getiren romanlardır. Yeni roman, yazma eyleminin kendisini sorgulamaya yönelir. Alain Robbe-Grillet, Michel Butor, Claude Simon, Philippe Soller, Julio Cortazar gibi yazarlar bunu denemişlerdir.

Konu Bakımından
Konusu bakımından roman “tarihsel roman pikaresk roman duygusal roman, gotik roman, ruhbilimsel roman töre romanı, oluşum romanı” türlerine ayrılır.

Tarihsel Roman
Uzak bir geçmişte yaşanan olayları konu alır. Ama tarihten daha derinlerde yatan insanla ilgili daha evresel bir gerçeği araştırmak amacıyla da yazılmış olabililer. Tarihi romanların örnekleri arasında Walter Scott’un romanlarını, Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını, Stendhal’in Parma Manastırı’nı sayabiliriz. Bu türün önemli örnekleri arasında Lesage’nin Gil Blas de Santilane’ın Serüvenleri, Defoe’nun Talihli Metres’i, Thomas Mann’ın Dolandırıcı Felix Krull’un İtirafları’nı sayabiliriz.

Duygusal Roman
İnsanın duygusal yaşamını yüksek ve özenli bir üslupla betimleyen romanlardır. Bazen bu türde yazarın kendi duygularıyla, okurun duygularını sömürmesi ön plana çıkar. Laurence Sterne’in Fransa ve İtalya’da Hissi Seyahat adlı eseri, Rousseau’nun romanları, Madame de La Fayette’in Prenses de Cleves’i bu türe örnek gösterilebilir.

Gotik Roman
Gotik roman, İngiliz ve Amerikan romancılığına özgü bir türdür. 18. yüzyılın akılcılığına karşı çıkan bir türdür. Karanlık, korkutucu, çılgınlıklarla dolu bir ortamda geçen kanlı, şeytani, büyülü olayları konu alır. Horace Walpole’un Otranto Şatosu, Mary Shelley’in Frankenstein adlı romanları bu türün örnekleridir. Gotik romanın günümüzdeki uzantıları bilimkurgu ve fantastik roman olarak gösterilebilir.

Ruhbilimsel roman
Kişilerin ruhsal durumlarını ayrıntılarıyla çözümlemeye çalışan romanlardır. Daha serinkanlı ve denetimli oluşuyla duygusal romandan ayrılır. Abbe Prevost’un Manon Lescaut adlı eseriyle Fransız edebiyatında açılan psikolojik roman çığırı diğer ülke romancılarını da etkilemiştir. Paul Bourget’in romanları da bu türe örnektir.

dil ve anlatım ANASAYFA’YA DÖNMEK İÇİN TIKLA

Yaziyi gonderen admin \\ Etiketler: ,