NAZIM(ŞİİR)
Nazım, ölçü (vezin), uyak (kafiye) gibi bağlarla bağlı olan bir anlatım yoludur. Nazım sözcüğü, ‘dizmek’ demektir. Eskiden nazım içimindeki yazılara ‘manzum’, küçük nazım parçalarına ‘manzume’ nazım yazarlarına ‘nazım’ denirdi.
Bakıp imreniyorum akınına
Şehrin üstünden geçen bulutların
Belki gidiyor onlar yakınına
Rüyamızı kuşatan hudutların
(Ahmet Muhip Dıranas, Şehrin Üstünden Geçen Bulutlar)
a.) Yukarıdaki parçada, cümleler, sözdizimi kurallarına uygun olarak kurulmamış; yani, özne, nesne, yüklem vb. cümle içinde belli kurallara göre sıralanmamıştır:
Bakıp imreniyorum akınına şehrin üstünden geçen bulutların
(Düz söyleyiş: Şehrin üstünden geçen bulutların akınına bakıp imreniyorum.)
Nazımda ahenk ön plana alındığı için, cümle kuruluşları sözdizimi kurallarına göre değil, ahenge göre ayarlanır. (Nazımda ölçü, uyak, vb. gibi zorlayıcı bağların da bunda etkisi olmuştur.)
b.)Satırların hepsinin hece sayısı birbirine eşittir:
Ba kıp im re ni yo rum a kı nı na
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Şeh rin üs tün den ge çen bu lut la rın
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Bel ki gi di yor on lar ya kı nı na
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Rü ya mı zı ku şa tan hu dut la rın
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Her satırda hece sayılarının eşitliğine dayanan bu ölçüye ölçek(vezin) denir.
c.) Her satırda hecelerin sayısı belli ölçüyü doldurunca, cümle bitmemiş bile olsa, satır başına geçilmiştir.
Bakıp imreniyorum akınına
Şehrin üstünden geçen bulutların.
(Nesirde ise, ancak bir düşünceden başka bir düşünceye geçtikçe satır başına geçilir.)
ç.) Satır sonlarındaki bazı sözcükler arasında bir ses benzerliği vardır: akınına, yakınına – bulutların, hudutların
satır sonlarında, sözcükler arasındaki bu ses benzerliğine uyak(kafiye) denir.
d.)Her satır büyük harfle başlamıştır; bir satırın sonunda cümle bitmemiş bile olsa, ondan sonra gelen satırın ilk harfi yine büyük harftir:
Bakıp imreniyorum akınına
Şehrin üstünden geçen bulutların.
(Nesirde yalnız cümle başlarında büyük harf kullanılır.)
(Cevdet KUDRET)
ŞİİR TÜRLERİ
1.LİRİK ŞİİR:
İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiir türüdür. Her ulusun ilk şairleri yapıtlarını saz eşliğinde söylerlerdi. ‘Lir’ de telli bir çeşit saz olduğu için, sonraları içe doğan türlü duyguları anlatan şiirlere lirik denmiştir. Aynı anlamda Tanzimat döneminden sonra Türkçe de rebabi kemençe ye benzer rebabi terimi de kullanılmıştır. Divan edebiyatında özellikle gazeller, murabbalar, şarkılar, halk edebiyatında koşmalar, semailer lirik şiir türüne örnektir. Yeni Türk edebiyatında lirik şiirler türlü nazım biçimleriyle yazılmıştır. Lirik şiirlerin konuları çoğunlukla aşk, ayrılık, ölüm, doğa sevgisi v.s olur. Yunus Emre, Fuzuli, Baki, Nedim, Karacaoğlan A. Haşim, Yahya Kemal lirik şiirleriyle tanınır.
2.PASTORAL ŞİİR:
Doğa güzellikleri, orman, yayla, dağ, köy, ve çoban yaşamını ve bunlara karşı duyulan özlemleri anlatan şiir türüdür. Pastoral sözcüğü ‘çobanlara ilişkin’ demektir ve Türkçede bu anlamda raiyane, rüstai terimleri de kullanılmıştır. Batı edebiyatlarında doğrudan doğruya doğa manzaralarını canlı bir biçimde anlatan şiirlere idil, konuşma biçiminde yazılan pastoral şiirlere de eglog denir.
3.DİDAKTİK ŞİİR:
Belli bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü zayıf şiir türüdür. Türk edebiyatında ta’limi terimi de aynı anlamda kullanılmıştır. Manzum hikayeler ve fabllar da bu gruba girer.
4.EPİK ŞİİR:
Konusu savaş, kahramanlık, yiğitlik ve yurt sevgisi olan ya da tarihsel bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen uzunca şiirlere denir. Aynı anlamda destani şiir, hamasi şiir ve kahramanlık şiiri terimleri de kullanılır.
5.SATİRİK ŞİİR:
Toplumsal düzensizlikleri; kişilerdeki dalkavukluk, düzenbazlık, kendini beğenmişlik, mevki düşkünlüğü gibi huyları; devlet yönetiminde umarsızlık, çıkarcılık ve becerisizlikleri anlatan bunları yeren şiirlere satirik şiir denir.
Divan edebiyatındaki hicviyeler ve halk edebiyatındaki taşlamalar satirik şiir türünün en güzel örnekleridir.
Edebiyatımızda şeyhi, Bağdatlı Ruhi, Nef’i, Ziya Paşa bu tip manzumelerin güzel örneklerini vermişlerdir.
6.DRAMATİK ŞİİR:
Manzum olarak yazılmış olan tiyatro eserleri dramatik şiir türüne girer. Dramatik manzume, karşılıklı konuşma şeklinde yazılan manzumedir. Eski edebiyatlarda, özellikle klasik akıma bağlı olan tiyatrolar hep manzumdu.
Dramatik şiirler genellikle acıklı ya da korkunç olayları anlatırlar. Anlattıkları konuyu okuyucunun gözünde canlandırırlar.
Batı edebiyatında Corneile, Racine, Shakespeare, Türk Edebiyatında Namık Kemal, Abdülhak Hamid Tarhan, Faruk Nafiz Çamlıbel bu türün örneklerini vermişlerdir.
Dramatik manzumeler, anlattıkları konulara göre şu çeşitlere ayrılır:
TRAJEDİ:
Tragedya. Bu tiyatro türünün gayesi, insanları yıldıracak korkunçlukta büyük olaylarla ders vermektir. Trajedi sanatçısının trajediyen; trajediyle ilgili kanlı ve korkunç karakterde olan şeye trajik adı verilir. Konusunu efsanelerden, tarihten, mitolojiden, seçkin kimselerin hayatından alan; ilk örnekleri yunanlılar tarafından verilen, bağ bozumu tanrısı dianysos şerefine yapılan dini törenlerden doğan; belli kurallara bağlı bir tiyatro türü. Trajedinin ilk örnekleri eski yunan edebiyatında verilmiştir. En ünlü trajedi şairleri aiskhylos, sophokles, Euripides’tir. 17. yy.da yaşamış olan Fransız sanatçıları Corneille ve Racine de önemli trajedi yazarlarıdır. Başlıca özelliklerini şöyle sıralayabilriz.
• Manzum olarak yazılır, kanlı, çirkin, korkunç sahneler seyircinin gözü önünde değilde, dışarıda ceryan eder, sahnede habercilerle hikaye ettirilir.
• Kaba sayılabilecek sözlere yer verilmez; en yüksek üslübla yazılır.
• İnsan oğlunun hırslarını kavgalarını gösterir, çoğu felaketi sonuçlarla bağlanır.
• Başından sonuna kadar ağır bir hava içinde geçer.
• Zaman birliği, mekan birliği, olay birliği gibi 3 birlik kuralına uygundur:
1.Zaman Birliği:
Olayın en çok 24 saat içinde geçebilir hissini uyandırmasına denir ki, bunun için eserin konusu olayın sonucuna en yakın yerinden seçilir.
2.Mekan Birliği:
Olayın baştan sona kadar aynı yerde geçmesidir ki böylelikle trajedide dekor değişmemiş olur.
3.Olay Birliği:
Piyesin tek bir ana olay çevresinde gelişmesidir.
KOMEDİ:
İnsanların ve olayların gülünç yanlarını ortaya koyan tiyatro eseri ve oyunudur. Bu eserler, sonu acıklı olmamakla berbaber, en çok topluluğun kusurlarını, gülünçlüklerini belirtir. Komedi, bizi güldürmekle kalmaz, aynı zama
nda düşündürür. Her attığımız kahkahanın altında acı bir gerçek gizlidir. Komedi için; yaradılış ürünü huyların değil, parazit huyların toplamı demektedir. Biz bu parazit huyları toplum içerisinde kazanmaktayız, klasik komedinin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
• Konu günlük hayattan, çağdaş toplumdan alınır.
• Trajedi de olduğu gibi 3 birlik kuralına uygundur, gülünçlükleri ortaya koymak gayesi güdülür.
• Her türlü şakalara kaba sözlere yer verilir, üslübta asalet aranmaz.
• Çoğunlukla kişiler halktandır.
• Manzum olarak yazılır.
• XVII yy. gelinceye kadar ki komediler 5 perdeliktir. Klasizim akımından sonra perde yazarın isteğine göre ayarlanmış, nesirlede yazılmaya başlanmıştır.
• Komedinin başlıca gayesi gülünç hale getiren kökleri ruhtan koparıp atmaktır.
• Komedi yazarlarının en büyükleri: Yunanlı Aristophanes, Fransız Moliere’dir.
DRAM:
Dramlar mensur olarak da yazılabilir. Dramatik şiir manzum dramları kapsar. Dram hayattan alınma tiyatro olayı demektir. 19. yy.da romantik edebiyat devrinde, trajedinin belli kurallarını kırmak suretiyle ortaya çıkarılan tiyatro çeşididir. İnsanın şiddetli heycanlar duymak ihtiyacından doğmuştur.
Dramın özellikleri:
• hayatta olduğu gibi hem acıklı hem gülünç sahneleri bulunur. Böylelikle trajik ve komik öğeler dramda kaynaşmış olur.
• Olaylar tarihin herhangi bir devrinden olduğu gibi, günlük hayattan da alınabilir. Mekan, zaman birliklerine uymak zorunda değildir.
• Olaylar, çirkin dahi olsa sahnede gösterildiği gibi kişiler hangi sınıf halktan olursa olsun dramda yer alır.
Cevaplar Alttadır.
admin tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: Siir ve Siir Cesitleri
yORUMLARDAN…