.
Eki 29

Anlam Değişimlerine Göre Sözcükler

Anlam Daralması :

Sözcükler, anlamda daralma ya da genişleme yoluyla başka bir anlama geçerek yan anlamlar kazanabilir.

Sözcüğün eskiden anlattığı şeyin ancak bir bölümünü, bir türünü anlatır duruma gelmesine anlam daralması denir.

Sözgelimi “oğul” sözcüğü başlangıçta kız ve erkek anlamlarını içerirken sonradan yalnızca erkek çocukları için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

“Erik” sözcüğü, şeftali, kayısı, zerdali anlamını içerirken, sonradan bir tür meyve için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

Anlam Genişlemesi :

Bir varlığın bir türünü ya da tekini anlatan, kullanım alanları dar olan şeyleri gösteren sözcüklerin zamanla o varlığın bütün türlerini birden anlatır duruma gelmesine anlam genişlemesi denir. Örneğin ; “alan” sözcüğü, “düz ve açık yer” anlamını içerirken anlam genişlemesine uğrayarak “iş, meslek, araştırma-inceleme” anlamlarını da kazanmıştır.

Başka Anlama Geçiş (Anlam Kayması)

Sözcüğün eskiden yansıttığı kavramdan bütünüyle farklı, yeni bir kavramı karşılar duruma gelmesine başka anlama geçiş denir. Örneğin :

“sakınmak” sözcüğü Eski Türkçe de “düşünmek, üzerinde durmak, yaslanmak, kederlenmek” anlamını içerirken sonraları “tehlikeden uzak durmak” anlamına geçmiştir.

Başka anlama geçişin bir türü de anlam iyileşmesi ya da anlam kötülenmesidir. Kötü anlamı olan bir sözcüğün zamanla iyi bir anlam kazanmasına anlam-kötülenmesi denir. Örnek :

Kötü İyi .

Mareşal (nalbant) Mareşal (Ordudaki en yüksek rütbe)

İyi Kötü .

Canavar (Canlı) Canavar (cana kıyan, yaban hayvanı, acımasız)

Deyim Aktarmaları

Aralarında çeşitli yönlerden ilgi bulunan iki şey arasında benzerlik ilişkisi yoluyla, birinin adını diğerine veren anlamlandırmaya deyim aktarması denir.

Deyim Aktarması şu yollarla yapılır :

1. Vücut parçaları ve organ adlarının doğaya aktarılmasıyla. Örnek :

ü Baş (vücut parçası, organ adı temel anlam)

Yokuşun başı – Toplu iğnenin başı – İki baş soğan – Dağ başı – Başa güreşmek

2. İnsanla ilgili özelliklerin insan dışındaki varlıklara aktarılması yoluyla. Örnek :

ü Ağlamak (gözyaşı dökmek temel anlam)

Gökyüzündeki bulutlar, ağlıyordu bu ölüme.

3. Doğayla ilgili özelliklerin insana aktarılmasıyla. Örnek :

ü Değnek (bir tür sopa temel anlam)

Kıyman a zalımlar kıyman

Kör karının bir değneği (oğul)

4. Doğayla ilgili özelliklerin yine doğaya aktarılması yoluyla. Örnek :

ü Minik fare kükredi. (Aslana ait “kükreme” özelliği fareye aktarılmış.)

Deniz bütün gece kudurdu. (Köpeğe ait “kudurma” özelliği denize aktarılmış.)

5. Duyu aktarması yoluyla. Örnek :

ü Acı (tadı ağzı yakan, tatma duyusuna ait olan)

acı soğuk (dokunma duyusuna aktarılmış)

acı çığlık (işitme duyusuna aktarılmış)

sıcak (dokunma duyusuyla ilgilidir)

sıcak bakış (görme duyusuna aktarılmış)

sıcak konuşma (işitme duyusuna aktarılmış)

Ad Aktarması

Bir sözcük ya da sözün, benzetme amacı güdülmeden, anlamca ilgili olduğu başka bir sözcük ya da söz yerine kullanılmasıdır. Bu mecaz türüne, “düz değişmece” de denir. Örnek :

ü Beyaz Saray bu olaya sıcak bakmıyor. (Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı)

ü Soba yandı (İçindeki odun – kömür)

ü Çankaya bu yasayı onaylamaz (Cumhurbaşkanlığı)

ü Okul geziye gitti. (Okuldaki öğrenciler)

ü Mozart’ı severim. (Mozart’ın bestelerini)

ü Doğu kan ağlıyor. (Doğu yönündeki bölgeler)

Argo

Genel dilin sözcüklerine yan anlamlar kazandırarak genel dilden ayrılan, bir meslek ya da topluluk arasında kullanılan özel dile argo denir. Argo, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbekleri ve deyimlerden de oluşabilir. Örnek :

ü Okutmak (elden çıkarıp – satmak)

ü racon (adet – usül)

ü şabanlık (aptallık – sersemlik)

ü keklemek (kandırmak – aldatmak)

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

May 07


SIFATLARLA İLGİLİ TEST SORULARI 1

1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birleşik sıfat yoktur?
a) Gelişigüzel söylenmiş sözler, insanı amacına ulaştırmaz.
b) İki asırlık bina, bakımsızlıktan yıkılıverdi.
c) Bizi birkaç saat sonra arayacaklarını söylediler.
d) Bu dönem hiçbir dersten düşük not almamış.

2. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde adlaşmış sıfat yoktur?
a) Küçük insanların gururu büyük olur.
b) Kibir ve gurur ile başkalarını incitme.
c) Kırkına kadar sevilmeyen, kırkından sonra hiç sevilmez.
d) İhtiyar bir kralda kınanan şey, sıradan bir gençte hoş görülebilir.
e) Öfkeli bir adamı susturmak istiyorsanız, önce siz susunuz.

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamı, bir sıfatla sağlanmıştır?
a) İlk canlılar nerede yaşıyordu?
b) Kristaller yeraltından nasıl çıkarılır?
c) Yerin güçlü bir biçimde sallanmasına ne denir?
d) Dünyanın soğuk bölgelerinde hangi hayvanlar yaşar?
e) Ay’da yürüyen ilk insan kimdi?

4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birleşik sıfat kullanılmamıştır?
a) Ömrü boyunca alnı açık bir insan olarak yaşadı.
b) Çocuğun mamasına bu ilaçtan birkaç damla katınız.
c) Kanuni’den sonra yüzlerce yıllık belirsizlik dönemi başlıyordu.
d) Konuşmacının çınlayıcı, derin ve etkili ses tonu bizi büyülemişti.
e) Üstadın “Siyah Pelerinli Adam” adlı oyunun izlemelisiniz.

5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde belirtme sıfatı kullanılmamıştır?
a) Bu zorluğu en çok edebiyatçılar çekerler.
b) Bize kaç lira vereceklermiş?
c) Bütün insanlar aynı değildir.
d) İki hafta içinde sorunlar çözülmez.
e) Uzak ülkeleri dolaşmaya çıktı.

6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “bu” sözcüğü farklı türde kullanılmıştır?
a) Bu çocuk bizi oyaladı.
b) Bu ses beni bir süre etkiledi.
c) Bu durum zaten takdir ediliyordu.
d) Bu işleri bir an önce bitirmelisin.
e) Bu artık bizi pek anlamıyor.

7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde belgisiz sıfat kullanılmamıştır?
a) Her koyun kendi bacağından asılır.
b) Kaçıncı gün size geleceklerdi?
c) Birkaç öğrenciyle bu iş yürütülmez.
d) Bazı insanlar iyilikten anlamazlar.
e) Öbür adamlar da gelecekler mi?

8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “bir” sözcüğü sayı sıfatı değildir?
a) Seninle bir gün karşılaşırız
b) Bir tokat atıp, çekip gitti.
c) Ona bir ev bırakmıştı.
d) Bugün bir kitap satabildim.
e) Bir gün bu iş için yeterli zamandı.

9. Kimi niteleme sıfatlarını pekiştirmek için, sıfatın ilk sesli harfine kadar olan kısım m,p,r,s harflerinden yakışanı ile kapatılır ve bir ön ek olarak sıfatın başına getirilir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu tanıma uymayan bir pekiştirme sıfatı kullanılmıştır?
a) Tablodaki balıklar denizden yeni çıkmış gibi dipdiri duruyorlar.
b) Şehrin birçok yerinde tertemiz parklar, bahçeler vardı.
c) Vücudu şişmanlıktan şekilsizleşmiş, yusyuvarlak olmuştu.
d) Bu dümdüz yolda yolculuk ne kadar rahat oluyor.
e) Seksen yaşında olmasına karşın sapasağlam dinç bir insandı.

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat tamlamasında sıfat, isimden türemiş bir sözcüktür?
a) Geçmiş günler, özlemle anılıyor.
b) Onun kısacık boyu bana ilginç gelirdi.
c) Dalgın adam çukura düşmüştü.
d) Burada düzgün konuşması bizi kurtardı.
e) O da tatlı söz tutkunudur.

11. Aşağıdaki dizelerin hangisinde soru anlamı, soru sıfatıyla sağlanmıştır?
a) Deniz ufkunda bu top sesleri nereden geliyor?
b) Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
c) Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
d) His var mı bu alemde nekahet gibi tatlı?
e) Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?

12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sözcük hem belirtme hem de niteleme sıfatı almıştır?
a) İçeriye orta yaşlı bir kişi girdi.
b) İnsana tepeden bakan, itici biriydi.
c) Gözü eski, cumbalı evleri arıyordu.
d) O yıllarda çift düğmeli, dar yakalı ceketler modaydı.
e) Her gün aynı yorgun, asık yüzleri görmekten bıkıp usanmıştı.

13. Belgisiz önadlar, bir şeyi tam değil de aşağı yukarı belirtir.
Aşağıda verilenlerden hangisinde belgisizi önad yoktur?
a) Tüm dünya bu sorunun yanıtını arıyor.
b) Bütün insanlık bize saygı duyuyor.
c) Falan kişi neden olayı açıklamıyor.
d) Birkaçı da bize gelse ne olurdu?
e) Bazı olaylar bizi tedirgin etti.

14. Aşağıda verilen cümlelerdeki altı çizili sözcüklerden hangisi, türce farklı bir görevdedir?
a) İyileri yeniden yeniden denediler.
b) Onlar da büyükleri pek dinlemiyorlar.
c) Acıklı durumları pek değerlendirirler.
d) Güzeli yeniden göreve çağırdılar.
e) O konuda bizi küçüklerle bir tuttular.

15. Aşağıda verilen isim tamlamalarından hangisinde tamlayan isimleşmiş bir sıfat değildir?
a) İyinin gözü hep aşağıdadır.
b) Güzelin sırrı henüz çözülmedi.
c) Büyüğün parası bitti, herhalde.
d) Düşüncenin özü insana yarayan yönüdür.
e) Sarının iç yüzünü çok iyi anladım

16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yer alan sıfatlardan hangisi yapıca diğerlerinden farklıdır?
a) Beyaz yüzü birden kızardı.
b) Geçen akşam yine burada oturmuştuk.
c) Sararmış yapraklar dökülmeye başladı.
d) Yanık çörekleri torbaya doldurdu.
e) Dönek insandan bunlar beklenir.

17. Aşağıda verilen ad tamlamalarından hangisi sıfat almıştır?
a) Uzak köyü ziyarete gitmediler.
b) İşin gidişini güzel bulmamıştı.
c) Onun güzel sözlerine kulak asmadılar.
d) Evin büyük oğlu geldi.
e) Siyah kadın giysileri moda oldu.

18. Aşağıdakilerin hangisinde isim tamlaması görülmez?
a) Bakır kaplarda yemekler yedik.
b) Suyun önüne bir bent yaptılar.
c) Rengin tonunu tam tutturamadılar.
d) İşin detayını iyice konuşamadılar.
e) İyi adamlar da bizi seçtiler.

19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “bir” sözcüğü sayı sıfatı görevinde değildir?
a) Bir yer bulup oturduk, onunla.
b) Ona bir gün ver, bu işi bitirsin.
c) Borcunu ödemek için bir gün daha istedi.
d) Bir gün kaldık, ama çok eğelendik.
e) Bu konuyu bir güne sığdırmak zor.

20. Aşağıda verilen cümlelerin hangisinde niteleme sıfatı görülmez?
a) Çok olay gördük, biz bu yaşta.
b) Onun güzel düşünceleri bizi uyardı.
c) Yeşil yapraklar tek tek döküldü.
d) Ellerimiz soğuk havada çok üşüdü.
e) İyi insanlarla bir arada yaşadık.

CEVAPLAR: 1.a 2.e 3.d 4.d 5.e 6.e 7.b 8.a 9.e 10.d 11.b 12.a 13.d 14.c 15.d 16.b 17.e 18.e 19.a 20.a

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Kas 06

1. İSİMLER

Hazırlık
Doğada bulunan ya da insan tarafından üretilen her nesneni ve tasarlanabilen her kavramın dilde karşılığı vardır. Bu karşılık, o kavaramı ya da nesneyi benzerlerinden ayırır. Örneğin, çiçek ve deniz sözcükleri zihinde farklı biçimler oluşturur. Aynı şekilde güzellik ve barış sözcükleri de insanlara belirli kavramlar düşündürür.
Günlük yaşamda “Adınız nedir?” sorusuyla karşılaşmışsınızdır. Bu soru, kişiyi tanıtmak için “İnsan” sözcüğünün yeterli olmadığını gösterir. Dil, gerek duyulduğunda genelden özele uzanan sıralama içinde varlıkları adlandırılmıştır.

MAî ve SİYAH’tan
Dersi olduğu akşamlar sofrada yası andıran bir sükut ile yemek yedikten sonra, küçücük, kırmızı bakır mangalla ısınan bu yuvacıkta annesini, kardeşini yalnız bırakarak hatta geç kalmak korkusuyla mangalın kenarına sürülen parlak sarı cezveden hissesini almayarak bu gece seferleri için aldığı muşamba paltosunu giyer, “Anne ben gidiyorum, uykunuz gelirse beni beklemeyiniz!” der, kalbinde bu eve, şu küçük aile ocağına bir hasret duygusuyla sokağa çıkardı.
Halit Ziya UŞAKLIGİL
(Mai ve Siyah, s.78)

İSİMLER ( ADLAR)
Metinde ders, sofra, yemek, mangal, yuvacık, anne, kardeş, kenar, cezve, gece, sefer, palto, uyku, kalp, aile, ocak, hasret, duydu, sokak sözcükleri, varlıkları ve kavramları karşılamaktadır.
Varlıkları tanıtan sözcüklere ad denir. Beş duyu organıyla algılanabilen ya da zihinde tasarlanabilen bir varlık, dilde kendine bir yer bulmuştur. Örneğin, yazı yazdığımız nesneye Türkler “Kalem”, “İngilizler “pencil” , Almanlar “stift” diyorlar.
Adlar , varlıklara verilişlerine göre iki grupta incelenir:

1. Özel adlar: Kendi türleri içinde , niteliği bakımından evrende benzeri bulunmayan varlıkları tanıtan adlardır.
a. Kişi adları: Mustafa Kemal , Aslı, Ebru…
b. Soyadlar: Öztürk, Çelik, Atatürk…
c. Şehir, kasaba… adları: İstanbul, Mersin, Kayseri , Şile…
ç. Dağ, ova, yayla, göl adları : Everst, Harran, Kızılırmak, Tuz Gölü…
d. Kurum, kuruluş, gazete, dergi, kitap adları: Şırnak Lisesi, Devlet Demir Yolları, Milliyet gazetesi, Türk Dili Dergisi, Çalıkuşu…
e. Hayvan adları: Fino, Sarıkız, Tekir…
f. Devlet adları: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri…
g. Dil, din, mezhep adları: Türkçe,
İslamiyet, Protestanlık…

2. Cins adlar: Kendi türleri içinde, bütün varlıkları tanıtan isimlerdir. Dağ, insan, ağaç, yol, mağara, masa, defter, ısı, arkadaşlık, sevgi…

Örnek:
“Cezmi bu manzarayı görünce dayanamadı. Abbas’ın da yarımıyla sıcak gözyaşları içinde, iki şehidi koyun koyuna mezara koydular. Cezmi, her ikisinin de başlarını, birini yüzünden, diğerinin çenesinden kalan beyazlıklar, ay yıldızı teşkil edecek şekilde, birbirine yaklaştırdı.”

Namık KEMAL

Parçada belirlenmiş sözcüklere dikkat ediniz. Bu sözcükler, cins adlarıdır ve kendi türleri içinde varlıkları karşılamaktadır.
Adlar, varlıkların sayılarına göre üç grup da incelenir.

1. Tekil ad: Aynı türün içinde tek bir varlığı tanıtan adlardır. Çiçek, taş, erik, kelebek, İstanbul, okul, hastane…
2. Çoğul ad: Aynı türün içindeki birden çok varlığı tanıtan adlardır.Bir adı çoğul yapmak için “-ler, -lar” ekleri kullanılır. Çiçekler, güzellikler, kitaplar, öğrenciler, bilgiler…

Örnek:
“Çünkü artık şehirler, bana meydanlarını, anıtlarını, dağ evlerini, plajlarını düşündürmüyor.”

Tarık BUĞRA

3. Topluluk adları: Biçimce tekil olduğu halde çoğul adlar içeren adlara topluluk adı denir. Ordu, sınıf, bölük, sürü, deste, düzine , demet…

Bütün tekil adlar gibi topluluk adları da çoğul ekini alabilir. Ordular, sınıflar, bölükler, sürüler…

Örnek:
“Meyhanelerin yanı başında, merdivenlerine yapraklar serpili kilise, günlük kokularıyla, karanlık içinde mumlarıyla, kutsal duvarlarının her yerine asılı denizci adaklarıyla loş bir pencere gibi ardına dek açık duruyordu.”

Pierre LOTİ

Meyhaneler (çoğul) Mumlar (çoğul) Yanı başı (tekil) Duvarlar (çoğul)
Merdivenler (çoğul) Yer (tekil)
Yapraklar (çoğul) Denizci ( tekil)
Kilise (tekil) Adaklar (çoğul)
Kokular (çoğul) Pencere (tekil)
Karanlık (tekil) Ard ( tekil)
İç (tekil) And (tekil)

Adlar, varlıkların algılanma grubuna göre iki grupta incelenir:
Somut ad: Beş duyu organıyla algılanabilen varlıklara verilen adlardır. Masa, ses, kitap, bitki, Ayşe, hava, koku…
Soyut ad: Beş duyu organıyla algılanamayacak zihinde tasarlanabilen adlardır. Ruh, rüya, hayal, peri, sevgi, insanlık…

UYGULAMA

SİSTE SÖYLENİŞ

Birden kapandı birbiri ardınca perdeler…
Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?

Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden
Firuze nehri nerede? Bugün saklıdır, neden?

Benzetmek olmasın sana dünyâda bir yeri;
Eylül sonunda böyledir İsviçre gölleri.

Bir devri lanetiyle boğan şairin Sis’i,
Vicdan ve ruh elementinin en zehirlisi.

(…)
Y.Kemal BEYATLI
(Kendi Gök Kubbemiz, s.26)

1. Şiirdeki özel adları bulunuz.
2. Şiirdeki cins adlar hangileridir.
3. Şiirdeki somut adları belirleyiniz
4. Şiirdeki soyut adarlı bularak cümlede kullanınız.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Kas 06

2. BÖLÜM

A. İSİM CİNSİNDEN KELİMELER

1. İsimler
a. İsmin halleri
1. Yalın hali
2. İlgi hali
3. Yükleme hali
4. Yaklaşma hali
5. Bulunma hali
6. Ayrılma hali
b. İsimlerde Sahiplik-Aitlik
c. İsimlerde Soru
ç. Yapılarına Göre İsimler
d. İsim-Fiiler

2. Sıfatlar
a. Sıfat Çeşitler
1. Niteleme sıfatları
2. Belirtme sıfatları
a. İşaret sıfatları
b. Sayı sıfatları
c. Soru sıfatları
d. Belirsizlik sıfatları
b. Yapılarına Göre Sıfatlar
1. Basit sıfatlar
2. Türemiş sıfatlar
3. Birleşik sıfatlar
4. Pekiştirilmiş sıfatlar
5. Kelime grubu halindeki sıfatlar
6.Sıfat-Fiiller

3. Zamirler
a. Zamirlerin Cümle İçindeki Görevleri
b.Zamir Çeşitleri
1. Şahıs zamirleri
2. İşaret zamirleri
3. Soru zamirleri
4. Belirsizlik zamirleri
c. Zamirlerin Çekimi
ç. Birleşik zamirler
1. Basit zamirler
2. Birleşik zamirler

4. Zarflar

a. Zarfların Çeşitleri
1. Yön zarfları
2. Zaman zarfları
3. Hal zarfları
4. Azlık-çokluk zarfları
5. Soru zarfları
b. Zarfların Yapısı
1. Basit zarflar
2. Türemiş zarflar
3. Birleşik zarflar
c. Zarf-Fiiller

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Kas 03

A) Varlıklara Verilişlerine Göre Adlar

1- Özel Adlar
2- Tür Adları

B) Varlıkların Oluşlarına Göre Adlar

1- Somut Adlar
2- Soyut Adlar

C) Varlıkların Sayılarına Göre Adlar

1- Tekil Adlar
2- Çoğul Adlar
3- Topluluk Adları

A) Varlıklara Verilişlerine Göre Adlar

1- Özel Adlar: Tek bir varlığı, kavramı tanıtan adlardır.

Örnekler: Oğuz, Türkiye, Afrika, İngilizce, Karabaş, Fırat Üniversitesi… vb.

2- Tür Adları: Aynı türden birçok varlığı, kavramı tanıtan adlardır.

Örnekler: mikrop, göz, kalem, kuş, boya, anne, teyze, süt, toprak, et, kedi, öykü… vb.

Not: Tür adları, geniş anlamda kullanılarak, o türün tamamını anlatabilir:

Örnekler:

  • İnsan, sevgiye muhtaçtır. (tüm insanlar)
  • Et protein yönünden zengindir. (tüm etler)

Not: Tür adları, aynı türden tek varlığı anlatabilir:

Örnekler:

  • Bu roman, bence çok güzel. (belli bir roman)
  • Ağaç, susuzluktan büyümemişti. (belli bir ağaç)

Not: İnsanların hayvanlara verdikleri adlar, özel ad sayılır ve bunların yazımları ona göre yapılır:

Örnek:

Son günlerde Boncuk iyice huysuzlaştı.

B) Varlıkların Oluşlarına Göre Adlar

1- Somut Adlar: Duyularla algılayabildiğimiz, uzay boşluğunda yer kaplayan varlıkların adlarıdır.

Örnekler: hava, ışık, su, koku, ağaç, böcek, insan…

2- Soyut Adlar: Duyularla algılayamadığımız, uzay boşluğunda yer kaplamayan kavramların adlarıdır.

Örnekler: cesaret, vicdan, güzellik, insanlık, rüya, umut…

C) Varlıkların Sayılarına Göre Adlar

1- Tekil Adlar: Çoğul takısı (-ler, -lar) almamış adlardır.

Örnekler: gazete, balık, roman….

2- Çoğul Adlar: Çoğul takısı (-ler, -lar) almış adlardır.

Örnekler: gazeteler, balıklar, romanlar…

3- Topluluk Adları: Biçimce tekil, anlamca çoğul adlardır.

Örnekler: ordu, sürü, çete, alay….

Not: Çoğul eki (-lar, -ler), adlara çoğul anlamı dışında anlamlar da katar:

Örnekler:

  • Mehmetlere gideceğiz. (aile)
  • Bu savaşı Selçuklular kazandı. (soy)
  • İngilizler, ticaretten anlar. (millet)
  • Daha çok Mimar Sinanlar yetiştirmeliyiz. (gibi olanlar)
  • Amerikalarda az dolaşmadık. (abartma)
  • Oğuz Beyler gelmedi mi? (saygı)
  • Akşamları televizyon izliyor. (genellikle)

Adlarda Durum

A) Yalın Durum
B) Belirtme Durumu (İsmin -i Hali)
C) Y]
]>

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Eki 31


Yapılarına Göre Zamirler
1.Basit Zamir:Hiçbir yapım eki almamış,kök halindeki zamirlerdir.
ben o biri kim kaç ne
şey falan çoğu şu bunlar siz

2.Birleşik Zamir:İki kelimenin bir araya gelerek oluşturduğu zamirlerdir.
hiç + bir bir+azı bir+çoğu her+biri
hiç kimse bir+kaçı her+kes her+hangi biri

Cevaplar Alttadır.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Eki 20

ÜNLEMLER

Aniden ortay çıkan duyguların etkisiyle ağızdan bir çırpıda çıkan, bu duyguları daha etkili anlatmaya yarayan kelimelerdir veya sözlerdir.

Bu kelimelerin yanında dilek, emir, tehdit gibi anlamlar taşıyan kelimeler, cümleler ve yansımalar da ünlem değeri kazanabilir.

Bu bakımdan ünlemler ikiye ayrılabilir:

1. ASIL ÜNLEMLER

Asıl görevi ünlem olan kelimelerdir. Başka görevlerde kullanılamazlar. Seslenme veya duygu anlatırlar.

Seslenme Ünlemleri

Ey Türk Gençliği! Hey! Biraz bakar mısın?
Bre melûn! Ne yaptın? Hişt! Buraya gel!
Şşt! Sus bakayım!

Bunların yanında adlar ve özel adlar da seslenme ünlemi olarak kullanılabilir.

Anne! Hemşehrilerim! Tanrım! Mehmet!

Duygu Ünlemleri

Ee, yeter artık! Aa! Bu da ne? Ah, ne yaptım!
Eh! Fena değil. Ay, elim! itme ha!
Hah, şimdi oldu! Hay Allah! Vah zavallı!
Vay sersem! Aman dikkat! Eyvah! Geç kaldım!
İmdat! Boğuluyorum!

2. ÜNLEM DEĞERİ KAZANMIŞ KELİME ve SÖZLER

Anlamlı kelimelerin bazılarına vurgu ve tonlama yoluyla ünlem değeri kazandırılabilir. Bunlar da duygu ya da seslenme anlatır.

Komşular! Babacığım! Simitçi! Çok ilginç!
Ne kadar güzel! Çabuk eve git! Ne olur yardım et! Çık dışarı!

Yansıma kelimelerin hemen hemen tümü ünlem olarak kullanılabilir.

Şır! Çat! Güm! Hav! Miyav! Tıs!

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Eki 20

BAĞLAÇLAR

Tek başına anlamı olmayan, anlamca birbiriyle ilgili cümleleri veya cümlede görevdeş sözcük ve söz öbeklerini bağlamaya yarayan kelimelere bağlaç denir.

açıkçası
ama
ancak
bile
çünkü
dahi
dE
dE…..dE
demek ki
fakat
gene
gerek…gerek(se)
ha……..ha
hâlbuki
hatta
hele
hem
hem de
hem…..hem (de)
ile
ise
ister…..ister(se)
kâh……….kâh
kısacası
ki
lâkin
madem(ki)
nasıl ki
ne var ki
ne yazık ki
ne……ne (de)
nitekim
oysa
oysaki
öyle ki
öyleyse
üstelik
ve
veya
veyahut
ya da
ya….ya (da)
yahut
yalnız
yeter ki
yine
yoksa
zira

Özellikleri

]Edatlardan farkı, zaten var olan anlam ilgilerine dayanarak bağ kurmasıdır. Edatlar ise yeni anlam ilgileri kurarlar.

]Bağlaçların yerine noktalama işaretleri kullanılabilir.

]Bağlaçlar cümleden çıkarılınca anlam bozulmaz, ama daralabilir. Bağlaçlar (ile hariç) önceki ve sonraki kelimeden ayrı yazılır. Bitişik yazılanlar bağlaç değil, ektir.

Eve gittim, fakat onu bulamadım. (bağlaç)
Konuşmak üzere ayağa kalktı. (edat)
Sözlüden yine zayıf almış. (zarf)
Ben de seninle geleceğim. (bağlaç)
Evde rahat çalışamadı. (çekim eki)
Sözde Ermeni soy kırımı (yapım eki)
Sen ki hep çalışmamı isterdin… (bağlaç)
Seninki de lâf işte… (çekim eki)
Evdeki hesap (yapım eki)

BAĞLAÇ ÇEŞİTLERİ

a. Sıralama Bağlaçları

“ve”

Cümleleri, anlam ve görev bakımından benzer veya aynı olan kelimeleri, sözleri ve öğeleri birbirine bağlar.

Duygu ve düşünce bir olmalıdır. özneleri
Köyünü, yaşlı dedesini ve ninesini özlemişti. nesneleri
Şiir ve roman okuma alışkanlığı edinin. nesneleri
Bana baktı ve güldü. cümleleri
Anlatılanları dinliyor ve çocuğa hak veriyordu. cümleleri
Aylarca ve yıllarca sustu. benzer kelimeleri
Binlerce yerli ve yabancı turist geldi. sıfatları

“ve” bağlacı yerine virgül veya “-İp”, “-ErEk” zarf-fiil ekleri de kullanılabilir:

Masaya yaklaştı ve kitabı aldı.
Masaya yaklaştı, kitabı aldı.
Masaya yaklaşıp kitabı aldı.
Masaya yaklaşarak kitabı aldı.

Not: “ve” bağlacından önce noktalama işareti kullanılmaz, bu bağlaçla cümle başlamaz. Çağdaş şiirde söze etki ve çekicilik katmak için kullanılmaktadır, ama doğru değildir.
“ve” bağlacı yerine & işaretini kullanmak son derece yozlaştırıcıdır.

“ile, -lE”

“ve” ile görevleri aynı olmasına rağmen her zaman birbirinin yerine kullanılamazlar. “ile”nin kullanım alanı daha dardır.
“ile” cümleleri birbirine bağlamaz; sadece aynı görevdeki kelimeleri bağlar.

Duygu ile düşünce bir olmalıdır.
Yaşlı dedesi ile ninesini özlemişti.
Edebiyatımızda en çok eser verilen türler şiir ile romandır

Not: Edat olarak kullanılan ve zarf yapan “ile”den farklıdır.

Mehmet ile Ali sinemaya gittiler. (bağlaç)
Mehmet, Ali’yle sinemaya gitti. (edat)
Mehmet heyecanla yerinden kalktı. (edat)

b. Eşdeğerlik Bağlaçları

“ya da, veya, yahut, veyahut”

Aynı değerde olup da birinin tercih edilmesi gereken iki seçenek arasında kullanılırlar.

Biriniz gideceksiniz: Sen ya da kardeşin.
Bisiklet veya motosiklet alacağım.
Sen, ben veya başkası…
Sen olmasan yahut (veyahut) seni görmesem dayanamam.

c. Karşılaştırma Bağlaçları

“ya….ya”

İki seçenek sunulduğunda kullanılır.
Bunlar birbirinin zıttı olabilir
Biri yapılmadığında diğerinin yapılması gerekebilir.

Ya beni de götür ya sen de gitme.
Ya gel ya gelme.
Ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin

“hem…..hem (de)”

Her ikisi de geçerli olan iki durumu anlatır. Bunlar zıt da olabilir, eşdeğer da.

Hem çalışmıyor hem (de) yakınıyorsun.
Hem kitap okuyor hem de müzik dinliyor. Aynı anda

“ne……ne (de)”

]Aynı görevdeki kelimeleri, kelime gruplarını ve öğeleri birbirine bağlar.

Ne şiş yansın ne kebap. özneleri
Gönül ne kahve ister ne kahvehane. nesneleri
Ne İzmir’e gitmiş ve Bursa’ya. dolaylı tümleçleri

]Cümleleri de birbirine bağlar:

Üç yıldır ne bir telefon açtı, ne de bir mektup yazdı.
Onu ne gördüm ne de tanıdım.
Ne aradı ne (de) sordu.
Ne kızı verir, ne de dünürü küstürür.

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur.

]Cümleleri -yapı bakımından olumlu oldukları hâlde- olumsuz yapar. Yüklem olumlu durumdadır.

Ne kendi rahatsız oldu ne de halkı huzursuz etti. (kendisi rahatsız olmadı, halkı da huzursuz etmedi)

Yüklem olumsuz çekimlenirse anlatım bozukluğu meydana gelir.

Ne çay ne kahve içmedi.› “Ne çay içti ne kahve” olmalıydı.

] Zıt anlamlı iki sıfatla birlikte kullanılarak onların arasında bir durum ifade eder.

Dışarıdaki hava ne soğuk ne sıcak.
Yaptığı işe ne kolay ne de zor denebilir.

Not: “Ne zor, ne acı günler yaşadık” örneğinde “ne zor” ve “ne acı” sözleri ayrı ayrı da (biri olmadan) kullanılabileceği için buradaki “ne”ler bağlaç oluşturmaz.

“dE….dE, gerek……gerek, olsun…..olsun, kâh……kâh, ha……ha”

Öğeleri ya da cümleleri birbirine bağlarlar.

Öğretmeni de arkadaşları da onu çok merak ettiler. özneleri bağlamış.
Annesini de babasına da özlemişti. nesneleri bağlamış.
Tatil boyunca dinlenmiş de gezmiş de. yüklemleri bağlamış.
İzmir’e de Aydın’a da uğrayacağız. dolaylı tüml

eçleri
Fizikten de anlamam kimyadan da.
Gerek sen gerek(se) o, güzel çalıştınız.
Gerek baba gerek anne tarafından bir akrabalıkları yok.
Ali olsun, Ahmet olsun, ikisi de çalışkan ve zekîdirler.
Kâh yıkılıyor, kâh kalkıyor, ama yılmıyor.
Ha Ali ha Veli, ne fark eder?

d. Karşıtlık Bağlaçları

“ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki”

“ama, fakat, lâkin” aynı anlamlı bağlaçlardır. “yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki” de bunlara yakın bağlaçlardır.

]“ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki” bağlaçları, aralarında zıtlık bulunan iki ayrı ifadeyi, cümleyi birbirine bağlar.

Çok tembeldi, ama başarılı oldu.
Yemek az, ama doyurucu.
Yerinde ve zamanında konuşmaya dikkat ediyorum, ama bazen yanlış anlaşılıyorum.
Hızlı yürüdü, ancak yetişemedi.
Bu işe başlıyorum, ancak bugün bitiremem.
Hava nemliydi, fakat yağmur yağmıyordu.
Altmış yaşında, kır saçlı; fakat dinç bir adam bağırdı.
Bunları götür, yalnız diğerlerini getirmeyi unutma.

Not: Bir cümle bu bağlaçlardan biriyle başlayabilir. Bu durumda bu bağlaçlar iki bağımsız cümleyi birbirine bağlamış olur..

Ne var ki sanatçıyı bu yüzden eleştirmek doğru olmaz.

] “ne yazık ki” bağlacı çok kötü ve acı sonları bildirir.

İnsanlara hep vefa gösterdi; ne yazık ki kendisi onlardan vefa görmedi.

] “ne var ki” bağlacı çaresizlik ifade eder.

En yüce duyguların tohumları ekildi; ne var ki dünya, insanları kendisine benzetmişti.

]“ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak”, neden, şart, uyarma bildirir

Arkadaşının kalbini kırdı, ama çok pişman oldu.
Bizimle gelmene izin veririz, ama yolda fazla soru sormayacaksın.

] Sadece “ama” bağlacı pekiştirme anlamı katar.

Güzel, ama çok güzel eserler bırakmış atalarımız.

]Yine sadece “ama”, cümle sonunda, dikkat çekmek için kullanılır.

Bak kızarım ama!
Böyle söylersen darılırım ama!

“hiç olmazsa” ve “hiç değilse”

Çarşıdan elimiz boş döndük. Hiç olmazsa iki kaset alsaydık.

“oysa, oysaki, hâlbuki”

Aralarında zıtlık, aykırılık bulunan iki cümleyi “tersine olarak, -dİğİ hâlde” anlamlarıyla birbirine bağlar.

Onu özledim, oysa gideli çok olmadı.
Gelemeyeceğini söyledi, hâlbuki vakti vardı.

Not: Bu bağlaçlar anlam bakımından zıt olmayan cümleler arasında kullanılırsa anlatım bozukluğuna yol açar.

Her zaman birinciydi, oysa çok çalışırdı. (anlatım bozuk)

e. Gerekçe Bağlaçları

“çünkü”

“Şundan dolayı, şu sebeple” anlamlarına gelir.
Neden bildirir.
Eve gittim, çünkü babam çağırmıştı.
Otobüse yetişemedik; çünkü evden geç çıkmıştık.

“madem(ki)”

Madem gelecektin, haber verseydin.

“zira”

“çünkü” anlamında kullanılır.
Allah’a sığın şahs-ı halîmin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir

“yoksa”

Ver diyorum, yoksa yersin dayağı.

“nasıl ki”

Acele etmez, ağırdan alır; nasıl ki bu akşam ağırdan alıyor.

“değil mi ki”

f. Özetleme Bağlaçları

“kısacası, demek ki, açıkçası, öyleyse, yani, özetle, o hâlde, anlaşılıyor ki”

Kısacası kendimizi toparlamalıyız.
Demek ki ülkemiz bunlardan dolayı gelişmiyor.
Açıkçası bu işi istemiyorum.
Öyleyse gidelim arkadaşlar.

g. Pekiştirme Bağlaçları

“bile, dE, hem de, dahi, üstelik, hatta, ayrıca, bundan başka”

Bu bağlaçlardan bazıları bazı durumlarda birbirlerinin yerine kullanılabilirler.

]“bile” kullanılan bir cümle daha önce kullanılmış bir cümlenin ya devamıdır ya da devamı gibi görünür.

Bunu sen bile başarabilirsin.
Bağırsan bile duymaz.
Tembel adam, olur, demiş. Demiş ama yerinden bile kalkmamış.
Hatta parasını bile ödemişti. / Hatta parasını ödemişti bile.
Çölde suyun bir damlası bile değerlidir.

] “bile” yerine “de” veya “dahi” de kullanılabilir.

Bunu sen de başarabilirsin.
Bağırsan da duymaz.
Tembel adam, olur, demiş. Demiş ama yerinden dahi kalkmamış.
Hatta parasını dahi ödemişti. / Hatta parasını ödemişti dahi.
Çölde suyun bir damlası dahi değerlidir.

] “hatta, hem de, ayrıca, üstelik”

Belle, kazmayla, hatta elleriyle kazıdılar.
Gördüm, hatta konuştum da.
Konuşmuyor; üstelik gülmüyor da.
Çalışıyor, hem de sabahtan akşama kadar.

h. “de, ki, ise” bağlaçları

“dE”

] Her zaman kendinden önceki kelimeden ayrı ve de, da şeklinde yazılır; bitiştirilmez, te, ta şeklinde yazılmaz. “ya” ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: “ya da”
Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar.

] Genellikle “dahi, bile, üstelik, hatta” bağlaçlarıyla özdeştir.

Bu soruyu Ali de bildi dahi, bile
Artık gönlümü alsa da önemi yok. dahi, bile

] Cümleleri, aynı görevdeki kelimeleri ve sözleri birbirine bağlar ve değişik anlamlar katar:

Sorsan da söylemem asla

Erzakını hazırla da pikniğe gidelim.
Cümleleri bağlamış, burada pikniğe gitmek için erzak hazırlama şartı var.

Biraz müsaade etsen de işime baksam rica, istek, yalvarma
Büyüyecek de bana bakacak. Küçümseme, alay
Çalışıp da kazanacaksın. şart
Dün bizi bekletti de gelmedi. yakınma
Çalışayım da gör neler yapacağımı. övünme
Düzenli çalıştı da başarılı oldu. için, neden-sonuç
Koşsan da yetişemezsin. değişmezlik

Bütün yıl okumamış da şimdi kitap kurdu oluverdi.
Zıt anlamlı cümleler arasına girmiş.

] Tekrarlanan kelimelerin arasına girerek anlamı güçlendirir:

Ev de ev olsa bari küçümseme
Çalış da çalış… abartma

] “ama” bağlacının yerine kullanılabilir; cümleleri ve öğeleri birbirine bağlayabilir:

Hızlı hızlı koştu da yetişemedi. cümleleri bağlamış

] Edattan ve zarftan sonra gelerek anlamı pekiştirebilir:

O kadar da soğuk değil.
Böyle davranmanız hiç de iyi olmadı.

“ki”

Sadece “ki” biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.

]Anlam bakımından birbiriyle ilgili cümleleri birbirine bağlar.

Bir şey biliyor ki konuşuyor. (sebep-sonuç)
Baktım ki gitmiş. (şaşkınlık)
Ancak ne yazık ki böyle olmadı.

]Birisinden alıntı yapılacağı zaman kullanılır.

Atatürk diyor ki: … (açıklama)

]Özneyle veya tümleçlerle ilgili açıklama yapılacağı zaman kullanılır. Bazen “ki” ile başlayan bu açıklama iki kısa çizgi arasında verilir.

Ben ki hep sizin için çalıştım. (pekiştirme)
Siz ki beni tanırsınız, neden böyle düşünüyorsunuz?
O yerden -ki herkes kaçar- sen de kaç.

]”ki” kullanılan bazı cümlelerin “ki”den sonraki kısmı söylenmez.

Sınavı kazanabilir miyim ki… (kuşku)
Bu adama güvenilmez ki! (yakınma)
Acaba çocuğa kızarlar mı ki? (endişe)

]Tekrar edilen kelimeler arasında kullanılır.

Adam belâ ki ne belâ…

]Abartma anlamı katar.

Bugün öyle yorgunum ki…

]Bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.

Belki, çünkü (burada ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.

“ise”

Karşılaştırma ilgisi kurar, karşıtlığı güçlendirir.

Yağmur yağıyor, evim ise çok uzakta. (bağlaç)
Adam konuşuyor, çocuksa hep susuyordu. (bağlaç)

Ek-fiilin şart çekimiyle karıştırılabilir.

Çocuk başarılıysa sınıfını geçer. (ek-fiilin şartı)

YAPI BAKIMINDAN BAĞLAÇLAR

1. Basit Bağlaçlar

Ek almamış (kök hâlindeki) bağlaçlardır. ve, ile, de, fakat, eğer…

2. Türemiş Bağlaçlar

Yapım eki almış bağlaçlardır. kısaca, yalnız, üstelik…

3. Birleşik Bağlaçlar

Birden fazla kelimeden oluşurlar ve bitişik yazılırlar. yoksa, hâlbuki…

4. Öbekleşmiş Bağlaçlar

Birden fazla kelimeden oluşur ve ayrı yazılırlar. ya da, ne var ki, hem de…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Eki 20

EDATLAR

Tek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelere edat denir.

Bazı dil bilgisi kitapları bağlaçları, edatları ve ünlemleri bir araya getirerek edatlar başlığı altında şu şekilde sınıflandırır:
Bağlama edatları bağlaçlar
Son çekim edatları edatlar
Ünlem edatları ünlemler

Özellikleri ve Örnekler

  • Türkçede isimler ve fiiller anlamlı kelimelerdir. Edatlar ise tek başlarına anlam ifade etmezler; ancak cümlede anlam kazanır veya sadece diğer kelimelere anlam katarlar.

�için, kadar, -E kadar, gibi, göre, ile, üzere, yalnız, -E karşı, sanki, ancak, -dEn beri, -E doğru�

  • Kelimeler arasında çeşitli anlam ilişkileri kurduğu için edatlara yardımcı kelimeler de denir.

Ders çalışmak için odasına çekildi. (amaç)
Kurt gibi acıkmıştım. (benzerlik)

  • Edatlar önceki kelimeyle sonraki kelime arsında anlam ilgisi kurar. Bağlaçtan ve zarflardan farkı, yeni bir anlam ilgisi koruyor olmasıdır.

Sözlüden yine zayıf almış. (zarf)
Eve gittim, fakat onu bulamadım. (bağlaç)
Konuşmak üzere ayağa kalktı. (edat)

  • Edatlar cümleden çıkarılınca cümlenin anlamında bir eksiklik, daralma veya bozulma olur.

Güneş gibi başı göklere erdi. �edat çıkarılınca� Güneş başı göklere erdi.

  • Tek başlarına kullanamazlar. Başka kelimelerle birleşerek sıfat ya da zarf görevli öbekler oluştururlar.

Dağ gibi adam yok oldu gitti. (sıfat öbeği)
Sen de benin kadar çalışsan… (zarf öbeği)

  • Tek başlarına iken isim, sıfat, zarf, bağlaç olarak kullanılabilir. Bu durumda edat olmaktan çıkar:

Karşı köyde akrabaları vardı. ( sıfat)
Derenin karşısına geçtik. (ad)
Her söylenene karşı çıkıyor. (birleşik fiilde isim)
Bana doğruyu söyle. (isim)
Doğru söze ne denir? (sıfat)
Lütfen doğru oturun. (zarf)
Beride bir adam duruyor. ( isim)
Beri taraf oldukça dikenli. (sıfat)
Biraz beri gel. (zarf)
Bir ömür boyu yalnız yaşadı. ( zarf)
Biz bu dünyada hep yalnızız. (isim)
Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. ( sıfat)
Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz. (bağlaç)

  • Bazı edatlar sadece hâl ekleri ile birlikte kullanılırlar. Bazıları da üzerlerine ek alabilirler:

-e kadar, -e doğru, -den beri
bu kadarını, senin gibisi

  • Cümlede veya isim tamlamasında isim görevi alabilir; ek-fiil alarak yüklem olabilir.

Bu paranın ne kadarı sizin? (iyelik eki almış, isim gibi kullanılmış, nesne olmuş)
Her şey bıraktığım gibiydi. (ek-fiilin �di�li geçmiş zaman çekimi ile isim gibi kullanılmış, yüklem olmuş)

  • Edat grupları (edat ve edattan önceki kelimenin oluşturduğu kelime grubu) cümlede çoğunlukla zarf veya edat tümleci olur.

Sabaha kadar ders çalıştık. (zarf tümleci)
Eve doğru yürüdüm. (edat tümleci)

BAŞLICA EDATLAR



�ile�

  • �Araç, alet, neden, zaman, birliktelik� ilgisi kurar.

Ankara�ya uçakla giderler. (araç)
Bizi boş vaatlerle kandırdılar. (araç)
Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu. (beraberlik)
Arabanın gürültüsüyle irkildi. (neden)
Baharla birlikte leylekler de geldi. (zaman)

  • �-le� şeklinde bitişik de yazılabilir.

Çocuk ile�çocukla
Araba ile�arabayla

  • �ne ile, kiminle� sorularına cevap verir.

Sözünüzü balla kesiyorum. (araç)
Yar ile sohbet ne güzel. (birliktelik)

Not: �ile� kelimesi �ve� gibi kullanılırsa bağlaç olur.
Bir kola ile simit aldım. (kola ve simit)

Soyut bir kelimeyle öbekleşirse edat değil �durum zarfı� olur.

Öfkeyle kalkan zararla oturur. (nasıl, öfkeli ve zararlı)
Sevinçle boynuma sarıldı. (nasıl, sevinçli bir hâlde, durum zarfı)

�gibi�

Benzetme edatlarındandır.
Yalın hâldeki kelimelerle birlikte kullanılır.
Benzetme, eşitlik anlamları katar.

  • Birlikte kullanıldığı kelime ile birlikte sıfat, zarf ve isim olabilir.

Adamın demir gibi bileği vardı. (sıfat, benzetme)
Kurşunlar, yağmur gibi yağıyordu. (zarf, benzetme)
Uyandığı gibi yataktan fırladı. (zarf, anında, zaman anlamı katmış)

  • İsim veya zarf gibi kullanıldığında cümle öğeleri oluşturur. Bu durumda ek alabilir.

O anda utançtan ölecek gibiydi. (isim, yüklem)
Onun gibisi nerede bulunur? (isim, özne)

  • Bu edatın yerini bazı ekler alabilir:

Şöyle garip bencileyin. (benim gibi)
Kadın bir gülüşü vardır onun. (kadın gibi)

�sanki�

  • Benzetme edatıdır.

�san� ve �ki�nin birleşiminden oluşmuştur.

  • Bu edatı bulunduran cümlelerde �sanmak, zannetmek� anlamları vardır.
  • �benzetme, uyarı, sözüm ona, sözde, inanmama� anlamları katar.

Sanki gece olmuş. Gibi, öyle zannedersin
Biri kapıyı çalıyor sanki. gibi, öyle zannediliyor
Sanki bütün kabahat benim. sö

zde, inanmama, öyle zannediliyor
Aldın da ne kazandın sanki? uyarı, ne kazandığını sanıyorsun?
Gelseydi ne olurdu sanki? ne olacağını sanıyordu ki?
Sanki bu da mı güzel? Öyle mi sanıyorsun?
Kısa öyküde daha başarılı sanki öyle gibi.

Not:sanki� edatıyla �gibi� edatı bir arada kullanılırsa anlatım bozukluğu ortaya çıkar:

Sanki beni dövecek gibiydi. (yanlış)
�Beni dövecek gibiydi.� ya da �Sanki beni dövecekti.�

�kadar, -E kadar�

Benzetme edatlarındandır.
Yalın hâldeki veya �E yönelme eki almış kelimelerle kullanılır.
�kadar� şeklinde kullanıldığında üzerine ek alabilir.

  • Karşılaştırma, benzerlik, eşitlik, yaklaşıklık, ölçü� anlamları katar.

Biz de onlar kadar başarılıyız. (eşitlik, benzerlik, ölçüsünde)
Gül kadar güzelsin. (benzerlik)
Mektubu okuyunca köyünü görmüş kadar sevindi. (gibi)
Bir ton kadar kömür almış (ölçü, aşağı yukarı)
Yüz kadar asker evin önünden geçti. (ölçü, aşağı yukarı)

  • Birlikte kullanıldığı kelimeyle isim, sıfat ya da zarf oluşturur.

Biz bu kadarına da alışığız. (isim)
İçmiş kadar olduk. (zarf)
Ne kadar güçlü bir adam… (zarf)
Evin deniz kadar havuzu var. (sıfat)

  • Ad tamlamasında ad (tamlanan) olarak da kullanılabilir.

Vefasızlığın bu kadarını da görmemiştim. (isim, ad tamlamasında tamlanan)

  • �kadar� kelimesi zarf tümleci de yapar, edat tümleci de:

Dershaneye kadar gidelim. (edat tümleci)
Akşama kadar çalıştık. (değin anlamında, zarf tümleci)

�için�

-�Amaç, neden, özgülük, görelik, karşılık� bildirir.

-�Hakkında, nedeniyle, yüzünden, maksadıyla� anlamlarını ifade eder.

-Yalın hâldeki ya da iyelik eki almış kelimelerle birlikte kullanılır.

-İsim olarak kullanıldığında üzerine ek alabilir.

  • Bu edatla kurulan söz öbekleri, cümlede genellikle edat tümleci olarak kullanılır.

Çalışmak için başvurdu. (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)
Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir. (sınavı kazanmanın şartı)
Sıkıldığı için dışarı çıktı. (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)
Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgülük)
Bu iş için kaç lira ödedin? (karşılık)
Senin için sorun yok tabi. (görelik)
Bizim için ne diyorlar? (hakkımızda)
Sizin için üç kişilik yer ayrıldı. (aitlik)
Tüm bu hazırlıklar bizim içindi. (isim, yüklem)
Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar. (amaç, özne)

  • �-E� yönelme hâl eki ve �üzere�, �-E göre�, �diye� edatları bazı durumlarda bu edatın yerini tutabilir:

Bu ayakkabıyı babam için aldım � babama aldım.
Uyumak için odasına çekildi�uyumak üzere
Senin için iyi bir gündü�sana göre
Ne için söyledin sanki?�ne diye

�üzere, üzre�

  • Amaç, koşul, zamanda yakınlık, gibilik� anlamları katar.

Sorunu halletmek üzere gidiyorum. (amaç, için)
Kitabı yarın vermek üzere alabilirsin. (şartıyla, koşul)
On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı. (için, amaç)
Acele edin, güneş batmak üzere. (zamanda yakınlık)
Konuştuğumuz üzere yarın buluşacağım. (gibilik)

  • Bu edatın üzerine ek gelebilir:

Tam da yola çıkmak üzereydik.

E göre�

Yönelme hâl ekiyle birlikte kullanılır, yani bu eki almış kelimelerden sonra gelir.
Kendi üzerine de ek alabilir.

  • Görelik, uygunluk, yönünden, bakımından ve karşılaştırma� anlamları katar.

Başbakana göre enflâsyon düşük. (açısından)
Ayağını yorganına göre uzat. (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)
Allah dağına göre kış verir. (uygunluk)
Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş. (bakılırsa, yönünden)
Siz bana göre daha gençsiniz. (karşılaştırma)
Kemal, Hasan�a göre daha uzundu. (karşılaştırma)
Bana göre ayakkabınız var mı? (uygunluk)

  • �-cE� eki bu edatın yerini tutabilir.

Bence bu iş burada biter. (bana göre)

�karşı�

  • �-E� yönelme hâl ekiyle kullanılarak �için, hakkında, yönelme, ilgili olma� anlamları katar.

Edebiyata karşı ilgim vardı. (hakkında, yönelik)
Denize karşı bir balkonu var. (yönelik)

  • Zaman bildiren kelimelere eklenip �doğru, sularında� anlamları katar ve zarf öbeği oluşturur.

Yağmur sabaha karşı yeniden başlamıştı. (doğru)
Sabaha karşı uyuyabildim. (zarf öbeği)

Not: �karşı� kelimesi isim ve sıfat olarak kullanılabilir; birleşik fiil yapabilir.
Karşı köyde akrabaları vardı. (sıfat)
Derenin karşısına geçtik. (ad)
Her söylenene karşı çıkıyor. (birleşik fiil)
�diye�
Amaç ve neden ilgileri kurar.
Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)
Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden)
�doğru�

  • Yönelme eki ile birlikte kullanılarak yön bildirir.

Ormana doğru yürüdük.
Bana doğru bakıyor.

  • Zamanda yakınlık bildirerek zarf öbeği de oluşturur.

Akşama doğru geldiler. (zarf

öbeği)

  • Ad, sıfat ve zarf da olabilir. Bu durumlarda edat değildir.

Bana doğruyu söyle. isim
Doğru söze ne denir? sıfat
Lütfen doğru oturun. zarf

�dolayı, ötürü�

  • Ayrılma hâl ekiyle birlikte neden ilgisi kurar.

Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.
Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.

  • �-den� ekiyle de aynı anlam sağlanır.

Sıkıldığımdan dışarı çıktım.
�karşın, rağmen �
Yönelme ekiyle birlikte karşıtlık ilgisi kurar.
Çok uğraşmama karşın başaramadım.
Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu.
�beri�

  • �-dEn� ayrılma hâl ekiyle birlikte eylemin başlangıç yerini ve zamanını belirler.

Dün akşamdan beri görülmedi.
Okuldan beri hiç susmadı.
Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar.
Kar, sabahtan beri yağıyor.

  • �beri� kelimesi ad, sıfat, zarf da olabilir. Bu durumda edat değildir.

Beride bir adam duruyor.
Beri taraf oldukça dikenli.
Biraz beri gel.

�yalnız�

İsim, sıfat, zarf ve bağlaç olarak kullanılabilen bu kelime �sadece, bir tek� anlamına gelmek şartıyla edat olarak da kullanılabilir. Bu yönüyle diğer kelime türlerinden ayırt edilebilir.

Bir ömür boyu yalnız yaşadı. (tek başına, zarf)
Biz bu dünyada hep yalnızız. (tek başına, isim)
Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. (tek, sıfat)
Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz. (ama, bağlaç)
Cebinde yalnız yol parası vardı. (sadece, edat)
Beni yalnız sen anlarsın. (sadece, bir tek)

�ancak�

�yalnız, sadece, özgülük, sınırlandırma, olsa olsa� anlamları katar.

Seni ancak ebediyyetler eder istiab (sadece)
Onu ancak para ilgilendirir. (sadece, bir tek)
Bu işten ancak Hasan Usta anlar. (sadece)
Bu kömür ancak üç ay yeter. (en fazla, olsa olsa)
Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler. (belki, ihtimal)

�değil�

İsim cümlelerinin yüklemini olumsuzlaştırır.
Yolumu kesen bu değildi.

Olumsuz eylem cümlelerini olumlu; olumluları da olumsuz yapar:
Bu haberi duymamış değiliz. duymuşuz
Bu haberi duymuş değiliz. duymamışız

�mi�

-Soru edatıdır.
-Farklı anlam ilgileri kurar.
-Ek alabilir.

Babanız İstanbul�dan döndü mü? soru
Onu gördüm mü sinirleniyorum. zaman
Sıcak mı sıcak bir havaydı. pekiştirme
Çalıştın mı her şeyi başarırsın. koşul

EDAT İLE BAĞLACIN KARIŞTIRILMAMASI

1. Edatlar cümlenin bir öğesi olurken, bağlaçlar bir öğe özelliği göstermez. (Öğe içinde yer alabilirler). Sabaha karşı eve gelmişlerdi. (Edat-Zarf Tümleci) / Kitapları ve defterleri çantasına koydu. (Nesne) (�Ve� bağlacı nesneleri birbirine bağlamıştır.)

2. �İle, yalnız, ancak� gibi kelimeler hem edat hem bağlaç görevinde kullanılabilir. Cümle içindeki anlamı bu nedenle önemlidir. Ayrıca şu pratik yolla bu kelimelerin edat mı, bağlaç mı olduğunu anlayabiliriz:

� �İle� yerine �ve� getirilebiliyorsa; �ile� bağlaçtır. Defter ile kalemi çantaya koydum. / Arkadaşları ile konuşmuyordu. (Birincisinde �ve� gelebildiği için bağlaç; ikincisinde �ve� kullanılamadığı için edattır.)
� �Yalnız, ancak� kelimeleri yerine �ama� bağlacı getirilebiliyorsa, bu kelimeler bağlaçtır. �Sadece� kelimesi getirilebilirse bu kelimeler edat olur. Almak isterim ancak param kalmadı. / Bu işi ancak sen yapabilirsin.

3. Edatlar cümleden atılamaz. Cümle anlamsızlaşır. Bağlaçlar cümleden çıkartılınca cümlenin anlamı daralsa da cümle anlamsızlaşmaz.

Senin gibisini görmedim. / Senin görmedim. (Cümle anlamsızlaştı. Bu nedenle �gibi� edattır.) Koştum ama yetişemedim. / Koştum yetişemedim. (Cümle anlamını pek kaybetmedi. Bu nedenle �ama� bağlaçtır.) DİKKAT! Bu özellik her zaman için geçerli olmayabilir…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Eki 20

2. Zaman Zarfları

Fiillerin anlamını zaman yönünden tamamlayan zarflardır.
Özellikleri ve Örnekler

  • Fiile (veya zarfı olduğu başka kelimelere) sorulan �ne zaman�, �ne kadar süre� sorusuna cevap verir.
  • Zaman zarfları, zarf olarak kullanılan çeşitli zaman isimleridir.
  • Çekimsizdirler. İsim çekim ekleri alırlarsa zarf olmaktan çıkarlar.
  • Başlıcaları şunlardır:

�dün, bugün, yarın, şimdi, gece, gündüz, güpegündüz, gündüz gözüne, cuma günü, haftaya, önceki gün, akşam, sabah, akşamleyin, sabahleyin, az önce, geç, iki gün, iki saat, on dakika, iki günde, iki saatte, uzun süre, uzun zaman, biz gelmeden, demin, henüz, hâlâ, daha, gene, yine, artık, sonra, evvelâ, daima, hep, henüz, hemen, geceleri, sabahları, önceden, ayda bir, buraya gelmeden, anlatırken, yaşarken …�

Az önce gitmişti.
Sonra uğrarsınız.
Henüz işimiz bitmedi.
Artık buralara gelmeyeceğim.
Yarın geleceklermiş.
Okulu gelecek sene bitireceğim.
Kâmil dün akşam telefon etti.
Ayda bir uğrar buralara.
Toplantı iki saat sürdü.
İnsanların vefasızlığını geç anladım.

  • �-leyin� eki sınırlı sayıda zaman zarfı yapar:

sabahleyin, akşamleyin…

  • �-lErİ� eki zaman isimlerine gelerek -iyelik anlamı taşımaksızın- �her � anlamı katacak şekilde zaman zarfı yapar:

sabahları, akşamları, önceleri, ikindileri…

  • �-İn� eki de zaman isimlerine gelerek zaman zarfı yapar:

yazın, kışın, ilkin, güzün…

  • �-E, -dE, -dEn� ekleri ve bu eklerle birlikte bazı edatlar zaman zarfı yapar:

Yola çıktık; akşama geliriz sanırım.
Bayramlarda bütün aile bir araya toplanır.
Azıklarınızı geceden hazırlamıştım.

  • Edat barındıran ve fiilin başlangıç ve bitiş zamanını bildiren zarflar edat tümleci olarak da değerlendirilebilir.

Sabahtan beri burada bekliyoruz.
Akşama kadar geri döner misin?
Günlerden beri yağmur yağıyordu.
Kar akşama kadar yağabilir.

  • Zaman anlamı taşıyan zarf-fiiller ve zarf-fiil grupları da zaman zarfı olarak kullanılır:

Buraya gelmeden haber verin.
Bizi karşısında görünce şaşırdı.
Yaşadıklarını anlatırken gözleri yaşardır.
İstanbul�a geleli iki yıl oldu.

3. Yön Zarfları

Yalın hâlde kullanılarak fiilin yönünü (failin yöneldiği yeri) belirten zarflardır:
Özellikleri

  • Çoğu ��Erİ� ekiyle yapılmıştır.

�ileri, geri, beri, doğru, içeri, dışarı, aşağı, yukarı.�

JBu zarflar eksiz kullanılır. Yönelme, bulunma, ayrılma hâl ekleri getirilirse dolaylı tümleç olur. Hâliyle isim olarak kullanılmış olur. Aynı kelimeler sıfat olarak da kullanılabilir.

Ahmet içeriye girdi. (isim; dolaylı tümleç)
İlerisi çok güzel. (isim; özne)
İleri ülkeler daha demokratiktir. (sıfat)
Doğru söz, aşağı yol, yukarı kat, geri hatlar… (sıfat)

Örnekler
Arkadaşlar, içeri girer misiniz?

Sesi duyar duymaz aşağı indim.

Dışarı çıkmak için uğraşıyordu.
Arabayı biraz daha ileri park et.

Beri gel, barışalım.

Bu yoldan geri dönülmez.

Düşmana doğru ilerlediler.

4. Miktar Zarfları

Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ya da başka zarfların anlamlarını ölçü yönünden tamamlayan, artıran, azaltan zarflardır.
�en, daha, pek, çok, az, biraz, kadar, denli, gibi, fazla…�

Özellikleri ve Örnekler:

  • Fiile veya sıfata sorulan �ne kadar?� sorusunun cevabıdır.
  • Kendilerinden önceki ya da sonraki kelimeyle birlikte söze eşitlik, üstünlük, en üstünlük, aşırılık, karşılaştırma anlamları katar.

Benim kadar çalışırsan başarılı olursun. (eşitlik)
O da babası gibi yürüyor. (eşitlik, benzerlik)
Cennet kadar güzeldi vatanımız. (eşitlik, benzerlik)
Bu kadar çok çalışmak niye. (eşitlik)
Beş dakika kadar dinlenelim. (eşitlik, yaklaşıklık)
Yemeği biraz fazlaca yemişim. (biraz: eşitlik; fazlaca: aşırılık)
Ayakkabısı azıcık dar geliyormuş. (eşitlik, aza yakın)
Düne göre azıcık iyileşmiş. (eşitlik, aza yakın)

  • �en� kelimesi aşırılık, en üstünlük anlamı verir:

En yakın arkadaşı benim. (en üstünlük; sıfattan önce)
En çok çalışan canlı karıncadır. (en üstünlük, zarftan önce)

  • �daha� kelimesi karşılaştırma, üstünlük anlamları katar.

O senden daha çabuk bitirdi. (üstünlük; zarftan önce)
Daha güzel bir araba aldı. (üstünlük; sıfattan önce)

Not: �daha� kelimesi zaman ve �başka� anlamı da katabilir. �bir� kelimesiyle birlikte yineleme zarfı olur:
Songül daha telefon etmedi. (zaman zarfı, henüz anlamında)
Buralara bir daha gelebilir miyiz? Yineleme zarfı
Hepsini aldınız, daha ne istiyorsunuz? (�başka� anlamında)

  • �çokça, çok, pek çok, çok az, gayet, fazla, fazlaca, epey� kelimeleri aşırılık anlamı katar.

Bugünlerde çok az uyuyor.
Gayet çalışkan bir insandı.
Dergiyi çıkarmak için epey çalıştık.
Adem pek akıllı bir çocuktur.
Fazla okuyor, gözleri bozulacak.

  • �eksik, seyrek, sık� kelimeleri işin ne kadar sıklıkla yapıldığını belirtir:

Bugünlerde sık görüşüyoruz.
Parayı iki milyon eksik vermiş.
Eskisi gibi değil; seyrek uğruyor.

  • �aşağı yukarı, şöyle böyle� ikilemeleri �yaklaşık� anlamı katar.

Bursa�da aşağı yukarı bir ay kaldık.
Ankara�ya geleli şöyle böyle 9 yıl oldu.

5. Soru Zarfları

Eylemin anlamını soru yoluyla belirten zarflardır, daha doğrusu diğer zarfları ve cümledeki zarf tümlecini bulmaya yarayan soru kelimeleridir.
Özellikleri ve Örnekler

  • Diğer zarf çeşitlerinin çoğunun soru şekli vardır.

�ne zaman, ne kadar, nasıl, niçin, ne diye, ne, ne biçim, nice, ne denli�

  • Soru cümlesi yapar:

Akşam eve kaçta gelirsin?
O nasıl konuşuyor öyle?
Siz ne biçim konuşuyorsunuz?
Daha ne kadar bekleyeceğiz?
Niçin bunları bana veriyorsun?
Bu saate ne gezip duruyorsunuz?
İşleri ne zaman bitireceksiniz?
]İçinde soru zarfı bulunan bütün cümleler soru cümlesi değildir:
Eve kaçta geleceğimi şimdiden söyleyemem.
Ne iyi insanlar bunlar…
Ne güzel söyledi.

6. Gösterme Zarfı

Bunu her dil bilgisi kitabı ayrı bir zarf olarak almaz. �işte� kelimesiyle yapılır.
İşte şimdi geliyorum.
Bak işte dinliyorum.

B. Zarflarda Pekiştirme

Genellikle pekiştirme sıfatlarıyla ve ikilemelerle yapılır. Pekiştirmeli isimler de vardır ve onlar da zarf olarak kullanılır.

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.
Yüzü soğuktan mosmor olmuştu.
Yağmurda sırılsıklam ıslandılar.
Güpegündüz nereye gidiyorsun?
Soğuktan tortop yatıyor.
Evrakları paramparça mı getirecektin?

C. Yapı Bakımından Zarflar

Yapı bakımından zarflar basit, türemiş, birleşik ve öbekleşmiş olmak üzere dörde ayrılır.

1. Basit Zarflar
Kök hâlinde olan, ek almamış zarflardır: �yarın, gece, geç, dün, pek, az, fazla, sık, iyi, çok, hiç, sabah, akşam, henüz…�

2. Türemiş Zarflar
Yapım ekiyle veya yapım eki gibi kullanılmış bazı çekim ekleriyle yapılmış zarflardır: �sabırlı, aylarca, önce, dostça, sınıfça, yiğitçesine, erken, sabahleyin, kışın, ilkin, ileri, soğuk, içeri, dışarı, aptalca, mosmor, sanıyorum, kaçta, koşarak, okumadan, gelince, şimdilerde…�

3. Birleşik Zarflar
Birden fazla kelimenin bir araya gelip kaynaşarak oluşturdukları zarflardır: �bugün, biraz, böyle, şöyle, birdenbire, niçin, ilk önce, nasıl…�

4. Öbekleşmiş Zarflar
Birden fazla kelimenin farklı yollarla (ikileme, edat grubu, zarf-fiil grubu) bir araya gelerek oluşturdukları zarflardır: �hemen hemen, gece gündüz, er geç, ikide bir, aşağı yukarı, hemen şimdi, kırk yılda bir, öğleden sonra, arada sırada, yana doğru, az çok, -den sonra, -e dek, bazı bazı, şöyle böyle, üç aşağı beş yukarı, doğru dürüst, okuma sırasında, geldiği zaman..

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:


Eğitim ve Ögretim Sınava Hazırlık
guncel haberci bugunneleroldu Dilekçe Örnekleri