Esbos adasında yaşayan Sappho, antik yunanda ilk ve en önemli kadın şairlerinden biridir. Şiirlerinde güzellik, evlilik, ayrılık ve kadınlar arası aşktan bahseder. M.Ö. 7. yy’da yaşayan bir kadın için şiir yazmak son derece zor bir işti.
Hele ki, bu kadın Sappho gibi asil bir ailenin kızıysa. Ama Sappho’nun şiirleri öylesine etkileyici yazıldığı ve sıradışı bir ritme sahip olduğu için, ünü yüzyıllarca sürmüş ve bir çok kişiyi etkilemiştir.
Yazinin devamini oku »
23 nisan ile ilgili şiirleri yazının devamında bulabilirsiniz.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 günü kurulmasının onuruna, TBMM tarafından sadece Türk çocuklarına değil, bütün Dünya çocuklarına hediye edilen, her yıl 23 Nisan günü kutlanan, Türkiye’nin milli bayramıdır. 23 Nisan, TBMM’nin açılışı ve dolayısıyla da halkın yönetime tam anlamıyla hakim olmasının ilk günü olduğu için ulusal egemenlik açısından da önemli bir anlam taşır.
Yazinin devamini oku »
Ekim ayının ilk Pazartesi günü Dünya Çocuk Günü’ dür. Çocukların iyi yetiştirilmesi ulusların ortak sorunudur. Bu ortak sorun için ilk çalışmalar 1923 yılında başladı.
İsviçre’nin Cenevre kentinde toplanan kırk ülkenin delegeleri Uluslararası Çocukları Koruma Birliği’ni kurdular. Uluslararası bu kuruluş, Birleşmiş Milletler Örgütü’ nün kurulmasını izleyen yılda UNICEF’ e dönüştü. UNICEF, “Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu”nun kısaltılmış adıdır. Birleşmiş Milletler Örgütü 1954 yılında oybirliği ile Ekim ayının ilk pazartesi gününü Dünya Çocuk Günü olarak kabul etti.
Dünya Çocuk Günü evrenseldir. Birleşmiş Milletler Örgütü’ ne üye bütün ülkelerde aynı günde kutlanır. Üye ülkelerin radyo, gazete ve televizyonlarında bu günün önemi anlatılır. Çocukların bakım ve korunmasının gerekliliği üzerinde durulur.
Her millet, kendi çocuğuna geleceği olarak bakar. Çocuk çiçektir. Sevildikçe mutlu olur. Çocuklar yarının büyükleridir. Geleceğin yöneticisi ve güvencesidirler. Onların beslenme, barınma ve eğitimi her toplum için çok önemlidir. Her çocuğun eğitimi yaşadığı devlet tarafından sağlanır.
İnsanlığın mutluluğu, dünyamızın güzelleşmesi, çocukların korunmasın, iyi yetişmesine bağlıdır. Barış içinde yaşamak, güzellikleri paylaşmak, eğitimle olur.
Yazinin devamini oku »
Ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk, 10 Kasım 1938 günü saat dokuzu beş geçe öldü. O tarihten bu yana 10 Kasım’la başlayan hafta, yurdumuzda Atatürk Haftası olarak değerlendirilir. Bu hafta boyunca, Atatürk’ün yaşamı, yurtseverliği, inkılap ve ilkeleri anlatılır.
Ata’nın daha iyi tanıtılması amacıyla açık oturumlar düzenlenir. Radyo ve televizyonda, Atatürk’ün konuşmaları kendi sesinden dinletilir. Atatürk’le ilgili filmler gösterilir. 10 Kasım günü Atatürk, tüm yurtta törenlerle anılır. Ölüm anı olan saat dokuzu beş geçe “ti” sesi ile saygı duruşuna geçilir. Kara ve deniz taşıtları oldukları yerde durarak düdüklerini çalarlar. Düzenlenen anma törenlerinde Ata’nın yaşam öyküsü, Atatürk inkılap ve ilkeleri anlatılır, seçilmiş Atatürk şiirleri okunur.
Yazinin devamini oku »
Esbos adasında yaşayan Sappho, antik yunanda ilk ve en önemli kadın şairlerinden biridir. Şiirlerinde güzellik, evlilik, ayrılık ve kadınlar arası aşktan bahseder. M.Ö. 7. yy’da yaşayan bir kadın için şiir yazmak son derece zor bir işti.
Hele ki, bu kadın Sappho gibi asil bir ailenin kızıysa. Ama Sappho’nun şiirleri öylesine etkileyici yazıldığı ve sıradışı bir ritme sahip olduğu için, ünü yüzyıllarca sürmüş ve bir çok kişiyi etkilemiştir.
Yazinin devamini oku »
Sayı ve biçime ilişkin kavramlarla tanışmamız Yontma Taş Devrine kadar uzanır .Yüzbinlerce yıl boyunca insanlar , hayvanların yaşadığı koşullardan pek farklı olmayan bir biçimde mağaralarda yaşadılar. Enerjilerinin çoğunu nerede yiyecek bulurlarsa onu toplamaya harcıyorlardı.
Avlanmak ve balık tutmak için silahları , birbirleriyle anlaşmak için konuşma dilini geliştirdiler .Yontma Taş Devrinin sonlarına doğru da yaratıcı sanatlarla heykelcikler ve resimler yaparak yaşamlarını renklendirdiler. Fransa ve İspanyadaki yaklaşık 15.000 yıl öncesinin mağara duvar resimlerininayinsel bir anlamı olabilir , ama bunun ötesinde de üstün bir biçim anlayışı gösteriyorlardı .
Yazinin devamini oku »
Tanzimat şair ve yazalarının hepsi batıcı, yenilikçi, ilim ve fen taraflısı aydınlardı. Batı hayranlardı, ama bunun yanında Türk haklının manevi değerlerine önem verirler. Hepsi millyetçitdi ama mason localarına bağlanmış olmalarına rağmen İslamiyete saygılıydılar. Neredeyse hepsi Fransız kültürüyle yetişti. Onlar için Avrupa, Fransa demekti. Düzenli bir okul eğitimi görmediler. Fransızcayu derinlemesine bilmedikleri için daha çok romantik edebiyatla ilgilenmişlerdi.
Sanatta çok fikir ve ülkü peşindeydiler. Bu nedenle Fransız edebiyatında Montesquieu, J.J. Rousseau ve Voltaire gibi devrimci düşünürlere bağlandılar. Onlar gibi mücadelecilerdi. Edebiyat yolu ile milleti yükseltmeye, dertlere öare bulmaya çalıştılar. Yeni fikirler içinde bir yeni nesil yetiştirmek istiyorlardı. Geniş bir kitleye ulaşmak için en basit dilde yazdılar.
Yazinin devamini oku »


Yorumlarınızdan…