ZİYA PAŞA 1825-1880
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
1-)Terki-bent divan şiiri nazım şekillerindendir divan şiirinde bakinin kanunu sultan Süleyman mersiyesi Bağdatlı ruhinin terkib-i benti önemli örneklerdir.
2-)Ziya paşa döneminde sanat ve politika alanında yapılması gereken yenilikler için çalışmıştır.
3-)Şair şiirinde insanların daha iyi özgür yaşamaları için özlemlerini dile getirmiştir.
4-)Zulme haksızlığa baskıya karşı tahammülü olmayan şair şiirinde bu tür kişiler için çok ağır bir dil kullanmıştır.
Ziya paşa 1825 yılında istanbulda doğdu. Babası galata gümrüğü katiplerinden Erzurumlu Fahrettin efendidir.İlk tahsilini Beyazıt rüştiye mektebinde yaptı.Çocukluğunda aşık garip, aşık kerem,aşık ömer, gevheri gibi saz şairlerinin şiirlerini okudu.Daha sonra öze öğretmenlerden Arapça Farsça dersleri aldı.
Gençlik dönemi sadaret mektubi kaleminde memurlukla geçti bir süre sonra ercümen-i şuarayı oluşturan divan şairleri arasına katıldı bu arada yazdığı şiirleriyle dikkat çekti 30 yaşlarında büyük reşit paşanın himayesine girerek sarayda mağbeyn katipliğine atandı zekası ve çalışkanlığı sayesinde sultan abdul azizin sevgisini kazandı padişahın özel sohbetlerinde bulundu gizli olatak siyasi faaliyetlerde bulunduğu ali ve fuat paşalarla arası açılan ziya paşa zaptiye nezareri müsteşarlığına tain edilerek saraydan uzaklaştırıldı ali ve fuat paşaların siyasetini ince alaylarla eleştirerek padişahın gözüne girmeye çalışmış olsada başarılı olamadı meşrutiyet rejimini savunan ve gizli olarak kurulan yeni Osmanlılar cemiyetine girdi.
1867 yılında Kıbrıs mütesarıflığına tain edilince Namık kemal ile birlikte avrupaya kaçtı.Avrupadayken istibdat rejimi ve ali paşayı ağır bir dille eleştirdi ali paşanın ölümünden sonra 1872 de abdul aziz tarafından affedildi yurda dönünce icra cemiyeti reisliğine tain edildi 2.abdul hamid padişah olduktan sonra vezir rutbesiyle Suriye valiliğine gönderildi 3 buçuk ay sonra konyaya daha sonrada adana valiliğine atandı 1880 yılında sirozdan öldü mezarı adanada ulu camii avlusundadır ziya paşanın şiirleri eski tarzdandır bunların arasında dönemin idarecilerine yönelik hiciv şiirleri dikkat çekicidir zafername başkasının ağzından ali paşa için yazılmıştır kaside tahmis ve şerh olmak üzere 3 bölümden oluşan zafername nazım nesir karışık olarak yazılmıştır nesirlerinde ileri sürdüğü fikirlerle tanzimattan sonraki yeni edebiyatının kurucularından biri olmuştur. Tercümeleriyle edebiyatımızın yenileşmesine ve batılaşmasına yardım etmiştir. Molierenin tartufe adlı komedisini hece ölçüsüyle ve sade bir dille Türkçeye çevirmiştir.
Başlıca eserleri şiir ve inşa makaleler zafername harabat eş’ar-ı ziya arz-ı hal rüya veraset mektupları
TERCÜMELERİ: Endülüs tarihi engisizyon tarihi emil, Tartüffe.
TERKİB-İ BENT
1-Bir katre içen çeşme-i pür-hün-ı fenedan
Başın alamaz bir dahi baran-ı beladan
2-asude olam dersen eğer gelme cihana
Meydana düşen kurtulamaz seng-i kazadan
3-sabit-kadem ol merkez-i memun-ı adalet
Vareste olup daire-i havf u recadan
4-Dursun kef-i hükmünde terazü-yı adalet
Havfın var ise mahkeme-i ruz-ı cezadan
5-Her kimi arar buy-ı vefa tab-ı beşerde
Benzer ana kim devlet umar zıll-ı hümadan
6-Bi baht olanın bağına bir katresi düşmez
Baran yerine dürr-i Güher yağsa semadan
7-Erbab-ı kemali çekemez nakıs olanlar
Rencide olur dide-i huffaş ziyadan
8-Her akile bir dert bu alemde mukarrer
Rahat yaşamış varmı güruh-ı ukaladan
9-İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez
Zira bu terazü o kadar sikleti çekmez
GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE
1-Kötülüğün kan dolu çeşmesinden içen bir damla içen yokluk fikrine dalan bir daha bu dünyanın bela yağmurlarından başını kurtaramaz.
2-Eğer mutlu olayım dersen bu dünyaya gelme çünkü dünyaya gelen kaza taşlarından kurtulamaz.
3-Hoşnutluğun huzuru içinde korku ve başkalarına yakarma çemberinden sıyrılarak özü sözü doğru ol.
4-öbür dünyada ceza günü sorgulamasından korkun varsa hükmünün avucunda adalet terazisi bulunsun.
5-her kim yaratılışından vefa duygusu ararsa Hüma kuşunun gölgesinden saadet ikbal arayana benzer.
6-eğer gökten yağmur yerine inci, mücevher yağsa bunlardan bir tanesi bile bahtsız kişilerin bağına düşmez.
7-nasıl yarasanın gözü ışığa tahammül edemezse kusurlu insanlar da olguluğa ermiş kişileri çekemezler.
8-akılcı hareket eden her kişi bu dünyada bir takım sıkıntılarla karşılaşır. Acaba akıllı kişilerden rahat yaşamış olan var mı?
9-bu küçük akıl o yüce anlamı çözmeye kavramaya yetmez çünkü bu terazi o kadar ağırlığı çekmez.
DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI
1.Beyitler divan şiiri anlayışından hangi yönleriyle ayrılmaktadır?
2.Beyitlerden hareketle ziya paşanın söyleyiş özelliklerini bulunuz?
3.Ziya paşanın beyitlerindeki düşünceler günümüzde de geçerlimidir?
4.Ziya paşanın bazı beyitlerde karamsarlık içinde olduğu görülüyor şairi bu ruh haline sürükleyen sosyal ve siyasi sebepler nelerdir?
5.Ziya paşanın beyitlerinden bazıları atasözü halinde halk arasında yayılacak kadar sevilmiştir.sizce bunun sebebi nedir?
NAMIK KEMAL (1840–1888)
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
1.Türk toplumu Tanzimat la birlikte batı kültürünün etkisinde kalmıştır. Batılaşma ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
2.Tanzimat dönemi Türk edebiyatını hazırlayan tarihsel ve sosyal koşulları tartışınız.
4.Namık KEMALİN ilk şiirleri divan şiiri tarzındadır bu şiirler onun gerçek kişiliğini yansıtmaz Namık Kemale vatan şairi özelliğini kazandıran şiirleri şekilde eski özde yeni olanlardır
21 Aralık 1840 da Tekirdağ da doğdu. Sekiz yaşında iken annesi öldü dedesi Abdullatif Paşa tarafından büyütüldü. Dedesinin memuriyeti dolayısıyla düzenli bir öğrenim görmedi ÖZEL öğretmenlerin yardımıyla Arapça, Farsçayı öğrendi. Din tasavvuf ve edebiyat bilgileri öğrendi. Dedesinin dostlarından olan Şair Eşref paşa onun şiire ilgisini görüp kendisine Namık mahlasını vererek şiir yazma arzusunu arttırdı. Bir zaman sonra Babıâli TERCÜMAN ODASINA kâtip tahin edildi. Bu sıralarda Şinasi ile tanıştı. Kısa zamanda Fransızcayı öğrendi. Tasvir-i Efkâr gazetesinde yazmaya başladı. Memleket konuları üzerine yazdığı ateşli makaleleri ile tanınarak dönemin aydınları tarafından çok sevildi. Meşrutiyeti kurmak için gizli faaliyetlerde buluna yeni Osmanlılar cemiyetine üye oldu. Hükümeti eleştiren yazılar yazdı. Bu durumdan rahatsız olan hükümet Namık kemali Erzurum a vali muavini tayin etti Bu göreve gitmeyerek ziya paşa ile Avrupa ya kaçtı. SULTAN ABDÜL AZİZ Tarafından genel af ilan edilmesi üzerine İstanbul a döndü. NAMIK KEMAL hürriyet Had ika ve ibret gazetelerinde vatan, hürriyet ve meşrutiyetle ilgili düşüncelerini yazdı. Vatan yahut silis tre piyesinin temsili sırasında meydana gelen olaylar yüzünden Magasoya sürgün edilir.1873 I.meşrutiyetin ilan edilmesiyle birlikte çıkarılan aftan yararlanarak İstanbul a döner.
Ziya paşa ile kanun-i Esasiyi hazırlanacak komisyonda yer alır. Sultan II. ABDÜLHAMİT TİN1877OSMANLI –RUS HARBİNİ bahane ederek meclis-i mebus an-ı kapatmasından sonra midilli adasında oturmaya mecbur t
utulur. Daha sonra Rodos ve sakız a kaymakam tahin edilir. 2 Aralık 1888 sakız adasında ölür. Vasiyeti üzerine naşı bol ayır a nakledilir. MANIK KEMAL MEŞRUTİYET rejiminin kurulması milletin kalkınması ülkü edinmiş bir vatan şairidir. Edebiyatı bu ülküsüne araç yaptı. Eserlerinde, vatan, özgürlük, meşrutiyeti bağımsızlık gibi konuları işleyen NAMIK KEMAL sanat toplum içindir. Görüşünü savundu. Roman ve tiyatroda romantizm akımının etkisinde kaldı.
BAŞLICA ESERLERİ:
Makale:MAKALAT –I SİYASİYE VE EDEBİYE
TİYATRO: Vatan yahut silistre gül Nihal akif paşa zavallı çocuk kara bela celalleddin harzem şah
ROMAN: İntibah Cezmi
ELEŞTİRİ: Tahrib-i harabat mes prisons muahaze namesi irfan paşaya mektup rüya
TARİH: Evrak-ı perişan kanije muhasarası Osmanlı tarihi devr-i istila Barika-i zafer dir.
HÜRRİYET KASİDESİ
1-Görüp ahkamı astrı mün harif sıdku selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükümetten
2-Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
Mürüvvetmend olan mazluma elçekmez ianetten
3-Vücudun kim hamir-i maiyesi hak-i vatandır
Negam rah-ı vatanda çak olursa cevrü mihnetten
4-Muinü zalimin dünyada erbap-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi- insafa hizmetten
5-Nedendir halkta tül-ü hayata bunca rağbetler,
Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten!
6-Durur ahkam-ı nusret ittihad-ı kalb-ı millete
Çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten
7-Eder tedvir-i alem bir mekinin kuvve-i azmi,
Cihan titrer sebat-ı pay-i erbab-ı metanetten.
8-Ne gam pür-ateş-i hevl olsada gavga-yı hürriyet
Kaçar mı merd olan bir can meydan-ı gayretten
9-Kemend-i can güdazı ejder i kahr olsa celladın
Müreccahtır yine bin kere zincir esaretten
10-Ne efsünkar imişsin ah ey didar-ı hürriyet
Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten.
GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE
1-Zamanın değer yargılarını doğruluktan ve selametten sapmış görerek hükmet kapısından şeref ve saadetle çekildik.
2-Kendini insan bilen halka hizmet etmekten usanmaz ve iyilik sever olan mazluma yardımdan el çekmez.
3-Vücudun mayasının hamuru vatan toprağıdır vatan yolunda sıkıntı ve eziyetten parçalansa bile üzülmez.
4-Dünyada zalimin yardımcısı alçak kimselerdir insafsız avcıya hizmet etmekten zevk alan köpektir.
5-Halkta uzun ömüre bu kadar rabet nedendir emaneti çok saklamaktan insana ne fayda vardır bilmem.
6-Başarının bütün sırrı milletin gönül birliğindedir ve halkın birbirine aykırı düşüncelerin çarpışmasından olumlu sonuçlar çıkar.
7-Bir yöneticinin kararlılığı dünyayı idare eder yılmaz insanların ayak diremesinden cihan titrer.
8-Hürriyet kavgası korku ateşiyle dolu olsada hiç önemli değil mert olan bir can için gayret meydanından vatanı hizmetten kaçarmı.
9-Cellatın can alan ipi kahredici yılanda olsa esaret zincirinden bir kere daha üstündür.
10-Ah ey hürriyetin güzel yüzü sen ne büyüleyiciymişsin gerçi esaretten kurtulduk ama şimdide senin aşkının esiri olduk.
DEĞERLENDİRME SORULARI
1-Beyitlerde işlenen temel düşünceler hangi tarihi değerleri ortaya çıkarmaktadır?
2-Namık kemal in şiirindeki üslubunu belirten eserlerden biride hürriyet kasidesidir şair hürriyet kasidesinde nasıl bir üslup kullanmıştır?
3-Hürriyet kasidesinin hangi beyitlerinde birlik beraberlik ve demokrasi ile ilgili kavramlar üzerinde durulmuştur.
4-Hürriyet kasidesi hangi duyguları dile getirmek için yazılmıştır?
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
1.TANZİMAT döneminde ilk edebi roman özelliğini taşıyan eserler Namık kemalin intibaadır.
Cezmi ise ilk tarihi romanımızdır.
2.Roman çeşitleri içerisinde tarihi romanlar önemli yer tutar. Tarihi roman okumanın tarih bilgimize katkısı nedir?
3.insanlar tarihi bilgiler edinmek için tarihi romanlar okurlar bu romanlar günümüzde ne tür bir değer taşımaktadırlar?
CEZMİ
CEZMİ ata iyi binen silahı iyi kullanan iyi şiir yazan İstanbul yöresinde tımar sahibi yiğit bir sipahidir Osmanlı ordusu ile birlikte İran a karşı savaşan kırım ordusu komutanı ve kırım kamgayı adil giray ile tanışır. İranlılarla yapılan savaşta adil giray tutsak düşer Tebriz e götürülür. Şahın karısı şehriyar adil giray a âşık olur fakat karşılık göremez bu arada şahın kız kardeşi Perihan ile adil giray birbirlerini ilk görüşte severler. Sünni olan Perihan ile adil giray İran tahtını Şiilerin elinden kurtarmak konusunda anlaşılır. Böylece hükümet değiştirilecek adil giray hükümdar olup Perihan la evlenecektir. Bunun sonucunda ıranda yönetim Sünnilerin eline geçecek ve Osmanlı imparatorluğu ile barış yapılacaktır. Bu işi yapmak için becerikli bir adam gerekmektedir. Adil giray in aklına Cezmi gelir. Mektup yazarak onu İran a çağırır.
Derviş kılığında bir adam vezire arzuhal vererek yapılan planı bildirir. Yine aynı adam koruyucu kıyafetini giyerek şehriyar a adil giray ile Perihan arasındaki aşkı haber verir. Şehriyar adil girayla Perihan in aşkımı kıskanır. Adil girayı ve Perihan öldürtmek için vezirle birlikte plan yapar. Tesadüfen adil giray Perihan ve Cezmi aynı günde kaçmaya karar verir.
Şehriyar onlara hareket etmek için adil girayın köşküne gider bu sırada Perihan ile adil giray ı öldürme işini üzerine almış olan Şii korucular bahçeye girer. Silah seslerini duyan şehriyar telaşla köşkten fırlar korucular şehriyarın adil girayın yanından çıktığını onu kovalarlar ve şahın odasında yakalayıp öldürürler sonra adil girayın köşküne hücum ederler Perihan da elinde kılıçla adil girayın yardımına koşar. Birlikte yüzlerce korucuya karşı savaşırlar sonunda ikilide ölürler.
AŞAĞIDAKİ PARÇADA PERİHAN İLE ADİL GİRAYIN KORUCULARLA KILIÇ KILICA DÖVÜŞMESİ TASVİR EDİLMEKTEDİR.
Vatka ki şehzadeler tenha kaldılar kan görmüş bir çift aslan gibi birbirlerine zahir ve müdafaayı bütün terk ederek haşaratın üzerine savletler göstermeye başladılar. Silah kullanmakta olan maharetli cihetiyle düşmandan la-Akal iki adam tepelenmedikçe vücutlarına bir yara dokundurma ihtimalleri yoktur. Yirmi dakikadan ziyade uğraştılar bir iki kere muhacimleri odadan dışarı uğrattılar fakat erazil kühsara çarpan dalgalar gibi geri çekildikçe savletlerine bir kat daha dehşet vererek avdet ederlerdi adil giray Perihan hın
Ötesinden berisinden seyelan eden kanları görünce vekaar-i merdanesini bütün kaybederek Saitlerde mühatabaya tenezzül etti. Bu masume şahınızın hemşerisidir. Siz hakkını nimetini böyle mi gözetirsiniz diyecek oldu Perihan hemen lakırdısını keserek sus han zadem bu köpekler hakkı nimeti veli nimeti de
Ekmek gibi kesilir. Yenir bir şey zannederler bunlara muhataba bizlere yakışmaz dedi nazarı o sırada kapının önüne gelen Rüstem hana taalük etti ah üzerimize sarılan ejderin başı gözümüzün önünde duruyor biz halen kimlerle uğraşıyoruz diyerek hanı tepelemek için kapıya doğru uğradı.O zamana kadar perihanın öteden beri gönüllerde bıraktığı nüfüzun tesiri ile üzerine bir yed-raşedar ile silah çeken korucular serdarlarını tehlikede görünce meslek gayretini ve bir dereceye kadar mücazat-ı atiye korkusuyla bütün bütün havf-ü insafı kaldırdılar perihanın sol memesinin altından ağırca yaraladılar bi çare kız cerihasının tesiri takat güdazıyla vücudunu idareden aciz kalarak ağır birkaç adım geri çekildi adil girayın ayakları ucuna devrildi korucular halin dehşeti ile birkaç dk beht içinde durduktan sonra şahlarının hemşerisini mem
at halinde ve düşmandan aldıkları esiri yine hayatta bulunduğunu düşündüler serapa gazab serapa tehevvür kesildiler kati sahnesinin bir azmi hun harene ile adil giraya birkaç taraftan hücum eylediler bi çare Perihan ruhi sanisinin canı gibi mehlekede bulunduğunu görünce ne kadar asarı hayat kalmış ise bir yere topladı yerinden davrandığı yaralı arslan gibi savleti mukavemet şikenane ile kahri adaya başladı adil giray ise maşukasında gördüğü ateşi hamiyetin tesiri ile bütün bir barikayi celalet kesilerek vaktiyle her bir 50 60 kişiye mukabil olan tatar kahramanlarının nesli necib-i olduğunu tamamıyla ispat eyledi şöyleki iki şehzade birkaç yerlerinden mecruh oldukları halde ayaklarının ucuna 10 15 kadar korucunun laşesini serdiler Rüstem han telefatın tekez sürü ile bütün bir lehebi gazap kesilerek kılıçla uğraşır durursunuz tüfeklerinizi hani düşmana saklıyorsunuz ateş etsenize diye feryada başladı koruyucular vakanın hevl-garabetini munzam olan can korkusu ile düştükleri gefletten mütennepbih oldular iki bi çarenin üzerine 50 60 tüfek birden boşaltarak ikisinde bir anda şehit ettiler sadece yaralanmış olan Cezmi perihanla adil girayı aynı mezara gömer yarasından akan kanla mezar taşına manzum bir yazıt yazar ve yine derviş kılığına girerek ordan uzaklaşır.
DEĞERLENDİRME SORULARI
1-Namık kemal vatan ve Milet uğruna kendine adamış kahramanları anlatır eserin kahramanı Cezmi ile Namık kemal arasında nasıl bir bağ kurabilirsiniz.
2-Cezmi romanı 16. yy daki iran savaşlarını konu alır 188 yy da zayıflamış parçalanmak olmak üzere olan Osmanlı devleti zamanında bu eserin yazılma amacı ne olabilir.
3-Halk hikayeleri ile Tanzimat döneminde yazılmış romanları karşılaştırınız.
4-Romanın dil ve anlatım özelliklerinden bilgi veriniz.
ŞAİR EVLENMESİ
Memletimizde eskiden beri meddah karagöz ve orta oyunu gibi tiyatroya benzer çalışmalar yapılmakla beraber tanzimattan önceki edebiyatımızda batılı anlmada tiyatro eseri yoktu Şinasi AVRUPADAN YAZILAN tiyatro eserlerini örnek alarak şair evlenmesini adlı eserini edebiyatımıza kaznadırdı.bu eser batılı anlamda yazılan tiyatronun ilk örneğidir
şair müştak sevdiği bir kızla nikahlanmış düğün gecesi karşısına yaşlı bir kız çıkarılarak nikahlısını bu olduğu söylenmiştir.müştak bey kabul etmeyince gürültü çıkmış imam çağırtılmıştır.ve mahaleli düğün evine toplamıştır.
ALTINCI FIKRA
Müştak bey- ziba dudu -habbe kadın ebüllakla batak ese mahaleli
EBÜLLAKLAKA-sanki bir telaş beni uykudan kaldırıp getirmenin ne manası var?orta oyununa çıkar gibi bakın şu kayafetime ayıp gürültünüz ne oluyor.
ZİBA DUDU-amanın efendim güveyi olacak şu herif istiye istiye aldığı hanımı şimdi istemiyor bütün saçını başını yoldu o şöyle dursun yenge kadınla bana söylemediği bi edepsizlik kalmadı.size nakletmeğe utanıyorum.
EBÜLLAKLAKA-VAY MNAMUSSUZ VAY!
MAHALLELİ-vay namussuz vay!
MÜŞTAK BEY-efendim kerem ediniz bendenizde bildiğim kadar hakikatı size anlatayım.
EBULLAKLAKA-sen sus sefil kadın ninen gibi bi çare hatun yalanmı söyleyecek?
ZİBA DUDU-Bu kızı mutlaka almalıdır.
EBULLAKLAKA-ALMALI YA! almassa ırzına leke sürmüş olacak öyle dğilmi komşular.
MAHALLELİ-HAYHAY!
MÜŞTAK BEY-alamam efendim bunda bir yanlışlık var zira bana nikah ettiğiniz.Kız bu dğildir bunu küçüğüdür.ben onu isterim
EBULLAKLAKA-hayır sana nikah ettiğimiz büyük kızdır.
MÜŞTAK BEY-DEĞİLDİR!
EBULLAKLAKA-VAY SEN BENİDE YALANCI ÇIKARIYORSUN ha!! bune yüzsüzlüktür!!
BATAK ESE-Efendi bilirmisinizki ben onun daha nelerini bilürün.durun size diyiveryim bekçi olduğumdan içun geceleri mahalle dolanırken çat çat sokak ortasında irast geliyon
bir kere kendiciğine nereden geliyon diye soracak oldun.ban ne garşuluk varse eyü? taratordan geliyon de mesün mü?bu beni masharlığa almak değil de ne demektir.bakın şu ahmağa!!
MÜŞTAK BEY-vay!! ferasetli adam vay!!
BATAK ESE-Frus adlı adam sensin ulan hayvan ban kotü ilaf söyleyip durma şimdi sana fan fin demeyi gösreririm…
EBULLAKLAKA-Bu herif hem edepsiz hem deli!
BATAK ESE-benim aklıma galursa hem hapishaneye goymalı hem tımarhaneye!!!!!!
EBULLAKLAKA-Bana danışırsanız herşeyden evvel edepsiz ilamını alalımda bir daha mahalleye oturturmayalım.Artık istemeyiz.
MAHALLELİ-istemeyiz!!!!!!!!!
YEDİNCİ FIKRA
ATAK KÖSE-(ARKASINDA KÜFE BİR ELİNDE KÜREK VE BİR ELİNDE SÜPÜRGE İLE İSTEMEYÜZ)
HİKMET EFENDİ-atak kösenin arkasından yetişerek Ne istemiyorsunuz.
ATAK KÖSE-BEN NE BİLEYİM!!! mahalleli istemeyüz diyor ben de öyle diorum elbette onların böyle demelrine hak vardır.
HİKMET EFENDİ-AY MAHALLELİNİN NEDEN HAKKI VARMIŞ!!!!
ATAK KÖSE-hakkı olduğunu pek yahuz bilürun amma bak doğrusu neden hakkı olduğunu bilmem…
HİKMET EFENDİ-ÖYLE İSE BİLMEDİĞİN şeye neden karışıyorssun!!!!!
ATAK KÖSE-VAY NİYE KARIŞMAM!!!!! BEN DE BU MAHALLENİN GALBUR ÜSTÜNE GELENLERİNDEN DEĞİLMİYİM?
HİKMET EFENDİ-SEN KİM OLUYORSUN??
ATAK KÖSE-DAHA SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLEMİYOMUSUN???
HİKMET EFENDİ-HAYIR!!!!
ATAK KÖSE-ÖYLEYSE SEN bilmediğini niye soruyorsun?hay cahil hay şimdi tutpta anlatacakmıyım!!! ki ben deheeeey öteki mahallede kiracıyım
ve bu mahallde sürpüntü başıyın diye ………..
HİKMET EFENDİ-hay şaşkın hay!!!!
ATAK KÖSE-seninde aklın olsaydı benim gibi şaşkın olurdun..ne varmış?? haydi oradan sürüver bakayım
EBULLAKLAKA-MÜŞTAK BEYİ GÖSTEREREK vay sen şunun gibi bir kabahatliye sabahat ediyorsun yaaa!!!! sen onun gibi cezaya müstehaksın…
HİKMET EFENDİ-AMAN EFENDİM BEN KENDİ KABAHATİMİ ANLADIM!!!!ama onun kabahati ne oluyor anlamdım….
EBULLAKLAKA-daha ne olsun?? kendine nikah ettiğin kızı istemiyorda onun küçüğünü istiyor..bu ne demektir.
HİKMET EFENDİ-efendim gazaplanmayınız küçük kızı senden isteriz
BATAK ESE-EFENDİ NEDİR O RÜŞVETMİ ALIYORSUNUZ????
EBULLAKLAKA-ben öyle şeymi kanul ederim istemem yen cebime ko !!!!!
ATAK KÖSE-gizlice yan cebime ko diyosun!!!!!
EBULLAKLAKA-haşa sümme haşa!!! eğer ben paraya elimi sürdüysem ellerim kırılsın!!!
HİKMET EFENDİ-aman efendim hakikat her neyse layıkıyke meydana çıkarın şanınıza düşeni işleyin,,
EBULLAKLAKA-böyle kibarena yol ile meranızı ifade başvurunuzdan gömlümdeki hiddet gitti.yerine merhamet geldi..yahu mahalleli ben bu işte başka bir türlü bir hakkaniyet görmeye başladım zira sonradan hatırıma bir şey geldi…
MAHALLELİ-nedir o???
EBULLAKLAKA-HANİ NİKAHINI KIYDIĞIM BÜYÜK KIZDIR DİYE DEMİNDEN İKRAR ETMİŞTİM YAA!!!!
MAHALLELİ-ÖYLE YA!!!!
EBULLAKLAKA-FAKAT büyük demekten muradım yaşta büyük değildir boyda büyük demek manasıdır.zira büyük kız ırk yaşını geçmiş olduğu halde damat beyin dengi olamaz işte benim bildiğim bukadardır her bir zamanda ve her mekanda öyle doğrucusuna şahadet ederim…..
BATAK ESE-siz buncalayın dil ile ikrar ettikten sonra ilk tastık ederiz
MAHALLELİ-HAY! HAY!
EBULLAKLAKA-yenge kadın boyda büyük yaşta küçük olan asıl hanımı getir kendi elimle damat beye teslim edeyim bir daha yanlışlık olmasın daha başka bir yanlış olmuş şeyler varsa söyleyin onları daha hasbice düzelteyim zira bu makule hayırlı hizmette bulunmayı kemdimse büyük iftihar ederim.
BATAK ESE-BEY EFENDİ DEMİNDEN DEDİĞİM İLAFLARIN HEPİCİĞİ ŞAGA İÇUNDU. Sizi gabavetiniz
Vaktinde güldürüp eğlendirmek iste yudum.
ATAK KÖSE-efendim tövbe olsun bir daha mahallelinin süprüntüsünden
başka bir işine karışırsam. Adam değilim
DEĞERLENDİRME SORULARI
1-VERİLEN METİNDE GELENEKSEL TÜRK TİYATROSUNUN MEDDAH KARAGÖZ ORTA OYUNU ÖZELLİKLERİNE RASTLIYORMUSUNUZ?
2-Tipleri temsil ettikleri çevreyi yansıtabiliyorlar mı? İnceleyiniz.
3-Eser hangi sosyal sorunu ele almaktadatır? Yazara katılıyor musunuz? Niçin?
4-Tiyatroda üç birlik kuralı nedir? Araştırınız?
AHMET VEFİK PAŞA (1823–1891)
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
1-DİL bakımından oldukça sade olan aşağıdaki eserde konuşma dili başarıyla uygulanmıştır.
2-ZORAKİ TABİP komedi türünde yazılmıştır. İnsanların ve olayların gülünç yanlarını otaya koyan tiyatrolara komedi denir. Bu eserler aynı zamanda insanı düşündürür.
3-üç perdeden meydana gelen zoraki tabip Ahmet Vefik paşa tarafından MOLİEREN İN ESERİNDEN TİRKÇEYE UYARLANMIŞIR.
4-Adaptasyon nedir? Çeviri nedir? Araştırınız.
3 Temmuz 1823 ta istanbulda doğdu iyi bir eğitim alarak yetişti. faranzızcayı küçük yaşta öğrendi.1837 tercüme odasında memurluğa başladı. Elçilik görevinde ve devlet kurumlarında çok çalıştı.1877 ilk mebus an meclisi reisi oldu. Rütbesi vezirliğe çıkarıldı. Kendisine paşa denilmeye başlandı 1879 da bursa valiliğine gönderildi. Burada bir tiyatro binası kurdu.2 Nisan 1891 de öldü.
1882 den sonra ölüme kadar dokuz yıl boyunca kendini tamamıyla bilim ve edebiyata veren Ahmet vefik paşa asıl başarısını edebiyat dalında göstermiştir. Edebiyat alanında molieren in yaptığı çevirilerle ün kazanmıştır. Bunların bir kısmı uyarlama bir kısmı çeviridir özellikle molierenin komedilerini uyarlamada büyük başarı sağlamıştır. anadolu Türkçesinde sözcükleri ilk defa o toplamıştır. Tiyatro edebiyatımızın ve sahne hayatımızın gelişmesinde çok büyük hizmetleri vardır. Avrupa taklitçiliğine büyük şiddetle karşı çıkmıştır. Benim evime TÜRK malından başka şey giremez diyen Ahmet vefik paşa her alanda kendi benliğimiz dönmemizi istemiştir. Geleneklerimize sıkı sıkıya bağlı kalmıştır. Tanzimat döneminde milliyetçilik ve Türkçülük akımının en büyük temsilcisi olmuştur. Ülkemizde dil tarih ve folklor çalışmalarında yeni bir çığır açmıştır.
Bursa valisiyken yaptırdığı tiyatro binasında kendi çevirdiği ve uyarladığı piyesleri oynatmış halka tiyatro zevkini aşılamaya çalışmıştır. Bunu için Ahmet vefik paşa Türk tiyatrosunun kurucusu sayılmaktadır.
BAŞLICA ESERLERİ.
HİKMET-İ TARİH 1863. ŞECERE-İ TÜRK.1864. FEZLEKE-İ TARİH-İ OSMANÎ 1869 TELEMAK LEHÇE-İ OSMANÎ
MOLİEREDEN ÇEVİRİ ESERLER-İNFİAL-İ AŞK DUDU KUŞLARI KOCALAR MEKTEBİ TARTÜF OKUMUŞ KADINLAR.
ADAPTE ESERLER-ZOR NİKÂHI ZORAKİ TABİP TABİBİB-İ AŞK DEKBAZLIK MERALA AZARYA
ZORAKİ TABİP
İvaz ailesinin geçimini odunculukla sağlamaktadır her söylediği sözün doğru olduğunu düşüncesindedir. Yapacakları işlerde eşi selime ile inatlaşmaktadır. Selime ivazın bu inadından bıktığı için belanı bulasın diye beddua eder bunu üzerine ivaz eşi selim eydi döver selime de bunun acısını çıkarmak ister.
ÜÇÜNCÜ MECLİS
SELİME (YALNIZ)
SELİME- SENGİT ama senin ne kadar yüzüne gülsem kinimi unutamam bana vurduğu dayağın cezasında bir hile bulmaya içerim yanar. Kadın kısmı yapacağını bilir. Bak ben hainin nasıl ciğerini yakayım bana ettiği cefanın intikamını alayım.
DÖRDÜNCÜ MECLİS
KORKUT-HİMMET-SELİME
HİMMET-AMAN İBRABBİM ama ters işe bulaştık bilmem ki nafile ne doluştuk?
KORKUT-babalık efendimizin emridir. Elbet emrini tutmalı bir de kızının iyi olması ikimize de dokunur.
Efendimizin evladır. İyi olursa bir ayak evvel düğün olur bize çok faidesi eser ona talip olan bahşayiş ağa cömert adamdır. Bir de danış çelebi var ki kız onu ister. Ama babası vermez.
SELİME-acep intikamımı almaya bir dubara bulamaz mıyım?
HİMMET-ama neyine lazım hekimler hep pusulayı şaşırdı. Cevap verdi kızının derdine derman arayıp batır.
KORKUT-ey araya her şeyin ilacı bulunur hamda olmadık yerde bereket doğar.
SELİME-ah nasıl olursa olsun intikam almalıyım şu dayağı hazmedemiyorum hamda aman af buyurun efendilerim! Sizi görmemişimdim başımda bir dert tutar onun çaresini düşünüyorum.
KORKUT-bu âlemde herkesin bir derdi var bizim de aradığımız var ah keşke bulabilsek!
SELİME-ACABA SİZE BİR YARDIMIM OLUR MU?
KORKUT-olabilir ya biz bir marifetli adam bir hastalık anlar arif kişi arıyoruz ağamızın bir kızı var hastalıktan dili tutuldu hekimler derdine derman bulamadı ona baskında bir çare etsin bazı adamlar vardır ki esrar bilirler bazı acayip ilaçlar kullanırlar ki kimsenin yapamadığını onlar o ilaçla tesir ederler işte böyle marifet sahibi bir kişi ararız.
SELİME-işte benim ip kaçkınından acımı çalarmaya bir neve zemin bulundu aradığınızı benden size daha iyi delalet eden yoktur doğrusu hayret verir bir kişidir.
KORKUT-aman kerem ediniz acaba nerde bulabiliriz
SELİME-hekim oldun mu keser gözüm?
KORKUT-belki ilaçlık nebatat müfredat toplar eğlenir demek istersiniz
SELİME-hayır bu böyle acayip adamdır odun kesmeyi sever meraklı titiz kavgacı heriftir ki hekim olduğunu görseniz bir türlü bilemezsiniz kıyafeti yakışmaz halde kendi cahil gibi görünür. İlimi saklar tababete olan garip hünerini icra etmekten her gün kaçar bir özge adamdır.
KORKUT-ne acayiptir ki hep büyük adamların birer merakı olur faziletlerine biraz da cin et emaresi karışır.
SELİME-bunu deliliği zannından ileridir. Zira dayak yemedikçe hünerini ikrar etmez hemen inkâr eder haberiniz olsun ki onunla başa çıkamazsınız eğer bir kere kurarsa elinize birer değnek alınız onu iyi bir ıslata dövmedikçe marifetini gizler asla itiraf etmez bize tabipliği iktiza ettiği zamanlar ona öyle ederiz.
KORKUT-bir garip delilik!
SELİME-evet deliliktir ama sonunda görürsünüz ki garip hünerler gösterir.
KORKUT-ADI NEDİR?
SELİME-ivaz ama rast gelseniz kolay tanırsınız bir koca kara sakalı vardır.boynu sarıdır.esvabı yeşille sarıdır.
HİMMET-yeşille sarı o bizim veleytin papağanları gibi deyi versenize
KORKUT-Ama canım bu bir gerçek dediğiniz derecede öyle hazık kamil mi?
SELİME-aman ne buyurursunuz efendim!o adamın adeta kerametleri görülmüştür.altı ay vardır bir hasta kadını sair tabipler ümidi kesmiştir.boşlamışlardı altı saat ölü sandılar mezara gömmeye hazırlandılar kadının oğlu bu hekimi döve zorla getirdi birde efendim baktı etti kadının ağzına bir damla bilmem ne kodu hemendir kadın yataktan fırlayıp doğru mutfağa koştu.
HİMMET-VAY ANAM VAY!
KORKUT-BELKİ İKSİR-İ HAKİKİ VERDİ.
SELİME-BELKİ DE ha üç hafta yoktur ki komşunun çocuğu kuleden düştü başı kolları bacakları kırıldı bizim hekimi getirdiler döve döve kendinin yaptığı bir merhemle tekmil vücudunu yağladı çocuk sıçrayıp ayağa kalktı.köşe kapmaca oyununa gitti.
HİMMET-vay imanın işte böyle adam bize lazım hay gidi.
KORKUT-lüftunuz var olsun bizim imdadımıza yetişiniz.
SELİME-ama dediğimi unutmayınız ha ele birer sopa alınız
HİMMET-gözüm sizin umurumuz herifin ilacı dayak değil mi ben bilirim kazın ayağını.
KORKUT-aman haydi gidelim ne mutlu başımıza ki şu haberi aldık hayırdır inşallah ha işte bir ses çalındı kulağımı
İvaz ı kurulukta bulurlar tabip olmadığını
söylese de dayakla kabul ettirirler ve Hamza ağanın ayağına getirirler konuşmalarıyla hasta kız nur dil i güldürür.nur dil kendisini sevdiği dan dan iş bey e vermedikleri için konuşmama hilesine başvurmuştur.dan dan iş beyle görüşen ivaz nur dil ile dan dan iş beyin kaçmasını sağlar Hamza Bey bunu öğrenince ivaz ı nidam edilmesini ister bu arda iş bey annesinin ölümüyle tüm mirasının kendine kaldığını söyleyerek nurdu i babası Hamza Bey den ister Hamza Bey razı olur ivaz idamdan kurtulur eşiyle buluşurlar .
DEĞERLENDİRME SORULARI
1-eserde işlenen dayak olayı hakkındaki düşüncelerinizi günümüz anlayışına göre belirtiniz.
2-yazarın söyleyiş özelliklerini metinden yararlanarak belirleyiniz
GAZETECİLİK
Tanzimat dönemi gazeteciliği edebi çalışmalarla çok yakından ilgilidir.Gazeteler edebiyat dergilerinden önce çıkmaya başladıklarından ilk edebi yazılar da gazetelerde yayımlanır.basın hayatı resmi bir gazete olan takvim-i 1831 ile başlar Tanzimat tın ilanından sonra yarı resmi ceride-i havadis 1840 devam eder özel Türk gazeteciliği ise 1860 agah efendi ile İbrahim şinasının çıkardıkları tercüman-ı ahval ile başlar Şinasi daha sonra tasvir-i efkar-ı çıkarır 1865 ta NAMIK KEMAL e bırakılan bu gazete 1867 de RECAİZADE MAHMUT EKREM tarafından yayımlanır ali Süavi 1866 da istanbulda yönettiği muhbiri avrupaya kaçtıktan sonra londrada çıkarmya devam eder ziya paşa 1868 de londrada Namık kemal ile birlikte kurduğu hürriyei 1869 ibreti çıkarmaya başlar Ahmet mitat devir bedir gazetelerini sonra tercümanı hakikatı çıkarır.Basın hayatına Şemsettin sami 1866 da sabah 1878 de tercümanı şark gazeteleriyle 1880 de hafta dergisini çıkarmak suretiyle katılır.Dönemin diğer tanınmış gazeteleri olarak hadika sıraç mecmuai ebu ziya basiret İstanbul vakit sayılabilir bu dönemde sayıları 60 ı bulan gazete ile 100 ü aşan edebiyat fikir ve sanat dergilerini kültürel ve politik alanda gelişmeye değişmeye önemli katkıları olmuştur makale fıkra deneme ve haber gibi batılı yazı türleri sayesinde edebiyatımıza kazandırılmıştır.
1.BÖLÜM:Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı
AHMET MİTHAT EFENDİ (1844 – 1912)
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
1. Ahmet Mithat Efendi, eserlerinde halkın anlayabileceği sade bir dil kullanılmıştır. Romanlarını romantik düşler ve rastlantılarla süsleyerek okuyucusuna masal-hikaye şeklinde sunar.Amacı geniş halk kitlesine seslenmektir.Bu yönüyle Hace-i Evvel (İlk öğretmen) olarak bilinir.
2. Eserlerinde ilkel inanışları ve adetleri eleştirilmiştir.Günümüzde bu tür batıl inançlar var mıdır?Arkadaşlarınızla paylaşınız.
Ahmet Mithat 1844 yılında İstanbul’da doğmuştur.Orta halli bir ailenin çocuğudur. Memur olan ağabeyinin yanına giderek Niş rüştiye mektebinde okudu. Rusçuk’ta bulunduğu sırada Tuna valisi olan Mithat paşa tarafından korunmuştur. Vilayet gazetesinde yazar olarak çalışmıştır. Daha sonra İstanbul’a gelerek açtığı matbaada kendi eserlerini bastırdı. 1873’te Rodos’a sürülür. Üç yıl sonra tekrar İstanbul2a döner. İstibdathükümetiyle iyi ilişkilerde bulunur. Devlet matbaası müdürlüğünde ve çeşitli memurluluklarda bulunur. Maaş almadan çalıştığı Darüşşafaka!da, nöbetçi olduğu bir gece, kalp kirizinden ölür (28 Aralık 1912). Fatih türbesi yakınlarına defnedilmiştir.
Ahmet Mithat Efendi, kavgacı ve ihtilalci olmaktan ziyade bir hizmet adamıdır. Döönemin popüler yazarı olarak bilinir. Eserleri halkın eğitimi, bilgilenmesi için yazmıştır. Roman, hikaye ve oyun gibi değişik türlerde eserler verilmiştir. Çok sayıda eser vermesi eserlerinin sanat yanınıolumsuz yönde etkilemiştir. Teknik ve üslup bakımından basit olan eserleri dil sadeliği ve tasvirler bakımından önemlidir. Hayatını kalemiyle kazanan ilk yazarımızdır. Eğlendirerek öğretmeyi amaç edinmiştir. Eserlerinde okurlarına ahlaki rehberlik yaparak iyiyi, kötüyü, doğruyu yanlışı iyice belirtmiştir. Eserlerindeki kahramanlarıniyilerini cezalandırmıştır.
İlk eserleri romantik özellikler taşır. Daha sonraki eserlerinde natüralist özellikler görülür. Ahmet Mithat Efendi gazeteci olarak da dikkati çeker. Çıkardığı gazetelerin baskı, dizgi, tashih ve yazarlık gibi işlerini kendisi yapmıştır.
Başlıca eserleri:
Hikaye:Kıssadan Hisse, Letaif-i Rivayet.
Roman:Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Felatun Bey ile Rakım Efendi,Paris’te Bir Türk, Dürdane Hanım,Jön Türk…
Oyun:Eyvah,Çerkez Özdenler,Ahz-ı Far,Çengi.
Cevaplar Alttadır.

Yorumlarınızdan…