SERBEST MÜSTEZAT:
19. Yüzyıl sonlarında özellikle Servet-i Fünun�cuların geliştirdikleri bir nazım biçimi. Divan şiirindeki müstezat�tan şu özellikleriyle ayrılır:
-Serbest müstezat, hem aruz, hem de hecenin çeşitli kalıplarıyla yazılabilir.
-Temel olarak alınan kalıbın çeşitli parçaları çeşitli düzenlerle bir arada kullanılabileceği gibi aynı nazım içinde yalnız bir kalıp değil, başka kalıplar ve bunların parçaları da kullanılabilir.
-Uzun ve kısa mısralar kimi zaman belli bir düzen içinde sıralanır, kimi zaman da herhangi bir düzene bağlı kalınmaz.
-Kafiye örgüsünün düzenlenişi de kurala değil, şairin isteğine bağlıdır.
Bu özellikleriyle serbest müstezat, Divan şiirindeki müstezat�ın geliştirilmesiyle oluşturulmamış, doğrudan Batı şiirinden alınmıştır. Klasik nazım biçimlerinden ve tek ölçünün bir örnekliliğinden kurtuluş yeni biçimler ve ahenkler yaratmak düşüncesiyle oluşturulan bu biçim, serbest nazıma geçişte bir aşama olmuştur.
Mensur Şiir
- 19. yüzyılın yarısında Fransa�da doğmuştur. Şinasi�nin Fransız edebiyatından yaptığı çeviriler, mensur şiirin ilk örnekleridir. Mehmet Rauf�un �Siyah İnciler�i, Yakup Kadri�nin �Okun Ucunda, Erenlerin Bağından� adlı yapıtları mensur şiir türünden ürünlerdir.
- Ölçü ve uyağa başvurulmaz.
- Duygu ve hayallerin düzyazı biçimiyle şiirsel anlatılmasıdır.
- Bu yazılarda iç ahenk önemlidir. Servet-i Fununcular tarafından kullanılmış, fazla yaygınlaşmamıştır.
KIŞ
Yine kış,
Yine şems-i mesâda (akşam güneşi), ah o bakış,
Yine yollarda serseri dolaşan
Âşiyânsız tuyur-ı pür-nâliş( inleyen yuvasız kuşlar)Tehi kalan ovalar
Sükût eder sanılır mevsimin gumûmuyla
Harab olan sarı yollarda kalmamış ne gelen,
Ne giden,
Şimdi yalnız kavafil-i evrâk (yaprak yığını)
Mütemadî sürüklenir bir uzak
Ufk-ı pür-ıztırab u nermide.Yine kış, yine kış
Bütün emelleri bir ağlayan duman sarmış (Ahmet Hâşim)

Yorumlarınızdan…